toplum baskısına maruz kadınlarımızın son dönemlerde güzellik algıları da boyut değiştirmiş neredeyse kadından 2 kadından 1'i aynı olmuştur. Özellikle de bazı sosyal medya uygulamalarıyla gelen efektler yüzünden kusursuz görünme isteği artmış ve estetik müdahalelerle kadınlarımız çığırından çıkmıştır.
Tüm bu dayatmalara karşı gelen ve bu akımın ilk öncüsü olan alicia keys bu haksızlığa dur demiş ve kendisiyle barışık yani makyajsız ve yalın halde yüzdeki olabilecek kusurları örtbas etmeyerek özgüven tazelemiştir.
Çoğu platformda ses getirmiş bu akım yani makyajsız paylaşımlar giderek hit haline gelmiştir.
#nomakeup , #nomakeupneeded, #nomakeuplover konu başlıkları ile gündemde yerini korumaktadır.
serendipity
@serendipity admin
yazar
1,304
entry
126
takipçi
149
takip edilen
5,313
beğeni
3,459
favori
48,890
puan
Efsane Yazar
ülkemiz insanına has özellikler
viyadük, köprü kavşakları, site duvarları özellikle tercih edilmekle birlikte tüm kırgınlıklarını, dertlerini bitmek üzere olan sprey boyayla yazmaya çalışmak.

dilinizin dönmediği kelimeler
Küçükken ''teşekkür ederim'' derken biraz zorluk çekiyordum. (bence şirin görünmek için yapmıştırımdır da neyse:))
telaffuzum; ''çekeşşür edelim. '' şeklinde imiş.
Büyüdük, tam telaffuzu ve manasıyla, hak eden herkese rahatlıkla ifade ettiğim deyimlerden biridir.
telaffuzum; ''çekeşşür edelim. '' şeklinde imiş.
Büyüdük, tam telaffuzu ve manasıyla, hak eden herkese rahatlıkla ifade ettiğim deyimlerden biridir.
sabotaj
Kamu ya da bir hizmet kuruluşunun malına zarar vererek işleyişi, büyümeyi kasıtlı olarak durdurmak, kundaklamak yani baltaling.
Fransızca olan bu kelimenin manasının yine fransızca kelimelerden ''sabot'' yani tahta terliklerden türemesi oldukça ilginç. Bir rivayete göre Fransa'daki bir fabrikada çalışan işçiler bazı haklarını alabilmek adına ayağındaki ''sabot'' ları işleyiş halindeki makinelere atarak durdurma eyleminde bulunmuşlar. Bu hadisenin ardından olay büyüyerek sabotaj haline gelmiştir.
Fransızca olan bu kelimenin manasının yine fransızca kelimelerden ''sabot'' yani tahta terliklerden türemesi oldukça ilginç. Bir rivayete göre Fransa'daki bir fabrikada çalışan işçiler bazı haklarını alabilmek adına ayağındaki ''sabot'' ları işleyiş halindeki makinelere atarak durdurma eyleminde bulunmuşlar. Bu hadisenin ardından olay büyüyerek sabotaj haline gelmiştir.
uknum
Hristiyanlığın din kuramlarına göre kabulü olan 3'lü tanrı inancı öğelerinden; baba (tanrı), oğul (isa), kutsal ruh'tan her birine verilen addır. 3'lü uknum, üç kutsallığının totalidir.
mavi bereliler
Sıcak çatışma, güvenlik tehditleri ve savaş ortamı için özel yetiştirilmiş komandolardır. Fiziksel özellikleri sağlayıp, dayanım testlerine tabi tutulan askerlerdir. Berelerinin rengi mavidir. Sağ elle takılır, başından çıkartılacaksa da yine sağ elle, soldan sağa doğru çıkartılır. İslamiyetin ''sağ'' yönünü temsilen; berenin uzun kenarı sağ ve aşağı yönlüdür.
ikna etmenin yolları
Mecbur bırakırsanız, ikna için efor sarfetmenize de gerek kalmayacaktır.
kullanılmayan giysileri ne yapmalıyız
Geçenlerde belediyenin özel köşe oluşturarak, yardımseverlerimizin (!?) ihtiyaç sahipleri için kıyafet bıraktıkları cadde üzerinden geçiyordum. Gece saat: 03.00 sularındaydı. Binaların ışıkları sönmüş, Katlı otoparktan birkaç unutulmuş sinyalden gelen ışık dışında beni de görecek kimse yoktu.
