"arkadaşlar hazır mısınız? daha dinç, daha zinde, daha güçlü bi bünye için, kafa için, beyin için: Yatsınn Bu Dünya! Berhudar olun gönül dostları.."
orhan gencebay bağımlılığım vardı evet
nushirevan
@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,649
puan
Efsane Yazar
3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist
30 kasım
Bugün "30 kasım" birden ağrıyor, yarın "1 aralık" bulayım da doktora gideyim.
spoiler (tıkla)
kusura bakmayın, yapmadan duramazdım bgv
antalya
Bazı bölgeleri öylesine turizme adapte olan bir şehirdir ki türk parasının geçmediği esnafları olabiliyor. Yıllar önce simena denilen yerine gittik, camii'nin kapısına kilit vurmuşlar. Abdest almak için pet şişe su alalım dedik, esnaf dolar ve euro ile çalışıyor! 1 litre su oluyor mu sana 50 TL?! Bize denizden abdest aldıran düzeninize tüküreyim.
öz yurdunda garipsin öz vatanında parya
öz yurdunda garipsin öz vatanında parya
the i-land
An itibariyle bitirdigim mini dizidir. Bakın herkesin kendine göre bir seyir zevki var ama bir diziye başlamak için yine her izleyicinin kabul edebileceği minimum standartlar da var olmalı. Örneğin özgün hikaye, iyi oyunculuklar, sinematografi, en olmadı kaliteli görsel efektler.. Hah, işte bunların tamamı yok bu dizide. Zevkler ve renkler tartışılmaz derler ama öhh be kardeşim..
Bakın spoiler'sız özet geçiyorum: Bir adada uyanan bir grup insan var. lost Hafızaları silinmiş dark matter bu insanlar bir yandan kim olduklarını sorgularken bir yandan adadaki gariplikleri sorguluyorlar persons unknown Hop! Esas kız bi uyanıyor meğer hepsi simülasyon imiş the matrix
Bakın sadece hikayenin esinlenilmiş tarafları rahatsız etmiyor beni. Karakterlerin geçmişleri var ama bir derinlik kazandırılmamış.. Eskiyi gösteren her sahnede yapmacık peruklar var. Oyuncular zaten muhtemelen noname seçilmiş paradan kısmak için.. Para demişken, çoğu bölüm gerçekten adada çekilmiş ama artık ışığı mı ayarlayamadılar, netliği mi seçemediler bazı sahneleri green box'ta çekelim demiş yönetmen sanki.. Anlamsız ve gerçekten uzak diyaloglar da hikayeye dahil olmanızın önüne geçiyor. Bir sinema televizyon eserinin izleyiciye geçebilmesi için gerekli en önemli unsur, izleyicinin empati yapabiliyor olmasıdır. Matrix'i izleyen birisi "la bizim dünya da meğer matrismiş muhahaha" demiyorsa, Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo'nun Sam'e duyduğu minnet duygusunu içinde hissetmiyorsa o film olmamıştır. Şimdi bu adamları adaya atmışlar eyvallah.. İlk olarak ada konseyini kurup sen kimsin sen kimsin yapmaları doğal.. Ama daha sonra "napak napak hah buldum denize girek" demeleri ne kadar gerçekçi? Ulan sen kim olduğunu bilmiyorsun, nerede olduğunu bilmiyorsun, kıçın başın açıkta, ilk düşündüğün okyanusta deve güreşi mi? Ne yiyecen, ne içecen? Ulan oğlum...
Neyse sakinim. Başlarında bi çatı yok, ateş yok, yemek yok, yapraktan şapka yapıyorlar! Kafaya bak..
Neyse daha çok şey söylenir de, diziyi seven meven olur kızdırmayalım kimseyi.. Bana sorarsanız, izlemeyin derim. Ha illa bu kafada gizem dizisi arıyorsan persons unknown vardı bi tarihte..
