Yaz tatillerinin vazgeçilmez köpük partisiyle birlikte her sezona damgasını buranı Demet Akalın şarkılarıyla coşmaya çalışırken bu seneye de damgasını vuran “esiyor” şarkısı bas tonunun en tiz haliyle kıpır kıpır hale getirirken, olayın kendi anlattığı gibi değil de “es-mi-yor” oluşunu naçizane arkadaş grubu arasında tartışıyorduk.
Zaman nasıl geçmiş tartışmalarının ardından tutamadığımız ama içten içe de geçsin diye dua ettiğimiz dakikalar ve saniyeler tüm anlara şahit ederken koca bir maziyi gözden geçiredurduk.
Ah ahhh!” Çekip dururken foto albümü gibi sözlüğümüzün indexinde de bulunan sıralama konu başlıklarına şöylece bir göz atayım dedim.
Bu arada hava esmemeye devam ediyor, aylardan temmuz siz deyin ağustos ayına göz kırparlarmış anıları tazelemek te en az yastıkları havalandırmak kadar zor iş olduğunu belirtmeliyim!
Her neyse efenim, sizler satırlarımı okurken yaşanan cehennem minvalindeki ince kağıt kesiği acısı arasında hatıralarımıza göz gezdirirken bir baktım 1.ay dönümü, 2., 3., ..., 9. Derken bir bakmışız ki 10. Ay yani iki koca haneli ayların belki de yıllarının olacak hadiselerin başlangıcı olan kocaman 10 yani “onuncu” Aydan bahsediyorum sevgili site sakinleri.
Napalım, 10. Ayın başı kel mi kalsın.
10. Ayımız da kutlu olmasın mı...
Sevgiler.
serendipity
@serendipity admin
yazar
1,304
entry
126
takipçi
149
takip edilen
5,313
beğeni
3,459
favori
48,890
puan
Efsane Yazar
abd’nin iran'a ait insansız hava aracını düşürmesi
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre; Hürmüz Boğazı'nda ABD Deniz Kuvvetlerine ait USS Boxer amfibik saldırı gemisi ve mürettebatının güvenliğini tehdit eden insansız hava aracını düşürdüklerini söyledi.
Donald Trump, İran'a ait insansız hava aracını birkaç kez uyarılmasına rağmen yakın temastan kaçınmadıklarını görünce “savunma amaçlı” düşürdüklerini ifade etti.
haber kaynağı
Donald Trump, İran'a ait insansız hava aracını birkaç kez uyarılmasına rağmen yakın temastan kaçınmadıklarını görünce “savunma amaçlı” düşürdüklerini ifade etti.
haber kaynağı
hareket halindeki otobüsten düşüp ölen genç kız
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde meydana gelen olaya göre 18 yaşındaki Günay Gönülaçar, Dilovası ilçesinden Gebze'ye gitmek için özel halk otobüsüne bindi. Gebze ilçesinde bulunan bir alışveriş merkezinin önünde inmek isteyen genç kız, otobüsün kapısına doğru yaklaşarak o esnada hareket halinde bulunan kapıya yaklaşıp, zaten halihazırda açık bulunan kapıdan bir anda inmeye çalıştı ve düşerek ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç kız yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
instagram'da beğenilerin artık görünmeyecek olması
Sosyal medya uygulamalarından olan ve özellikle fotoğraf paylaşımları ile Gönülleri fetheden instagram resmi olarak açıklayarak bundan Sonra tüm ülkelerde güncelleme yapacaklarını duyurdu. Bu güncelleme neticesinde instagramdaki “hit” alameti olan “beğeni sayıları” artık Türkiye dahil hiçbir ülkede görünmeyecek. Yani stalkerların özellikle takip ettiği arkadaş, eş, dost, akraba, ex sevgili beğeni listelerindeki kişileri göremiyor olacağını tercüme etmiş olalım.
Henüz ülkemizde başlamamış olsa da birkaç gün/hafta içinde bizlerde nasibimizi almış olacağız.
Devrim niteliğindeki bu gelişme sonrası hastanelerin acillerinde hasta sayısında artış yaşanması beklenmektedir.
Henüz ülkemizde başlamamış olsa da birkaç gün/hafta içinde bizlerde nasibimizi almış olacağız.
Devrim niteliğindeki bu gelişme sonrası hastanelerin acillerinde hasta sayısında artış yaşanması beklenmektedir.

