normal adam

normal adam

@normal adam yazar
162
entry
10
takipçi
2
takip edilen
397
beğeni
207
favori
7,443
puan
Uzman Yazar
çevrimdışı
18 kasım 2018'dan beri üye
topraktan yaratılmak
Topraktan yaratılmak biraz dini bir durum olduğu için ilk başta ufak bir açıklama yapacağım aynı zamanda müslüman olduğum islami tarafını bilimsel bir şekilde aciklamaya çalışacağım.
Açıklama :ilk başta cenab-i allah dünya ile ilgili bir sey yaparken onu dünya kurallarına göre yapıyor. Şöyle ki güç ve kudreti elinde barindiran allahu teala kainatı 6 günde yaratmıştır. Istese saniyesinde olurdu ama oyunu kuralina göre oynadığı için 6 günde yaratmış.
Şimdi asıl kisima gelirsek cenabi allah insani topraktan yarattim dememistir aslında balciktan yarattım demiştir. Yani sulu toprak .
Bunu neden vurguladim çünkü su yasamdir ayni zamanda oksijen ve hidrojen kaynağıdır.
Şimdi bir amino asitin yapitasi olan 4 element vardir bunlar ; karbon , oksijen , azot ,hidrojendir. Yarattim dediği kismida şöyle düşünüyorum ilk evrimlesen molekulun amino asit sonra ise bugün organel dedigimiz ama o zamanlar hücre statüsündeki mitokondridir.
Toprak ve su neden gerekli ?
Toprak bildiğiniz üzre azot ve karbon kaynağıdır.
Su tepkimelerde cok önemli bir yere sahip olduğu için hem de oksijen ve hidrojen kaynağı olduğu icin aslında balçık evrim için biçilmiş kaftandir. Ama bazi etmenler daha gerekli açık hava basıncı , sicaklik , nem orani vs şeyler bunlarda evrimi etkileyecek faktörlerdir. O sebeple ilk aminoasitin evrimi gerçekleştikten sonra gerisi gelmiştir. Bu da balciktan başlayan bir serüven olan insanın yaratilsindaki başlangıç noktasıdır.
simülasyon kuramı
Gerçek olmayan bir şeyi gerçek gibi gösterme durumu . Bu konu hakkında bir cok söylev mevcut direkt veya dolaylı . Çoğu fikir buraya çıkıyor yaşadığımız evrenle ilgili.
Mesela matrix filmi , çok bahsedildiği için bunun üstünde durmayacagim.
Mesela abdulkadir geylani hazretlerinin bir sözü vardır. " insan şu an uykudadir, öldüğünde uyanır. " biraz yorumlayacak olursak buradaki insan, asıl insan gerçek insandan bahsediliyor. Çünkü bizler olsak saçma bir söz olurdu çünkü uyanigiz şu an . Yani uykudaysak şayet yaşadığımız her şey rüya /simülasyon desek yeridir. Diğer yandan eflatunun idealar dünyası da simüle evrene çıkar şöyle ki eflatun der ki ; asıl gerçeklik bir perde ile aralanmistir ve biz insanlar ve eşyalar gerçekliğin perdeden yansimasiyiz , golgesiyiz. O sebeple aslında yaşadığımız evren gerçek değil desek yeridir. Peki bunu bilmek bize ne kazandirir ? Tabi ki bilinç ve inanç . Bizim gerçek diye atfettigimiz olaylar bile aslında bir simülasyonsa o simülasyonu kontrol etmek gerçeği kontrol etmekten kolaydır. Mesela matrixteki neo'nun mermileri havada durdurması gibi . Eğer burada inancımız ve bilincimiz sağlam olursa bilgilerimiz dogrultusunda bir gün mermileri durdurabiliriz.
güven sözlük dertleşmelik yazar veritabanı
benim çok bir vasfım yok bende duvar görevi görebilirim. aynı yahudilerin ağlama duvarı gibi
behlül dana
Ukalâ-yı mecânînin en meşhûrlarından biri olan Behlûl Dânâ hakkındaki bilgilerin büyük bir kısmı menkıbe mâhiyetindedir. Meşhûr halîfe Hârûn Reşîd devrinde yaşamışdır. İlâhî bir cezbeye tutuldukdan sonra acâib bir hâle bürünmüş, sözleri nükteli, davranışları mürşidâne bir hâl almışdır...Menkıbelere göre, mezarlıklarda ve harâbelerde dolaşır, yalnızlığı sever, zaman zaman çocukların maskarası olur, onlar tarafından taşlanır, ama bunları hep hoş karşılarmış...

