nushirevan

nushirevan

@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,584
puan
Efsane Yazar

3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist

çevrimdışı
15 mart 2019'dan beri üye
marka
Bir şeyi satın aldığında ücretini karşıladığını ifade edici sözcük:

- Aaa! Ayakkabın yeni mi?
+ Evet cınam, 750 liraya aldıam..
- 750 lira mı?!
+ Marka ama!..
karşı ateş tekniği
polat alemdar'ın saçma bulduğu yöntemdir:

YouTube video
mahrem
Fethullahçı terör örgütünün askeri okullardaki örgütlenmesi üzerine yapılmış dizi tadındaki belgesel.

Entry görseli


Gerek çekim kalitesi, gerekse oyunculuklarla, şimdiye kadar türk televizyon tarihinde yapılmış en iyi işlerden.

Entry görseli


Fetö mağdurlarını, onların gözlerinden anlatıyor ve ibretlik tespitler yapıyor. Tavsiyedir.


Entry görseli
animelerden öğrenilenler
Temel japonca

YouTube video
animelerden öğrenilenler
Bir karakter diğerine bi kamyon dayak atıyosa o kavga orada o şekilde bitmez. Mutlaka dayak yiyen kendinden geçip saklı gücünü ortaya çıkarıp olayı terse çevirir. Dayak uzun sürmüşse dayak yiyen tarafı tutun.
Entry görseli

Entry görseli
animelerden öğrenilenler
Birbirine atar yapan karakterler içinde, saçı gözünün önüne düşmüş, sırıtan ve karizmatik duran birazdan tek atacaktır ondan uzak durun. Her haliyle endişesiz görünüyor belli ki bi güvendiği var aman deyim.
Entry görseli
Sözlük yazarlarının kendi eserleri
Vardır ama fikir ve sanat eserleri kanunu gereği eserlerimi koruma altına almadığımdan, intihal suretiyle çalınarak insanlara sunuldu. En acayibi de, Çanakkale ile ilgili bir fikrimdi. Kısaca anlatayım:

