Dilin Yapısı, Düşünce Ve Anlam Arasındaki Karşılıklı Bağlantı
Dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantı içindedir. Dilsiz düşünce düşüncesiz dilsiz olmaz. Anlamlarla düşünce dil bu üçgen çerçevesinde farklı anlam ve yöntemlerle, anlam mana katmak için çalışır ve karşımızdaki insanlara bir şeyleri anlatmak için, bizler için bir araç ifade etmek için bir köprü kesin bir bakış açısıdır. Bu açıdan belirsizlik bir anda kaybolur, belirgin görülür anlaşılır olur. İnsan düşünürken çelişki içinde kalabilir, düşündüğünü çözümleyebilir yola kalabilir, ön dayanağı olmayan her türlü düşünce, anlamların merkezine uğramadan dilin süzgecinden geçmeden bir anlam ifade etmez.
Düşüncenin denetiminden yoksun olan insanın düşüncesi, anlam anlatma konusunda daldığı hayal âleminden kendisine anlatacağı güzel tatlı bir dili yoksa bir boşluk olarak kendisine döner durur.
Dil dediğim konuşmaktan öte, dili süsleyerek edebiyatla şiirle hecelerle bahar çiçeklerinin kokusuyla, aşkın coşturan coşkusuyla süslemedikten sonra, anlatılan yavan ve anlamsız kalır. İşte bu bağlantı hem düşünceyi tazeler anlam ve manayı süsler dokunuşuyla insanı etkiler, insanlarında kendisine doğru gelerek hem kendisinin, hem de insanın kendi kendisine dönerek birbirlerini kucaklaşmasını sağlayarak bir yerden başlayarak bir yere gönüllere merhamete gülümsemeye varmasını sağlar, vesselam.
Mehmet Aluç-Gülveren
Etimoloji:
Osmanlıca şuur anlamını veren Türkçe bilinç terimi bilmek mastarından, Osmanlıca vicdan anlamını veren Türkçe bulunç terimi bulmak mastarından türetilmiştir.
Şuur ise, İnce duygu, anlayış ve bilgi sahibi olduklarından dolayı, insanlardan bazılarına şair denilmiştir. Şair; "şuur sahibi" manasındadır. Bundan dolayı şiire "ince duygu ve ilim" adı verilir. Daha sonra vezinli ifadeler için isim olmuştur.
Demek ki şair olmak için şuur gerekli bence de yani, yoksa nasıl onca güzel duygulu kelimeler gönülde gezinsin kaleme dökülsün şiir olsun.
Yaz ey şair bir şiir olsun
İçinde birde güzeli bulunsun
Gezsin dursun gönüllerde
Arasın sevdiğini bulsun
Yaz ey şair bir şiir
Kalmasın gönüllerde kir
Akan olsun evlerin önünde nehir
Yıkanılsın tertemiz olsun tüm şehir
Yaz ey şair bir şiir gülmeyeni güldürsün
Gülenleri güldürmeyen varsa süründürsün
Ey yârim desin kömür gözlümsün
Gül ey yârim sen iki gözümsün
Mehmet Aluç-Gülveren
Dukkha: Istırap
Bir arada bütünleşmiş, bileşmiş, oluşmuş hiç bir şey değişimden, çözülüp dağılmaktan kurtulamaz. Yanılgı değişim içinde olan, geçici olan şeylere sanki hiç değişmeyeceklermiş, sanki kalıcı şeylermiş gibi tutunmaya, sarılmaya çabalamaktan geçiyor. Oysa elde etmek istediğimiz şeyi elde edene kadar o şey değişiyor, koşullar değişiyor, bu arada biz kendimiz de değişiyoruz farkına varmıyoruz.
Farkına varmamak insanı ıstıraba sürükler, hasret çektirir gözyaşı döker döktürür. Hasret mi çektiriyoruz, değişmeden bundan kurtulmadan vuslata mutluluğa barışa kavuşamayız. Yanılgı insanı peşinden sürükler doğruymuş gibi gösterir, bunu iyi analiz etmeden çözmek için aklınla fikrinle tahlil etmeden, yanılgıya tutunursan hep yanılır kalırsın, gerçeğe ulaşmaz yalanların içinde ıstırap çeker-çektirisin kaybolur anlamsız değersiz kalırsın. İnsan doğuyor büyüyor ve sonunda ölüyor bunca değişimden geçerken, değişmek gerek, yenilenmek gerek, çaba sarf etmek gerek. Bu âlemde değişmeyen ne var yaratılmışların içinde? Az dikkat az çaba gerisi gelir sana kaba, vesselam.
Farkına varmazsan gönül kalır viran
Hani nerede dersin dün yanımda olan
Istırap çektirme ıstırap çekersin bunu bil
Farkına varan fark edendir kul her an
Gönül hanesinde susmaya gelmedik
Gülmeyenler varsa güldürmeye geldik
İnsanız biz insan olarak kendimizi bildik
İnsan olmayan ağlatır diye haddini bildirmeye geldik
Mehmet Aluç-Gülveren
BELÂGAT:
Düzgün ve yerinde söz söyleme sanatı. Sözün düzgün, açık, anlaşılır, güzel olmasını, söyleme nedeniyle, söylenene göre düzenlenmesini öğreten bir bilim dalıdır.
Herkes bir şey duyar kendince algılar ve söyler o an düşünmez sözün ne anlam taşıdığını nereye ucunun dayanacağını, oysa hepimiz aynı algılamış olsaydık fikir dil söyleşi dilimiz bir olur zenginliğimiz olmazdı bu ayrı bir konu. Belagat yerinde söz söyleme sanatı, düşünerek ucu nereye varacağını tahmin edilerek söylenir, eğri olanı düzelten gönül'e hoş geleni söyleme sanatıdır diyelim.
Yanılgı her zaman peşimizi takip eder bırakmaz, lakin Belagat ilmide hemen koşarak yanılgıyı yok ederek düzgün açık anlaşılır söz söylememize yardımcı olur. Kur'an' kerimimiz de bu şekilde bize açıklar.
« Sen, cömert¬likte deniz gibi, yükseklikte güneş gibi ve parlaklıkta ay gibisin.»
« Ömür, kalıcı olma¬yan bir misafir veya gökkuşağı gibidir.»
« Muhammedin sözü, tatlılık açısından bal gibidir”
“İnsanlar, eşitlik açısın¬dan tarak dişleri gibidir”
«Ölüm, ancak şahsı (vücudu) incelmiş (gizlenmiş) bir hırsızdır. O, yumruksuz saldırır ve ayaksız yürür.»
(Alıntıdır)