sanmak
sen öyle san
nushirevan
@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,646
puan
Efsane Yazar
3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist
hacker olmak
bir zamanlar 1923turk adlı gruba dahil olduğum, subaylıktan istifa ettiğim müessese
küçükken istenen ama sahip olunamayan şeyler
figür oyuncak. batman, robin, g.i. joe filan..
a haber haberciliği
samanyolu denen fetö kanalı muhalif medyada aktifken, "ulan oğlum bu kadar yanlı habercilik yapılır mı?" diye dalga geçen, daha sonra taraf olmakta aynı yanlışa düşen kanalın habercilik anlayışı.
eski bir gazeteci olarak; bu habercilik anlayışını kabul etmemekle beraber, maalesef gerekli de görüyorum. bir zamanlar akıllı bir adam:
"eğilmiş bir dalı düzeltmek için onu düz konuma getirtmek yetmez. tersine bükmek gerekir" diyordu. payesini verelim. öyle bir muhalif medya vardı ki zamanında, oluşturulan algıyı kırmak için bir ömür gerekiyor.
örnekler verebiliriz:
muhalefete sorsan rte "askerlik yan gelip yatma yeridir" demiştir. oysa ki tam tersini söylemişti ama öyle bir algı yönetildi ki sanki adam askerlik müessesesini hafife alıyormuş gibi lanse edildi.
"tek dil" diyor, ardından bakıyorsun ki "tek dil demedim" diye başka bir videosu çıkıyor. basit bir montaj tekniği aslında. zamanında az kefal avlamadı bu iki erdoğan bir başbakan videoları. adam ilk "tek dil" dediğinde devletin resmi dilinden bahsetmişti. hatta bugünkü rabia'nın da parçasıdır. ikincisinde "ana dilde savunma hakkı" ile alakalı bir soruya verilen cevaptı ama montajlı izlediğin için aynı şeye iki farklı cevap vermiş gibi algıladın. bugün "ana dilde savunma hakkı" var ve sen sevmesen de bunu bu adama borçlusun, borçluyuz.
bir de habur var mesela.. veya dillere pelesenk olarak habur rezaleti
ne oldu hakikaten habur'da? galat-ı meşhur şu: devlet teröristleri davul zurnayla karşıladı, halaylar çekti...
şimdi dönüp o videoyu tekrar izle. sınırdaki güvenlik mensupları dışında bir tane devlet görevlisi görürsen gel bu giri'yi eksile. hayır efendim, öyle bir şey olmadı. iyi dinle bak doğrusu şuydu:
devlet teröristlere açık bir çağrı yaptı. "herhangi bir operasyonda bulunmayan" yani enine kan bulaşmamış örgüt mensupları gelip teslim olurlarsa, pişmanlık haklarından yararlanacaklardı. çünkü dağ kadrosunun 3'te 1'i; kaçırılan, mecbur bırakılan, cahil gençlerden oluşur. neden iki üç ermeni rahat sübyancılık yapsın diye memleketin gençleri ölsün? sınırın öte tarafını konuşan yok bu arada. bu örgüt mensupları bir anda "yeter dağda durduğumuz hadiyin türkiye'ye gidek!" mi dediler? yoksa dağ kadrosundan kaçabilen az sayıdaki insanlar mıydı?
neyse efendim bunlar habur'dan giriş yapacak ama milliyetçilik damarlarımız kabarmış, dişlerimizi sıkıyoruz ekran başında. o sırada şimdiki hdp hdpkk devreye girip devlete bir teklifte bulunuyor:
"bırakın biz karşılayalım. hiç bir emniyet mensubu olmasın. biz belediyeden güvenliği de sağlarız. örgüt mensupları türkiye'deki aileleri ile buluştuktan sonra devlete teslim edilecek"
şimdi devlet olduğunuzu düşünün:
bir grup pkk'lı, pkk yandaşı bir parti tarafından karşılanıp halay çekmesine izin verme karşılığında, sınır ötesi kontraespiyonaj faaliyetleri için devlet himayesine alınacak. kabul ederdiniz değil mi? işte o anlı şanlı habur rezaleti bundan ibaretti.
devlet kalabalığın hemen ötesine seyyar bir mahkeme kurarak anında tutuklattı hatta bunları. sonra haberlerde "tsk kandil dahil 23 pkk noktasını vurdu, 144 üst düzey dahil olmak üzere terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi" izledin. sanıyordun ki "tsk'ya bu sınır ötesi nokta atışı bilgisi gökten vahiyle indi" herhalde..
