ilkokulun ilk gününden akılda kalanlar
sırala:
o günden sonra pazartesi günleri benim için hep kabus gibi oldu ve hala pazartesi gününü sevmiyorum , alışamadım bu güne.
Siyah önlük beyaz yakayi, kara tahta beyaz tebesiri gördügümde "ohhh be tüm sinif beşiktaşli" diye sevinmistim (1985). ilk dersimiz hayat bilgisi!
Yazarların eğitim hayatına başladığı, bitmek bilmeyen eğitiminin temellerini attığı gün yaşadıklarından hatırladıklarıdır.
Kalabalık bir okul için yetersiz tuvalet vardı. Kapıda sıra beklerken altıma işemiştim. Kimseye çaktırmadan bir köşede beklemeye başladım. Sınıfta olmamamdan ötürü öğretmenler arasında yaşanan panik sonucu hademe tarafından bulunmuştum. Eminim sadece benim değil, tüm sınıf arkadaşlarımın, öğretmenlerimin aklında öyle kaldım. Sidikli... *
Kalabalık bir okul için yetersiz tuvalet vardı. Kapıda sıra beklerken altıma işemiştim. Kimseye çaktırmadan bir köşede beklemeye başladım. Sınıfta olmamamdan ötürü öğretmenler arasında yaşanan panik sonucu hademe tarafından bulunmuştum. Eminim sadece benim değil, tüm sınıf arkadaşlarımın, öğretmenlerimin aklında öyle kaldım. Sidikli... *
Kargaşa,göz yaşı,ter,gürültü.
Savaş meydanından tek farkı barut ve kan kokusu.
Savaş meydanından tek farkı barut ve kan kokusu.
Unuttum.
uzun zaman önceydi.
haksızlığı öğrenmeme sebep olan ilk gündü.
Kantine tost almak için 5 bin evet tam beş bin kayme kağıt para vermiştim. O kadar kalabalıktı ki kantin önü, adam paramı aldı ve tostumu da vermediği gibi sen bana para mara vermedin deyip beni göz yaşları içinde bırakmıştı. 6 yaşında bir çocuksun ve adamın birisi tüm servetine el koymuş. Düşünsene hem aç kaldın, hemde parasız. Offf allahım nasıl bir adaletsizlikti o gün. Tabi o zaman şimdi ki çocuklar gibide değiliz hak arama felan hak getire. Neyse hakkımı helal etmiyorum o adama. Elbet bir hesaplaşma olacaktır nasılsa.o zamana saklıyorum hıncımı.
Kantine tost almak için 5 bin evet tam beş bin kayme kağıt para vermiştim. O kadar kalabalıktı ki kantin önü, adam paramı aldı ve tostumu da vermediği gibi sen bana para mara vermedin deyip beni göz yaşları içinde bırakmıştı. 6 yaşında bir çocuksun ve adamın birisi tüm servetine el koymuş. Düşünsene hem aç kaldın, hemde parasız. Offf allahım nasıl bir adaletsizlikti o gün. Tabi o zaman şimdi ki çocuklar gibide değiliz hak arama felan hak getire. Neyse hakkımı helal etmiyorum o adama. Elbet bir hesaplaşma olacaktır nasılsa.o zamana saklıyorum hıncımı.
sınıfın bitki örtüsü öğrenciden çok anne babadan oluşuyordu. bazıları ağlayadursun cam kenarında 2 veya 3. sıraya oturup küçük boy çizgili defterimi açıp kalemim elimde yaz emrini bekliyordum.
İlk 1 hafta bizim öğretmenimiz gelmemişti ve bu bir hafta hayatımın en güzel haftasıydı. iki kişi hariç herkes senfonik olarak 'annneeeee!' diye ağlıyor ve ben 'anne git allah aşkına rezil olduk herkese. bak bu saatin şu küçük çubuğu şuraya gelsin vallahi geleceğim eve, hem bak babam anahtar da verdi, sen evde olmasan da açabilirim evi... ne olur git anne allah aşkına, lütfen!' diye ağlıyordum. sonra velilerden biri korkudan ağladığımı düşünüp 'aaa sende mi korkuyorsun? bak bu kardeş de korkuyor. haydi arkadaş olun!' diye çocuğunu bana kitleyip annemle derin bir sohbete dalmıştı.
Herkesin iki kişi oturduğu koca sınıfta benim sıramı üç kişi olarak ayarladı ve ilkokul bitene kadar da hangi sıra arkadaşım gelip gitti ise hep üç kişi oturma zorunluluğum oldu. Kadersizliğin tecelli edeceği ilk günden belliymiş te yine anlamamazlığa gelmişim.
Hayır yani koca sınıfta tek oturanlar olmasına rağmen neden ben, hep ben!
ilkokul öğretmenini sevmeyenler
Hayır yani koca sınıfta tek oturanlar olmasına rağmen neden ben, hep ben!
ilkokul öğretmenini sevmeyenler