2016 yılında Diyarbakır Hendek olaylarında görevli özel kuvvetlerden 5 kişilik bir tim, en yeni teknolojik silahlarla hainlerin kurduğu tuzakları bozar, inlerine saklanan teröristleri birer birer avlar. Gece gündüz mücadele içindeki bu bordo bereli tim, mücadelenin son gününde büyük bir patlama ile kendilerinden geçerler. Uyandıklarında Diyarbakır Sur'da değil, oradan geçen bir çobandan öğrendiklerine göre Çanakkale Kirte sırtlarındadırlar. Mühimmat ve kumanyaları da olduğu gibi yanlarındadır. Ekip bu biliçsiz yer değişikliğinin şokunu atlatmadan bir şok daha yaşar: En yakın yerleşim birimine yaklaştıklarında bir şeylerin ters gittiğini ve 1914 yılında olduklarını anlamaları çok uzun sürmez. Tim nasıl olduğunu anlamadıkları şekilde zaman ve mekânda atlamışlardır. Tim lideri ekibini bir mağaraya götürüp olayları sindirmek için vakit ayırmaya çalışır. Bu sırada Çanakkale savaşının eşiğinde olduklarını anlamaları da çok sürmez. Operasyonlarda tek bir beyinle hareket eden, birbirlerini çok iyi tanıyan ve anlaşan ekip üyeleri bundan sonra ne yapacaklarına dair fikir ayrılığına düşerler. Kimileri zamanda yolculuğun ağırlığı ve geri dönüşün imkansızlığına dayanarak Çanakkale savaşına katılmayı savunurken, kimileri zaten kazanılmış bir savaşa dahil olup tarihi aksi yönde değiştirme riskini göze almamayı tartışır. Katılmayı düşünen taraf, bu yeni teknolojik silahlarla savaşta üstünlük sağlayacaklarını iddia ederken, reddeden taraf bunun haksız bir kazanç olduğuna inandığını söyler. Kimisi mağarada oturup zamanda yolculuğun sırlarını bulmaya çalışırken, kimisi de savaşta vefat edecek olan dedelerinin köylerine gidip atalarını görme isteği ile yanıp tutuşur. Nihayet tim lideri, kararı herkesin hür iradesine bırakır. Savaşın patlayacağı güne kadar askeri hayatta kalma prensiplerini gizlilikle uygulayan ekip, sabah uyandıklarında tim liderini bulamaz. Neden sonra bordo bereli ekibin liderinin Çanakkale savaşına yalınayak katılan askerlerin arasına karıştığı anlaşılır. Üzerinde kendi zamanına ait hiç bir şey yoktur ve oradaki gönüllü askerlerin şartlarına uymuştur. Savaş patlak verdiğinde üstün kabiliyetlerini konuşturan liderin, ne yazık ki havada mermilerin çarpışacağı kadar çetin bir savaşın içinde olduğunu anlaması çok sürmez. Karşı mevzide hedefini belirleyen lider, çıkmadan önce yanında bordo bereli askerlerini kendisi gibi dönemin şartlarında görür. Ekip silah ve mühimmatlarını gömmüş ve komutanlarının yanında şehit olmaya gelmişlerdir. Mücadele başlar ve ekip kahramanca savaşmaya başlar. Tim elemanları bir bir yaralanıp düşerken, lider hedefindeki noktayı ele geçirir. Fakat denizden gelen top atışı ile patlama ve ışık içinde kalır. Lider gözlerini bir daha açtığında ekibi ile birlikte Diyarbakır'dadırlar. Yanlarında silah ve mühimmatları yoktur ve üzerlerinde kanlı çanakkale üniformaları vardır. Yaralı ekibini yerden kaldırmaya çalışan lider için bu kez her şey farklıdır. Ne ekibinde ne kendisinde zerre kadar ölüm korkusu yoktur. Öyle ki şehitliği arzu eden bir bakışla karşılarlar liderlerini ekip üyeleri. Bir anda tekrar bir patlama olur ve ışık içinde kaybolurlar.

Televizyonlarda iki haber vardır: Diyarbakır'da bordo bereli kahraman bir timin şehit düştüğü ve Kirte'de bir mağarada bulunan 100 yıllık silah kalıntılarını incelemek üzere bilim adamlarının olay mahaline yönlendirildiği..

Evet sözlük, yukarıdaki sinopsisi bir yapımcıya gönderdim. Çok beğendiğini söyleyen bir mail aldım. Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Yapımcı filmi kendi yaptı. Bordo bereli ekibi bir grup çocuk yaparak hikayeyi değiştirdi ve sinemaya aktardı. Elimde "harikulade bir fikir, bunu değerlendirelim" diyen yapımcının maili var ama noter onaylı telif almadığım için eser bana ait değil.. doluyum sözlük, daha da anlatmayım.
buzdolabını açıp boş boş bakmak
Neden yapıldığı anlaşılamayan günlük rutin hareket
uykulu
Gözleri kapanmak üzere olan kişiye denir.

Ayrıca kütük kulu'da olunca şöyle bir konuşma yaşatmıştır:

-uykuluyum..
+nasıl? kululu musun?
-yea yok kululu değil uykul.. la aslında kululuyum.. ama uykuluyum da.. uykulu kulul.. la uykum kaçtı senin yüzünden.. nası bi söz öbeğinin içine attıysan beni, kaçırdın uykululuğumu..
karınca
Çoğu haşaratın aksine pis olduğunu düşünmediğim böcek. Örümcek olsa "hiaa!" der atarım üstümden. Hamam böceği görsem istifra ederim. Ama bu hayvancağızı parmağımla tutup dışarı bırakabiliyorum. Elimi yıkama gereği bile duymuyorum. Çocukluk zamanımızdan kalan bir fabl yanılgısı mı, "möbarek hayvan öldürülmez!" diyen nenelerimizin manipülasyonu mu bilmem. Temiz buluyorum bunları. Belki de iki market poşetini taşıdım diye iflahımın kesilmesi karşısında kendi ağırlığının 50 katını taşıdıkları için duyduğum bir bilinçaltı saygısıdır bilemedim..
bir anda konuşmayı kesen arkadaş
Kırmızı çizgi olarak kabul edilen olmazsa olmaz kurallarından birinin çiğnenildiğini düşünen ve arayı düzeltmeye bile gerek duymamasından, karşı tarafı hepten sildiğini belli eden kişi.

