nushirevan

nushirevan

@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,658
puan
Efsane Yazar

3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist

çevrimdışı
15 mart 2019'dan beri üye
sözlük yazarlarının yaşam felsefesi
- 5 tane topum gol olacağına 1 şutum direkte patlasın, seyircinin "oooov" sesi yeter..
le le le
Sakine'ye tütüne neden gittiğini sormadan önceki nida
bal küpü
Küp şeker markası

Kısmen marka adıyla özdeşleşen ürünlerden
ola
Adıyla Akıllara Yunus emre'nin dizelerini getiren yazar

"Söz ola kese başı
Söz ola kese savaşı
Söz ola ağulu (zehirli) aşı
Yağ ile bal ede bir söz"

Ayrıca İspanyolca "merabayın" anlamındaki hola ile sesteştir. buenos dias hermanos
kodumun dünyası
kodumun ankara'ya ev sahipliği yapan gezegen

YouTube video
mahur
Bestesi çaldığında Müjgan'la ağlayasınız gelir.
şevket altuğ
Yapımcıların bir an önce kendisine "süper dede" adlı yeni bir dizi çekmesini arzu ettiğim usta oyuncu.

Entry görseli


Yoksa maruz kalacağımız şey şu:
sihirli annem'in yeniden başlaması
birbirine benzeyen kelimeler
Mahremiyet/mahrumiyet.... bölgesi

ıssız bi yeri tarif ederken ikincisi yerine birincisini kullanıyorum hep saçma oluyor bgv
çabuk yağlanan saç
ülkemizde sıkça görülen fakat avrupada görülmeyen saç tipidir. Tamam avrupalıların saçının dna'sı filan farklı, norveç'te bir köyde yaşayanların saçlarının nemli havada uzadığı kuru havada kısaldığını da duydum ama biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz o kesin. Avrupalılara sor, en temizi haftada 2 gün yıkanıyordur. 2 kez diyorum ama bunlardan en fazla 1'i sabunla haa.. bakın şampuan da demiyorum. Adamlar bildiğin kendi haline bırakmış saçları.. en fazla haftada 1 kez sabun temas ediyor saça. Bizde öyle mi? Önce sabunla yıkan, duş jeliydi, nemlendiriciydi, şampuandı, saç kremiydi derken banyoda kimya laboratuvarından çıkıyoruz resmen. Bitti mi? Yoo kurutma makinesiyle fön, briyantin, jöle, sprey, üstüne bi de parfüm.. ööh! Be kardeşim! Sonra türkiyede niye keller çok? Bi rahat vermiyoz ki saça habire kimyasallar basıyoruz. Bunun sebebi de avrupalılara nazaran temizlik ve hijyene verdiğimiz önem. Bu açıdan zaten baya bi ayrıyız. Onlar aleni zort! diye osuruyor sokakta kimse de dönüp "naabıyon yeaa pff" yapmıyor "içinde kalmamalı" diyip olağan hayatına dönüyor. Biz sesini duymayı bırak ortamda birinin osurduğunun kokusu gelsin adama zıçmış muamelesi çekiyoruz temiziz ya? Az salın kendinizi, rahat olun.. Saçınıza kimyasal kullanmayın, haftada 2 defa arap sabunu kâfi..
kaz dağları
Şu sıralar üzerinden siyasi propaganda yapılan doğa harikası. Hakkında konuşulanları gördükçe "mesele ağaç değil sen hâlâ anlamadın mı?" twiti gözümün önünde canlanıyor. İşin acayibi "doğanın katledildiği" iddiasını ortaya atan Tarkan, Cem Yılmaz gibi popüler isimlerin ormanın tam ortasında traş edilen bölgede villa sahibi olmaları ve bunu kimsenin konuşmamış, konuşmuyor oluşu. En acayibi de hakkında öne sürülen iddiaların havada kalıyor oluşu. Üzerinden hükümet partisini yıpratmaya çalışanların maden ruhsatının 2001'de verildiği bilgisini görmezden gelmesi mi dersin, 13 bin ağaç kesilip yerine 14 bin fidan dikilmesine rağmen "195.000 ağaç katledildi" mübalağasını mı dersin, "kaz dağları kaz dağları" diye doğa koruma duyarı kasanların aslında madenin Kaz Dağlarına 40 km uzakta Kirazli/Balaban mevkisinde olduğunu bilmemesini mi dersin, "üretmiyoruz tüketiyoruz" diyip pahalı altın ithal etmek yerine kendi kaynağını kullanma stratejisini görmezden gelmesini mi dersin.. say say bitmiyor.. Allah hepimizi ıslah etsin
salvador dali maskesi
ifadesiz yüz ve bıyıkların göz kapaklarına kadar çıkıp bir göz yaşına dönüşmesi sevdiği gala'ya aşkını ve onu kaybettikten sonraki ruh halini resmediyor sanki.
webpr
sitede sessiz sedasız dolaşan, bot olduğunu düşündüğüm ''ben robot değilim'' testi yapılası yazar.
geleceğe miras bırakın
''gelecek nesillere güzel bir dünya değil gelecek dünyaya güzel nesiller bırakın'' veciz sözünü hatırlatan tavsiye
fetöcü
Fethullahçı Terör örgütü militanı, sempatizanı veya müntesiplerine verilen genel ad. Çoğunlukla bir paranoya ithamı. Yapısı itibarıyla diğer tüm terör örgütlerinden ayrılırken, dilbilgisine girişi ile de ayrılır.

