nushirevan

nushirevan

@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,646
puan
Efsane Yazar

3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist

çevrimdışı
15 mart 2019'dan beri üye
en samimiyetsiz konuşmalar
''çoluk çocuk nasıl?''

çok da merak ediyonuz sanki..
dünyanın en ağır yükü
teşhisimde bir hata yaptığı ve bu rahatsızlığı ömür boyu taşıyacağım için gençliğimde tanıdık bir doktora çok ağır beddualar etmiştim. günlerce, belki haftalarca ağladım. yıllar geçti, unuttum. hatta bu ağır beddualardan belki pişman da olmuştum ama bir gün televizyonda oturduğu binanın çöktüğünü, karısı ve dört küçük kızının enkaz altında kaldığını ama onun sağ çıktığını gördüm. belki de en ağır yük onundu. belki benim bedduamla hiç bir alakası yoktu ama benim de kızlarım oldu. empati yaptığımda onun yükünün dünyalar kadar olduğunu hissettim. en ağır yük olsa olsa evlat acısıdır sözlük.

o doktor akli melekelerini kaybetmemek için, şimdilerde kendini allah'a adamış, tekkede bir derviş artık.
birden fazla enstrüman çalmak
sinestezik olanlar için mümkün görünmektedir. misal ben tellisinden üflemesine klavyesinden yaylısına kadar bir çok enstrümanı çalabiliyorum. ''nasıl çalıyorsun?'' diye sorarsanız ama anlatamam. elime alınca otomatikman oluyor.
anadolu olmasaydı türklerin yerleşebileceği en ideal yer
avustralya'dır. dağları orta asyayı, çölleri ortadoğuyu, denizi akdenizi andırır. sana tebelleş olacak komşun da yok. mis.
yak
yakmak fiilinin emir kipi

Entry görseli
ziyafet
genellikle yemeğin çeşidi ile ilişkilendirilir ama tanımda söylendiği gibi eğer o yemekte hoş sohbet, neşeli insanlar varsa ancak ziyafettir. bet suratlı, çorbayı tatmadan tuzlayan, yemekle adeta kavga eder gibi yiyen adamlarla sofrayı -kuş sütü dahil- donat, yine ziyafet olmuyor.
müge anlı ile tatlı sert
cinayeti reytinge dönüştüren tv programı. arada rahmi bey'in absürtlükleri olmasa hiç izlemem
tek kullanımlık zaman makinesine sahip olmak
evvel zaman günceleri
sözlükte allah yazarken ''a''nın küçük olması
sözlüğün genel formatı gereği büyük yazılan harflerin otomatikman küçülmesi durumu sanırım. apostrof kullanıyorum ki bari ekten ayrı dursun.
son dönemlerde türkiye'de yükselen ateizmin nedenleri
beklenen bir durumdur. newton'un hareket yasalarının üçüncüsü; evrende kuvvetlerin çiftler halinde olduğunu, bu çiftler arasındaki etkileşimin de etki-tepki prensibine bağlı olduğunu söyler. dünyadaki örnekleri gibi, ulus milletler git gide muhafazakarlaşmakta ve bu nedenle türkiye'de de sağ eğilim giderek artmakta. sağ tandanslı bir partinin 17 yıllık iktidarı elbette sağ ve sol ideolojiler arasındaki mesafenin daha da artmasına neden olması olasıdır. üstelik ülkenin cumhur başkanı, laik cumhuriyetin genel geçer teamüllerini yıkıp her fırsatta islami söylemlerini arttırdığı düşünülürse dindar nesil karşıt görüşlerin umduğunu bulamadığı merkezden daha da seküler tarafa kayması beklenilir. ateizm arttı mı artmadı mı bilmiyorum ama söylemler değişti, bakış açıları değişti, konjonktür de değişti.

bi yönüyle bakarsan iyi de oldu sayılır bu. böylece adıyla müslüman, yaşayışıyla gavurdan daha gavurlar da elenmiş olur aramızdan.

darısı,
''ülkücüyüm'' diyen fetöcülere
''ehl-i sünnetim'' diyen haricilere
''aleviyim'' diyen yezdanilere
''kürdüm'' diyen ermenilere
cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn'dır
kimin ne zaman söylediğini bilmediğim cümle. ancak belli ki kırpılmış bir durumu var. akl-ı selim insan "cart!" diye böyle bişey demez. kimse bir insan için bunu kullanamaz.

amma velakin şöyle bir istisna var: "emr-i bil maruf nehyi anil münker" her müslümanın mükellefiyetinin temellerini oluşturur ve birer farz-ı ayn'dır. x birisi size bu bağlamda yaklaşıyorsa ona uymak, kişiden dolayı değil, yüce allah'ın bir emri olduğu için zorunludur. ha yaparsınız yapmazsınız o size kalmış. teşbihte bir hata olmaz, göreviniz bir şeyi alıp başka bir yere koymak olsun. bunun için maaş alıyorsunuz. ancak yapmadınız. biri gelip bunu hatırlarlarsa ona uymuş olmazsınız, görevinize (kulluk) sadık kalmış olursunuz. bunu cb'na atfedilen söylem için anlatmadım. x kişisi de size kulluk vazifelerinizi bildirse farz-ı ayn'a uymuş olursunuz
allah allah
2 kere söylendiğinde muhattabınızın ".. bu naasıl sevmek?" diye devam ettirebileceği ikileme
muhteşem ikili
kakaolu ikram ve soğut süt
milliyetçiyim deyip mhp’ye oy veren insan
aklı başında seçmendir.

