nushirevan

nushirevan

@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,581
puan
Efsane Yazar

3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist

çevrimdışı
15 mart 2019'dan beri üye
gelecek korkusu
Tatillerde Gelinlerin kaynanalar için duyduğu korku bgv

- Tatlım annem aradı.
+ Bize gelmek istiyor değil mi? Kaç gün kalacak? Amaaan hiç hazırlığım da yok. Gelecek değil mi? Gelecek biliyorum.
ölümün ansızın gelebileceği gerçeği
kurşun adres sormaz ki
yazın
Çocukların "buba na zaman piskilet alacaksın bana?" Sorusunun da cevabı olabilir. bgv
squid game
netflix platformunda yayınlanan, suç ve gerilim temalı bir güney kore dizisi. Türkçe karşılığı kalamar oyunu. Güney korey'e has bir çocuk oyununun adı.

Entry görseli


Ekonomik ve sosyal alanda bitik 456 kişiye özel bir davet gelir. Davete göre, eğer oyuncu 6 oyunu kazanırsa astronomik bir ödül kazanacaktır. Güney kore kültürünün basit çocuk oyunlarıyla sınanan oyuncuların bilmedikleri şeyse, kaybettiklerinde bunun karşılığının ölüm olacağıdır.

Entry görseli


Oyuncular, birbirinden zorlu oyunları kazanmaya çalışırken, bir yandan zamanla bir yandan da birbirleriyle mücadele etmek zorunda kalacaklardır. Her ölümün ardından artan ödül, oyuncuları ahlâki olarak da değiştirecek ve içinden çıkılmaz durumlara sokacaktır.

Entry görseli


"Bu koreliler işini biliyor abi ya" diyeceğiniz türden bir gerilim serisi. Çoğu zaman dram yönü de oldukça ağır basıyor. Görenler için de dünyadaki sistemlere yönelik alegorik bir anlatım sağlıyor.

Puanım: 7/10
odadaki fil
İngilizcedeki elephant in the room kalıbının türkçe karşılığı. Genellikle bulunulan ortamdaki bir durumun konuşulması gerektiği halde bir türlü konuşulmaması ancak bir süre sonra konuşulması gerektiğinin bilinmesi durumuna denir.

Örneğin iki kişi bir sebep yüzünden kavga etti ve küstü. Neden sonra bir araya geldiklerinde, küslükteki neden hakkında konuşmak yerine havadan sudan konuşurlar, muhabbet muhabbeti kovalar ancak önünde sonunda küslüğün sebebine döner mevzu. İşte bu konuşulmayan an, odadaki fil durumudur.

Küçücük odada bir fil duruyor ama siz onu görmezden gelmeye çalışıyorsunuz. Bu tür durumlar için kullanılıyor.

leyla ile mecnun dizisi bunu çokça kere kullandı. Örneğin mecnun'un sabah sofraya oturduğunu görürüz. Her zamanki karakterlerin dışında sofrada eli kolu bağlı, ağzı bantlı bir yabancı oturduğunu görürüz. İlk anda mecnun'un "bu kim be?!" diye tepki vermesini bekleriz ama o babasıyla bakkala ekmek almaya kim gidecek tartışması yapmaya devam eder. Eli kolu bağlı adam sofrada oturduğu ve ondan hiç bahsedilmediği süre, odadaki fil'den doğan doğal bir durum komedisidir.
yaz dizileri
Ayrıca Şirket yöneticisi genç jönümüzün çevresinde dolanan şuh, illa ki kötü kadın barındıran dizilerdir.
senkron
gain platformunda yayınlanan bir bilim kurgu serisi.

Entry görseli


Özcan deniz 'in; dizinin senaryosunu, yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği 6 bölümlük dizi karantina günlerinde tasarlanmış en iyi işlerden diyebilirim. Elbette özgün bir konuya veya senaryoya sahip değil. Paralel evrenler teorileriyle ilgilenenlerin yabancısı olmayacağı bir kurguya sahip. Ayrıca alman yapımı the dark izleyicilerinin de "e çakma dark bu?!" diyebileceğini tahmin edebiliyorum.

Entry görseli


Entry görseli


Hep yerli dizi sektöründe böyle bir iş olsun istemiştim. Adamlar yapmış. Özcan deniz yönetmenliği ile göz doldurmuş.