Kenara çekildim. Tek başımaydım. Arabanın içinde bekliyorum.
İlk önce 10-15 kişilik grup geldi o bahsettiğim platformun başına. Gündüz utandıkları için belki gece geliyorlardır diye düşündüm. Sonra başka başka gruplarda geldi, arada aileler falan da var. Kökeni farklı olduğu anlaşılanlar da var tabi. Lafı çok uzatmayayım. Yaklaşık 50 kişi geldi 1 saat içinde. Kimse bir şey almadan dönünce; ''beğenmiyorlar mı acaba?'' diye içimden geçirdim. Kimse kalmayana dek bekledim. Sonra ''ne var orda boş dönülecek kadar?'' deyip, ben geçtim platformun başına.
Ne görsem iyiydi?
Belki tonaja vurulsa onlarca ton kıyafet, sayıya vursam binlercesi var.
Nenem zamanından kalma, her yeri yamalı bohça bluz, kazaklar.
Pantolon demeye bin şahit, renk değiştirmekten özünü kaybetmiş kumaş parçaları.
Az kullanılmış (kirletilmiş) bebek bezleri?!!
Tabanı yok, üstü çok ayakkabımsı bilmem neler?!
Kaçmış çoraplar, Fermuarsız çantalar..
Liste uzayıp gidiyor.
Sinirlendim bulduklarımı çöpe taşıdım.
Vatandaşımız iyilik yapıyorum derken alay ettiğini hatırlatan konu başlığına binaen; Kullanmadığınız, daha doğrusu beğenmediğiniz, doğada ki hiçbir canlıya yakışmayan hiçbir şeyi böyle hayırlı yerlere bırakmayınız. Kendi layığınız olan çöp kutularına ayrıştırarak bırakınız efendim!
Kenara çekildim. Tek başımaydım. Arabanın içinde bekliyorum.
İlk önce 10-15 kişilik grup geldi o bahsettiğim platformun başına. Gündüz utandıkları için belki gece geliyorlardır diye düşündüm. Sonra başka başka gruplarda geldi, arada aileler falan da var. Kökeni farklı olduğu anlaşılanlar da var tabi. Lafı çok uzatmayayım. Yaklaşık 50 kişi geldi 1 saat içinde. Kimse bir şey almadan dönünce; ''beğenmiyorlar mı acaba?'' diye içimden geçirdim. Kimse kalmayana dek bekledim. Sonra ''ne var orda boş dönülecek kadar?'' deyip, ben geçtim platformun başına.
Ne görsem iyiydi?
Belki tonaja vurulsa onlarca ton kıyafet, sayıya vursam binlercesi var.
Nenem zamanından kalma, her yeri yamalı bohça bluz, kazaklar.
Pantolon demeye bin şahit, renk değiştirmekten özünü kaybetmiş kumaş parçaları.
Az kullanılmış (kirletilmiş) bebek bezleri?!!
Tabanı yok, üstü çok ayakkabımsı bilmem neler?!
Kaçmış çoraplar, Fermuarsız çantalar..
Liste uzayıp gidiyor.
Sinirlendim bulduklarımı çöpe taşıdım.
Vatandaşımız iyilik yapıyorum derken alay ettiğini hatırlatan konu başlığına binaen; Kullanmadığınız, daha doğrusu beğenmediğiniz, doğada ki hiçbir canlıya yakışmayan hiçbir şeyi böyle hayırlı yerlere bırakmayınız. Kendi layığınız olan çöp kutularına ayrıştırarak bırakınız efendim!
toplumsal baskı
''Bekara karı boşamak'' kolay diyen sevgili atalarımızın devamı olan biricik toplumumuz, bu sözü yine kendilerine göre yontmuşlar. Her şeyi bizden çok fazla bilen, kendilerinde olan, olmayan, ne kadar yalan, yanlış, hatalı, kısmen de olsa doğru davranışlarını dayatmacı kişilikleriyle, imgelenmiş nevrotikliğin ta kendisidir aslında.
-Askere gitmeyene kız verilmezmiş!
-Kadının yeri mutfakmış!
-Erkekler ağlamazmış!
-Ye tatlıyı çıkar Hakkı'yı imiş?!
