buna sormuşlar "boynun neden eğri?" diye
"şu ötedeki deveye sorun benim işim gücüm var" demiş
nushirevan
@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,647
puan
Efsane Yazar
3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist
zeki insanların özellikleri
bir üst benlik yapısına sahip olmaları. normal insanları laflarınızla, davranışlarınızla üzebilirsiniz ama zeki insanlar "hıh! o kim ki la benim yanımda?" tavrı içindedir. aptallara göre duygusuz gibi görünürler.
gece atıştırmalık şeyler
yoğurt. içine uygun bişeyler de katabilirsiniz. hem uykunuzu kaçırmaz hem bağırsakları rahatlatır.
nümeroloji

hadi buyur..

hadi buyur..
dan brown
romanları daima bir cinayetle başlar. maktul daima ölmeden önce mevzuya dair bir ipucu bırakmıştır. öldürülen hikayenin kilit noktasındadır.
27 mart dünya tiyatrolar günü
ülkemizde yine sadece sol cenahın sahipleneceği gündür. neden? çünkü caanım memleketimde sanatın sahipleri; türk'lerden çıkmaz, çıkamaz, çıkartmazlar yani. şöyle bi düşünün.. bugün tiyatro dediğinizde aklınıza hangi ekol gelirse gelsin, onlar ve takipçilerinin soyu bizden değildir. bugün kime sorsanız "annemler selanik göçmeni" veya "dedemgil rumcayı iyi bilirmiş" gibi laflar duyarsınız. şuraya kökü dışarıda sanatçıların listesini yapsam ağzınız açık kalır. sistem öyle bir kurulmuş ki, sanatın daima eleştirel ve özgür bir alan olacağı, dolayısıyla müslüman-türk'lerin din ve kültürlerinin sınırlarının bu alana sığmayacağı öngörülmüş. neden? çünkü müslüman bir türk için sahnede karısının başkası ile öpüşmesi dna kodlarına aykırıdır. veya oyun için bile olsa yalandan "vallahi billahi"yi içi rahat rahat söyleyemez. bu yüzden mide genişliğinin çapı, sahne tozu yutmasına engel olur. sistem böyle olunca nerede sabetayist, ermeni, rum varsa tiyatronun asli sahipleri olmuş memleketimde. en bizden olanının bile, sunnilere nazaran daha az muhafazakar olan alevilerden seçilmesi şiar oluvermiş. aklınıza gelen 10 isimden 9'unun orijini maalesef budur
asist
balgam sökücü şurup. ebeveynler tanır.
sevilesi türküler
neden ünlü olmadı ki bu çocuk
neden ünlü olmadı ki bu çocuk
sözlük yazarlarının ilginç korkuları
hayatının son 6 yılında, her sene en az 3 deprem yaşayan birisi olarak her titreşimde yine deprem oluyor hissi yaşamak. hayır alışamadım gitti. sonra da enkaz altında sevdiklerime ulaşamamanın korkusu sarıyor zihnimi.
bireysel silahlanma
sadakat ve liyakat şartına bağlı olarak, önünün açılmasını istediğim uygulamadır. 15 Temmuzda adamların elinde uzun namlulu, bizim elimizde taş vardı. en azından (ruhsatlı) 17c glock olaydı elimizde.
başka alemlerde farkımız bizim
başka alemlerde farkımız bizim
çatışmaya tekerlek içinde dönerek girmek

öyle her yiğidin harcı değildir. kışlık lastikle hedefi vurma oranı yükselmektedir.
çukur dizisinde yaşanmıştır.
vay anam neler dönmüş serhat ya

öyle her yiğidin harcı değildir. kışlık lastikle hedefi vurma oranı yükselmektedir.
