mavikaranlik
@mavikaranlik admin
yazar
1,260
entry
138
takipçi
184
takip edilen
4,646
beğeni
2,571
favori
46,090
puan
Efsane Yazar
6 kasım 2018 schalke 04 galatasaray maçı
şu an haberdar olduğum maç, hangi kanalda?
uyandıktan sonra kurulan ilk cümle
"acaba patron skype'da mı?"
(telefondan skype açılır online olanlara bakılır, patron yoksa uyumaya devam edilir.)
evden çalışmanın güzellikleri
(telefondan skype açılır online olanlara bakılır, patron yoksa uyumaya devam edilir.)
evden çalışmanın güzellikleri
yazarların asla yapmam dedikleri şeyler
ileride gerçekleşince, asla kaynanama el bombası atmam.

güven sözlük serbest stil portalı
Desteklediğim ve oluşturanlara teşekkür ettiğim başlık, 25.07.2016 tarihli yazımı paylaşarak başlatalım o zaman.
"Dünya var oldu olalı, hiç değişmeyecek dediğimiz nice şeyler adeta mutasyona uğradı. Farklılaştı. Sonucunda ne oldu dersek: İşte olay aslında burada başlıyor. Hakikaten sonunda ne oldu? Bu son değişimin başlamadığı o ilk ana geri dönmedi mi? Yani hızla değişen, mutasyon geçiren her ne varsa her seferinde döndü dolaştı başa sardı. İlk haline büründü. Şimdi biraz global olması açısından dünya ile giriş yaptık. Artık parça parça gideceğiz ve göreceğiz ki her şey değişse de en başa dönecek.
Her şey değişecek ama hiçbir şey değişmeyecek (bu ne demek lan mı dediniz?)
Artık yılbaşı heyecanının(!) son demlerindeyiz. Herkeste öyle bir algı var ki -tabii haklı olarak- “şu lanet yıl artık bi' bitsin 2017 gelsin lan!” serzenişleri yeri göğü inletiyor. Haksız bir serzeniş değil elbette. Ne üzücü bir yıldı.. Hatırlamak istemesek de bildiğin darbe oluyordu lan bu ülkede? Nasıl unutulur bu yıl olanlar? Şimdi bir daha gidelim onu göz önüne getirin. 2015'i. Yavaş yavaş 2014'e geçin. Haah tamam dur orda. Şimdi 2013'e bak.
Neler geliyor gözünün önüne, sadece ülkenle ilgili değil başta dedik ya dünya bazında bak. Global bir çerçeveden dünyaya bi göz gezdir. Değişim bi yerde başlamış, artık nerede ne durumda bilmiyoruz kestiremiyoruz da. Ama o denli acı o denli feryat o kadar ölüm var ki geride durmak bilmiyor!
Küresel ısınma diyorduk. “Olum ozon deliniyor lan! Az sık şu zıkkımı” dediğimiz günler geliyor aklımıza. Yeşilaycı, çevre dostu insan edebiyle, deodorant sıkan arkadaşlarımıza... Afrika da ölen çocuklar vardı, susuzluktan açlıktan... Sahi şimdi durdu mu ölümleri? Türkistan da eziyet gören kardeşlerimize üzülüyorduk. O işkenceleri görüp aslan kesiliyorduk yakıp yıkıyorduk klavyemizle etrafı.
Sonra bir bakmışız Filistin de ölen masumlara... Canlı yayında bombardımanlar izliyorduk bilgisayarlarımızın başında çaylarımızı içerek. Beddualar, dualar havada uçuşuyordu, “Allah'ım nasıl oluyor bunlar!?” hatırlarsınız o meşhur “ya kahhar” nidalarını etraflarınızdan..
İşid diye siyah sancaklı teröristler çıktı piyasaya, kimse bir şey anlamadan “bilmeden bunlar kim lan?” demeye kalmadan terörist dediğimiz adamlar ülke işgal edecek seviyeye geldi. Yine masumlar öldü gene insanlar öldü gene kanlar sokaklardan aktı oluk oluk.
Sonra kamera biraz daha yakına geldi. Suriye'ye. Bir baktık adamın teki durduk yere manyağa bağladı kendi halkını katlediyor. Kimyasal silahları kendi halkı üzerinde test ediyor lan herif. Ne oluyor dedik, biz yine buradan rahatımız yerindeyken. Ölümler hiç durdu mu? Öldürülenler azaldı mı. Sahillere ölü çocuk bedenleri vurmadı mı?
Unuttuk, unutturdular ve en kötüsü de alıştık. İnsanlar acıya alışıyor elbet.