15 temmuz demokrasi ve milli birlik günü
Günlerden 15 Temmuz 2016 idi..
Saatler 21:30 sularıydı sanırım.
hızla vakit geçiyordu.
Medyada, basın da konuya kilitli olarak muammalı şekilde yayın yapmıyor ama bir aksilik olduğu her halinden belli olan o gecede zaman daha da hızla akıyor, gecenin boğucu karanlığı ruhumu daraltıyordu.
Bir mesaj ile ne olduğunu bilmeksizin sokağa fırladım sebebini bilmemekle birlikte stadyumun o gece saatinde yanan ışıkları daha da geriyordu beni. Kimsecikler yoktu henüz sokakta. Darbe girişiminden henüz kimsenin haberi de yoktu...
O mahmurlu gecenin kasvetli atmosferine rağmen içimde büyük umutlar vardı. Tek kuruntum annem babamla helalleşemeden ölmekti.
Geçecekti.
Geçti de!
Neler geçti bu da geçecekti!
Ama gecenin o saatinde günlerden Cuma değil, biri de vefat etmemişken yankı bulan, minarelerden yükselen salâ sesleri hiçbir zaman Zihnimden, kalbimden acısı geçmeyecekti...
Dedelerimizin 1960, babalarımızın 1980 darbesini görüp yaş itibari ile 2016 darbesini göstermeden, püskürten kahraman Türk halkının onurlu duruşunu gösteren yüce yaradana şükürler olsun.
Onurluluk ve kahramanlık destanını gösterdiği varmış gibi adı üstünde olan”demokrasi ve Milli birlik günümüz” üçüncü yıldönümünde kutlu olsun.
15 Temmuz Milli destanın yıl dönümünde şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için!
Saatler 21:30 sularıydı sanırım.
hızla vakit geçiyordu.
Medyada, basın da konuya kilitli olarak muammalı şekilde yayın yapmıyor ama bir aksilik olduğu her halinden belli olan o gecede zaman daha da hızla akıyor, gecenin boğucu karanlığı ruhumu daraltıyordu.
Bir mesaj ile ne olduğunu bilmeksizin sokağa fırladım sebebini bilmemekle birlikte stadyumun o gece saatinde yanan ışıkları daha da geriyordu beni. Kimsecikler yoktu henüz sokakta. Darbe girişiminden henüz kimsenin haberi de yoktu...
O mahmurlu gecenin kasvetli atmosferine rağmen içimde büyük umutlar vardı. Tek kuruntum annem babamla helalleşemeden ölmekti.
Geçecekti.
Geçti de!
Neler geçti bu da geçecekti!
Ama gecenin o saatinde günlerden Cuma değil, biri de vefat etmemişken yankı bulan, minarelerden yükselen salâ sesleri hiçbir zaman Zihnimden, kalbimden acısı geçmeyecekti...
Dedelerimizin 1960, babalarımızın 1980 darbesini görüp yaş itibari ile 2016 darbesini göstermeden, püskürten kahraman Türk halkının onurlu duruşunu gösteren yüce yaradana şükürler olsun.
Onurluluk ve kahramanlık destanını gösterdiği varmış gibi adı üstünde olan”demokrasi ve Milli birlik günümüz” üçüncü yıldönümünde kutlu olsun.
15 Temmuz Milli destanın yıl dönümünde şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için!

seydioğlu baklava
Hamile bir kadın sürücüye trafikte magandalık yapanların sahibi olan şirketin adıdır.
İstanbul'da Pendik'te gerçekleşen olaya göre trafik magandaları tartıştığı hamile sürücünün yolunu keserek, otomobile saldırdı. Sürücü ve otomobilde bulunan hamile kadına dehşeti yaşatan magandalar hızını alamayıp, otomobilin aynasını kırdı.
Saldırganların Seydioğlu Baklava'nın sahibi ve akrabası olduğu ortaya çıkınca da sosyal medya üzerinden firma boykotu başladı.
haber kaynağı
İstanbul'da Pendik'te gerçekleşen olaya göre trafik magandaları tartıştığı hamile sürücünün yolunu keserek, otomobile saldırdı. Sürücü ve otomobilde bulunan hamile kadına dehşeti yaşatan magandalar hızını alamayıp, otomobilin aynasını kırdı.