Pkk militanına pkklı
Dhkpc militanına dhkpcli
Daeş militanına daeşli

Denirken

Fetö militanına fetölü değil fetöcü deniyor. Çoğacayip..
rtük'ün internete sansür getirmesi
Her 3 dizisinden 4'ünde alenen eşcinsellik propagandası yapılan kanalların denetlenmesi doğru bir karardır ve bu bir sansür değil denetimdir. Bundan şikayet edenlerin "gizli eşcinsel" olduğunu sanmıyor da değilim. "Ben paramı verip istediğim şeyi izleyebilmeliyim" mantığı eğer survivor adasında yaşıyorsanız geçerli olabilir. Değilse sen evde 9 yaşında iki kız çocuğunun öpüşmesini seyret, sonra benim kızım sokakta rahatça top oynasın, ip atlasın öyle mi? Hepimiz sosyal bireylersek, minimum ahlâk dairesinin içinde kalmaya mecburuz. İstesek de, istemesek de..
yusuf yazıcı
Trabzon'un bağrından, Fransa Ligue 1 ekiplerinden, Zeki Çelik'in de kadrosunda yer aldığı Lille OSC 'e yaklaşık 20 milyon avro karşılığında transfer olan milli futbolcudur. Hem Trabzonspor 'un hem de Lille'in tarihlerindeki en yüksek transfer bedeli olduğu söyleniyor. Başarılar Yusuf ????????????
türkiye iş bankası reklamı
Türkiye'nin ilk Kuzey Kutbu Bilim Seferini kupa bardağı ile destekleyip sponsorluğunu açıklamıştır.

Entry görseli


Bazıları ajanda, kalem, takvim filan da beklemiş ama yapmayın arkadaşlar.. Küçücük laboratuara %28,09 hisse mi versin adamlar?

YouTube video
twitter
Kiminin siyaset, kiminin spor, kiminin mizah, kiminin de atama ve kadro isyanını dile getirdiği, mütemadiyen boş konuşulan, bundan yarım asır sonra "ölü adamların geçmiş zamanda konuştukları" şeklinde hüzün ve pişmanlıklarla anılacak internet platformu. Hele de hâlen bir bilim dalı olmasına rağmen herkesin ahkâm kestiği siyaset hakkında twitleyenlere bayılıyorum.

