erbakanin adami
@erbakanin adami yazar
997
entry
29
takipçi
40
takip edilen
2,144
beğeni
1,221
favori
29,623
puan
Efsane Yazar
sapkın
Sapmaktan türemiştir doğrudan sapan kişi için kullanılır.
feministlerin ezanı yuhalaması
Hasta bir beden en leziz yemeğin kokusundan dahi tiksinir.
Ruhun hasta olması da manevî olarak en nefis değerlere karşı bir tiksinti duyar.
Allah ruhlarına şifa versin.
Ruhun hasta olması da manevî olarak en nefis değerlere karşı bir tiksinti duyar.
Allah ruhlarına şifa versin.
hancı
Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş
Sıla burcu burcu... İlle ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş
Güç bela bir bilet aldım gişeden
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan
Hancı n'olur, elindeki şişeden
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş
Ben o gece, hem ağladım, hem içtim
İki gün, diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş
Garibim, her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş
Bende bir resmi var, yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını der yavaş yavaş
İşte hancı ben, her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş
Bekir Sıtkı tarancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş
Sıla burcu burcu... İlle ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş
Güç bela bir bilet aldım gişeden
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan
Hancı n'olur, elindeki şişeden
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş
Ben o gece, hem ağladım, hem içtim
İki gün, diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş
Garibim, her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş
Bende bir resmi var, yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını der yavaş yavaş
İşte hancı ben, her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş
Bekir Sıtkı tarancı
bekir sıtkı erdoğan
Karaman'da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni, Harp Okulu'nu bitirdi. Ankara'da bulunduğu yıllarda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne devam ederek buradan da mezun oldu. İstanbul'da heybeliada Deniz Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı.
Aruz ve hece vezniyle şiirler yazmış olan Bekir Sıtkı, en çok halk şiiri tarzında yazdığı koşmalarla ismini duyurmuştur. Ayrıca rubai türünde de şiirleri vardır.
Aruz ve hece vezniyle şiirler yazmış olan Bekir Sıtkı, en çok halk şiiri tarzında yazdığı koşmalarla ismini duyurmuştur. Ayrıca rubai türünde de şiirleri vardır.
mehmet said fenni
Asıl adı Said olan FENNİ, Kadızade Hacı Sadık Efendi'nin oğludur. Kendisi yozgatlıdır.
Daha öğrencilik yıllarında şiir ve edebiyatla meşgul olmaya başlamıştır.
Yozgat Meclis İdaresi kâtipliğinde memuriyete başlamış ve bu görevde uzun süre kalmıştır. M. Said, güçlü şairliğinin yanında çok iyi bir hattat ve hakkâktır. Yazdığı yazılar şaheser birer levha, kazdığı mühürler ise harika birer sanat eseri özelliğindedir.
Gazel
Dideden dur olalı şahit-i ziba-i vatan
Beni diltengi harap eyledi hülya-i vatan
Atalı gayrıce-i gurbette ihvan kiran
Yusuf oldu gözüme çehre-i gâra-i vatan
Batıyor hatırıma hal-i cefa-yı gurbet,
Deliyor sinemi hicr-i gül-i ranayı vatan.
Yakıyor havsalam naire-yi şevk-i visal,
Tütüyor çeşmine didar-ı dil arayı vatan.
Ne zaman şark u şimaliye teveccüh etsem,
Geliyor rayiha-i gonca-i ziba-i vatan
Parlarsa nur-u muazzam gibi karşımda ah
Etse tenvir-i basar kuh-i muallâyı vatan
Fenniya gurbete çıkmakla gönülden çıkmaz,
Nakş-ı mermer gibidir sinede sevdayı vatan.
Daha öğrencilik yıllarında şiir ve edebiyatla meşgul olmaya başlamıştır.
Yozgat Meclis İdaresi kâtipliğinde memuriyete başlamış ve bu görevde uzun süre kalmıştır. M. Said, güçlü şairliğinin yanında çok iyi bir hattat ve hakkâktır. Yazdığı yazılar şaheser birer levha, kazdığı mühürler ise harika birer sanat eseri özelliğindedir.