Bakın spoiler'sız özet geçiyorum: Bir adada uyanan bir grup insan var. lost Hafızaları silinmiş dark matter bu insanlar bir yandan kim olduklarını sorgularken bir yandan adadaki gariplikleri sorguluyorlar persons unknown Hop! Esas kız bi uyanıyor meğer hepsi simülasyon imiş the matrix
Bakın sadece hikayenin esinlenilmiş tarafları rahatsız etmiyor beni. Karakterlerin geçmişleri var ama bir derinlik kazandırılmamış.. Eskiyi gösteren her sahnede yapmacık peruklar var. Oyuncular zaten muhtemelen noname seçilmiş paradan kısmak için.. Para demişken, çoğu bölüm gerçekten adada çekilmiş ama artık ışığı mı ayarlayamadılar, netliği mi seçemediler bazı sahneleri green box'ta çekelim demiş yönetmen sanki.. Anlamsız ve gerçekten uzak diyaloglar da hikayeye dahil olmanızın önüne geçiyor. Bir sinema televizyon eserinin izleyiciye geçebilmesi için gerekli en önemli unsur, izleyicinin empati yapabiliyor olmasıdır. Matrix'i izleyen birisi "la bizim dünya da meğer matrismiş muhahaha" demiyorsa, Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo'nun Sam'e duyduğu minnet duygusunu içinde hissetmiyorsa o film olmamıştır. Şimdi bu adamları adaya atmışlar eyvallah.. İlk olarak ada konseyini kurup sen kimsin sen kimsin yapmaları doğal.. Ama daha sonra "napak napak hah buldum denize girek" demeleri ne kadar gerçekçi? Ulan sen kim olduğunu bilmiyorsun, nerede olduğunu bilmiyorsun, kıçın başın açıkta, ilk düşündüğün okyanusta deve güreşi mi? Ne yiyecen, ne içecen? Ulan oğlum...

Neyse sakinim. Başlarında bi çatı yok, ateş yok, yemek yok, yapraktan şapka yapıyorlar! Kafaya bak..
Neyse daha çok şey söylenir de, diziyi seven meven olur kızdırmayalım kimseyi.. Bana sorarsanız, izlemeyin derim. Ha illa bu kafada gizem dizisi arıyorsan persons unknown vardı bi tarihte..
amerika denince akla gelenler
kendi milletini koruma odaklı, pragmatist hukuk sistemi.
Dünyada ileri medeniyet seviyesini refere eden ABD, kendi anayasasını oluştururken yargı bağımsızlığını ülke menfaatleri ekseninde sağlamış. Yani yargı, ülke menfaatlerinin tersine hukuk işletemiyor. Bizde ise "hukukun üstünlüğü"nden anladığımız tam olarak bu. Diyelim ki biri, ABD'de kaçakçılık yaptı ancak kendini hukuken aklayabiliyor. Bu durumda ABD yasalarında hakimlerin "ima yollu yazılan" kanunları yorumlama hakları var. Bu şekilde hukuki bir altyapısı olmadığı halde, hakimin "abd çıkarlarını koruma" gereği ima yollu kanunları işletebiliyor. Bu net yazılmayan, yoruma bırakılan kanunlar yasada bir boşluk gibi görünse de, temelde ülke menfaatlerine zarar verenlerin hukuk zırhından çıkarabiliyor.
Hani şu amerikanın Hulusi Kentmen gibi hakimi olan Frank Caprio yu hatırladınız mı? Alın size bir örnek! Adamın biri hız limitini aştığı ve cezaya itiraz ettiği için mahkemelik oluyor. ancak adamın yaşı ve durumu göz önüne alınıyor ve ceza iptal ediliyor.
türkiye'de bunu neden yapamazsınız? çünkü hakimleri kanunları yorumlama yetkisi yok. ''ne yazıyorsa o kardeşim!'' der bizim hakimler. Frank Caprio ise amerikan menfaatlerini (örnek: aile yapısı) korumaya yönelik kanunları işletip, trafik cezasını ödememesine hükmediyor.
İma yollu kanunlara bir örnek: Anayasa, eyaletlerin kağıt para basmasını kesin bir ifade ile yasaklıyor. Ancak eyaletler, ülke menfaatleri söz konusuysa yargı yoluyla borç alarak veya bozuk para basarak bu yasanın arkasından dolaşabiliyor.
Elbette bu sistemin bizde uygulanması için fetö'nün kirletmediği milli bir yargının var olması gerekiyor. Ancak vakit geç değil. Bugün bir milletvekili, suç teşkil etmeyecek şekilde terör seviciliği yapıp, milli değerlere saygısızlık yapacak şekilde twit atarken ABD 'deki bu hukuk sisteminden daha kat-i bir sistemin Türkiye 'de uygulandığının farkında.