son olarak halay deyince aklıma geldi. bir de bu algı mühendisliğinin bir ayağı daha var, ona da megri megri diyorlar. barzani'nin törenle karşılandığı, herkesin bildiği ama aslında ne için toplanıldığını söyleyemeyen ibrahim tatlısesli megri megri..
barzani ile bir petrol anlaşması idi o. nasıl mı? günlük bilmem kaç varil petrol satan barzani'ye satıştan elde edilen gelir için bir banka gerekiyordu. bu paranın türkiye'de bir bankada muhafaza edilmesi, yerli sermayenin yıllık en az 1 milyar dolar ķâr etmesi anlamına geliyordu. bankaların nasıl para kazandığını anlatmama gerek yoktur. sahip olduğu varlık, bankanın kârı ile doğru orantılıdır. ne oldu dersiniz? o yerli bankanın adının halkbank olduğunu söylesem anlardınız herhalde? 17-25 Aralık denilen o hain deneme gerçekleştirildi. Halkbank müdürü paralarla yakalandı (o ayrı mevzu bu başlığın konusu değil) ayakkabı kutuları bankanın hisseleri dibe çakıldı.
muhalefet bu hain darbe denemesine destek çıktı ve ayakkabı kutuları ve hırsızlık diyerek piyasalarda güveni sarstı. bu vatansever(!) muhalefet ne yaptı neticede?
doları fırlattı ve halkbank'ta bekleyecek petrol parası anlaşması, abd'li fed'e geçti! şimdi yılda 1 milyar doları neo-conlar kazanıyor..
özetle habercilik var olduğu günden bu yana bir algı mühensliğidir. a haber belki doğru habercilik yapmıyor ama gerekeni yapıyor mu? yapıyor..
eski bir gazeteci olarak; bu habercilik anlayışını kabul etmemekle beraber, maalesef gerekli de görüyorum. bir zamanlar akıllı bir adam:
"eğilmiş bir dalı düzeltmek için onu düz konuma getirtmek yetmez. tersine bükmek gerekir" diyordu. payesini verelim. öyle bir muhalif medya vardı ki zamanında, oluşturulan algıyı kırmak için bir ömür gerekiyor.
örnekler verebiliriz:
muhalefete sorsan rte "askerlik yan gelip yatma yeridir" demiştir. oysa ki tam tersini söylemişti ama öyle bir algı yönetildi ki sanki adam askerlik müessesesini hafife alıyormuş gibi lanse edildi.
"tek dil" diyor, ardından bakıyorsun ki "tek dil demedim" diye başka bir videosu çıkıyor. basit bir montaj tekniği aslında. zamanında az kefal avlamadı bu iki erdoğan bir başbakan videoları. adam ilk "tek dil" dediğinde devletin resmi dilinden bahsetmişti. hatta bugünkü rabia'nın da parçasıdır. ikincisinde "ana dilde savunma hakkı" ile alakalı bir soruya verilen cevaptı ama montajlı izlediğin için aynı şeye iki farklı cevap vermiş gibi algıladın. bugün "ana dilde savunma hakkı" var ve sen sevmesen de bunu bu adama borçlusun, borçluyuz.
bir de habur var mesela.. veya dillere pelesenk olarak habur rezaleti
ne oldu hakikaten habur'da? galat-ı meşhur şu: devlet teröristleri davul zurnayla karşıladı, halaylar çekti...
şimdi dönüp o videoyu tekrar izle. sınırdaki güvenlik mensupları dışında bir tane devlet görevlisi görürsen gel bu giri'yi eksile. hayır efendim, öyle bir şey olmadı. iyi dinle bak doğrusu şuydu:
devlet teröristlere açık bir çağrı yaptı. "herhangi bir operasyonda bulunmayan" yani enine kan bulaşmamış örgüt mensupları gelip teslim olurlarsa, pişmanlık haklarından yararlanacaklardı. çünkü dağ kadrosunun 3'te 1'i; kaçırılan, mecbur bırakılan, cahil gençlerden oluşur. neden iki üç ermeni rahat sübyancılık yapsın diye memleketin gençleri ölsün? sınırın öte tarafını konuşan yok bu arada. bu örgüt mensupları bir anda "yeter dağda durduğumuz hadiyin türkiye'ye gidek!" mi dediler? yoksa dağ kadrosundan kaçabilen az sayıdaki insanlar mıydı?