Nikah memurunun, evlenecek eşlere; ''... hiçbir baskı altında kalmaksızın...'' şeklindeki sorusunun evveliyatında bile ''evlilik'' baskısıyla sonuçlanmış, eehh sonunda tabiki de cevap olarak ''eveeeeeeet'' demekmiş tüm mesele!
Hani kapı menteşesinin arasına sıkışır ya parmaklarınız, toplantı sırasında gıcık bir öksürük gelir de tutmak zorundasınızdır, sevmediğin bamya yemeğini hatır gönül üzerine, miden bulansa bile yersin ya.. Nüktedanlığına zarar gelmesin diye kendini baskı altına alırsın ya. Tüm bileşenlerin hepsidir aslında.
Sahi toplumsal baskı da sevdaya dahil di dimi?
-Askere gitmeyene kız verilmezmiş!
-Kadının yeri mutfakmış!
-Erkekler ağlamazmış!
-Ye tatlıyı çıkar Hakkı'yı imiş?!
Nikah memurunun, evlenecek eşlere; ''... hiçbir baskı altında kalmaksızın...'' şeklindeki sorusunun evveliyatında bile ''evlilik'' baskısıyla sonuçlanmış, eehh sonunda tabiki de cevap olarak ''eveeeeeeet'' demekmiş tüm mesele!
Hani kapı menteşesinin arasına sıkışır ya parmaklarınız, toplantı sırasında gıcık bir öksürük gelir de tutmak zorundasınızdır, sevmediğin bamya yemeğini hatır gönül üzerine, miden bulansa bile yersin ya.. Nüktedanlığına zarar gelmesin diye kendini baskı altına alırsın ya. Tüm bileşenlerin hepsidir aslında.
Sahi toplumsal baskı da sevdaya dahil di dimi?
sözlüğün en kaliteli yalan söyleyen yazarı
Nickinden başka hiçbir şeyi belli olmayan, kimsenin kendisini ifşa etme ihtiyacı bile olmayan sitede hangi amaçla, neden özellikle de sözlük platformalarında yalan söylemeyi tercih etsinler ki dediğim başlıktır.
Aklıma, eskiden sabit telefonlardan sapıklık yapanlar geldi. Nasılsa yüz yüze kimse kimseyi görmüyor, tanımıyor. Salla sallaya bildiğin kadar. Aklıma geldi ancak yine de bizim platformla yine bağdaştıramadım. Art niyetli yaklaşım sergileyecekler olursa da neden bu kadar ilkel yöntemi denesinler ki diye kendimle hesaplaşma haline de getirdiğim konu başlığıdır:|
Aklıma, eskiden sabit telefonlardan sapıklık yapanlar geldi. Nasılsa yüz yüze kimse kimseyi görmüyor, tanımıyor. Salla sallaya bildiğin kadar. Aklıma geldi ancak yine de bizim platformla yine bağdaştıramadım. Art niyetli yaklaşım sergileyecekler olursa da neden bu kadar ilkel yöntemi denesinler ki diye kendimle hesaplaşma haline de getirdiğim konu başlığıdır:|
aşk acısına iyi gelen şeyler
Maserati-Alfieri anahtarı, 5 koli Nutella, Küflenmeye dayanaklı olup, az kullanılmış arkadaş omzu
unutulmayan çizgi filmler
“Şeker kız Candy”
Dünya çizgi film tarihinde ilk kez bir karakteri öldürdüler. O da benim Anthony'e denk geldi.
Hatırladım da haftalarca yatağımdan çıkmamıştım üzüntüden :)
Dünya çizgi film tarihinde ilk kez bir karakteri öldürdüler. O da benim Anthony'e denk geldi.
Hatırladım da haftalarca yatağımdan çıkmamıştım üzüntüden :)
hüzünlü mü neşeli mi olduğu belli olmayan şarkılar
Başlığı görünce nedense aklıma sevgili Sezoş'un sezen aksu ''git'' şarkısı aklıma geldi.
Malumunuzun bildiği o nakarata gelince;
Git, git, git (3 kere) trip attıktan sonra hemen 2.5 saniye sonrasında; pişman olup, tükürdüğünü yalayarak git+''me'' = ''gitme'' diyerek olayı trajik hale getirmiş ve şarkının devamı şu şekilde gelişmiştir.
''Gitme dur ne olursun
Gitme kal yalan söyledim
Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim
Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var
Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim.''
Şimdi trip sonrası gelen ''haz'' dan sonra ''nedir bu hüzün?'', Sevgili Sezen?
