hacettepe serüvenimin başlaması nedeniyle bir buçuk yıldır ikamet etmekte olduğum, ülkemizin başkenti, soğuk ve karanlık şehirdir ankara.
Türkiyemizin başkenti olan şehridir.
Türkiye cumhuriyeti nin başkenti. Ankara nın başkent olması ile birlikte meydana gelen ekonomik, kültürel ve siyasi değişimi anlatan iki önemli kitap vardır aklımda kalan. Birisi yakup kadri karaosmanoğlu nun ankara romanıdır. Diğeri erol toy un imparator kitabıdır. Bu iki kitap bence türkiye nin nasıl bir ortamda, ne tür ilişkiler içinden geçerek bugünlere gelindiğine ışık tutan en önemli kitaplardandır.
Tanpınarın beş şehir romanındaki ilk şehir, üverteyi bitirdiğim ve istanbuldan daha çok sevdiğim yer.
Bilenen haliyle bir başkent.
Neden başkent hala anlamadım o ayrı bir durumdur. Zira daha güzel başkent olabilecek bir sürü şehir vardır.

Onun dışında resmi kurumlar dolayısı ile memur şehri olarak anılır.

Halk arasında deniz olmadığı için yaşanmaz şeklinde yorumlara mağruz kalır.
Kendini sonradan sevdiren şehir.
Evet başlarda soğuk, gri, resmi diyorsunuz ama git gitde kendine bağlayan, siz anlamadan kendini sevdiren şehir. Öyle 1 gün kalıp da laf edenlerin anlayabileceği bi durum değil elbet. Geri dönmemek üzere her şeyinizi bırakıp ayrılmak zorunda kalırsanız belki farkedersiniz.
bir ucundan diğer ucuna en yoğun saatlerde en fazla 1 buçuk saatte ulaşabileceğimiz büyük şehir. hacettepeye gidecek olan için +30 dakka
Adanayı gördükten sonra gözümde hiçe yakın olan durumdaki şehrimiz
uzak diyarlardayken özlenen, içine girince boğan bir garip şehir. sanırım sadece bu özelliğiyle bile sevilebilir.
Üniversite şehridir. Evet kesinlikle ülkenin en başarılı en sağlam üniversitelerinden bir çoğunu barındırır. Ancak sadece üniversite barındırmaktan fazlasıdır. Bir hayat tarzı bir dünya görüşü kazandırmaya müsait bir şehirdir Ankara. İmkanları asla kısıtlı değildir.

Varsın denizi olmasın