serendipity

serendipity

@serendipity admin yazar
1,304
entry
126
takipçi
149
takip edilen
5,313
beğeni
3,459
favori
48,997
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
23 eylül 2018'dan beri üye
yeni zelanda’da tv ve radyolarda ezanın canlı okunması
Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Christchurch kentinde 15 Mart'ta gerçekleşen iki camiye yönelik terör saldırısının ardından, Cuma ezanının radyo ve televizyondan canlı yayınlanacağını belirtti.
Özellikle cami saldırılarının ardından oldukça halk olarak ta etkilenen yeni Zelanda halkına ufak bir jest yapılacağı düşünülerek yapılan girişimdir.

Cuma namazı için ibadet anacıyla camilerde toplanan Müslümanlara destek verme arzusu içinde olunduğunu ifade eden Başbakan'ın açıklamasına göre; Cuma günü ulusal kanallarında “TVNZ ve RNZ” aracılığıyla ezanı ulusal olarak yayınlayacağız” dedi.
Ufak bir jest te olsa acıları hafifletmeyeceği ancak yine de hoş olacağının sempatisini beslerken göstermelik birkaç haftalık yayın yapsanız Ne olacak yapmasanız Ne olacak, zaten bu saldırıyı....
Diye düşünür yazar!
haber kaynağı
20 mart 2019 denizli depremi
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'nin yaptığı açıklamaya göre; depremin merkez üssü'nün Denizli Acıpayam ve Yeniköy olduğunun, Depremin şiddeti ise ilk belirlemelere göre 5.6 ve Depremin saati ise 09:34 olduğu bilgisi verildi.
haber kaynağı
bir ayakkabıya 300 lira vermek
Bizim oralarda bir laf vardır;
“Paran varsa yersin, durup dinlenip bir daha yersin!”
Yani sözüm ona ki; bütçe ve bakış açısı dahilinde bir ayakkabıya 300 tl çok ta gelebilir kişisine göre bir ayakkabıya 3000 tl vermek te bilakis az gelebilir, ünlü alışveriş sitelerini şöylece göz gezdirdiğimde ortalama markaların bile 300 tl'den Başlanıldığı düşünülüp üstüne “tükendi” ibaresini görünce demek ki alan da var, stoğu tüketip tercih eden de var.
Ama şu var gidip bir ayakkabıya otuz bin tl vermem, yani şartlar ne olursa olsun tercih etmem. Daha vahim sorun varsa fiyatından da önce kaç bin dolarlık ayakkabıların mükemmele yakın replika yahut taklitleri yapılıp aslını yaşatmak yerine öldürüp çok uygun fiyatlara o ayakkabılar alınıp daha üst bedel ödeyenlerin kendini enayi gibi hissettirmeleridir.
Nasıl mutlu oluyorsanız öyle yaşayınız!
hükümsüz
Geçerliliğini kaybedip geçersiz olmuş, Yürürlükten kaldırılmış, hükmü kalmamış demektir.
kayboldum kaybolan yıllar içinde
kaybedilen yıllar
hükümsüzdür
dul kadın
tdk
“Kocasını ölüm yoluyla yitiren, bundan dolayı toplumun bu durumda koymuş olduğu kuralları, kaçınmaları uygulamak zorunda olan kadın.“ demektir.

Tdk'ya Göre yeni anlamlandırılan bu sıfat ile ilgili cinsiyetçi yaklaşmış olunduğuyla ilgili müthiş tepkiler yağmış. Şimdi öncelikle şuna açıklık getirelim; boşanan çiftler yeni nüfus cüzdanına kavuştuğunda “dul” yerine artık “bekar” ifadesi yer almaktadır. tdk ifadesine göre eşini ölüm sebebiyle kaybedip nikah akdi sonlanıp toplum baskısına maruz kalıp; “dul kadınsın sen bu saatte..., dul kadının işi olmaz şuralarda, aaaaa sen dul kadınsın olmaz efendim....” şeklinde başlayıp devam eden baskılardan dolayı gayet o baskı ifadesini de cümleleri arasına sıkıştırmış ve takdirimi kazanmıştır.
Teşekkürler tdk
Teşekkürler toplum baskısı
2019 yılı dünyanın en mutlu ülkesi sıralaması
Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre; Dünya Mutluluk Raporu dünyadaki en mutlu ülkeler en zengin, ekonomik olarak güçlü olanlara göre değil, sosyal devlet ve kurumsal desteği bulunan ülkeler olduğunu ortaya koydu.
Sıralamada önemli olarak şu etkenler rapora yansıdı.
-Sağlıklı yaşam beklentisi
-Ülkelerin gelir düzeyleri
-Sosyal destek
-Özgürlük
-Güven
-Cömertlik
-Sağlıklı yaşam

Tüm bileşenler göz önüne alındığında raporda, birinciliği alan ülke Finlandiya oldu.