Konusu kısaca şöyle:

Paralel evrenlerde yaşayan Sedat(lar) ve Mina(lar), bir fırtına sonucu aynı evrende kendilerini bulurlar. Bundan sonra paralel ikizleri ve onların ihtirasları ile mücadele etmek zorunda kalırlar.

Puanım: 6.5/10
televizyonda ne var
İstirahat günümde gündüz kuşağı denen saat dilimlerinde denk geldiğim kadın programları. Ev hanımlarının çıldırmaması büyük marifet vallahi. Sabahtan başlıyor, öğleden sonrasına kadar aralıksız ahlâk yoksunu münferit olaylar devam ediyor. Akrabalar birbirini kaçırmış, arkadaşlar birbirine kazık atmış, torun atasını öldürmüş, ötekinin kızı kötü yola düşmüş, delikanlılar madde kullanmış, evli kişiler yasak ilişkiye başlamış ne kadar kötü örnek varsa ekranı doldurmuşlar. Akşam da kadın cinayetleriyle dolu haber bültenleri, haberlerden sonra da aldatmalı entrikalı diziler.. Akıl sağlığının bozulması için ne varsa yapılmış. Şu zamanda sağlıklı düşünebilen ev hanımlarını tebrik etmek gerek. Reytinglere bakıyorum, bu tür programlar oldukça da ilgi görüyor. Ama ilgi görmesinin sebebi, başlarında ambulans olduğu halde trafikte kaza geçirip can çekişenleri görmek için kendi arabamızı yavaşlatmamızla aynı sebepten. Aykırı, vahşi içgüdümüzü besliyoruz. İlkel benliklerimizin gelişiminin önünü kapatıyoruz. Medeni toplumların bunun tam tersini yapmak lazım oysa ki.. ben olsam müge anlı gibi programların tam tersini yapardım. Misal birbirine iyilik yapanları göstermek lazım, vergisini tam ödeyen örnek bir vatandaşı tespit edip ödüllendirmek lazım, doğru yetiştirilen ve başarılı olan çocukların ebeveynlerini konuşturmak lazım. İzlenir mi? Elbette izlenmez ama eğik bir dalı düzeltmek için düz tutmak değil, tersine bükmek gerekir.
matrix resurrections
Matrix üçlemesinin devam filmi olarak açıklanan yeni film.

YouTube video

İnsanlar hakkında teoriler kasıyor film hakkında. Yok şöyle olacak yok böyle olacak. Arkadaşlar, filmin ana yapısını anlamadan bunu çözemezsiniz..

Örneğin makinelerin insanları pil gibi kullandığı insan tarlalarının olduğu, son insan şehri denilen zion'un göründüğü dünya da matrix'in bir parçası. O da gerçek değil yani bu konuda baştan anlaşalım. Sistem matrix evrenini, bu sistemin backup'ı olarak da zion'u yaratıyor. Şimdi bakıyorum da çoğu yorum, bu zion'un varolduğu, insan tarlalarının olduğu dünyayı gerçek addediyor. Bu da serinin hâlen anlaşılamadığının kanıtı olsa gerek. Neo'nun gerçek dünya denilen yerde sentinellere müdahale edebilmesinin nedeni de, oranın da sistemin bir parçası olduğundan. Biz aslında gerçek dünyayı hiç göremedik. Makineler, çoktan insanlar dışında enerji kaynağı bulmuş olabilirler. Bunu da mimar, neo ile görüşmesinde söylüyor zaten. Tüm bunlara rağmen, halen matrix 4'te, insanların nasıl kurtulacağına dair zion teorileri havada kalıyor. Matrix 4 eğer yeni bir matrix ise, zion da yeni bir zion çünkü.. "Zion zaten 4 kez yok edildi" dedi mimar la azıcık düşünün.
pes etmek
Umudunu kaybetmektir.

1950'lerde Harvard'ta oldukça vahşi görünen bir deney yapılır. Dr.Kurt Richter ve ekibi, farelerin suda ne kadar dayanabileceklerini görmek için bir deney yaparlar.