Gazel
Dideden dur olalı şahit-i ziba-i vatan
Beni diltengi harap eyledi hülya-i vatan
Atalı gayrıce-i gurbette ihvan kiran
Yusuf oldu gözüme çehre-i gâra-i vatan
Batıyor hatırıma hal-i cefa-yı gurbet,
Deliyor sinemi hicr-i gül-i ranayı vatan.
Yakıyor havsalam naire-yi şevk-i visal,
Tütüyor çeşmine didar-ı dil arayı vatan.
Ne zaman şark u şimaliye teveccüh etsem,
Geliyor rayiha-i gonca-i ziba-i vatan
Parlarsa nur-u muazzam gibi karşımda ah
Etse tenvir-i basar kuh-i muallâyı vatan
Fenniya gurbete çıkmakla gönülden çıkmaz,
Nakş-ı mermer gibidir sinede sevdayı vatan.
instagram
Bir zamanlar günde 2 saat civarı kullanırken bu aralar 20 dakika civarına düşürdüğüm uygulama.
alaaddin yavaşça
Türk musikîsi hangi makamsa, Alaaddin Yavaşça o makamın meyanıdır... Öyle büyük, öyle özgün, öyle yukarıda bir bestekâr. İçinde bulunduğumuz yüzyılın büyük sanatkarlarından olan Alaaddin Yavaşça'ya hepimiz adına acil şifalar diliyorum.
üstün dökmen
Üstün Dökmen
başörtülülerin, rehberlik
öğretmeni olamayacağını söylemiş.!
Ve okullarda
“maşallah, inşallah, hayırlısıyla”
gibi ifadeler kullanılamayacağını buyurmuş!
Sığ, saplantılı, hastalıklı bir kafa bu!
Yazık!
başörtülülerin, rehberlik
öğretmeni olamayacağını söylemiş.!
Ve okullarda
“maşallah, inşallah, hayırlısıyla”
gibi ifadeler kullanılamayacağını buyurmuş!
Sığ, saplantılı, hastalıklı bir kafa bu!
Yazık!
ferman-ı aşka can iledür inkiyadumuz
Şair baki''nin bir eseri
Ferman-ı aşka can iledür inkiyadumuz
Hükm-i kazaya zerre kadar yok inadumuz
Baş eğmezüz edaniye dünya-yı dun içün
Allah'adur tevekülümüz i'timadumuz
Biz mükteka-yı zerkeş-i caha dayanmazuz
Hakk'un kemali lütfunadır istinadumuz
Zühd ü salaha eylemezüz iltica hele
Tutdı egerçi alem-i kevn-i fesadumuz
Meyden safa-yı batın-ı humdur garaz heman
Erbab-ı zahir anlayamazlar muradumuz
Minnet Huda'ya devlet-i dünya fena bulur
Baki kalur sahife-i alemde adumuz
Türkçeden Türkçeye tercüme
Aşkın fermanına boyun eğmekliğimiz ta candan ve yürektendir. Bu uğurda alın yazımıza karış zerre inadımız ve karşı koymamız söz konusu değildir.
Şu alçak dünyanın birtakım geçici menfaatleri uğruna aşağılık kimselere boyun eğmeyiz. Bu yolda bütün tevvekülümüz, bütün güvencimiz Allah'adır. O'nun hükmüne rıza gösteririz.
Biz geçip gidici mevkii ve makam ile makam ile edin,lmiş altın işlemeli yastıklara sırtımızı verip dayanmayız. Bütün dayanağız Cenabıhakk'ın noksansız ve sınırsız lütfunadır.
Hele sofuluk ve gözü kapalı dindarlığa asla sığınmayız. Velev fesadımız bütün mevcudat alemini tutmuş bile olsa!
Bizim içkiden anladığımız küpün içindeki safadadır. Her şeyi, gördükleri dış yüzüyle değerlendirip hüküm verenler, bizim meramımızı asla anlayamazlar.