çukur dizisinde yaşanmıştır.
vay anam neler dönmüş serhat ya
türkiye a milli futbol takımı
şenol güneş yönetiminde 2020 avrupa şampiyonası euro 2020 grup elemelerine hızlı giren milli gururumuzdur. ilk iki maçını gol yemeden, 6 golle tamamlamıştır. devamını temenni ediyoruz.
en iyi savunma saldırıdır diye bi laf var. yıllardır bunu dedik ama 4-5-1 'den, klâsik hakan şükür'e doldur boşalt futbolu mantalitesinden kurtulamamıştık. nihayet şenol güneş gibi hücum futbolunu seven bi hoca geldi de gol yolları biraz hareketlendi.
en iyi savunma saldırıdır diye bi laf var. yıllardır bunu dedik ama 4-5-1 'den, klâsik hakan şükür'e doldur boşalt futbolu mantalitesinden kurtulamamıştık. nihayet şenol güneş gibi hücum futbolunu seven bi hoca geldi de gol yolları biraz hareketlendi.
yeşil
sanıyorum;
Uzun süre cenova'da sürgünde kaldıktan sonra Elazığ'da hayvancılık işiyle meşguldür. sanıldığı üzere mahmut yıldırım denilen adamın fotoğrafındaki gibi çelimsiz değil, 190'lık heybetli, yeşil de değil mavi gözlü bir ihtiyardır. kürtlerin yeşil-mavi ayrımı yüzünden adı "yeşil" kalmış diyorlar.
Uzun süre cenova'da sürgünde kaldıktan sonra Elazığ'da hayvancılık işiyle meşguldür. sanıldığı üzere mahmut yıldırım denilen adamın fotoğrafındaki gibi çelimsiz değil, 190'lık heybetli, yeşil de değil mavi gözlü bir ihtiyardır. kürtlerin yeşil-mavi ayrımı yüzünden adı "yeşil" kalmış diyorlar.
geert wilders
PVV yani özgürlük(!) partisi lideri; aşırı sağcı, faşist hollandalı siyasetçi. ülkede başka ırk istememesine rağmen sahte sarı saçlarıyla kendisi de bir göçmen çocuğu.

tam bir islam düşmanı. öyle ki ''fitne'' adlı bir film hazırlayarak, kuran'daki sözde şiddet içerikli ayetlerin toplumu olumsuz etkilediğini savundu. filmden sonra ölüm tehditleri aldı ve tehditlerin dozu artınca bir hapishanede yaşamaya karar verdi.
meclise sunduğu tekliflerden bazıları şöyle:
- ülkedeki tüm müslümanlar sınır dışı edilsin
- ülkedeki tüm yabancılar sınır dışı edilsin
- kuran (okumak, bulundurmak) yasaklansın
- minarelerin yapımı durdurulsun, var olanlar yıkılsın
- başörtülü kadınlara ''ambalaj vergisi'' zorunluğu getirilsin
aslına bakarsanız bu herifçioğlunun yöntemi şu:
''bir teklif sunayım, bir çok kesimden tepki alacak şekilde olsun, hem popülaritem artar hem de aşırı sağı şişirmiş olurum''
nitekim öyle de oldu. kurulduğunda hollanda'nın en küçük partisi olan pvv, avrupada yükselen islamafobi rüzgarını da arkasına alarak en büyük 3. parti konumuna geldi ve mecliste kilit konumda bulunuyor.
wilders'ın bir çok defa gerek cumhurbaşkanımıza, gerekse türk milletine ve hatta tüm islam alemine alenen hakaretleri var ve bu konular hakkında ülkesinde yargılanıyor. bu ifadelerin ''düşünce özgürlüğü'' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunacak ve bozacının şahidi şıracı olduğundan aklanacaktır.