Entry görseli


Araştırmalarına göre fareler, ortalama 15 dakika çırpındıktan sonra pes edip suda boğulmaktadırlar. Bu defa araştırmacılar, farelerin 15 dakikada boğulmadan önce bir dinlenme molası vermesine, nefeslenmelerine izin verirler. Sonra tekrar suya bırakırlar. Bu defa fare ne kadar mı dayanır?

60 saat! Evet, 15 dakikada pes edip boğularak ölen farelere, bir daha nefes alabileceklerine dair bir umut veren dinlenme molası, farelerin dayanma gücünü de tam 60 saat arttırmıştır.

İnsanlar da daha önce imkânsız saydığı şeyleri, test ettiğinde yapabildiğini sayısız kez keşfetti. Önemli olan umudunu yitirip yitirmemekti. Pes etmek, umudunu kaybetmekle kardeştir.

Pes etmeyin. Sabah kalkmakta zorlanmamızın sebebi, vücudumuzun beynimizle olan bir aldatmacasıdır. Çünkü bir önceki gün beklentilerimizi karşılamayan, rutin bir hayat tarzı ile beyin vücuda "amaaan kalkmayıver yine benzer bir gün olacak" der. Bu yüzden kalkarken zorlanırız. Oysa bir okul gezisi zamanını hatırlayın, gece ne kadar geç yatmış olsanız da enerjik kalkarsınız. Bunun sebebi sizi neyin beklediğini bilmiyor olmanızdır. Eğer her güne yeni bir gün mottosuyla başlarsanız asla pes etmezsiniz.
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"En iyi arkadaşım, ondan asla ayrılmam" dediğin o kankin var ya, Hah, o seni incir çekirdeği kadar bir mesele yüzünden terkedecek.
sosyal medya kullanmayan insan
Kimi zaman benim gibi hukuki süreçlerden bıkan insandır. Belirli verileri bir araya getirip, konjönktürel yapıya göre komplo teorisi kastığım twitter hesabımı sırf bu yüzden kapattım. Teorilerimin çoğu tutunca, yargının "hayırdır bilader sen bu olaylar gerçekleşmeden önce nasıl biliyorsun bunları? Yoksa işin içinde misin?" sorusuyla karşılaştım. Bir suikasti 1 hafta öncesinden tahmin etmek mümkün değilmiş yargımıza göre. Ne yapayım? Kapattım gitti.. Ha, eksikliğini hissediyorum özellikle iletişim kurmak istediğim zaman ama bir daha öngörülü olmanın cezasını çekemem.
suveyda
Bugün itibariyle gösterime giren bir Mesut Uçakan filmi.

Entry görseli


Konusu ise kısaca şöyle: Hadim adındaki 11 yaşındaki bir çocuk, dedesi gibi hafız olmak istemektedir. Ancak bu amacı, harf inkılâbı yapan genç cumhuriyette herkesin kafasını karıştıracaktır.

YouTube video

Film, anlaşılacağı üzere harf inkılâbı üzerinden bir sistem eleştirisi getiriyor.
spoiler (tıkla)
Örneğin fragmandaki köy kahvesinin adının değiştiği sekansta, "artık mecbur bu harfleri kullanacağız" dendikten sonra cevaben mantıklı bir soru geliyor: "tamam da eskisi de kalaydı ya?" Doğrudur çünkü. Eğer bir radikalizm amacı gütmüyorsa Bu tür dönüşümler pattadanak yapılmaz. Ad değiştiren kanalları düşünün. Yeni gelen logolarını eski logoların altına koyarlar, zamanla oranlar değişir ve eski logo kaybolur. Garanti bankası demiyorsunuz bu yüzden. Bankanın adı bbva olduğu halde garanti bbva olarak telaffuz ediyoruz. Bir süre sonra muhtemelen bu da değişir. Yine fragmanda görülen "ben hafız olmak istiyom" kısmında, cumhuriyet öğretmeni "çocuklarınızı okula gönderin hakim olsunlar, asker olsunlar, memur olsunlar" diyor köylüye. Hadim'in sorduğu soru, tam bir sistem eleştirisi çünkü. Hadim "ben hafız olmak istiyom" diyor çünkü sistemin onu hafız yapabilecek donanımı ve insan kaynağı yok.
hakim olan pastoral doku, sizi filmin içindeki döneme çekiyor. Diyaloglar ve oyunculuklar zaman zaman sırıtsa da Sinematografik açıdan gayet başarılı buldum. Puanım: 6.5/10
daha adil bir dünya mümkün
Cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın; birleşmiş milletler nezdinde dünya ülkelerinin, 5 ülkenin boyunduruğu altında kalmaması gerektiğine vurgu yapan yeni kitabı.