"Sen bizim şehidimizi aşağılayamazsın" veya "terör örgütünü ima ediyorsun, onların ağzı ile konuşuyorsun" yorumuyla milli hassasiyetlerimizi koruyabilecek bir sistem geliştirmemiz lazım.
15 Temmuz'dan sonra Cumhur Başkanı "en ağır şekilde bedelini ödeyecekler" dediğinde milletçe anladığımız ile gerçekleşenler arasındaki fark, hukuk sistemimizdeki eksikliğin kanıtı.
Dünyada ileri medeniyet seviyesini refere eden ABD, kendi anayasasını oluştururken yargı bağımsızlığını ülke menfaatleri ekseninde sağlamış. Yani yargı, ülke menfaatlerinin tersine hukuk işletemiyor. Bizde ise "hukukun üstünlüğü"nden anladığımız tam olarak bu. Diyelim ki biri, ABD'de kaçakçılık yaptı ancak kendini hukuken aklayabiliyor. Bu durumda ABD yasalarında hakimlerin "ima yollu yazılan" kanunları yorumlama hakları var. Bu şekilde hukuki bir altyapısı olmadığı halde, hakimin "abd çıkarlarını koruma" gereği ima yollu kanunları işletebiliyor. Bu net yazılmayan, yoruma bırakılan kanunlar yasada bir boşluk gibi görünse de, temelde ülke menfaatlerine zarar verenlerin hukuk zırhından çıkarabiliyor.
Hani şu amerikanın Hulusi Kentmen gibi hakimi olan Frank Caprio yu hatırladınız mı? Alın size bir örnek! Adamın biri hız limitini aştığı ve cezaya itiraz ettiği için mahkemelik oluyor. ancak adamın yaşı ve durumu göz önüne alınıyor ve ceza iptal ediliyor.
türkiye'de bunu neden yapamazsınız? çünkü hakimleri kanunları yorumlama yetkisi yok. ''ne yazıyorsa o kardeşim!'' der bizim hakimler. Frank Caprio ise amerikan menfaatlerini (örnek: aile yapısı) korumaya yönelik kanunları işletip, trafik cezasını ödememesine hükmediyor.
İma yollu kanunlara bir örnek: Anayasa, eyaletlerin kağıt para basmasını kesin bir ifade ile yasaklıyor. Ancak eyaletler, ülke menfaatleri söz konusuysa yargı yoluyla borç alarak veya bozuk para basarak bu yasanın arkasından dolaşabiliyor.
Elbette bu sistemin bizde uygulanması için fetö'nün kirletmediği milli bir yargının var olması gerekiyor. Ancak vakit geç değil. Bugün bir milletvekili, suç teşkil etmeyecek şekilde terör seviciliği yapıp, milli değerlere saygısızlık yapacak şekilde twit atarken ABD 'deki bu hukuk sisteminden daha kat-i bir sistemin Türkiye 'de uygulandığının farkında.
"Sen bizim şehidimizi aşağılayamazsın" veya "terör örgütünü ima ediyorsun, onların ağzı ile konuşuyorsun" yorumuyla milli hassasiyetlerimizi koruyabilecek bir sistem geliştirmemiz lazım.
15 Temmuz'dan sonra Cumhur Başkanı "en ağır şekilde bedelini ödeyecekler" dediğinde milletçe anladığımız ile gerçekleşenler arasındaki fark, hukuk sistemimizdeki eksikliğin kanıtı.
trendyol.com
girdiğimiz gireceğimiz her siteye, yetmedi videolara, yetmedi televizyonlara, o da yetmedi billboard'lara mayın gibi her yerden çıkan reklamlar döşeyen alışveriş sitesi. hayır sen reklama ayırdığın bu devasa bütçeyi, müşteriye indirim olarak yansıtsan zaten başka mecralara kaymayacak ki müşterin.. ulen sepette %5 indirim oluyor diye ihtiyacı olmadığı halde kamyon tekeri alan milletiz neyinden çekiniyorsun?
haluk bilginer
47.uluslararası emmy ödülleri'nde şahsiyet dizisindeki rolü ile ''en iyi erkek oyuncu'' seçilerek, bu ödülü kazanan ilk türk oyuncu olmuştur.