tam bir islam düşmanı. öyle ki ''fitne'' adlı bir film hazırlayarak, kuran'daki sözde şiddet içerikli ayetlerin toplumu olumsuz etkilediğini savundu. filmden sonra ölüm tehditleri aldı ve tehditlerin dozu artınca bir hapishanede yaşamaya karar verdi.
meclise sunduğu tekliflerden bazıları şöyle:
- ülkedeki tüm müslümanlar sınır dışı edilsin
- ülkedeki tüm yabancılar sınır dışı edilsin
- kuran (okumak, bulundurmak) yasaklansın
- minarelerin yapımı durdurulsun, var olanlar yıkılsın
- başörtülü kadınlara ''ambalaj vergisi'' zorunluğu getirilsin
aslına bakarsanız bu herifçioğlunun yöntemi şu:
''bir teklif sunayım, bir çok kesimden tepki alacak şekilde olsun, hem popülaritem artar hem de aşırı sağı şişirmiş olurum''
nitekim öyle de oldu. kurulduğunda hollanda'nın en küçük partisi olan pvv, avrupada yükselen islamafobi rüzgarını da arkasına alarak en büyük 3. parti konumuna geldi ve mecliste kilit konumda bulunuyor.
wilders'ın bir çok defa gerek cumhurbaşkanımıza, gerekse türk milletine ve hatta tüm islam alemine alenen hakaretleri var ve bu konular hakkında ülkesinde yargılanıyor. bu ifadelerin ''düşünce özgürlüğü'' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunacak ve bozacının şahidi şıracı olduğundan aklanacaktır.
çiftlik bank iddianamesinin hazırlanması
adam parayı eze eze tozunu bırakmadı daha iddianamede yargı.. e tebrikler
siyasi analiz
şartlar ne olursa olsun; milli ve manevi çıkarların, menfaatlerin göz önünde bulundurulması gereken çözümleme tekniğidir. gerisi partizanlıktır. ister sağcı ol, istersen solcu. bir tarafta abd okyanus ötesinden gelip sınırına üsler kurmuş; teröristlere tırlarla, uçaklarla mühimmat veriyor, ''ne işimiz var o bataklıkta?'' demeye hakkın yok. söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyip, kişisel siyasi çıkarları görmezden geleceksin. işte o zaman doğru analiz yapmış olursun. doğru bakmak, doğru görmek gerek.
Kanuni Sultan Süleyman, mimarbaşı Sinan'a Süleymaniye'yi yaptırmaya başlamıştı. Camii git gide yükselirken, uzun bir süre sonra kubbeler ve minareler de artık teslime hazırlanmıştı. Tam o sırada camiinin açılışını izleyen kalabalık arasında bir çocuk,
- Minarelerden biri eğri! diye bağırdı..
Kalabalıklar homurdanmaya başladı. Aralarında ''haklı çocuk!'' diyenler çıktı.
Mimar Sinan dönüp minarelere bir daha baktı. Eğri minare yapmak? Hele ki bir çocuğun gözünden kaçmayacak derecede bir eğrilik? Bunu kendine yakıştıramadı. Aceleyle ustalarına emretti:
- Hemen en kalın urganı getirin! Eğri olan minarenin şerefesine bağlayıp çekin!
Ustalar birbirlerine bakarak şaşkınlıklarını saklamadılar:
- Aman efendim ne diyorsunuz?
Sinan bu defa bağırdı:
- Çekin dedim size! Siz çekeceksiniz, taa ki bu çocuk düzeldi diyene kadar!
Ustalar ve işçiler söylenildiği üzere en kalın urganı eğri denilen minareye bağlayıp aşağıdan çekmeye başladılar. Çocuk bir süre sonra ''hah, yeter, eğrilik düzeldi'' dedi.
Kan ter içinde kalan ustalar Mimar Sinan'a garip garip bakmaya başladılar. Sinan gülümseyerek ustaların yanlarına kadar geldi:
- Biliyorum, şimdi siz bana deli diye bakıyorsunuz. Minarenin eğri olmadığını ben de biliyordum. Eğri bile olsa bu şekilde düzeltilemezdi, bunu da biliyordum. Sizi de yordum, kusura bakmayın ama ben bunu yapmasaydım çocuk ve o çocuğa inanan herkes önüne gelene bu eğriliği anlatacaktı. Böylece herkes, şimdi olduğu gibi bu minareyi eğri görmeye başlayacaktı. Çünkü her insanın içerisinde doğru olana bir eğri bakan vardır. Ben size minareyi değil, insanlara eğri bakan o gözleri düzelttirdim..