neyse efendim bunlar habur'dan giriş yapacak ama milliyetçilik damarlarımız kabarmış, dişlerimizi sıkıyoruz ekran başında. o sırada şimdiki hdp hdpkk devreye girip devlete bir teklifte bulunuyor:
"bırakın biz karşılayalım. hiç bir emniyet mensubu olmasın. biz belediyeden güvenliği de sağlarız. örgüt mensupları türkiye'deki aileleri ile buluştuktan sonra devlete teslim edilecek"
şimdi devlet olduğunuzu düşünün:
bir grup pkk'lı, pkk yandaşı bir parti tarafından karşılanıp halay çekmesine izin verme karşılığında, sınır ötesi kontraespiyonaj faaliyetleri için devlet himayesine alınacak. kabul ederdiniz değil mi? işte o anlı şanlı habur rezaleti bundan ibaretti.
devlet kalabalığın hemen ötesine seyyar bir mahkeme kurarak anında tutuklattı hatta bunları. sonra haberlerde "tsk kandil dahil 23 pkk noktasını vurdu, 144 üst düzey dahil olmak üzere terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi" izledin. sanıyordun ki "tsk'ya bu sınır ötesi nokta atışı bilgisi gökten vahiyle indi" herhalde..
son olarak halay deyince aklıma geldi. bir de bu algı mühendisliğinin bir ayağı daha var, ona da megri megri diyorlar. barzani'nin törenle karşılandığı, herkesin bildiği ama aslında ne için toplanıldığını söyleyemeyen ibrahim tatlısesli megri megri..
barzani ile bir petrol anlaşması idi o. nasıl mı? günlük bilmem kaç varil petrol satan barzani'ye satıştan elde edilen gelir için bir banka gerekiyordu. bu paranın türkiye'de bir bankada muhafaza edilmesi, yerli sermayenin yıllık en az 1 milyar dolar ķâr etmesi anlamına geliyordu. bankaların nasıl para kazandığını anlatmama gerek yoktur. sahip olduğu varlık, bankanın kârı ile doğru orantılıdır. ne oldu dersiniz? o yerli bankanın adının halkbank olduğunu söylesem anlardınız herhalde? 17-25 Aralık denilen o hain deneme gerçekleştirildi. Halkbank müdürü paralarla yakalandı (o ayrı mevzu bu başlığın konusu değil) ayakkabı kutuları bankanın hisseleri dibe çakıldı.
muhalefet bu hain darbe denemesine destek çıktı ve ayakkabı kutuları ve hırsızlık diyerek piyasalarda güveni sarstı. bu vatansever(!) muhalefet ne yaptı neticede?
doları fırlattı ve halkbank'ta bekleyecek petrol parası anlaşması, abd'li fed'e geçti! şimdi yılda 1 milyar doları neo-conlar kazanıyor..
özetle habercilik var olduğu günden bu yana bir algı mühensliğidir. a haber belki doğru habercilik yapmıyor ama gerekeni yapıyor mu? yapıyor..
yaşama sebepleri
bunlar

uydurulmuş dinden indirilmiş dine
"Allah katında tek din islamdır" sözüyle eşlik edeceğim başlık.
o değil de neden hep uçlarda yaşıyoruz anlaşılır gibi değil. ya hep, ya hiç bizi nereye kadar götürür? sünneti inkar eden hepten inkar ediyor, kabul eden hepsini ediyor. bu kutsal iki kavram arasında bi de deve sidiğinden bahsediyorlar ki o apayrı bir delilik.. çok mu zor şu kadarında uzlaşmak?
sünnet kuranın kaidelerine uyuyorsa, uyulur.
değilse şüphe ile bakılır.
bu kadar.
o değil de neden hep uçlarda yaşıyoruz anlaşılır gibi değil. ya hep, ya hiç bizi nereye kadar götürür? sünneti inkar eden hepten inkar ediyor, kabul eden hepsini ediyor. bu kutsal iki kavram arasında bi de deve sidiğinden bahsediyorlar ki o apayrı bir delilik.. çok mu zor şu kadarında uzlaşmak?