Malumunuzun bildiği o nakarata gelince;
Git, git, git (3 kere) trip attıktan sonra hemen 2.5 saniye sonrasında; pişman olup, tükürdüğünü yalayarak git+''me'' = ''gitme'' diyerek olayı trajik hale getirmiş ve şarkının devamı şu şekilde gelişmiştir.
''Gitme dur ne olursun
Gitme kal yalan söyledim
Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim
Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var
Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim.''
Şimdi trip sonrası gelen ''haz'' dan sonra ''nedir bu hüzün?'', Sevgili Sezen?
çene
bir de ''çalçene'' versiyonu vardır ki master degree pörfekttt!!!
Belki şehit derecesinde belki ölmeden cennete gitmek isteyenlere allah böyle eş/arkadaş/dost/ebeveyn nasip etsin?!
Toplumda özellikle bu mübarek organın ''siyaset içinde siyaset kurarak, çoğunlukla hükümeti yakıp yıkmak için'' kullanıldığını biliyoruz dimi.
Belki şehit derecesinde belki ölmeden cennete gitmek isteyenlere allah böyle eş/arkadaş/dost/ebeveyn nasip etsin?!
Toplumda özellikle bu mübarek organın ''siyaset içinde siyaset kurarak, çoğunlukla hükümeti yakıp yıkmak için'' kullanıldığını biliyoruz dimi.
deprem
1. derece deprem kuşağında yer alan, özellikle İstanbul gibi 15 milyon kişinin yaşadığı kozmopolit şehri ele alalım;
7 şiddeti ve üzerinde gerçekleşeceği tahmin edilen depremden bahsediyorum. Henüz 1999 depreminden sonra 19 yıl geçmesine rağmen ciddi manada önlem alınmadığı da görülmüştür. Yaşanacak facianın vahim boyutuna gelelim. Kentsel dönüşümün henüz %17'si tamamlanmış; geri kalan yorulmuş binaların tekrardan yüksek standartlarda inşası tamamlanmamış %83'ü, yüksek enerji ortaya çıkarak depreme karşı koyabilecek binaların %17'si demek oluyor. İstanbul'da bir milyon binanın, Türkiye genelinin 8 milyon binanın tekrardan yıkılacağı konusunda gırtlak yırtıldı ama boş!
Deprem sırasında 1 milyon tehlikeli bina şu demek; deprem sırasında yatay kuvvetlere karşı koyamayıp kendisini ortaya çıkan yüksek enerjiyle birlikte salınıma kaptırıp, katlı pasta gibi üst üste binip, enkaz yığınından hiç kimsenin canlı çıkamayacağını anlatır. 1 milyon binada ortalama 4 kişilik aile yaşadığı düşünüldüğünde 15 milyonluk İstanbul Nüfusunun 1/4'ünden fazlasının ölümü demek oluyor.
Daha barajların deprem kuvvetlerine karşı koyamayarak yaşanacak felaketlere ve 400.000'in üzerinde binanın doğal gaz patlamasıyla yanacak olması konusuna hiç girmedim bile.
Evet gözünüz korksun!
7 şiddeti ve üzerinde gerçekleşeceği tahmin edilen depremden bahsediyorum. Henüz 1999 depreminden sonra 19 yıl geçmesine rağmen ciddi manada önlem alınmadığı da görülmüştür. Yaşanacak facianın vahim boyutuna gelelim. Kentsel dönüşümün henüz %17'si tamamlanmış; geri kalan yorulmuş binaların tekrardan yüksek standartlarda inşası tamamlanmamış %83'ü, yüksek enerji ortaya çıkarak depreme karşı koyabilecek binaların %17'si demek oluyor. İstanbul'da bir milyon binanın, Türkiye genelinin 8 milyon binanın tekrardan yıkılacağı konusunda gırtlak yırtıldı ama boş!
Deprem sırasında 1 milyon tehlikeli bina şu demek; deprem sırasında yatay kuvvetlere karşı koyamayıp kendisini ortaya çıkan yüksek enerjiyle birlikte salınıma kaptırıp, katlı pasta gibi üst üste binip, enkaz yığınından hiç kimsenin canlı çıkamayacağını anlatır. 1 milyon binada ortalama 4 kişilik aile yaşadığı düşünüldüğünde 15 milyonluk İstanbul Nüfusunun 1/4'ünden fazlasının ölümü demek oluyor.