Doğru bakın dostlar, minareyi doğru görün.
Kanuni Sultan Süleyman, mimarbaşı Sinan'a Süleymaniye'yi yaptırmaya başlamıştı. Camii git gide yükselirken, uzun bir süre sonra kubbeler ve minareler de artık teslime hazırlanmıştı. Tam o sırada camiinin açılışını izleyen kalabalık arasında bir çocuk,
- Minarelerden biri eğri! diye bağırdı..
Kalabalıklar homurdanmaya başladı. Aralarında ''haklı çocuk!'' diyenler çıktı.
Mimar Sinan dönüp minarelere bir daha baktı. Eğri minare yapmak? Hele ki bir çocuğun gözünden kaçmayacak derecede bir eğrilik? Bunu kendine yakıştıramadı. Aceleyle ustalarına emretti:
- Hemen en kalın urganı getirin! Eğri olan minarenin şerefesine bağlayıp çekin!
Ustalar birbirlerine bakarak şaşkınlıklarını saklamadılar:
- Aman efendim ne diyorsunuz?
Sinan bu defa bağırdı:
- Çekin dedim size! Siz çekeceksiniz, taa ki bu çocuk düzeldi diyene kadar!
Ustalar ve işçiler söylenildiği üzere en kalın urganı eğri denilen minareye bağlayıp aşağıdan çekmeye başladılar. Çocuk bir süre sonra ''hah, yeter, eğrilik düzeldi'' dedi.
Kan ter içinde kalan ustalar Mimar Sinan'a garip garip bakmaya başladılar. Sinan gülümseyerek ustaların yanlarına kadar geldi:
- Biliyorum, şimdi siz bana deli diye bakıyorsunuz. Minarenin eğri olmadığını ben de biliyordum. Eğri bile olsa bu şekilde düzeltilemezdi, bunu da biliyordum. Sizi de yordum, kusura bakmayın ama ben bunu yapmasaydım çocuk ve o çocuğa inanan herkes önüne gelene bu eğriliği anlatacaktı. Böylece herkes, şimdi olduğu gibi bu minareyi eğri görmeye başlayacaktı. Çünkü her insanın içerisinde doğru olana bir eğri bakan vardır. Ben size minareyi değil, insanlara eğri bakan o gözleri düzelttirdim..
Doğru bakın dostlar, minareyi doğru görün.
edi ve büdü
gözleri açık uyuyan kukla karakterlerdir.
üst komşunun dört nala koşan çocuğu
gecenin 01:00 'inde; 130 metrakare evi, topuklarını yere basa basa koşan ve anlamsız sesler çıkaran çocuktur. bir keresinde gecenin o saatlerinde yukarı çıkıp komşuya
''hayırlı geceler komşum. kusura bakmayın gecenin bu saatinde rahatsız ediyorum ama inanın aşağıda tavan boyası yere aktı. herhalde çocuk mu koşuyor ne yapıyor bilmiyorum. saat de çok geç.. yarın sabah 5'te işe gideceğim. rica etsem çocuğu durdurur musunuz?''
dedim ve şu cevabı aldım:
''ne yapam? çocuktur ha! ayagına zincir bağlayam?''
sonra farklı konuştuk, tahmin edersiniz.
kibar konuşmaya rağmen anlamamakta ısrarcı olan tip
''hayırlı geceler komşum. kusura bakmayın gecenin bu saatinde rahatsız ediyorum ama inanın aşağıda tavan boyası yere aktı. herhalde çocuk mu koşuyor ne yapıyor bilmiyorum. saat de çok geç.. yarın sabah 5'te işe gideceğim. rica etsem çocuğu durdurur musunuz?''
dedim ve şu cevabı aldım:
''ne yapam? çocuktur ha! ayagına zincir bağlayam?''
sonra farklı konuştuk, tahmin edersiniz.
kibar konuşmaya rağmen anlamamakta ısrarcı olan tip