elbette akademi (oscar) gibi bu ödüllerin verilişinde arka planda çalışılan lobilerin rolü büyük ama bilginer zaten iyi bir oyuncu. onnçün öküz altında buzağı aramaya gerek yok. bu haberi duyunca emektar sinema ve tiyatro oyuncularımız geldi gözümün önüne.. ne yetenekler, siyasi kaygıları ve sanatın, mizahın protest olması gerekliliği üzerindeki hastalıklı tez yüzünden kendilerini ve itibarlarını yıprattılar. bak etliye sütlüye dokunmayan adamlar hürmet görüyor işte ibret alın. barış manço 'yu neden her kesimden insan sever? çünkü apolitik ve millidir de ondan. haluk bilginer'in kişisel siyasi görüşlerini diğerleri gibi propaganda malzemesi olarak kullanmaması halk nezdinde de artı puan olarak hatırlanıyor bence. yoksa sağcısı da solcusu da bugün haluk bilginer'in başarısını alkışlar mıydı?

elbette akademi (oscar) gibi bu ödüllerin verilişinde arka planda çalışılan lobilerin rolü büyük ama bilginer zaten iyi bir oyuncu. onnçün öküz altında buzağı aramaya gerek yok. bu haberi duyunca emektar sinema ve tiyatro oyuncularımız geldi gözümün önüne.. ne yetenekler, siyasi kaygıları ve sanatın, mizahın protest olması gerekliliği üzerindeki hastalıklı tez yüzünden kendilerini ve itibarlarını yıprattılar. bak etliye sütlüye dokunmayan adamlar hürmet görüyor işte ibret alın. barış manço 'yu neden her kesimden insan sever? çünkü apolitik ve millidir de ondan. haluk bilginer'in kişisel siyasi görüşlerini diğerleri gibi propaganda malzemesi olarak kullanmaması halk nezdinde de artı puan olarak hatırlanıyor bence. yoksa sağcısı da solcusu da bugün haluk bilginer'in başarısını alkışlar mıydı?
the i-land
Lan yoksa? [ebkz]63756[/ebkz]
fırat altunmeşe

16 mart 1990 doğumlu türk dizi oyuncusu. Bir çok dizide rol aldıktan sonra şimdilerde mucize doktor adlı diziyle yıldızı parladı.
Ha bi de meşhur izzet altınmeşe'nin de oğlu

16 mart 1990 doğumlu türk dizi oyuncusu. Bir çok dizide rol aldıktan sonra şimdilerde mucize doktor adlı diziyle yıldızı parladı.
Ha bi de meşhur izzet altınmeşe'nin de oğlu
diyet
Evde tutulması gereken rejim. Dışarıya çıkacaksan diyeti boz da öyle çık. Hayır her çay ikram edilen yerde "şeker zehir.." muhabbetinden de, yanına gelen ikramlıkları kibarca reddettiğinde "diyette misin" sorularından da gına geldi. En sonunda "sağlığım için diyetteyim, ikramınız için teşekkür ederim ama almayacağım" yazılı bir dövizle dolaşacağım. Diyette olanın yanında diyet muhabbetine girmeyin bilader.. Zaten zor idare ediyoruz bi de bütün gün yok öyleydi yok böyleydi bık bık..
the shining
Hikayenin yazarı Stephen king'in filmi izledikten sonra "aslında asıl korkutucu olanın mekan olması gerekiyordu, bu daha çok bir delinin hezeyanları gibiydi ama eh işte idare eder" minvalinde eleştirdiği film.
geleceğe nefes
- 11 Kasım'da 11 milyon ağaç dikiyoruz!
+ Çok güzel ne dikeceğiz?
- Çam..
+ Meşe? Kayın? Sedir? Servi? Çınar? Zeytin?
- Yok, sadece çam. Hem yeşil görünür her daim..
+ Tamam da çam diğerleri kadar..
- Vaaay hemen karşı çıkın siz! Manda ve himayeci kafa bu kafa! Fetöcü müsün lan sen? Hain! Mesele ağaç değil ha? Yuh olsun size be!
+ Çok güzel ne dikeceğiz?