"Daha önce X diyenler şimdi Y 'ye neden ses çıkarmıyor?" şeklinde hiç bilinmeyenli denklemlerle mantık kasmaya çalışılan 21.yüzyıl sidik olimpiyat stadı..
metro turizm
geçen gün başıma gelen bir olayı anlatayım. Konya'dan Ankara'ya gitmek için bu rezil şirketten bir gün önce bilet aldım. sabah 07:30'daydı otobüsüm. 07:00'de otogardaydım. Biraz sonra bir otobüs yanaştı. Aynı rezil şirketin Ankara otobüsüydü ama aracın önündeki led panodaki sefer sayısı numarası farklıydı. İçimden ''nasılsa bu da Ankara yanına koyim, buna mı binsem?'' diye geçirdim ama zaten otobüsler tıklım tıkış malum.. Hemen önümde bi kadın yer kavgası bile yaptı hatta. Neyse dedim 15 dakika daha bekler kendi suit otobüsüme biner, paşalar gibi giderim dedim. Saatler 07:20'yi gösterdiğinde müşteri ile yer kavgası yapan muavin, otogardaki kızlara göz kırpa kırpa otobüse ''değam eet'' diye bağırdı ve açık olan kapıdan sarktığı halde uzaklaştı. İçime bi kurt düştü.. ulan bu rezil şirket 10 dk sonra aynı istikamete bi otobüs daha mı kaldıracak? Oracıkta dolaşan, rezil şirketin logosunu göğsünde taşıyan bi elemanı durdurup ''Ankara otobüsüm bu muydu yoksa?'' dedim. Adam ''ahh abi tabi oydu niye binmedin?'' diyerek cebindeki telefonu çıkarmaya koyuldu.''e önündeki sefer numarası farklı ama ben başka bi otobüse mi binecektim?'' dedim. O sırada eleman muavine telefonla ulaşmıştı: ''yav sen niye sefer numaranı düzenlemiyorsun bak yolcu burda bakıyor bakıyor sefer numarası farklı olunca binmiyor, çabuk dön!'' dedi. Bana da otogarın çıkışındaki otoyolda, ışıkların orda beklememi söyledi. ''eyvallah'' çekip yola çıktım. Biraz sonra otobüs gittiği yoldan u dönüşü yapıp geri döndü ve beni aldı. Koltuğumu aradım ve oturdum. Oturur oturmaz benden 10 yaş küçük bi muavinin zılgıtını duydum. Vay efendim benim bunca insanın hakkına girmeme ne hakkım varmış, otobüsün önündeki Ankara yazısını okuyamıyor muymuşum, yazık değil mi onca kaybedilen zamana.. bık bık bık.. Şöyle bi baktım, yolcuların yarısı uyuyor. Bağırsam haklıyken haksız duruma düşerim ''o senin sorumluluğunda birader, sen otogarda kızlara yazarken sefer numaranı değiştirmeyi unutmayacaksın, kimse de mağdur olmayacak'' dedim. Baktı dik gidiyorum, hemen bi geri vites gitti şoförün yanına vir vir vir konuşuyor. o sırada arka koltukta oturan yaşlı bi abi ''hemşerim sen farketmiyor musun ankara yazısını da binmiyon biz bunca yolu geri döndük?'' dedi. Döndüğü yol da 2 dakika ha!.. Benim de adetim değildir öyle benden büyüğe laf etmek. Sinirim tepemde zaten mülteci gibi bindim otobüse ama sakin sakin ''abi neyi farketmem gerekiyor allah aşkına? benim bineceğim otobüsün sefer sayısı numarası ile bu otobüsünki farklı, başkasının otobüsüne mi bineydim?'' dedim. ''haaaa tamam o zaman'' dedi sustu o da. o sırada uyuklayanlar gözünü açıp mevzuya katılan abiye bakıp ''daha ne uzatıyonuz yanına koyim yeter da!'' bakışı attı zaten. herkese biraz önce dondurma dağıtmış olan muavin ''sana vermicem işte'' bakışı atıyor önden ben de ona ''kotuna sok o zaman'' bakışı atıyorum.

neyse efendim, 10 dakika sonra aynı güzergah üzerinde bir otobüsün bir tarım aracına çarptığını ve yaralıların olduğunu gördük. Otobüs, koca biçerdövere kafadan koymuştu. belki ölüler de vardı bilemem tam göremedim ters tarafa oturduğum için. kaza mahalini geçer geçmez bi el omzuma dokundu, baktım yaşlı bi teyze tam arkamda oturuyor. ''Allah razı olsun iyi ki geç kalmışsın otobüse yoksa belki bu kaza yapan bizdik'' dedi. Öyle ulvi konuştu ki teyze bir an otobüste ney sesi duyar gibi oldum. Ayaklarımızın altında sis makinesi duman veriyor, camdan gelen ışık nurani, sırlar kapısının taşla merminin yönünü değiştiren melekleri müdahale etmiş sanki otobüse.. biraz önce bana somurtuk bakan yolculara gururla döndüm baktım, hepsinin kotunda pireler uçuşuyor, horul horul uyuyor adamlar. baktım yaşlı amca öndeki muavini çağırıyor parmağıyla. suratı asık, kaşlar çatık. ''oh'' dedim ''fırça geliyor şimdi sen bu çocuğa niye haksızlık ettin? diyecek'' dedim kendi kendime. muavin koltuk başlarını tutarak geldi önümden geçti yaşlı amcanın yanına geldi. amca çocuğun enseden tuttu, bildiğin el ense çekiyor. dedim ''aha kötek geliyor dondurmacıbaşına zaaaa''

eğilip demesin mi: ''evladım sen wifi şirfesini niye yanlış veriyosun fisbuka giremiyom''

bütün o ulvi hava, kader çizgisine yaptığım kritik müdahaleden gelen gurur, geleceğe dönüşteki doktor emmet'in bilmiş tavrı, içimdeki sırlar dünyasının salihi söndü gitti..

''allah belanızı versin'' dedim döndüm önümdeki kırık camlı led ekrana.

bu da böyle bi anımdır.
tlc
Emlak programlarından gına gelmesine rağmen izlemeye devam edip "ulan ne paralar bee.. o paraya memlekette ne arsalar alırdım" dedirten kanal.. Hayır hep benzer şeyler dönüyor ama garip bi şekilde "acaba hangi ada evini seçecek?" diye melül melül izliyorum.

- Bak! Yüksek tavaan!
+ Evet, oturma odasında misafirlerimizi ağırlayabiliriz..
- Mutfaktaki adaya bayıldım, granitin rengi müthiş..
+ Banyodaki fayans çok dikkat çekici
- Yatak odasından okyanusu görmek büyük ayrıcalık
+ Verandada oturup kahve içtiğimizi hayal edebiliyorum
- Çift lavaboooo!