Bazı kaynaklara göre Behlûl Dânâ, Hârûn Reşîd'in kardeşi, bazılarına göre yeğeni, bazılarına göre ise musâhibi yani nedîmidir. Halîfe Hârûn Reşîd'e gerçekleri hiç çekinmeden söylediği, bu kudretli hükümdârın hatâlarını hiç korkmadan yüzüne vurarak onu irşâd ettiği, bunun için eline geçen fırsatları hiç kaçırmadığı rivâyet edilir...

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve Abdülvehhâb eş-Şa'rânî gibi büyüklerin eserlerinde O, bir "meczûb-i ilâhî" olarak gösterilmişdir. Ferîdüddin Attâr Hazretlerinin İlâhînâme'sinde ve Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Mesnevî'sinde de ona âit menkıbeler anlatılmışdır...

Bütün büyük mürşidler gibi Muzaffer Efendi Hazretleri de zaman zaman, münâsebet düşdükçe Behlûl Dânâ'nın menkıbelerini anlatırlardı...Ses kayıtları ile tesbit edebildiklerimizden ve hatırımızda kalanlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istedik...

--alıntı--

[url] defter-i-ussak.blogspot.com/...[/url]
kar
eskişehir semalarından soğuklarından ardından çıkan bir assolist gibi şarkısını söyleyip yer küreyi beyaza boyamaya başlamış. baharın kuşları neyse kışın eşsiz kuşları da kardır. geceye beyaz örtüyü çekerken yer yüzüne sükunet bulaştırmış . hiç bitmeyecek gibi sevinen insanların gözünde yeniden bir ışıltı oysaki sokaklar evsizlerle dolu , dolu ama bereketiyle gelen kar onlara da bir çözüm bulacaktır muhakkak ki . insan beyaza aşıktır aslında kar bir aracı şeytan siyah melek kar gibi değil miydi ? sanrılara bulanmış san bir sokak ışıklar tabelalar yaşlanmış sanki . fuzuli bir uğraş olsa da kartopu savaşı zaten hayatta ne değil ki fuzuli. ah keşke sözleri olsa da şu beyazların bize anlatsa güzelliği belki de sessizliği seçerdi . belki de beyazlar içinde getirirdi ...
iyilik
" ben afrikadaki aç insanları doyururken yan komşum açlıktan ölmüş. "
sözlük yazarları kendini tanıtıyor
Normal bir adamım fazlası değil
insan psikolojisi üzerine hipotezler
Bu başlık aslında çıkartmak istediğim bir kitap ama rehavetin verdiği tembellik beni hayatımda bir çok şeyden geri bıraktığı gibi bundan da geri bıraktı.
Insanin davranışları psikolojisinin yansımasıdır.
Insanin genel psikolojik durumları vardır bunlar ; depresyon ,tatmin duygusu , doyumsuzluk vs..
benim aklıma bu saatte neden bu konu geldi bilmiyorum ama bir örnekle bir psikolojik durumu anlatmak isterim.
Ben öğrenci evinde yaşadığım için olay öğrenci mutfağının buzdolabinda geçen bir durumdur.
Bir arkadasim,canı çok yogurt yemek istedi. Dolaptaki yogurda baktığında tarihi geçmişti ama bana gelip sordu.
-normal adam bu yogurdun tarihi 3 gün geçmiş yesem ne olur ?
Aslında bu durum bir gariptir. Çünkü her insanin bildiği gibi son kullanma tarihi geçmiş yiyeceklerin tüketilmesi genel görüş itibariyle yanlıştır.
Arkadaşımın bunu bilmesine rağmen bana bunu sormasi aslinda istediği şeyi destekleyip ona cesaret verecek bir ânım bir mazimdir.
Çünkü bu soruda istenen doğru cevaptan ziyade onu destekleme onu cesaretlendirilme sorusudur.
Mesela ben ona, ya arkadaşım işte ben falanca yaşımda falanca yiyeceğin son kullanma tarihi 1 hafta geçtiği halde tuketmistim. Bak hala karsindayim. Bir şey olmaz ye, demem gerekir.yani doğru cevabı yüzüne carpmamam lazım. Peki hayır tüketme dersek ; yüzünde bir miktar buruklukla isteğinin giderilmemis olmasi onu uzecektir.
O sebeple burdan genel bir yargıya vardım. Her durum için geçerli değil ama genel mahiyette insanlarin sorularindaki amaç onlara onun istediği şeyde onun fikirlerine inandırmak , cesaretlendirmek ve desteklemektir. Sorulardaki asıl amaç budur.
Doğruluğu yanlışlığı önemsizdir. O sebepten ki realist insanlar toplum içinde realist diye bir kategoriye ayrılmıştır. Çünkü normal insanlardan farklı olduğu için mantık realist insanlara hükmettiği için .
Böyle sorulara hayır dediği için bir kategoriye ayrılmıştır.
-sonunu cok garip bağladım bende fark ettim.-
-kesinlikle bilimsel bir veri yer almıyor. Tamamen kendi düşüncelerim, yanlış olabilir.-
uyku vs ölüm
uykunun olması ama uyuyamamak vs kabir azabı
pegasus
Tek boynuzlu at .
Islamiyette ise kendisine burak denir.
Peygamberimiz (sav) sidretül müntehaya bu burak denen at ile çıkmıştır.
sahtesi olmayan tek duygu
cesaret
kara geceler
ozan manasın seslendirdiği derbeder bir şarkıdır. .