Finlandiya'nın ardından ilk 10'da sırasıyla; Danimarka, Norveç, İzlanda, Hollanda, İsviçre, İsveç, Yeni Zelanda, Kanada ve Avusturya takip etti.

İlk 10'a 5 İskandinav ülkesi girerken, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasındaki ülkelerden 9'unun bu aralıkta yer almaması dikkati çekti.
Sıralamaya 156 ülke katılmış olup ülkemiz bu sıralama içinde 79.sırada kendine yer bulmuştur.
haber kaynağı
lookingforanickname
Nickname'nin en az kendisi kadar orijinal olduğunu düşündüğüm yine aynı orijinalliklerde ve ince espri yeteneğiyle kalemiyle de var olacağını umut ettiğim sevgili 2. Nesil yazarımızdır.
Hoş geldiniz!
kendinden birinci çoğul şahıs olarak bahsetmek
Başlıktaki durumu ilk olarak akla getirince ruhsal bir hastalık varmışcasına eleştiri yağmuruna tutulacağı düşünülür ancak çoğu zaman “ben” yerine “biz” diye bahsetmek narsisizmi yenip Yani kendini yenip ekip olarak yapılan ruhu taşıyıp onure etmektir çoğu zaman. Eşli, işli, bilimsel çalışmalar, sanatçılar, siyasetçiler vb toplumda yer edinmiş kişilerin emekleri doğrultusunda ortaya bir ürün veya hizmet konulması düşünülürken “ben” yerine “biz” diye bahsetmek kadar doğal bir konu yoktur.

Ayrıca bahsettiğim üzere bu durum bir ruhsal rahatsızlık belirtisi olmayıp, "ben" demenin kendini yüceltme, özellikle yazı dilinde kendini yazdığı yazının öznesi yahut konu maddesiymiş gibi değerlendirme vurgusunu taşıdığını düşünen şahısların sergilediği davranıştır. "ben" demenin barındırdığı ilkel benliğin şişinme duygusundan rahatsız olan kişiler tarafından kullanılır.
hollanda’da silahlı saldırı
18 Mart 2019 tarihinizde gerçekleşen saldırı haberidir. Olay Hollanda'nın utrecht kentinde 24 Ekim meydanı mevkisinde yer alan bir tramvayda gerçekleşen saldırıdır. 3 ölü ve 9 yaralının olduğu saldırıyı gerçekleştiren 37 yaşında Türk kökenli vatandaştır.
Olayın görgü tanıkları ve kendi yakınlarının ifadesine göre saldırganın yeni Zelanda sonrası gerçekleştirilen katliam ile bağdaştırılamayacağı, şahsın içine kapanık münzevi kişiliğe sahip olduğu söyleniyor.