Biraz inancı olan insanlar bile isyana kalktı dedi ki: “Allah'ım çocukların ölümüne neden izin veriyorsun?” mutlak gücün sahibi ya sabredin dedi ya da kendi göbeğinizi kendiniz kesin dedi. Bilemeyiz. Yarım imanlı olanlar zaten şuan çoktan onları da kaybettiler. Fark edilmiştir son dönemlerde inançsız insanlarda çoğaldı etrafımızda neyse..
Şimdi çerçeveyi daraltalım, gelin bakalım bir ülkemize. Biz de günlük gülüstanlık geçinip gitmedik. Yüzlerce patlama, on binlerce insanın ölümü, nice insanın elini, bacağını gözünü kaybetmesi.. Şimdi biraz da düşününce biz de savaştayız sanırım? Bunca şey durduk yere nasıl olur yoksa?
Toparlayalım..
Ülkeyi değil elbet. Onun için artık çok geç.
Bir umut deyip “ne iğrenşşş bi yıldı artık 2017 gelsin yeaa” diyen güzel insanlar keşke 2017 de her şeyin daha kötü olacağını bilseler.
Bilseler ki 2018'e girdiğimizde keşke 2016'da kalsaydık diyecekler. Neler yaşayacaklar.
Daha her şey yeni başladı desek yeridir. Daha ölecek çok fazla masum, çok fazla çocuk var. Daha çok kahrolacağız.
Daha çok insan “ya kahhar” çekip derin uykulara dalacak.
Bence uyanmak lazım. Bi lafım vardı kullandığım. Çok hoşuma gitmişti yineleyeyim onu: “Bu dünyayı artık insanlar temizleyemez.”
Bakalım bu değişimin başlangıç noktasına ne ve zaman nasıl döneceğiz..."
"Dünya var oldu olalı, hiç değişmeyecek dediğimiz nice şeyler adeta mutasyona uğradı. Farklılaştı. Sonucunda ne oldu dersek: İşte olay aslında burada başlıyor. Hakikaten sonunda ne oldu? Bu son değişimin başlamadığı o ilk ana geri dönmedi mi? Yani hızla değişen, mutasyon geçiren her ne varsa her seferinde döndü dolaştı başa sardı. İlk haline büründü. Şimdi biraz global olması açısından dünya ile giriş yaptık. Artık parça parça gideceğiz ve göreceğiz ki her şey değişse de en başa dönecek.
Her şey değişecek ama hiçbir şey değişmeyecek (bu ne demek lan mı dediniz?)
Artık yılbaşı heyecanının(!) son demlerindeyiz. Herkeste öyle bir algı var ki -tabii haklı olarak- “şu lanet yıl artık bi' bitsin 2017 gelsin lan!” serzenişleri yeri göğü inletiyor. Haksız bir serzeniş değil elbette. Ne üzücü bir yıldı.. Hatırlamak istemesek de bildiğin darbe oluyordu lan bu ülkede? Nasıl unutulur bu yıl olanlar? Şimdi bir daha gidelim onu göz önüne getirin. 2015'i. Yavaş yavaş 2014'e geçin. Haah tamam dur orda. Şimdi 2013'e bak.
Neler geliyor gözünün önüne, sadece ülkenle ilgili değil başta dedik ya dünya bazında bak. Global bir çerçeveden dünyaya bi göz gezdir. Değişim bi yerde başlamış, artık nerede ne durumda bilmiyoruz kestiremiyoruz da. Ama o denli acı o denli feryat o kadar ölüm var ki geride durmak bilmiyor!
Küresel ısınma diyorduk. “Olum ozon deliniyor lan! Az sık şu zıkkımı” dediğimiz günler geliyor aklımıza. Yeşilaycı, çevre dostu insan edebiyle, deodorant sıkan arkadaşlarımıza... Afrika da ölen çocuklar vardı, susuzluktan açlıktan... Sahi şimdi durdu mu ölümleri? Türkistan da eziyet gören kardeşlerimize üzülüyorduk. O işkenceleri görüp aslan kesiliyorduk yakıp yıkıyorduk klavyemizle etrafı.
Sonra bir bakmışız Filistin de ölen masumlara... Canlı yayında bombardımanlar izliyorduk bilgisayarlarımızın başında çaylarımızı içerek. Beddualar, dualar havada uçuşuyordu, “Allah'ım nasıl oluyor bunlar!?” hatırlarsınız o meşhur “ya kahhar” nidalarını etraflarınızdan..
İşid diye siyah sancaklı teröristler çıktı piyasaya, kimse bir şey anlamadan “bilmeden bunlar kim lan?” demeye kalmadan terörist dediğimiz adamlar ülke işgal edecek seviyeye geldi. Yine masumlar öldü gene insanlar öldü gene kanlar sokaklardan aktı oluk oluk.