sünnet kuranın kaidelerine uyuyorsa, uyulur.
değilse şüphe ile bakılır.
bu kadar.
hazreti lut
Çok bilinmez ama Hz.lut'un kalbi, hz.ibrahim'in nemrut'un ateşinden sağ salim çıktığını gördükten sonra mutmain olmuştur ve bu safhadan sonra peygamberlik kısmet olmuştur.
manevi kurtuluş ailenle, ecdadınla, eğitiminle, seni yetiştirenlerle, birlikte olduğun insanlarla, sosyal ve ekonomik statüne göre şekillenmiyor.. bu bir kısmet işi.. '
'falanca çok alim bir insan.. oğlu hiç onun gibi değil'' veya ''kadın saliha bir hanım ama kocası hayırsız'' vs.
Firavunun karısı da olsan ateşten kurtulabilir,
Nuh veya Lut peygamberlerin eşi de olsan ateşe düşebilirsin.
manevi kurtuluş ailenle, ecdadınla, eğitiminle, seni yetiştirenlerle, birlikte olduğun insanlarla, sosyal ve ekonomik statüne göre şekillenmiyor.. bu bir kısmet işi.. '
'falanca çok alim bir insan.. oğlu hiç onun gibi değil'' veya ''kadın saliha bir hanım ama kocası hayırsız'' vs.
Firavunun karısı da olsan ateşten kurtulabilir,
Nuh veya Lut peygamberlerin eşi de olsan ateşe düşebilirsin.
yazarların film tavsiyeleri

kaliteli ancak underrated kalmış bir film.
not: yönetmenini takdir edersiniz. örneğin; açılış sahnesinde kahramanın dinlediği şarkının sözleri, yürüdüğü sokağa serpiştirilmiş, duvarlara, tabelalara, insanlara..

kaliteli ancak underrated kalmış bir film.
not: yönetmenini takdir edersiniz. örneğin; açılış sahnesinde kahramanın dinlediği şarkının sözleri, yürüdüğü sokağa serpiştirilmiş, duvarlara, tabelalara, insanlara..
rasathane
Gözlem evi.
Aynı zamanda bir rasatçı olarak:
Her vakit gökleri tarayan gözler, arşın azameti karşısında yaratanın büyüklüğüne bir kez daha şahitlik eder. Rahmetin en küçük zerresinden, deryalar kadar olmasına kadar izlenen süreç; insanın yaratılışından, ölümüne dek hayat çizgisiyle aynı doğrultudadır.
Hiçlikten toprağa düşen damlalar, ademoğlunun istikametine birer aynadır.
Yağmur toprağa düştükten sonra nasıl nebatata, hayvanata can verirse, insan da toprağa düştükten sonra bile faydaları ile anılır. En hayırlı olabilmek için faydalı olmalıyızdır.
Yeryüzü seni ne kadar taşısa da, asıl rahmet göklerin dua dua açılan ellere rahmet cevabıdır.
Çünkü arzda olacak olan, gökte olanın bir neticesidir.
Bu yüzden avuçlarımız gibi gözümüz daima yukarıya doğrudur.
Aynı zamanda bir rasatçı olarak:
Her vakit gökleri tarayan gözler, arşın azameti karşısında yaratanın büyüklüğüne bir kez daha şahitlik eder. Rahmetin en küçük zerresinden, deryalar kadar olmasına kadar izlenen süreç; insanın yaratılışından, ölümüne dek hayat çizgisiyle aynı doğrultudadır.
Hiçlikten toprağa düşen damlalar, ademoğlunun istikametine birer aynadır.
Yağmur toprağa düştükten sonra nasıl nebatata, hayvanata can verirse, insan da toprağa düştükten sonra bile faydaları ile anılır. En hayırlı olabilmek için faydalı olmalıyızdır.
Yeryüzü seni ne kadar taşısa da, asıl rahmet göklerin dua dua açılan ellere rahmet cevabıdır.
Çünkü arzda olacak olan, gökte olanın bir neticesidir.
Bu yüzden avuçlarımız gibi gözümüz daima yukarıya doğrudur.
nissan
takla attığınızda bile halinizi hatrınızı soran araç

üstteki yazar hakkında düşünülenler
ölümcül bi küçük kız.. aaa bu şey değil mi ya? irem sak ?
kır
"kırmak" fiilinin emir kipi