bir yerlerde böyle absürt ve yürek yenmiş cesaretliliğinde saldırılar varsa baronların haberi vardır.
Yok içine kapanıkmış, psikopatmış yok yeni Zelanda camii saldırısı sonrası bilerek ve isteyerek Türkler hedef alındıktan sonra yine bir Türk'ün olmayacak yerde sanki intikam alırcasına saldırı yani misilleme yapması oldukça iyi bir tezgahın haberidir. Bu tarz saldırıların dozunun ilerleyen günlerde artarak devam edeceğini sizlere hatırlatayım.
Buzullar erimekte dünyada iki buçuk milyar insan fazlalığı var, velhasıl derin konular sirayet etmektedir.
Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum!
haber kaynağı
mavi gözlü insanların karşılaştığı tuhaf durumlar
İçten içe kıskanılan göz rengidir. Asla bir yeşil göz değildir. Yeşil göz dünyada en zor bulunan göz rengidir ayrıca. Mutasyon sonrası göz renklerinde başkalaşım yaşanıp renkli gözlü insanlar türemiştir.
Neyse konumuz bu değil!
Özellikle etrafımda da çok fazla gördüğüm üzere, gözleri koyu kestane kabuğu tonlarında, hatta kestane balının yoğun tonlarında ki kahvelikte göz rengine sahip olanlar Ne alakaysa güneşte benim gözüm renk değiştirip, arkamı Güney'e gözümü güneşe çevirince “gözüm mavi oluyor” tesellisi ararlar. Yöreye göre güneşe bakınca “ela, yeşil” muhabbeti dönüyor ama yine konumuz bu değil yahu!
Renkli gözlü insanların nazarı değermiş, mavi gözlü insanlar olduğu gibi çatlatırmış canlı, cansız varlıkları.
“He canım he” deyip üç yıldızla uğurluyoruz!
sözlüğe veda
sevgili sözlük ve sakinleri
üstüne uzun uzun düşünerek belki de düşünmeyip artık son damlanın da haşr olmasıyla değişmeyeceğini gördüğüm milyonlarca sebepten sonra daha önceki kırgınlıklarımı da icmal ettiğimde yine bir şeylerin değişmeyip kalmaya devam ettikçe kendimden ve hayatımdan ödün verme yanlışlığına tutulduğunu gördüğüm şu an ve dakikalarda 'daha ne kadar sabır!' diyerek belki de en doğru kararın bu olduğuna kendimi telkin edip artık en baştan itibaren olması gereken geç te olsa şimdi olsun ve artık bitsin bu işkence diyerek...


diye yazılması muhtemel sözlük veda mektubudur.
Her son yeni başlangıç olmadan önce o son olan şeyi llafta bırakmayıp gerçekten sonlandırmakta kararlı olunup olunmadığına karar verilmeli.

Her yazarımız ayrı değerli gidiyor olmaları ayrı bir hüzün. Başka sitelerde haklı iken haksız yere düşüp belki 40 eksi almama rağmen direndim, küsmek ama gitmemek lazım.
Vedanın en güzeli sessiz olanı imiş, ben de bir gün gidersem kimsenin ruhu duymadan olacaktır belki. Kim bilir.
içmeyin şu zıkkımı
zıkkım için
mosii
Minnoş nickname'i yanı sıra aynı minnoşluktan birkaç tık fazlalıkta o güzelim profil picture ile aramıza henüz teşrif eden değerli 2. Nesil yazarımızdır. En nezaketinden hoş geldiniz diyorum.
otomobil kullanmak
Otomobili tek başına kullanıyor olmanın bir manası yoktur. Özellikle hız denemesi yapıp şerit üzerindeki diğer araçları korkutmuyorsanız, son ses açtığınız müzik üzerinden kulağınızın östaki borusunu çatlatmadıysanız ve o müziğe eşlik ederken Boğaz'ınızın yırtıldığını hissetmiyorsanız o nakaratlara vokalistlik yapmıyorsanız otomobil kullanmakla toplu araçta hareket halinde olmanın bir farkı yoktur.
Bir yerden bir yere ulaşmak dışında bu işin keyfini sürerek tadını bilip hobi edenler derneği yönetim kurulu üyesi olarak diyorum ki; sürat kötüdür ama zevklidir.
teşekkür ederim
Nefse çoğunlukla söylemesi ağır gelse de söylenince sizi daha da yücelten, nezaket bildiren memnuniyet terimidir. Müteşekkir olmak ila takdir etmek yüceliğine sığınsa da “rica etmek”ten bir tık yukarıda ifade taşıyan asil eylemdir.
HaZır rica etmekten bahsetmişken aklıma sevgili Ahmet kaya'nın Şu hikayesi gelmiştir;
Ahmet kaya'nın Ağzından:
-“onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. bir gün gittim dedim ki:
“biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...”
bana dedi ki:
“rica ederim.”
öyle bir ağrıma gitti ki:
“ben de sana rica ederim!” dedim.
ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim.

Bilmeyenler için küfür ifadesi, yüzün mimiklerine ve ses tonuna göre bazen hakaret içeren söz öbeği de olabilmektedir.
tiyatro bileti almak için 26 saat sıra beklemek
Saadet Ballı adlı tiyatrosever kadın geçtiğimiz 9 yıl öncesinde olduğu gibi bu sene de sıraya girip ilk bileti kendisi almıştır. Tabi internet satışının henüz başladığı saatlerden önce ilk bileti yine alabilmek adına kamplar kuran tiyatroseverler bu yıl bilet kuyruğunda yaklaşık 26 saat nöbet tuttular. Adana'da bu yıl 21'incisi düzenlenen Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nde sahnelenecek oyunların biletler için Gişe önünde sıraya giren Saadet Ballı, 26 saatlik bekleyişin ardından toplam 21 bilet aldı. Saadet Ballı;
“Her yıl geliyorum, her yıl ilk bileti ben satın alıyorum. Elbette ki beklediğime değiyor" dedi.
Entry görseli