milliyetçilik tek bir partinin tekelinde olmadığı gibi, milliyetçi birisinin ihanet-i vataniyye içerisinde olmayan her partiye oy vermesi normaldir. terörist cenazesine gitmeyen, kapatılan fetö kanalının kapısında siper olmayan, ülkesini yurt dışına şikayet etmeyen, türkiye ile düvel-i muazzama karşı karşıya geldiğinde tereddütsüz vatanını tercih eden her partiye milliyetçiler oy verebilir.
arap milliyetçiliği
yakında sözlükte leh milliyetçiliği, kamboç milliyetçiliği, portekiz milliyetçiliği gibi başlıklar görmemize neden olabilecek başlık.

milliyetçiliğin, esas itibariyle milli menfaatleri üstün tutmak ve vatanı sevmek anlamına geldiğini düşünürsek; ülkemde hiç bir zaman görmediğim, tecrübe etmediğim bir milliyetçilik türüdür. sokakta bir türkün "kabe neden türkün olsun kardeşim elbette suudların olsun" diye savunduğunu, son Cemal Kaşıkçı cinayetinde suud prensten yana olduğunu göreniniz oldu mu?

ama iki mevlid-i şerif okudun mu, "ezan türkçe olamaz" dedin mi zıplayıp seni arap milliyetçisi olarak gösterecek yetersizler yok mu? çook..
itiraf köşesi
zorda kaldığımda yalan söylemiyorum ama doğruyu da söylemiyorum. her iki manaya gelebilecek şeyleri mırıldanıyorum. misal biri arıyor eve gelmek istiyor, telefonu açmadan binanın önüne çıkıyorum "vallahi ben de evde değilim şimdi be hacı.." diyorum. "ha öyle mi başka zaman o zaman" diyip kapatıyor. sonra eve çıkıyorum. yalan mıydı dediğim? hayır. doğru muydu o da değil.. öyle işte
iyi parti seçim şarkısı
4 dakika 24 saniyelik kliptir. Fetöcüleri tanıyorsam, 24 Nisan'a dikkat etmek lazım. finalde açık açık sivil itaatsizlik çağrısı da yapıyor.
saçma sapan bir entry
"yumurtaya can veren Allah, yeşil biberi nasıl yarattın?" Müslüm Gürses
recep gürkan'ın darbe şerefine kadeh kaldırması
görüntülerin darbe gecesine ait olduğu belli değil ama görüntülerdekinin darbecilerden normalde de farklı düşündüğünü sanmıyorum. yurtta sulh konseyi bildirgesinin chp manifestosuna benzerliği de su götürmez bir gerçek nihayetinde.
elektrik faturasındaki kayıp kaçak bedeli
faturalara yansıyan, anlaşılamayan ek ücret.

Anlaşılması için minimum sistem gereksinimleri şunlardır:
biraz genel kültür, azıcık matematik, miniminnacık iyi niyet..

Türkiye; elektrik birim fiyatı kwh/dolar birim bedeli olarak

ABD
Fransa
İngiltere
Hollanda
İsveç
İtalya
Belçika
Almanya
Danimarka
Meksika
İspanya'dan daha ucuzdur arkadaşlar.

Hükumet öncelikle kamunun enerji ihtiyacının karşılanmasını sağlamak, daha sonra bu enerji piyasasını canlı tutmak zorundadır. Yani eğer enerji şirketleri, sırf birim fiyat düzenlemesi yüzünden zarar etmeye başlıyorsa, yerli ve yabancı yatırımcıları kaçıracaktır. Bu yüzden aradaki farkın bir şekilde kapatılması gerekiyor. Hükumet bunu birim fiyata yansıtarak da yapabilir. Misal birim fiyatı halihazırda 11 dolar olan enerjimizi, Almanya standartlarına taşır 31 dolara çıkarır; ortada şirketin zararı diye bişey kalmaz. Ama dedik ya hükumetin öncelikli görevi tüketicinin faydasıdır. Bir ek düzenleme yaparak şirketlerin zararları oranında bir ücret farkı ekliyor. Böylece hem şirketlerin zararları kapatılırken, hem de tüketicinin yukarıda sayılan (örnek gösterilen) ülkeler standardında para ödemek zorunda kalmasını önlüyor.

Git gide artan bir nüfusa karşılık giderek yok olan hidroelektrik santrallerinin yerini, itirazlardan dolayı nükleer enerji ile de kapatamıyoruz maalesef.

Bir de memleketteki kaos ortamından faydalanmak isteyenler türüyor bu mevzu ile ilgili..

Neymiş? ''Doğuda kullanılan kayıp kaçak bedelini batıdaki ödeyecek''miş..

İstanbul gibi bir metropolde kullanılan kayıp kaçak bedeli Mardin, Siirt, Muş, Tunceli vs.. yaklaşık 10 doğu ilinin kullandığı kaçak elektriğe bedel..