Dilimde ismi kalmış, kara geceler
Elimde resmi kalmış, kara geceler
Vuslat bana küs mü kalmış, kara geceler
Feryatlardan sus mu kalmış, kara geceler

Başım toz duman olur
Dilim feryat figan olur
Halim perişan yaman olur
Kara geceler

Yıldızları sönük sönük, kara geceler
Uykularım bölük bölük, kara geceler
Şarkılarım yanık yanık, kara geceler
Şiir sanık, mumlar tanık, kara geceler

Başım toz duman olur
Dilim feryat figan olur
Halim perişan yaman olur
Kara geceler

YouTube video
sözlük yazarlarının boyları
193
insanlar kötü müdür
Üniversite profesörü, öğrencilerine su soruyu sorar;
- “Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?..”
Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.
- “Evet, her şeyi Tanrı yarattı!..”
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine “Evet efendim” diye cevaplar...
Profesör devam eder.
- “Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise kötülüğü yaratan da Tanrı'dır... Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de kötülüğü yaratan olduğuna göre, Tanrı kötüdür...”
Çocuk, profesörün bu mantık yürütmesi karşısında şaşırır ve yerine oturur...
Profesör, Tanrı'nın insanların içinde yarattığı bir efsane olduğunu aklı sıra kanıtlamış olmaktan mutludur...
***
Bunun üzerine başka bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar:
- “Soğuk var mıdır sayın Profesör?..”
Profesör şaşırır:
- “Nasıl bir soru bu böyle?.. Tabii ki var” diye cevaplar...
“Sen hiç soğukta üşümedin mi?..”
Bunun üzerine çocuk şöyle söyler:
“Hayır profesör, aslında soğuk yoktur... Fizik yasalarına göre gerçek hayatta biz 'sıcaklığın yokluğu'na 'soğuk' adını veririz... Aslında soğuk diye bir şey yoktur... O sadece sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için ürettiğimiz bir kelimedir” der ve devam eder.
- “Karanlık var mıdır profesör?..”
Profesör cevap verir:
- “Tabii ki vardır... Sen hiç karanlıkta kalmadın mı?..”
Çocuk bir kez daha atılır:
- “Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör... Çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur... Gerçek yaşamda karanlık; 'ışığın yokluğu'na verilen addır...
Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız...
Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz....
Fakat karanlığı ölçemeyiz...
Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar...
Çünkü gerçekte karanlık yoktur, ışıksızlık vardır...
mesela siz uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz?..
Işığın miktarını ölçerek!..
Bu doğrudur değil mi?..
Öyleyse karanlık denilen şey, insanlar tarafından ışığın olmadığını anlatmak amacıyla kullanılan kelimedir...”
***
Profesör afallamıştır ve çocuk son darbeyi vurur:
- “O zaman size son bir soru daha sormak isterim Sayın Profesör... Şeytan var mıdır?..”
Profesör bu kez pek emin olamamakla birlikte yine de cevaplar..
- “Vardır... Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz...
O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır...
Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey değildir...”
Çocuk “hayır anlamında” başını sallar profesöre...
- “Şeytan yoktur efendim... Yani kendi başına yoktur...
Şeytan basit olarak Tanrı'nın yokluğudur...
O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı'nın yokluğunu tarif etmek için yarattığı bir kelimedir...
Kötülük ve Şeytan, insanın Tanrı'yı ve sevgisini yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarına verilen addır...
O, aynen sıcaklığın olmadığı yere adını verdiğimiz 'soğuk', ya da ışığın olmadığı yere adını verdiğimiz 'karanlık' gibidir...
Şeytan ve kötülük, Tanrı'nın içimizde olmadığı anda yaptıklarımıza verdiğimiz addır...”
***
Profesör kürsüde afallamıştır...
Fizik yasalarından hareket ederek bu soruları soran ve cevapları vererek profesörü allak bullak eden genç öğrencinin adı Albert Einstein'dır...