Daha barajların deprem kuvvetlerine karşı koyamayarak yaşanacak felaketlere ve 400.000'in üzerinde binanın doğal gaz patlamasıyla yanacak olması konusuna hiç girmedim bile.
Evet gözünüz korksun!
alternatif popçu isimleri
Öneri olarak; akılda kalıcılığı fazla olabilecek, dile kolay, çoğunlukla duyulmamış isimleri almalarını tavsiye ederim. Neler olabilir mesela; ''Afitap'', ''Ulya'', ''İmer'', ''Ecemelo'' gibi.
Bir diğer önerim; büyük jest yaparak, kendi nickim olan; itici ama duyulmamış, hiç unutulmayacak olan helekopter ismimi yeni popçularımızdan birinin alabileceğini ancak bir şartım olduğunu da ilave etmek istiyorum.
Şartım; isim hakkım saklı kalmak suretiyle, popüler olan sanatçımıza telif hakkını verebilmem için güven sözlüğe üye olarak tüm üye ve yazarlarımıza ''merhaba'' demesini rica ediyorum.
Bir diğer önerim; büyük jest yaparak, kendi nickim olan; itici ama duyulmamış, hiç unutulmayacak olan helekopter ismimi yeni popçularımızdan birinin alabileceğini ancak bir şartım olduğunu da ilave etmek istiyorum.
Şartım; isim hakkım saklı kalmak suretiyle, popüler olan sanatçımıza telif hakkını verebilmem için güven sözlüğe üye olarak tüm üye ve yazarlarımıza ''merhaba'' demesini rica ediyorum.
toplu taşımalarda indi bindi sorunsalı
Daha düz yolda yürümeyi bilmiyorken, konu başlığında geçen kafa karışıklığının çok normaldir dediğim durumdur.
Zira düz yolda yaya halde, sağ şeritte (kaldırım, tretuvar) ilerlerken bir anda bize göre yine sağ tarafımızda kalan (emniyet şeridi gibi düşünün) kişi aniden dibinizden geçerken sizi korkutabilir Hatta çarpabilir. Aynı durum sol taraf için de geçerlidir.
Türkiye'de trafik sağdan akar, toplu taşımalarda en son hiç inecek yolcu kalmayana dek binecekler sırasını beklemelidir.
Zira düz yolda yaya halde, sağ şeritte (kaldırım, tretuvar) ilerlerken bir anda bize göre yine sağ tarafımızda kalan (emniyet şeridi gibi düşünün) kişi aniden dibinizden geçerken sizi korkutabilir Hatta çarpabilir. Aynı durum sol taraf için de geçerlidir.
Türkiye'de trafik sağdan akar, toplu taşımalarda en son hiç inecek yolcu kalmayana dek binecekler sırasını beklemelidir.
bekarlara pratik yemek önerisi
hamarat ve yardımsever kapı komşuculuğu yapacak bir daireye taşınınız.
küfür ettiren reklamlar
188 80 ( seksen seksen, seksen seksen); hadi bir daha başlayalım; 188 80...80, 80....
karoşi
Japonların, aşırı stres ve baskı altında mesleklerini icraa ederken yaşadıkları buhran sonrası kalp krizi veya inme neticesindeki yaşadıkları ani ölümün adıdır. (Karoşi hastalığı)
Düşünüyorum da, güzel ülkemde her 1 kişiden 1'i (ben dahil) çok yoğun çalışıyoruz işte; ''şöyle bittik, tükendik'' deyip şu şekilde isimsiz öleceğiz ya!
Güya çok çalışıyoruz. Sıradan insanlar gibi ardımızdan sadece öldü denilecek!
Bir ölümümüzün adına karoşi,haroşi her ne zıkkımsa artık isim koyan yok.
Çok çalışmaktan öleceğimizi bilen yok.
Düşünüyorum da, güzel ülkemde her 1 kişiden 1'i (ben dahil) çok yoğun çalışıyoruz işte; ''şöyle bittik, tükendik'' deyip şu şekilde isimsiz öleceğiz ya!
Güya çok çalışıyoruz. Sıradan insanlar gibi ardımızdan sadece öldü denilecek!
Bir ölümümüzün adına karoşi,haroşi her ne zıkkımsa artık isim koyan yok.
Çok çalışmaktan öleceğimizi bilen yok.