Dünya devleti geçip gider ve yok olur ama Allah'a binlerce şükürler olsun ki, bizim adımız alemin sayfasında Baki kalır.
Ferman-ı aşka can iledür inkiyadumuz
Hükm-i kazaya zerre kadar yok inadumuz
Baş eğmezüz edaniye dünya-yı dun içün
Allah'adur tevekülümüz i'timadumuz
Biz mükteka-yı zerkeş-i caha dayanmazuz
Hakk'un kemali lütfunadır istinadumuz
Zühd ü salaha eylemezüz iltica hele
Tutdı egerçi alem-i kevn-i fesadumuz
Meyden safa-yı batın-ı humdur garaz heman
Erbab-ı zahir anlayamazlar muradumuz
Minnet Huda'ya devlet-i dünya fena bulur
Baki kalur sahife-i alemde adumuz
Türkçeden Türkçeye tercüme
Aşkın fermanına boyun eğmekliğimiz ta candan ve yürektendir. Bu uğurda alın yazımıza karış zerre inadımız ve karşı koymamız söz konusu değildir.
Şu alçak dünyanın birtakım geçici menfaatleri uğruna aşağılık kimselere boyun eğmeyiz. Bu yolda bütün tevvekülümüz, bütün güvencimiz Allah'adır. O'nun hükmüne rıza gösteririz.
Biz geçip gidici mevkii ve makam ile makam ile edin,lmiş altın işlemeli yastıklara sırtımızı verip dayanmayız. Bütün dayanağız Cenabıhakk'ın noksansız ve sınırsız lütfunadır.
Hele sofuluk ve gözü kapalı dindarlığa asla sığınmayız. Velev fesadımız bütün mevcudat alemini tutmuş bile olsa!
Bizim içkiden anladığımız küpün içindeki safadadır. Her şeyi, gördükleri dış yüzüyle değerlendirip hüküm verenler, bizim meramımızı asla anlayamazlar.
Dünya devleti geçip gider ve yok olur ama Allah'a binlerce şükürler olsun ki, bizim adımız alemin sayfasında Baki kalır.
bedri rahmi eyuboğlu
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Agaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın, vebalimsin.
Diyor usta şair şiirlerini zevkle okuduğum ressam olduğunu ise yeni öğrendiğim şair.
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Agaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın, vebalimsin.
Diyor usta şair şiirlerini zevkle okuduğum ressam olduğunu ise yeni öğrendiğim şair.
bir lebi gonca yüzü gülzar dersen işte sen
Baki üstadın bir eseri
Bir lebi gonca yüzü gülzar dersen işte sen
Har-ı gamda andelib-i zar dersen işte ben
Lebleri mül saçları sünbül yanagı berk-i gül
Bir semenber serv-i hoşreftar dersen işte sen
Payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
Su gibi bir aşık-ı didar dersen işet ben
Zülfü sahir turrası tarrar şuh-ı şivekar
Çeşmi cadü gamzesi mekkar dersen işte sen
Firkatinde teşne leb hatır perişan haste dil
Künc-i gamda bi-kes ü bi-mar dersen işte ben
Gözleri sabr u selamet ülkesini tarac eden
Bir amansız gamzesi Tatar dersen işte sen
Bakiya Ferhad ile Mecnun-ı şeydadan bedel
Aşık-ı bi-sabr ü dil kim var dersen işte ben
Türkçeden Türkçeye tercüme
Bir dudağı gonca yüzü gül bahçesi dersen, işte sen
Gam dikeninde inleyen bülbül dersen, işte ben
Dudakları şarap, saçları sünbül, yanagı gül yaprağı
Bir göğsü parlak salınan servi dersen, işte sen
Servi (boylu güzellerin) ayaklarına yalvararak yüz süren
Su gibi bir yüzüne aşık dersen, işte ben
Saçı büyüleyen; kıvrım kıvrım saçları yankesici, nazlı bir şah
Gözleri cadı, gamzesi hilekar, dersen işte sen
Ayrılığında susamış dudak, perişan, gönlü hasta
Gam köşesinde kimsesiz ve hasta dersen işte ben
Gözleri sabır ve selamet ülkesini yama eder
Bir amansız gamzesi (yan bakışı) Tatar (ordusu) gibi yağmacı dersen işte sen
Ey Baki Ferhad ile çılgın Mecnun'a bedel
Sabrı tükenmiş ve gönlü hoş bir âşık kim var dersen işte ben
Bir lebi gonca yüzü gülzar dersen işte sen
