Bilge Karasu'nun "kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek" şeklinde tanımladığı eylem.

Maalesef hak vermemek mümkün değil. Ellerinle yedirir, içirir, sever, büyütürsün fakat karşılığı koca bir "hiç"tir. Arkasını döner ve tin tin gider. "Olsun..." der, sevmeye devam edersin. Çünkü aslında "madde"yi değil, "sevme"yi seven birisindir.
Karşılık beklemeden yapılan eylem. En son yaklaşık yarım saat sevdiğim biricik kedimiz karşılığını sırtımı tırmalayarak vermişti. Hayır neden elim kolum değil sırtım?