Saldırganların Seydioğlu Baklava'nın sahibi ve akrabası olduğu ortaya çıkınca da sosyal medya üzerinden firma boykotu başladı.
haber kaynağı
güven sözlük 9.ay dönümü
Yaz aylarının henüz ortalarına geçiş yapacağımız şu günlerde nem yoğunluğu diğer günlere nazaran varlığını daha da hissettirip adeta sıcaklar baş ağrısı yapıyorken çoğumuzun ağzından o soğuk veryansınla 'yorgunum!'çıkıyor değil mi!
Yorgunluk tüm çizgilerini ve kas ağrılarını gösteriyorken arka planda çalan bir müziğin nakaratı kulağımı çınlatıyordu;
Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın
Tam olarak sevgili Cem Karaca'nın da dediği gibi 'çook yordunduk!'
Her neyse yorgunluk limanına sığınıp tembellik yalanına şezlong misali uzanırken sağ alt köşeden gelen haber bildirimleri üzerine irkilip duruyordum.
''Termometreler 58 dereceyi gösteriyordu.'' diyordu.
Tatile gidemeyen çalışkan arılar olarak, sıcaklık kalp spazmı geçirmemize vesile oluyorsa da gündelik sabır zikrimizi çekip eyvallah demeyi yineliyorduk.
Efendim sıcaklar, işler güçler, termometrenin basınç etkisindeki barometresi, hukukçu arkadaşlarımızın baro sorunsalları, düğün davetleri, takvimler, randevular derken yine aylardan, günlerden bir haber an itibari ile ömür tükettiğimin farkına vardığım o saniyelerde...
Efendime söyleyeyim aylardan haziran günlerden çarşamba hafta sonu ibb seçimleri, hararet, yorgunluk, kıyasıya çekişme derken sevgili sözlüğümüzün 9. ay dönümünü kutlamayı geciktirmişiz.
Sıcaklık ve yorgunluk tüm ülkeyi hatta dünyayı etkisi altına almışken henüz kimseye kızmak istemedim. Hani ben unuttum unuttum, sizler neden unuttunuz diye elinde terlik ile çocuğunu kovalayan anneler gibi kızıyor olmayı isterdim ki, mazeretler hepimizde aynıydı yahu...
Evliliğin ilk yılında kutlanan ilk yıl dönümünden sonra gelen bir gerçek vardır ki diğer yıl dönümlerilerinin hiçbiri ilk yılındaki kadar özel kutlanmıyor olup sonrasında kutlamayı bırakın ağız yoluyla tebrik edilmesi daha doğrusu hatırlanması bile lüks oluyor.
O yüzden hangi ayımızı, yılımızı kutluyor olursak olalım ilk ayımızı kutladığımız sevinç ve neşe içinde kalıyor olup her daim yaş aldığımız günlere şükür edip, minnet duyuyor olacağız.
Eee o zaman kutlu olsun 9. ay!
Yorgunluk tüm çizgilerini ve kas ağrılarını gösteriyorken arka planda çalan bir müziğin nakaratı kulağımı çınlatıyordu;
Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın
Tam olarak sevgili Cem Karaca'nın da dediği gibi 'çook yordunduk!'
Her neyse yorgunluk limanına sığınıp tembellik yalanına şezlong misali uzanırken sağ alt köşeden gelen haber bildirimleri üzerine irkilip duruyordum.
''Termometreler 58 dereceyi gösteriyordu.'' diyordu.
Tatile gidemeyen çalışkan arılar olarak, sıcaklık kalp spazmı geçirmemize vesile oluyorsa da gündelik sabır zikrimizi çekip eyvallah demeyi yineliyorduk.
Efendim sıcaklar, işler güçler, termometrenin basınç etkisindeki barometresi, hukukçu arkadaşlarımızın baro sorunsalları, düğün davetleri, takvimler, randevular derken yine aylardan, günlerden bir haber an itibari ile ömür tükettiğimin farkına vardığım o saniyelerde...
Efendime söyleyeyim aylardan haziran günlerden çarşamba hafta sonu ibb seçimleri, hararet, yorgunluk, kıyasıya çekişme derken sevgili sözlüğümüzün 9. ay dönümünü kutlamayı geciktirmişiz.
Sıcaklık ve yorgunluk tüm ülkeyi hatta dünyayı etkisi altına almışken henüz kimseye kızmak istemedim. Hani ben unuttum unuttum, sizler neden unuttunuz diye elinde terlik ile çocuğunu kovalayan anneler gibi kızıyor olmayı isterdim ki, mazeretler hepimizde aynıydı yahu...