Çoğunlukla yalancılık bunun sebebi olur. İnsanoğlu içgüdüsel olarak yeni tanıştığı kişilerin zekâ seviyelerini kendinden aşağı görür. Konuştukça bu önyargısı değişir veya değişmez. İşte bu aşamada, karakteristik olarak kendini yukarı taşıma ihtiyacı yalanı da beraberinde getirir. Muhatab bunu fark ederse, konuşma bir anda kesilebilir. Çünkü kişi sizin yalancı oluşunuzu bile yüzünüze vurma ihtiyacı duymayacak kadar ilgi yoksunluğu çeker.

Kimi zaman bu kesintinin sebebi anlaşmazlıklar olarak görülür. Siyasi görüş, tutulan futbol takımı, üçüncü şahıslar hakkındaki görüşler, siyah veya beyaz.. Karşıt görüşler birbirine itici bir güçle bağlıdır. İki karşıt karşı karşıya geldiğinde, konuşmaya olan ihtiyaç artarken, arkadaşlık bağı daha da incelir. Konuşmanın harareti artar, tartışılan fikir kişiselleştirmeye dönüşür, hakarete evrilir ve hatta kavgayla sonuçlanabilir. Bu durumda anlaşmazlık yaşayan kişi, pragmatik düşünüp arkadaşıyla konuşmayı keser.

Kimi zaman ise sebebi bilinmez. Hiç lafı eğip bükmeyeceğim. Liseden beri tanıştığım, hatta hayatımın büyük bir evresinde "en iyi arkadaşım" diyeceğim birisinin facebook bildiriminde gördüm bunu. O gün bir ayet paylaşmıştım (hatırlamıyorum ne hakkında idi) Bu arkadaş üzerine mi alınmış ne olduysa bana saçma sapan bir neden sunarak iletişimi kesti. Öyle ki telefon numaramdan, tüm sosyal medya hesaplarıma kadar bağını kopardı. Korona geçirdi arayamadım, ben geçirdim onun haberi bile olmadı.

Gerekçe aynen şuydu: "Kardeş iyi güzel de her gün böyle şeyler paylaşıyorsun, okuyunca sanki ben kafirmişim gibi geliyor"

Kafir değilsin kardeşim ama çok vefasızsın, bu kesin.
biontech
Daha anam babam usulü aşı olan sinovac yerine, dna koduyla oynayan, daha çok entellektüel ve sosyal statüsü yüksek kesimin tercih ettiği aşı. Yeni bir aşı türü olduğundan önümüzdeki yıllardaki veya gelecek nesillerdeki etkilerini öngöremiyoruz maalesef. Dna rna derken Daha teknolojik mi geldi millete, yoksa almanlara olan inanç çin'den daha mı fazla geldi bilmem ama biontech'in daha çok tercih edildiğini görüyoruz. Şifa olsun.
öğrenildiğinde insana ufuk katan şeyler
İslam alimlerinden Cüneyd-i Bağdadi vefat ettikten sonra bir dostu onu rüyasında görür. Hasretle ve merakla şu soruyu sorar:

"Üstad.. senin bir çok iyiliğin ve faziletin vardı. Kimbilir rabbim hangi birine ne türden mükafatlar lütfeylemiştir sana?"

Bağdadi'nin cevabı, iş bu başlığın da cevabını oluşturur:

"Hepsi bir yana, seherde kıldığım iki rekat namaz bir yana.."