Sonra kamera biraz daha yakına geldi. Suriye'ye. Bir baktık adamın teki durduk yere manyağa bağladı kendi halkını katlediyor. Kimyasal silahları kendi halkı üzerinde test ediyor lan herif. Ne oluyor dedik, biz yine buradan rahatımız yerindeyken. Ölümler hiç durdu mu? Öldürülenler azaldı mı. Sahillere ölü çocuk bedenleri vurmadı mı?
Unuttuk, unutturdular ve en kötüsü de alıştık. İnsanlar acıya alışıyor elbet.
Biraz inancı olan insanlar bile isyana kalktı dedi ki: “Allah'ım çocukların ölümüne neden izin veriyorsun?” mutlak gücün sahibi ya sabredin dedi ya da kendi göbeğinizi kendiniz kesin dedi. Bilemeyiz. Yarım imanlı olanlar zaten şuan çoktan onları da kaybettiler. Fark edilmiştir son dönemlerde inançsız insanlarda çoğaldı etrafımızda neyse..
Şimdi çerçeveyi daraltalım, gelin bakalım bir ülkemize. Biz de günlük gülüstanlık geçinip gitmedik. Yüzlerce patlama, on binlerce insanın ölümü, nice insanın elini, bacağını gözünü kaybetmesi.. Şimdi biraz da düşününce biz de savaştayız sanırım? Bunca şey durduk yere nasıl olur yoksa?
Toparlayalım..
Ülkeyi değil elbet. Onun için artık çok geç.
Bir umut deyip “ne iğrenşşş bi yıldı artık 2017 gelsin yeaa” diyen güzel insanlar keşke 2017 de her şeyin daha kötü olacağını bilseler.
Bilseler ki 2018'e girdiğimizde keşke 2016'da kalsaydık diyecekler. Neler yaşayacaklar.
Daha her şey yeni başladı desek yeridir. Daha ölecek çok fazla masum, çok fazla çocuk var. Daha çok kahrolacağız.
Daha çok insan “ya kahhar” çekip derin uykulara dalacak.
Bence uyanmak lazım. Bi lafım vardı kullandığım. Çok hoşuma gitmişti yineleyeyim onu: “Bu dünyayı artık insanlar temizleyemez.”
Bakalım bu değişimin başlangıç noktasına ne ve zaman nasıl döneceğiz..."
abd'den 3 teröristin başına ödül
sebebini yakında göreceğimiz olan olay, şu an şaşırıyor olsak dahi kesinlikle planlanan bir şey vardır ve bunu da zaman gösterecektir.
sokrat st
yerine göre gerek duygusal gerekse battle mc olabilen başarılı bir rap sanatçısıdır.
elveda serisi beni lise dönemlerime ışınlamaktadır.
elveda serisi beni lise dönemlerime ışınlamaktadır.
tiktok
Acil bir şekilde, "fetö'nün yeni iletişim uygulaması" şeklinde vurgular ile ihbar edilip hayatımızdan çıkartılması gereken uygulama.
60 yaşına gelmiş insanların şebeklik yapmalarını hayretler içerisinde izliyoruz.
60 yaşına gelmiş insanların şebeklik yapmalarını hayretler içerisinde izliyoruz.
öğretmenden ögrencisine cinsel mesajlar
olayın imam hatip lisesinde gerçekleşiyor olması da ayrı bir ironidir.
ayrıca imam hatipler kapatılsın
ayrıca imam hatipler kapatılsın
güven sözlük tanıtım ve teşekkür videosu
22. nesil yazarları da görmek üzere, her bir yazarımıza ayrı ayrı teşekkür ederiz.
Emekleriniz, samimiyetiniz ve güveniniz için.
Siz var oldukça, bizde aynı ilk günkü heves ile sizler için çabalıyor olacağız.
Video'da da vurgulandığı üzere: "Bir sözlükten fazlasıyız, aileyiz."
hayır ağlamıyorum gözüme uzay gemisi kaçtı
Emekleriniz, samimiyetiniz ve güveniniz için.
Siz var oldukça, bizde aynı ilk günkü heves ile sizler için çabalıyor olacağız.
Video'da da vurgulandığı üzere: "Bir sözlükten fazlasıyız, aileyiz."
hayır ağlamıyorum gözüme uzay gemisi kaçtı
yere tüküren insanoğlu
Yere bakarak yürüyememe sebebiyet veren şahıslardır.
Bunlar yüzünden başı dik yürümeyi öğrendim, teşekkür ederim.
Normalde yere tükürmenin cezası olan bir suç olduğu rivayet edilir ama tükürdü diye ceza yiyen bir dayı görmedim.