Evliliğin ilk yılında kutlanan ilk yıl dönümünden sonra gelen bir gerçek vardır ki diğer yıl dönümlerilerinin hiçbiri ilk yılındaki kadar özel kutlanmıyor olup sonrasında kutlamayı bırakın ağız yoluyla tebrik edilmesi daha doğrusu hatırlanması bile lüks oluyor.
O yüzden hangi ayımızı, yılımızı kutluyor olursak olalım ilk ayımızı kutladığımız sevinç ve neşe içinde kalıyor olup her daim yaş aldığımız günlere şükür edip, minnet duyuyor olacağız.
Eee o zaman kutlu olsun 9. ay!
kocasının tiktok yasağı sonucu intihar eden kadın
Hindistan'da gerçekleşen olaya göre iki çocuk annesi yirmi dört yaşındaki bir kadın, kocasının tiktok uygulamasını yasaklaması sonucu intihar etti.
Anitha adlı genç kadın, video oluşturma ve paylaşma uygulaması olan TikTok'ta çok fazla vakit geçirdiği, çocukları ihmal ettiği ve bunun bir bağımlılığa dönüştüğü gerekçesiyle eşi Shiva tarafından uygulamayı kullanması yasaklandı.
Genç anne zehir içerek intihar etti. Zehiri içtiği anları da kayda alarak videoyu WhatsApp üzerinden o sırada çalışmak için Singapur'da bulunan kocası Shiva'ya gönderdi. Genç kadın hastanede hayatını kaybetti.

haber kaynağı
Anitha adlı genç kadın, video oluşturma ve paylaşma uygulaması olan TikTok'ta çok fazla vakit geçirdiği, çocukları ihmal ettiği ve bunun bir bağımlılığa dönüştüğü gerekçesiyle eşi Shiva tarafından uygulamayı kullanması yasaklandı.
Genç anne zehir içerek intihar etti. Zehiri içtiği anları da kayda alarak videoyu WhatsApp üzerinden o sırada çalışmak için Singapur'da bulunan kocası Shiva'ya gönderdi. Genç kadın hastanede hayatını kaybetti.

haber kaynağı
gafile kelam nafile kelam
Gafil avlananların ne olursa olsun söz kâr etmeyeceğini anlatır.
Çevresindeki gerçekleri görmeyen/görmek istemeyen, bilgisiz, kimselerin kendi bildiği gibi hareket edeceklerini haliyle Dolayısıyla o/onlara söylenecek her sözün boşa gideceğini anlatır.
Çevresindeki gerçekleri görmeyen/görmek istemeyen, bilgisiz, kimselerin kendi bildiği gibi hareket edeceklerini haliyle Dolayısıyla o/onlara söylenecek her sözün boşa gideceğini anlatır.
bugün ne öğrendim
Freud'un kızına yazdığı mektup: "Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok."
varmam yanına içmem şarabını
Muhabbetinize ortak olmalarını istemediğiniz kişiler, ters veya yanlış düşüncelere sahip olup, muhatap olunmasını istemediğiniz durumlarda yani tabir-i caizse bataklık sineği gibi ince makamdan öten vızıltıdaki kişilerin halen daha konuyu anlamama düsturundan dolayı “yeter!” Eda'sıyla durumu anlatabilmeleri adına en nihayetinde ağızdan çıkan sözdür.
Yani “umrumda değilsin” demenin tatlı yollarından biridir.
Yani “umrumda değilsin” demenin tatlı yollarından biridir.
16 haziran binali yıldırım ve ekrem imamoğlu derbisi
En az İsmail Küçükkaya'nın sol yanağındaki şişlik ve sol alnındaki sivilce kadar dikkat çekici program olup, iyi olan kazansın denilesi programdır.
Kararsızların oyunu ciddi şekilde etkileyecek olan programda her iki tarafında hazırlanarak geldiği aşikar olup, sakinliğini koruyarak beklenen golü atan 23 Haziran 2019 ibb seçimlerinin Galibi de olacaktır.
Kararsızların oyunu ciddi şekilde etkileyecek olan programda her iki tarafında hazırlanarak geldiği aşikar olup, sakinliğini koruyarak beklenen golü atan 23 Haziran 2019 ibb seçimlerinin Galibi de olacaktır.
babalar günü
Özel günlerin kapitalist düzenin mühimmatlarından olup, ticaretinin maneviyatından öne geçtiği aşikardır. Yıllardır böylesine özel günlerin tek kalıp halinde bir güne sığdırılmış, minimalize edilmiş halinden usanan ve eleştiren biri olarak özellikle son beş yıl içerisinde eleştirdiğimin yanı sıra farklı olarak “eh işte!” Sitemini de beraberinde getirmekteyim.