Entry görseli


dünya beşten büyüktür
soyağacı
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri tarafından uygulamaya konulan yeni zamazingo:

soyagaci.nvi.gov.tr adresinden girip ağacınızı oluşturabilirsiniz.
insanın ağız tadını kaçıran insan
son heves bükücü
vasiyet
Yaşarken istedikleri olmayanların, genelde "ölümümün acısıyla belki yaparlar" dediği, kalanlara verilen görev. Misal benimki çok net: taziye evinde yemek vermeyin. Çay ve su yeterli. İllâ yiyeceklerse taziye evinin dışına bir çadır kurun, gidip orada zıkkımlansınlar. Hayır bu taziye evine gidip "biraz daha etinden koy" veya "tatlı yok muydu ya?" diyen had bilmezlerden bıktım usandım. Taziye sahibi ölene mi üzülsün, sizin açık büfe telâşınıza mı yetişsin? Bir de beğenmiyor haspam! Ölü kalkıp camdan bir baksa "ulen düğün mü var bu ne ziyafet?!" demez mi? Yok kardeşim, yemek memek yok. Uzaktan gelenler tedarikli gelsin, komşular da b*k yesin affedersin. Eskiden ölünün evine yemek taşınmaz mıydı ya, ben mi yanlış hatırlıyorum? Ben gidip 10 bin liralık catering ayarlıyorum, adam "etin tuzu yoktu ama iyiydi." diyor.

Vasiyetimi açıklayınca anam babam "cimri derler." diyor. Bana ne lan bana ne?! Benim sorgu meleklerim bana yeter. Bir de siz mi çıktınız? Haaa, paradan mı kaçıyorum? Hayır. Kaç liralık yemekse, iki katı parayı afrika'da kuyu açmaya gönderip makbuzu gelene dövme olarak bastıracağım.
günün atasözü
"Zihin fukara olunca fikir ukalâ olur"
mehmet akif ersoy
"Akif" adıyla hayatı sinemaya aktarılacak olan milli şairimiz.

YouTube video

Tabi her dönem filminde olduğu gibi tarihi hangi perspektiften anlatacağı meçhul. Bilindiği gibi memleketimde iki ayrı tarih tezi var: Biri osmanlıcı, diğeri cumhuriyetçi.. Biri cihan imparatorluğu pür-i pak "devlet-i muhammediyye" addederken, diğeri cumhuriyetin ilanından önce adeta yok sayıyor kendini. Biri aşırı sahiplenirken, diğeri reddediyor. Öyleyizdir biz zaten, ya siyahtır ya beyaz. Gri bizim literatürümüzde yer almaz. İyinin kötü yanlarını görmediğimiz gibi, kötünün de iyi taraflarını yok sayarız.

Bakalım film bize bu iki birbirinden farklı kronik tarihten hangisini aktaracak? Öyle ya? Biliyoruz ki Akif'in Mustafa Kemal ile arasının pek iyi olmadığı biliniyor. Tamamen tartışmalı bir sürgün hayatı malum. Atatürk'e karşı ağır bir dil içeren şiir yazdığı söyleniyor.. İstanbul'da yaşadığı yer bilinmesine rağmen cenazesi ortada kalıyor, devlet sahip çık(a)mıyor filan..

Akif rolünde de yavuz bingöl'ü izleyeceğiz bu arada.. pek bilemedim.
izlenmesi gereken belgeseller
Son yılların en iyi işlerinden "Half Life Belgeseli"dir. Bundan 10 yıl önce adam vurmak için oynadığımız fps oyunun, fütüristik bir post-apokaliptik dönem belgeseli olabileceğini kim bilebilirdi? Hele bir de buna dublaj başarısı eklendiğinde, kendinizi bambaşka bir dünyada bulacaksınız. 10 dakika izleyin, 2 buçuk saati bitirmek isteyeceksiniz. Sonra da dönüp bu giri'yi beğenin bgv

YouTube video