zannımca tanrı şeytan yerine iyilik kötülük koyarsak insanlara genelleyebiliriz.
cin
51:56 - Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.

55:15 - Cinleri de hâlis ateşten yarattı.

55:33 - Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Ama Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.

(15/HİCR-27: Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.)
şu anda dinlediğin şarkı
allahım sen sonumuzu hayreyle


YouTube video
rs ophiuchi
RS Ophiuchi, görece yakınımızdaki oldukça ilginç yıldızlardan biri. Onu ilginç kılan şey ise, yaklaşık 20 yıllık aralıklarla parlaklığının çok büyük ölçüde artış gösteriyor olması.

Artışın nedeni, RS Ophiuchi'nin aslında bir çift yıldız sistemi olmasında yatıyor. Sistem iki yıldızdan oluşuyor: Biri kırmızı dev yıldız, diğeri ise artık enerji üretmeyen, ölmüş bir yıldız kalıntısı olan beyaz cüce.

Birbirine çok yakın yörüngede dolanan bu iki yıldızdan oluşan sistemde, kırmızı dev yıldızdan; güçlü kütleçekimi nedeniyle beyaz cücenin üzerine sürekli bir madde akışı gerçekleşiyor. Beyaz cüce yıldızlar, yaklaşık Dünya büyüklüğünde olmasına karşın, Güneş'in yaklaşık yarısı veya biraz fazlası kütleye sahip olmaları, yani çok sıkışık halde oldukları için kütleçekimleri de oldukça güçlüdür. Özellikle yakınında böylesi bir yıldız varsa, yıldızın dış zarfında bulunan gaz, kaçınılmaz olarak çok güçlü kütleçekimine sahip olan beyaz cüceye doğru akar.

İşte bu madde akışı sonucu beyaz cücenin üzerinde gaz birikimi gerçekleşiyor ve yaklaşık her 20 yılda bir bu gaz büyük bir nova patlamasına yol açıyor. İşte, Dünya'dan bakıldığında yıldızın parlaklığının birden çok artmasının nedeni de bu patlama. Bu arada, “nova ile süpernova arasındaki farkı” da kaşla göz arasında öğrendiniz sanırız.

RS Ophiuchi yıldızı, çıplak gözle görülemiyor, çünkü “yakın demiş olmamıza rağmen” bize oldukça uzak. Parlaklığının aşırı değişkenliğinden dolayı uzaklığını tam tahmin edemesek de, 2.000 ila 5.000 ışık yılı arasında bir mesafede olduğunu sanıyoruz.

Her ne kadar, beyaz cüce üzerinde biriken gaz, 20 yılda bir patlamaya yol açsa da, gazın tümü bu patlamayla dışarı saçılmıyor. Bir kısmı beyaz cüce yıldızın üzerinde kalmaya ve giderek daha fazla birikmeye devam ediyor. Yapılan tahminlere göre, yaklaşık 100 bin yıl içinde beyaz cüce üzerinde biriken madde o kadar fazla olacak ki, yıldız bir süpernova patlamasıyla yok olacak.