İşte öyle malum günlerden birisi de “babalar günü” dür.
Öncelikle Adam olanların babalık yaptığı tüm erkek, kadın, çoluk çocukların günü kutlu olsun.
Şimdi neden eleştirdiğime geleyim;
Vefanın bedeli tek gün ile geçiştirilemeyecek kadar değerli olup bunu kesinlikle reddetmekteyim. Bana göre bugünün tüm dünyada babalar günü ilan edilmemiş olsa bile, Haziran'ın üçüncü Pazar günü olarak değil tüm Pazar'ların hatta üçyüzaltmışbeş günün vefasının Haziran'ın üçüncü Pazar'ı gibi ehemmiyet gösterilmesi gerekliliğidir.
Şimdi de “ eh işte” Sitemimi açıklayayım;
Devir öyle bir hal aldı ki kişi kendisini kurumsal hissedip, kendi ismini öne çıkartıp reklamını ( hangi amaç ve sebeple olduğunu kendisinin de bilmediği boyutlarda) yapıp, sosyal medya üzerinde bir tür “ kendini pazarlama” yöntemi ile öne çıkartıyor oluşunun devrini sürdürüyor, şahit oluyor Hatta farkında olmaksızın biz bile yapmaktayız.
Hal böyle olunca kendimizi öne çıkartmaktan, kutsal değerlerimizi unutup, pazar arayışındaki sayın vatandaşların değerli üyeleri olarak yılın üçyüz altmış dört günü kendimize bakmaktan sırf pazarda kendimize yer edinebilmek, “aaa bak babasına Ne kadar da düşkün!” İzlenimi vermek adına durmaksızın saçma babalı kızlı/oğullu, mezar( baba)/ kızlı/oğullu kareler gün boyu yayınlanıyor olup, mesai bitiminde ne kadar da hayırlı evlatmış!” Pazarlamasını sunduktan Sonra pazartesiye hiçbir şey olmamış gibi başlıyor olup akabinde geri kalan üçyüz altmış dört günde “baba” denilen kavramı akla dahi getirmiyor oluşunu kısaca eleştiyorum.
Ancak ve ancak yaşadığımız devrin vahim anti kutsaliyetini göz önünde bulundurduğumuzda, kişi bir gün dahi olsa, bunun sonucunun her ne kadar “reklam” olarak görüyor dahi olsam, günün sonunda bunun reklam olduğunu bilmeyen masum “babalarımızın” mutluluğu açısından;
evet yılda bir gün de olsa, günün sonunda masum duygulara sahip ebeveynlerimizi memnun ediyor oluşundan dolayı artık kutlanmalı ama yeterli olmadığını yinelemek isterim.
sözüm meclisten dışarıdır
İşte öyle malum günlerden birisi de “babalar günü” dür.
Öncelikle Adam olanların babalık yaptığı tüm erkek, kadın, çoluk çocukların günü kutlu olsun.
Şimdi neden eleştirdiğime geleyim;
Vefanın bedeli tek gün ile geçiştirilemeyecek kadar değerli olup bunu kesinlikle reddetmekteyim. Bana göre bugünün tüm dünyada babalar günü ilan edilmemiş olsa bile, Haziran'ın üçüncü Pazar günü olarak değil tüm Pazar'ların hatta üçyüzaltmışbeş günün vefasının Haziran'ın üçüncü Pazar'ı gibi ehemmiyet gösterilmesi gerekliliğidir.
Şimdi de “ eh işte” Sitemimi açıklayayım;
Devir öyle bir hal aldı ki kişi kendisini kurumsal hissedip, kendi ismini öne çıkartıp reklamını ( hangi amaç ve sebeple olduğunu kendisinin de bilmediği boyutlarda) yapıp, sosyal medya üzerinde bir tür “ kendini pazarlama” yöntemi ile öne çıkartıyor oluşunun devrini sürdürüyor, şahit oluyor Hatta farkında olmaksızın biz bile yapmaktayız.