Fecr-i kazib'ten fecr-i sadık'a esenlik veren rabbe hamdolsun.
turkovac
2 senedir dünyanın anasını ağlatan Covid19 belasına karşı üretilen yerli aşı. Bayrak direği ipini üretmekle övünen türkiye'den, global bir pandemiye aşı üreten Türkiye'ye evrilmek mutluluk verici.

2. ve 3. Dünya ülkelerinin umut kaynağı olduk böylece
tuvalet
Evin ihtiyaç giderdiğin bir bölümü.

Tanıdık bir ağabey var, zaman zaman hasbihal ederiz. Konular çoğu zaman felsefi çatıda ilerler. Geçen konuştuğumuzda, insanlığın medeniyet yolculuğuna dair şeylerdi. İlk duyduğumda komik gelen, düşününce "hakkaten lan.. sanki.." dediğim bir tespit yaptı. Ona göre insanlık medeniyet yolunda ilerleyişine ateşin kullanılması, tekerleğin icadı, paranın kullanılmasından internetin tesadüfen bulunuşuna kadar hep üstüne koyarak ilerlemişti. Tüm bu yolculuktaki ana motivasyon, insanın öz saygısıydı. Daha iyi bir hayat, daha iyi bir toplum hep bu öz saygıya hizmet ediyordu. İnsan kendini saygıdeğer görüyordu ve daha iyi bir yaşam standardı için sürekli bir mücadele halindeydi. Komik gelen tespit ise şuydu:

"İnsanın medeniyet yolculuğundaki ilk geri vitesi, dışarı tuvaletinden vazgeçip, evin içine sıçmaya karar vermesi ile başladı" bgv

Yatak odasının yanına konumlandırdığı bir odacığa, kendi dışkısını bırakan insanlık, öz saygısını da bu şekilde törpülemiş. Kendinin saygıdeğer olduğuna inancını, bu basit mimarlık hilesiyle kaybetmiş.

Önce güldürüyor, sonra "N'alaka?", nihayet "hadi be.. öyle gibi sanki" dedirtiyor.

Pis bi mevzu ama paylaşmak istedim sözlük.
yazarların favori yiyecek-içecek ikilileri
Kakaolu bisküvi ve süt. Yeri geliyor ikram, yeri geliyor negro ama süt soğuk olmalı.
en sevmediğiniz takım
Avangard koltuk takımı. Gereksiz yere pahalı
eski futbolcu
Yorumculuk yaparak kariyerini devam ettirmektedirler. Sporculuk zamanına göre epey kilo almış haliyle, hafif beyazlaşan saçlar eşliğinde spor kanallarında konuşmaktadırlar. Giyim kuşamlarına, ezelden yorumcu olanlara göre daha dikkat ederler. Futbolun teknik kısımlarından çok, saha içindeki atraksiyonlardan, motivasyondan bahsederler. Konu tıkandı mı, 90'lı yıllardan anılar anlatıp geyiğin dibini döverler. Sahada konuşurken görmediğimiz için, ekranda "R" leri basa basa kahvehane ağzı kullanınca ekrana kilitlenir kalırız. Sinirlenirse canlı yayında küfür etmekten, cringe olmaktan çekinmezler. Aidiyet duyduğu takım taraftarlarına oynar, destek görmezse fena satarlar. Süper lige yeni çıkmış takımlarda, deneme yanılma yollu teknik direktörlük yaparlar.
exxen
acun ılıcalı 'nın çiçeği burnunda dijital platformu. Nerde youtuber var, nerede tutmuş iş var, satın alıp platforma monte ediyor. Şimdilerde efsane leyla ile mecnun dizisini tam kadro tekrar oluşturarak üye olup olmamak arasında gidip gelen kararsız potansiyellere "lan acaba mı?" dedirtmektedir.
taksim camii
Gezi olaylarında yer alan baştaki abinin duasının kabul olmasıdır.

Entry görseli