Bu süpernova patlaması olduğunda RS Ophiuchi gökyüzündeki en parlak yıldız haline gelecek ve birkaç gün boyunca gündüzleri de görülebilecek parlaklığa erişecek. Gerçekleşecek patlamayı özel yapan bir konu daha var ki, gökbilim açısından böylesi ikili yıldızlarda yaşanan süpernova patlamalarını eşsiz bilgi kaynaklarına dönüştürüyor: 1A tipi süpernova denilen bu patlamanın yaydığı ışık hepsinde standart güçtedir ve bu sayede uzak gökadaların bize olan mesafesini hesaplamaya yarar.

Görselde, bir sanatçı tarafından RS Ophiuchi sisteminde yaşananların bir canlandırmasını görüyorsunuz. Burada sağdaki kırmızı dev yıldızdan beyaz cüceye doğru sarmallar çizerek akan gaz gösterilmeye çalışılmış.

Zafer Emecan

-kozmikanafor-

edit:
Entry görseli
güven sözlük arap hayranlığı
mesela bende arap hayranlığı vardır. yani sizde de olmak zorunda bence çünkü orta doğuda yaşıyoruz. kültürlerimiz atalarımız sayesinde kaynaşmış bunlar çok normal ha başka sebepler sayayım.
edebi anlamda müthiş bir yetenek araplar .
gazeller , şiirler , rubailer vs bir çok şey de mest oluyoruz.
bilim deseniz şuan kullandığımız rakamlar ibni harezmi(bir arap ) tarafından keşfedilmiştir.
ibni sina desem anlatmaya gerek yok sanırım.
tasavvuf ilmi desem benden daha çok sayabilirsiniz.
en en önemlisi peygamberimiz(sav) bir arap , dinimden dolayı eğilimim var .
bunlar ufak tefek örnekler .
gel gör ki bugün ki araplara mı hayranız , kesinlikle hayır biz onların atalarına hayranız yoksa bugün ki araplara bir hayranlığımız yok .
bilhassa ben bu arap düşmanlığını bize empoze ettiklerini düşünüyorum .
çünkü sosyal medyaya bakacak olursak herkes de batı özentiliği var o göze hoş geldiği için veya onlar kendi bilim adamlarını ballandıra ballandıra anlattıkları için biz şaşıyoruz.
o sebeple batı özentiliğimiz elit olurken , yerilen araplara özentiliğimiz ne bileyim dışlanıyor heralde.
karadelik
karadelik hawkingi yaşlatan bir gök olayıdır diyecem ama tam bir olay değil, durumu diyecem o da değil cisim desem cisim özelliklerine sahip değil enteresan bir "şey". karadelik olay ufku ve merkezi olarak basitçe ikiye ayırabiliriz. başta olay ufkunu ele alacak olursak. aktivitelerin gerçekleştiği yer yani yoğun çekimin başladığı kısım olay ufkudur .
merkezi ise tam bir muallak bazı hipotezler zamanın durması , elektronların durması , atomun parçalanması vs doğa üstü olayların olduğu hipotezlerdir.
en çok zaman konusu bakımından incelenmiş olan karadeliklerde genel tanı zamanın durduğudur.
şöyle ki einsteinin dediği gibi zaman bir çarşaf ve üstüne bırakılan kütleler onu aşağı doğru iter o sebeple çarfaşın düzlüğü bozulur en çok aşağı itende zaman en yavaştır.
sonsuz bir yoğunluğa sahip olan karadeliklerde ,zaman durmuş olarak veya durmaya çok çok çok yakın olarak tasvir edilir.
karadeliğin özellikleri ise genel manada her şeyi içine çekmesidir.
ama onu özel kılan bir durum ışığı içine çekmesidir.
çünkü evrende kütle çekim kanunu olduğu için kütleleri çekmesi bir miktar açıklanabilse de ışığın bir kütlesi olmaması sebebiyle onu içine çekmesi garip bir bakış açısı kazandırıyor insana bu sebepten mütevellit kendisini gizemli kılıyor karadelik.
merkezde sadece karanlık gördüğümüz ve çembere benzettiğimiz için aynı zamanda her şeyi içine çektiğini gördüğümüz için kendisine karadelik adı verilmiştir.
yazarların stres atma yöntemleri
Oturup stresin geçmesini beklemek öyle çılgınca aktiviteler yapmıyorum.