Hal böyle olunca kendimizi öne çıkartmaktan, kutsal değerlerimizi unutup, pazar arayışındaki sayın vatandaşların değerli üyeleri olarak yılın üçyüz altmış dört günü kendimize bakmaktan sırf pazarda kendimize yer edinebilmek, “aaa bak babasına Ne kadar da düşkün!” İzlenimi vermek adına durmaksızın saçma babalı kızlı/oğullu, mezar( baba)/ kızlı/oğullu kareler gün boyu yayınlanıyor olup, mesai bitiminde ne kadar da hayırlı evlatmış!” Pazarlamasını sunduktan Sonra pazartesiye hiçbir şey olmamış gibi başlıyor olup akabinde geri kalan üçyüz altmış dört günde “baba” denilen kavramı akla dahi getirmiyor oluşunu kısaca eleştiyorum.
Ancak ve ancak yaşadığımız devrin vahim anti kutsaliyetini göz önünde bulundurduğumuzda, kişi bir gün dahi olsa, bunun sonucunun her ne kadar “reklam” olarak görüyor dahi olsam, günün sonunda bunun reklam olduğunu bilmeyen masum “babalarımızın” mutluluğu açısından;
evet yılda bir gün de olsa, günün sonunda masum duygulara sahip ebeveynlerimizi memnun ediyor oluşundan dolayı artık kutlanmalı ama yeterli olmadığını yinelemek isterim.
sözüm meclisten dışarıdır
kitap sözlük
Ayda bir açılan sözlük furyasına yeni eklenen sözlüktür. Yolun başında olmaları hasebiyle naçizane başarılar dilemeden önce Google aramalarında çıkabilmek adına bir an önce çalışmalarını hızlandırmalıdırlar. Her sözlükte kendi reklamlarını yapmak isterlerken yine her sözlüğün kendi kitlesinin olduğunu ve buralardan devşirme yazar olmasının çok nadir olduğunu yinelemek isterim. Sözlük kültürünün yozlaşmaya başladığı günümüzde üstüne Türk toplumunun “okuma kültürü olmayışının” üstüne giderek yani çok zor hedeflerle yola çıktığınızı düşündüğümde gerçekten başarılar dilemek istedim.
Kendilerinden tek ricam her platformda çamur at izi kalsın politikası yapan diğer sözlükler gibi kendilerinin de bu yanılgıya düşüp kendilerinin kimseye iftira etmeden doğrudan kendi işlerini yapmalarını, ileride kendinize yapılacak tüm haksızlıklara (umarım olmaz) göğüs gerecek, kendilerini bırakmayacak ekibini iyi oluşturması gerekliliğini ve ortada gerçekten böylesine Halis niyetleri varken bunu Ne olursa olsun kimsenin alt etmelerine izin vermemeleridir.
İyi niyetlerle tavsiyelerime son vermeden önce; “ne olursa olsun vazgeçmeyiniz!” Deyip artık başarılar dilemek isterim.
Kendilerinden tek ricam her platformda çamur at izi kalsın politikası yapan diğer sözlükler gibi kendilerinin de bu yanılgıya düşüp kendilerinin kimseye iftira etmeden doğrudan kendi işlerini yapmalarını, ileride kendinize yapılacak tüm haksızlıklara (umarım olmaz) göğüs gerecek, kendilerini bırakmayacak ekibini iyi oluşturması gerekliliğini ve ortada gerçekten böylesine Halis niyetleri varken bunu Ne olursa olsun kimsenin alt etmelerine izin vermemeleridir.
İyi niyetlerle tavsiyelerime son vermeden önce; “ne olursa olsun vazgeçmeyiniz!” Deyip artık başarılar dilemek isterim.
kaza yapan tırı yağmalayan halk
Bu haberi ilk izlediğimde etrafımdaki birçok insanın aksine şaşırmamış olup beklediğim hareketi gösterdikleri için teşekkür etmiştim. Olayın Çorum'da gerçekleşiyor olması bu olayın Bermuda şeytan üçgenindeki sac ayağı olmasından mütevellit, “Çorumludur, yapar!” İzlenimi verse de ülkemin hangi köşesinde olursa olsun, ister Hakkari'de ister olay Edirne'de gerçekleşmiş olsun karpuz ya da yere saçılan her ne varsa (canlı/cansız) talan edileceği aşikardır. Olayın tek suçlusu Çorum'da gerçekleşmesi ve Türk toplumunda adı kötü anılan Çorumlu” yaftasının olayı tek başına kurtaramayacağının altını çiziyor olup, bölge insanını bu vicdanı sorumluluktan uzak tutmak istedim.Zira aynı kan ülkenin tüm bölgelerinde rezil gibi dolaşmaktadır. Bu bir!