- Çam..
+ Meşe? Kayın? Sedir? Servi? Çınar? Zeytin?
- Yok, sadece çam. Hem yeşil görünür her daim..
+ Tamam da çam diğerleri kadar..
- Vaaay hemen karşı çıkın siz! Manda ve himayeci kafa bu kafa! Fetöcü müsün lan sen? Hain! Mesele ağaç değil ha? Yuh olsun size be!
kemalizm
Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının ardından; onun değerlerini yaşatmak amacıyla kurulduğu söylenen, zamanla bir külte dönüşüp takipçilerinden maddi kazanç sağlama, gazi'nin iddiasının tam tersine manda ve himaye amacı güden ideoloji. Askeri darbelerden sonra devlet mekanizmasına fetö'den daha köklü yerleşen ve nesillerdir devam eden bu sözde din, bugün iktidar olduğu halde muktedir olamayan sağ ideolojinin tam karşısında olduğundan çok, sapkın görünümü ile türk solu için de kronik bir hastalıktır.
[url] twitter.com/...[/url]
[url] twitter.com/...[/url]
10 kasım
Anma töreninde skandal yaşanan gündür.
Her dinde olduğu gibi, kendisini o dinden sayanlar arasında ifrat ve tefrit'e düşenler olur. Kemalizm 90 yıllık bir kült ve bunu kabullenemeyen müritleri mütemadiyen ayarı kaçırabiliyor:
Her dinde olduğu gibi, kendisini o dinden sayanlar arasında ifrat ve tefrit'e düşenler olur. Kemalizm 90 yıllık bir kült ve bunu kabullenemeyen müritleri mütemadiyen ayarı kaçırabiliyor:
baykuş tipi uyku
internetin hayatımızı istila etmesiyle ortaya çıktığını düşündüğüm hastalıktır. Gece yarılarına kadar interneti kapat bak uyanık kalıyor mu haspam..
39 saniyede ekrem imamoğlu'nun iki yüzü
İbretlik kıssayı hatırlatan videodur:
Kanadı bir derviş tarafından kırılan kuşa, Hz.Süleyman sorar:
- Neden kaçmadın?
Kuş cevap verir:
- Dervişlik hırkası giymişti, zarar vermez diye düşündüm..
Süleyman peygamber kısas ile dervişin kolunun kırılmasına hükmeder. Bu defa kuş itiraz eder:
- Kolunu kırmayın, hırkasını çıkarın.. Onunla kandırıyor..
Kanadı bir derviş tarafından kırılan kuşa, Hz.Süleyman sorar:
- Neden kaçmadın?
Kuş cevap verir:
- Dervişlik hırkası giymişti, zarar vermez diye düşündüm..
Süleyman peygamber kısas ile dervişin kolunun kırılmasına hükmeder. Bu defa kuş itiraz eder:
- Kolunu kırmayın, hırkasını çıkarın.. Onunla kandırıyor..
10 kasım

Yâd ediyoruz..

Yâd ediyoruz..
kadın erkek eşitliği
Güncelleme: Kadın erkekten üstündür, yeter ki gülümsesin..
evcilleşmek
Canlıların insanlara karşı duyduğu güveni ve o güvenin getirdiği zararsız davranışları ifade eder. Sokak köpeği, kedi veya herhangi bir Dört ayaklı hayvanın evcilleştiģinin en bariz göstergesi kendini sevdirmesi, dokunulmasına izin vermesidir. Eğer sokakta bir kedi veya köpeğin yere yatıp size karnını gösterdiğini görüyorsanız bu onların dilinde bir güven ifadesidir, sizden zarar gelmeyeceğinden emin olma hareketidir. "Acaba bu köpek ısırır mı?" Diye hiç düşünmeyin. Kuyruk sallayan köpek ısırabilir ama yere yatıp karnını gösteren köpek, kedi, kuzu, inek, panter, bal porsuğu vs. zararsızdır. Doğanın ortak bir dilidir bu evcilleşme hareketi.

iğde
Dış kabuğunun altında, pamuksu yapısıyla mayhoş bir meyve türüdür. Sözü edildiğinde aklıma şu şarkının anlamsız başlangıcındaki i-ü-i-i-ü sesleri gelir bgv