Har-ı gamda andelib-i zar dersen işte ben
Lebleri mül saçları sünbül yanagı berk-i gül
Bir semenber serv-i hoşreftar dersen işte sen
Payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
Su gibi bir aşık-ı didar dersen işet ben
Zülfü sahir turrası tarrar şuh-ı şivekar
Çeşmi cadü gamzesi mekkar dersen işte sen
Firkatinde teşne leb hatır perişan haste dil
Künc-i gamda bi-kes ü bi-mar dersen işte ben
Gözleri sabr u selamet ülkesini tarac eden
Bir amansız gamzesi Tatar dersen işte sen
Bakiya Ferhad ile Mecnun-ı şeydadan bedel
Aşık-ı bi-sabr ü dil kim var dersen işte ben
Türkçeden Türkçeye tercüme
Bir dudağı gonca yüzü gül bahçesi dersen, işte sen
Gam dikeninde inleyen bülbül dersen, işte ben
Dudakları şarap, saçları sünbül, yanagı gül yaprağı
Bir göğsü parlak salınan servi dersen, işte sen
Servi (boylu güzellerin) ayaklarına yalvararak yüz süren
Su gibi bir yüzüne aşık dersen, işte ben
Saçı büyüleyen; kıvrım kıvrım saçları yankesici, nazlı bir şah
Gözleri cadı, gamzesi hilekar, dersen işte sen
Ayrılığında susamış dudak, perişan, gönlü hasta
Gam köşesinde kimsesiz ve hasta dersen işte ben
Gözleri sabır ve selamet ülkesini yama eder
Bir amansız gamzesi (yan bakışı) Tatar (ordusu) gibi yağmacı dersen işte sen
Ey Baki Ferhad ile çılgın Mecnun'a bedel
Sabrı tükenmiş ve gönlü hoş bir âşık kim var dersen işte ben
hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
baki üstadın ir şiiri
Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni
Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip
Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni
Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni
Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni
Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni
Türkçeden Türkçeye tercüme
Sınırını hesabını bil dedin kavgalara saldın beni
Saçımın hayalini kıl dedin sevdalara saldın beni
Bazen nisan bulutu gibi ağlar edip bazen rüzgar gibi sağa sola savurup
Çöle giden Mecnun edip, sahralara saldın beni
Kavuşmayı dilersin çünkü dedin, lutf edeyim tamam, olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin bekleyişlere saldın beni
Yusuf gibi sevilmekte sen Yakub gibi üzülmekte ben
Hüzünler kulübesinde sakin bir gönülle, tenhalara saldın beni
Baki sıfat (sonsuza dek sürecekmiş gibi) elem verdim gözümün yaşını çoğalttın
Gam denizine batmış kıldın, denizlere saldın beni
Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni
Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip
Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni
Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni
Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni
Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni
Türkçeden Türkçeye tercüme
Sınırını hesabını bil dedin kavgalara saldın beni
Saçımın hayalini kıl dedin sevdalara saldın beni
Bazen nisan bulutu gibi ağlar edip bazen rüzgar gibi sağa sola savurup
Çöle giden Mecnun edip, sahralara saldın beni
Kavuşmayı dilersin çünkü dedin, lutf edeyim tamam, olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin bekleyişlere saldın beni
Yusuf gibi sevilmekte sen Yakub gibi üzülmekte ben
Hüzünler kulübesinde sakin bir gönülle, tenhalara saldın beni
Baki sıfat (sonsuza dek sürecekmiş gibi) elem verdim gözümün yaşını çoğalttın
Gam denizine batmış kıldın, denizlere saldın beni
baki
1526 yılında Bursa'da doğan Bâki'nin asıl ismi Mahmud Abdülbâki'dir.
Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul'a getirtilen şair hayatı boyunca çeşitli dönemlerde devlet hizmetinde bulundu, kadılık, kazaskerlik gibi makamlarda görev yaptı. Yaşlılığında Şeyhülislam olmak isteyen Baki bu makama getirilmemiş ve buna çok üzülmüştür. 1600 yılında, İstanbul'da vefat etti.
Eserleri:
Divan
Meâlimü'l-Yakîn fî Sîreti Seyyidi'l Mürselîn Fezâilü'l – Cihâd
Fezail-i Mekke
Tercüme-i Hadis-i Erbaîn
Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul'a getirtilen şair hayatı boyunca çeşitli dönemlerde devlet hizmetinde bulundu, kadılık, kazaskerlik gibi makamlarda görev yaptı. Yaşlılığında Şeyhülislam olmak isteyen Baki bu makama getirilmemiş ve buna çok üzülmüştür. 1600 yılında, İstanbul'da vefat etti.
Eserleri:
Divan
Meâlimü'l-Yakîn fî Sîreti Seyyidi'l Mürselîn Fezâilü'l – Cihâd
Fezail-i Mekke
Tercüme-i Hadis-i Erbaîn
ben niçin yaratıldım
Her insanın kendisine sorması gereken ve cevabını gerçek anlamda bulana kadar aklından asla çıkarmaması gereken sual.
ırkçı olmadığınız halde sevmediğiniz ırklar
Âlemlere rahmet efendimiz hz. Muhammed (s.a.v.) diyor ki "beyaz tenlinin siyah tenliye siyah tenlinin de beyaz tenliye, arabın arap olmayana arap olmayanın da araba karşı bir üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir."
Bizim ölçümüz de islamdir böyle olmak zaruretindeyiz. Aksi taktirde ümmeti bu düştüğü durumdan hiç bir ırkçı ideoloji kurtaramaz, kurtaramayacağı gibi işleri daha da karıştırır ahvali daha bedbaht eyler.
İman etmiş vatanına sadık bir kürt kardeşimi bin tane imansız türk'e değişmem.
Irkımızla iftihar etmek helal ırkımızı üstün tutmak haramdır bu çizgiyi koruduğumuz dakdirde milliyetçilik de helaldir ve ırkçılık ile karıştırılması büyük bir gaflet ve hatadır.
Bizim ölçümüz de islamdir böyle olmak zaruretindeyiz. Aksi taktirde ümmeti bu düştüğü durumdan hiç bir ırkçı ideoloji kurtaramaz, kurtaramayacağı gibi işleri daha da karıştırır ahvali daha bedbaht eyler.
İman etmiş vatanına sadık bir kürt kardeşimi bin tane imansız türk'e değişmem.
Irkımızla iftihar etmek helal ırkımızı üstün tutmak haramdır bu çizgiyi koruduğumuz dakdirde milliyetçilik de helaldir ve ırkçılık ile karıştırılması büyük bir gaflet ve hatadır.
mutlu eden küçük şeyler
Günlük vazifelerini yerine getirme ve dolu bir gün geçirmenin vicdanda verdiği hoş his.
fatih portakal
Türkiye pkkya teşekkür etmelidir diyen sözde gazeteci
ilkokulun ilk gününden akılda kalanlar
Okuldan kaçmamız için ısrar eden arkadaş ve ilk günden çanta götürmem.
la tahzen
Üzülme
İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
O halde ne diye üzülürsün ey can?
Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..
“Derdim var” diyorsun;
Dert insanı Hak'ka götüren Burak'tır; sen bunu bilmiyorsun.
Sanma ki dert sadece sende var.
Şunu bil ki;
Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
Dert nerede ise deva oraya gider.
Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
Soru nerede ise cevap oraya verilir.