Tatil günü otoyolda gerçekleşen olay sonrası tatile giden yahut tatil amaçlı memleketlerine giden/dönen ve olay tatilcilerin alternatifi olmayan güzergahta geçtiğine göre yine haberden izlediğime göre araçlarını sağa çekerek x, y, z plakalı memleketlerden geldiğini gözlemlediğim görgüsüz insanların başlı başına Çorumlu'dan olmadığının altını çizmekle birlikte yine olayı duyan Çorumlu vatandaşların da olay yerine geldiğini öğrendiğimin de altını çizerek olayın memleketçilik hesabından yine başka boyutta olduğunun altını çizmek isterim. Bu da iki!
Memleketçilik, kan, ırk tartışması ile olayı unutturmaya çalışan toplumumuz olayın asıl boyutunu suçluya sabi ekleyerek olayı istediği yere çekme çalışmalarından kurtulduğumuzu varsayarsak; yerde görülen 1 tl bile olsa, bize ait olmayan her şeyi sırf göz hakkı düştü hesabıyla cebine indiren toplum 1tl'den daha fazla eden karpuz yığınını görünce kendinden geçip, dinini satmışlardır.
Sözlerimin ilk satırlarında şaşırmadım derken ekleyeceklerimin arasına şu son sözlerimi de iliştireyim; bize ait olmayan hepimizin kullandığı kamu mallarına zarar verirken, israf ederken, parasını vermeden sözde göz hakkı özde gasp ile alınan büyüklü küçüklü şeylerden sonra yeni kılıf olarak olayın özel boyutlara giderek, helal daire sınırları içerisinde ufacık açıklıktan yahut tahrik olunacak sebep yokken binlerce kılıf bulup tacizi, tecavüzü meşru gören toplum karpuzun ırzına geçmiş çok mu, der geçerim. Bu da üç!
Tatil günü otoyolda gerçekleşen olay sonrası tatile giden yahut tatil amaçlı memleketlerine giden/dönen ve olay tatilcilerin alternatifi olmayan güzergahta geçtiğine göre yine haberden izlediğime göre araçlarını sağa çekerek x, y, z plakalı memleketlerden geldiğini gözlemlediğim görgüsüz insanların başlı başına Çorumlu'dan olmadığının altını çizmekle birlikte yine olayı duyan Çorumlu vatandaşların da olay yerine geldiğini öğrendiğimin de altını çizerek olayın memleketçilik hesabından yine başka boyutta olduğunun altını çizmek isterim. Bu da iki!
Memleketçilik, kan, ırk tartışması ile olayı unutturmaya çalışan toplumumuz olayın asıl boyutunu suçluya sabi ekleyerek olayı istediği yere çekme çalışmalarından kurtulduğumuzu varsayarsak; yerde görülen 1 tl bile olsa, bize ait olmayan her şeyi sırf göz hakkı düştü hesabıyla cebine indiren toplum 1tl'den daha fazla eden karpuz yığınını görünce kendinden geçip, dinini satmışlardır.
Sözlerimin ilk satırlarında şaşırmadım derken ekleyeceklerimin arasına şu son sözlerimi de iliştireyim; bize ait olmayan hepimizin kullandığı kamu mallarına zarar verirken, israf ederken, parasını vermeden sözde göz hakkı özde gasp ile alınan büyüklü küçüklü şeylerden sonra yeni kılıf olarak olayın özel boyutlara giderek, helal daire sınırları içerisinde ufacık açıklıktan yahut tahrik olunacak sebep yokken binlerce kılıf bulup tacizi, tecavüzü meşru gören toplum karpuzun ırzına geçmiş çok mu, der geçerim. Bu da üç!
ates
İnsanları sahip oldukları isimleri korur, isimleri şans getirir kısaca isimler kişiyle müsemma olur derler. Sevgili teknolojistimizin nickname'i de yine kendisiyle müsemma olmuş olup hayatında yer eden 'enerji' kavramının kendi sahip olduğu yani isminde olduğu gibi bir kıvılcımdan yola çıkarak bugünlere geldiğinin belki haberi olup belki de şu an da 'aaa' nasıl yani diyecek olduğunu düşünüyorum. Evrendeki hiçbir şey alakasız olmayıp; her konunun, kişinin, olayın birbirleriyle bağlantısı olmuş olup tesadüfi konuların olayların çok sonra açığa çıkmasıyla aklımızda 'ampül' yanmasına sebep olduğu da bir başka gerçektir.