haber kaynağı
abdul aziz
Yeni Zelanda Cami saldırısının kahramanıdır. Aslen Afganistanlı olup ordan göç eden, 25 yıldan uzun süredir Avustralya'da yaşadıktan sonra birkaç yıl önce Yeni Zelanda'ya yerleşen 48 yaşındaki Abdül Aziz, teröriste karşı silahsız direnerek teröristin namaz kılınan bölüme girmesini engelledi ve aracına dönen teröristi park yerinde oyalayarak camiden ayrılmaya zorladı, bu sayede daha fazla can kaybı yaşanmasını önledi.
Görgü tanıklarına göre;
Abdul Aziz, Kendisi silahsız iken teröristin aracına kadar birbirlerini kovaladıkları esnada yerde bulduğu içi boş silahı katile doğrultup boş olduğunu görünce, teröristin şöfor mahalinin bulunduğu cama fırlatıp camın kırılmasına sebep oldu, bu olaydan tedirginlik duyup olay yerinden kaçıp daha da fazla kişiyi katledemedeyip kaçmasına vesile olmuştur.
hüzün
Böylesine güçlü bir duygunun tam ifadesi olmadığı gibi kişiden kişiye canlıdan canlıya değişebilen etkisini ancak başka tarifsiz duygularla açıklanabilir.

Sanki göğüs kafesine mukavemet uygulayan kn/m'lik yatay kuvvet tesir ederken aynı zamanda boğazında yumru bırakmışçasına çırpınır halde vaveylası duyulmayan halet-i ruhiyedir.

Bazen bahanesi sonbaharın ölümü sarı yapraklar olurken bazen de morg duvarına düşen Bodrum katın fener camından sabaha doğru yansıyan güneş ışığının tarifsiz sıcaklığı ölüm soğukluğuyla yine buz haline dönüşüyor olmasıdır.

bazen gecenin 03.00'ında manasız çalan telefon ve bir "efendim" dahi diyemeden gelen bir ağlamaklı hıçkırıklı kısılmış ses bazen de o duymak istemediğiniz "inşallah o değildir korkusunun üstünüze çöken negatif yüklü bulutudur."

Tüm bu çöken magma tabakası kalınlığındaki katmanlar gelip üstünüze oturmuş da hareket edemeyip kalakalırsınız ya işte öyle tuhaf bi his. Dudağının bitiş çizgisindeki yer çekimine yenik düşen çizgisiyle göz kapaklarının yarı açık yarı kapalı dünyanın tüm yükünü sığdırmış kırılganlığıyla adeta cümlenin sonundaki nokta gibi göz bebeğinin kenarında ha aktım ha akacak duran birikmiş göz yaşıyla kenarda bir başına kalakalır öylece tüm sustukların. Belki birkaç gün belki yıllarca belki de birkaç saate geçecekti ama akla düşenler ancak yine de o içini "cız" ettirecekti, kaçınılmaz sondu!
katlanamadığınız davranışlar
Sessiz bir ortamda çalışmaya çalışırken (mesela kütüphane, ofis) aniden beliren veledin çığlık sesleri, dışarıdan gelen marketçi Riza amcanın “sulu sulu Finike portakalı” yankıları, yanında oturan stajyerin konuşurken azı dişler arasında tuttuğu ama konuşması bitince “cak, jack” arası minvalde ses çıkartan falım sakızı şapırtısı, sevmediğim müzik tarzında kırmızı Işık'ta takılı kalan orta halli arabasında hava atmaya çalışan ama havasını yediklerimin havasının İngiliz asaletinde olduğunu düşünen züppelerin o bad sesleriyle o çirkin şarkılara eşlik ettiği o yine muhteşem anlar!
Tam bütün bunlar bitti derken seçim geldi tüm sene hizmet etmeyip son haftalarda blaze ile her yeri delip çalışma ve hizmet görüntüsü vermeye çalışan belediyelerin ve belediyeciliğin kötü seslerinden artık muzdaribim.
Kötü sesleri sevmiyorum, çalışırken hiç sevmiyorum. İyi ki sevmiyorum ama sürekli katlanıyorum!