Bunlar yüzünden başı dik yürümeyi öğrendim, teşekkür ederim.
Normalde yere tükürmenin cezası olan bir suç olduğu rivayet edilir ama tükürdü diye ceza yiyen bir dayı görmedim.
katliam 2
Özellikle velet ile contra'nın uzaya çıktığı şarkıdır.
beyazların bir günlüğüne siyahi olması halinde yapacakları şeyler
hemen hiphop ruhunu yaşatırdım, zira genetik olarak sesleri yatkın oluyor adamların.
hayki'nin massaka'ya giydirmesi
Aşağıdaki parçada söz konusu olan olaydır. kimse ihtmal vermese de tahminimce doğrudur. hayki'nin rap camiasında eşi benzerinin olmadığı işinin ehli olmakla birlikte, üstad olarak anılabilecek seviyeye eriştiği bir gerçektir. bu nedenle bilhassa sanat kavramı dahilinde bir söz açılmasa da, söz konusu olan şahıs massaka olunca yine de garip durmaktadır.
Massaka'nın diğer herkese kıyasla kliplerinde şov yapmadığı, kendi hayatından kesitleri bize yansıttığı bir gerçek. Çete ve mafya lideri dahi olduğu bilinirken bu denli bir işe cesaret buluyor olması oldukça ilginç durumdadır.
Videolarla inceleyelim:
"Öyle bağıracaksan in sahneden siktir ol git maça (ses tonu ve tarzı nedeniyle dokunuyor.)
Pekâlâ naçar yürüdü çalapaça
Bugün ya jöle saça hiphop ya kola faça
Kavga sözü yazma otur adabınla yaşa (Genelde parça içerikleri kavga sözlü olmaktadır)
Sen evlere kedi ben soğuk ormanlara vaşak
...
Sonra zengin olma hayalinden vazgeç (massakanın böyle bir hayali olduğu röportajlarından dile getiriliyor)
"
Bir de massakanın, o dönem sakalı epey uzun olması sebebiyle dokundurtması:
"Kanın sıcakken yerlere akar
Bak makinam kurşunu atar
Gözünü kırpmadan kardeşin satar
Üç günlük dünyada yüz günlük sakal."
Umarım bu gerginlik sadece battle usulu sanat ile devam eder.
Zira bahsettiğimiz kişi massaka.
Massaka'nın diğer herkese kıyasla kliplerinde şov yapmadığı, kendi hayatından kesitleri bize yansıttığı bir gerçek. Çete ve mafya lideri dahi olduğu bilinirken bu denli bir işe cesaret buluyor olması oldukça ilginç durumdadır.
Videolarla inceleyelim:
"Öyle bağıracaksan in sahneden siktir ol git maça (ses tonu ve tarzı nedeniyle dokunuyor.)
Pekâlâ naçar yürüdü çalapaça
Bugün ya jöle saça hiphop ya kola faça
Kavga sözü yazma otur adabınla yaşa (Genelde parça içerikleri kavga sözlü olmaktadır)
Sen evlere kedi ben soğuk ormanlara vaşak
...
Sonra zengin olma hayalinden vazgeç (massakanın böyle bir hayali olduğu röportajlarından dile getiriliyor)
"
Bir de massakanın, o dönem sakalı epey uzun olması sebebiyle dokundurtması:
"Kanın sıcakken yerlere akar
Bak makinam kurşunu atar
Gözünü kırpmadan kardeşin satar
Üç günlük dünyada yüz günlük sakal."
Umarım bu gerginlik sadece battle usulu sanat ile devam eder.
Zira bahsettiğimiz kişi massaka.

bülent ecevit
bugün itibariyle aramızdan ayrılışının 12. yıl dönümünü yaşadığımız, siyasetçi. eski CHP ve DSP Genel Başkanıdır.
karaoğlan lakabıyla anılmaktaydı.
karaoğlan lakabıyla anılmaktaydı.

ingiliz derin devleti
kendi iddiasına göre tek derdi adnan oktar olan bir birim. sırf onu bitirmek amacıyla kurulmuştur, başka amaçları yoktur.
rıza sarraf
beykoz'da yer alan yalısına kaçak tadilat yaptırdığı gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkartılan şahıs.
2. Nesil Yazar
bugünden itibaren alımları başlamış olan gruptur.
[url] https://guvensozluk.com/duyuru/2-nesil-yazar-alimlari_15[/url]
[url] https://guvensozluk.com/duyuru/2-nesil-yazar-alimlari_15[/url]
kalp atışını hızlandıran durumlar
Duvarda gördüğün örümceği öldürmek için arkanı dönüp eline onu öldürecek bir şey aldığında, örümceğin yerinde olmadığını görmek.