Şimdi ne demek istiyorsunuz kısmına gelelim;
Sevgili ve değerli biricik arkadaşımız, yazarımızla şans eseri burada kendisini tanıdık.
Sessiz sessiz köşesinde neler yaptığımızı uzaktan izleyip, sayfada kimse olmasa bile eski defterleri karıştırıp yine sitemiz ile ilgili en güzel malzemeyi bulup ünvanının hakkını fazlasıyla vererek paylaşımlarına, sosyal medya aracılığıyla devam etmektedir.
Hayatımıza girmeniz tesadüfi değil, bu kadar değerli bir arkadaşımızla yolumuza devam ediyor olmaktan dolayı onur duyuyorum.
Kim bilir belki o saklandığı köşesinden bize bir sürpriz yaparak, değerli kaleminden kendi düşüncelerinin de döküldüğü bir entry'e günün birinde denk gelebilirsiniz.
Şimdi ne demek istiyorsunuz kısmına gelelim;
Sevgili ve değerli biricik arkadaşımız, yazarımızla şans eseri burada kendisini tanıdık.
Sessiz sessiz köşesinde neler yaptığımızı uzaktan izleyip, sayfada kimse olmasa bile eski defterleri karıştırıp yine sitemiz ile ilgili en güzel malzemeyi bulup ünvanının hakkını fazlasıyla vererek paylaşımlarına, sosyal medya aracılığıyla devam etmektedir.
Hayatımıza girmeniz tesadüfi değil, bu kadar değerli bir arkadaşımızla yolumuza devam ediyor olmaktan dolayı onur duyuyorum.
Kim bilir belki o saklandığı köşesinden bize bir sürpriz yaparak, değerli kaleminden kendi düşüncelerinin de döküldüğü bir entry'e günün birinde denk gelebilirsiniz.
finite infinite
Hani nikah memuru evlenecek çiftelere o malum şakalar yapıldıktan sonra beraberinde o müthiş soruyu sorar ya;
''İyi günde, kötü günde; hastalıkta ve sağlıkta..''
şeklinde de devamı gelir.
Ne zaman online olsam hatta online olmasam bile en iyi günde olduğu kadar en kötü günde de sözlükte olmaya gayret eden biricik yazarımızdır.
Bu kadar sık kendisini görmemle birlikte gözlemlerimi de size aktarayım;
Bazı günler ikizler burcu kadar karamsar olup, bazı günler yay burcu özgürlüğünde ve şirinliğine bürünmektedir. Bazen kova burcu kadar sert, inatçı yahut atarlı olup bazen de yengeç burcu kadar duygusal olup evinden çıkmak istememektedir. Bazı günler benimseyici özellikleri ön plana çıkıp; ''Bugün de akrep burcuyum!'' der adeta. Tabi burçlar yetmez tarifini anlatmaya.
Yılın 12 ayının bütün renklerini gözlemlediğim değerli yazarımıza ufak ta bir tüyo vereyim.
Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar rengi barındıran ''bir bölge'' dışında başka yer yok.
Karadenizli olduğuna yahut orada bulunduğuna kesinlikle kendimi inandırdım.*
Bu da benden jest olsun
''İyi günde, kötü günde; hastalıkta ve sağlıkta..''
şeklinde de devamı gelir.
Ne zaman online olsam hatta online olmasam bile en iyi günde olduğu kadar en kötü günde de sözlükte olmaya gayret eden biricik yazarımızdır.
Bu kadar sık kendisini görmemle birlikte gözlemlerimi de size aktarayım;
Bazı günler ikizler burcu kadar karamsar olup, bazı günler yay burcu özgürlüğünde ve şirinliğine bürünmektedir. Bazen kova burcu kadar sert, inatçı yahut atarlı olup bazen de yengeç burcu kadar duygusal olup evinden çıkmak istememektedir. Bazı günler benimseyici özellikleri ön plana çıkıp; ''Bugün de akrep burcuyum!'' der adeta. Tabi burçlar yetmez tarifini anlatmaya.
Yılın 12 ayının bütün renklerini gözlemlediğim değerli yazarımıza ufak ta bir tüyo vereyim.
Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar rengi barındıran ''bir bölge'' dışında başka yer yok.
Karadenizli olduğuna yahut orada bulunduğuna kesinlikle kendimi inandırdım.*
Bu da benden jest olsun