Gemi nerede ise su oradadır.
Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…
Lâ tahzen! (Üzülme!
Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
“Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
Yanmaz, yanamaz…
Ayağın kırıldı diye üzülme!
Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır'a sultan oldu, unutma!
İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
Olmazsa Bin Hayır Ara…
Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
– Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
Aç da kendini oku ey can!
Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
Ama sen bunun farkında bile değilsin.
Derdin ne olursa olsun korkma!
Yeter ki umudun ALLAH olsun…
Herkes bir şeye güvenirken;
Senin güvencen de ALLAH olsun.
Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
Sen yine de günah işlememeye bak!
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
Dilersen hiç konuşma…
O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
Dua ederken O'na kırık bir gönülle el kaldır.
Çünkü Allah'ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Bir şey olmuyorsa:
Ya daha iyisi olacağı için,
Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler…
Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
Yeter ki sen istemeyi bil…
Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
Aşk derdinde olan kişi;
Baş derdinde değildir…
Yapılma, yıkılmadadır;
Topluluk, dağınıklıkta;
Düzeltme, kırılmada;
Murat, muratsızlıktadır;
Varlık, yoklukta gizlidir…
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
Bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin?
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
“Ben”, deyip susması…
“Sen”. deyip ağlamaklı olması…
Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
Eğer Hakk”ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.
Sevginin diğer bir adı da sabırdır:
Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.
Acıya sabredersin adı “metanet” olur.
İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.
Dileğe sabredersin adı “dua” olur.
Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.
Özleme sabredersin adı “hasret” olur.
Sevgiye sabredersin adı “AŞK” olur…
Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
Allah'tan bir şey istersen:
Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !…
Ne Zaman dersen bilemem ama,
Açılmaz diye umutsuz olma,
Yeterki O Kapıda Durmayı Bil…!
Hz. Mevlana
İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
O halde ne diye üzülürsün ey can?
Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..
“Derdim var” diyorsun;
Dert insanı Hak'ka götüren Burak'tır; sen bunu bilmiyorsun.
Sanma ki dert sadece sende var.
Şunu bil ki;
Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
Dert nerede ise deva oraya gider.
Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
Soru nerede ise cevap oraya verilir.
Gemi nerede ise su oradadır.
Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…
Lâ tahzen! (Üzülme!
Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
“Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
Yanmaz, yanamaz…
Ayağın kırıldı diye üzülme!
Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır'a sultan oldu, unutma!
İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
Olmazsa Bin Hayır Ara…
Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
– Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
Aç da kendini oku ey can!
Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
Ama sen bunun farkında bile değilsin.
Derdin ne olursa olsun korkma!
Yeter ki umudun ALLAH olsun…
Herkes bir şeye güvenirken;
Senin güvencen de ALLAH olsun.
Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
Sen yine de günah işlememeye bak!
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
Dilersen hiç konuşma…
O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
Dua ederken O'na kırık bir gönülle el kaldır.
Çünkü Allah'ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?
Lâ tahzen! (Üzülme!)
Bir şey olmuyorsa:
Ya daha iyisi olacağı için,
Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler…
Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
Yeter ki sen istemeyi bil…
Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
Aşk derdinde olan kişi;
Baş derdinde değildir…
Yapılma, yıkılmadadır;
Topluluk, dağınıklıkta;
Düzeltme, kırılmada;
Murat, muratsızlıktadır;
Varlık, yoklukta gizlidir…
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
Bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin?
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
“Ben”, deyip susması…
“Sen”. deyip ağlamaklı olması…
Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
Eğer Hakk”ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.
Sevginin diğer bir adı da sabırdır:
Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.
Acıya sabredersin adı “metanet” olur.
İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.
Dileğe sabredersin adı “dua” olur.
Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.
Özleme sabredersin adı “hasret” olur.
Sevgiye sabredersin adı “AŞK” olur…
Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
Allah'tan bir şey istersen:
Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !…
Ne Zaman dersen bilemem ama,
Açılmaz diye umutsuz olma,
Yeterki O Kapıda Durmayı Bil…!
Hz. Mevlana