nushirevan
@nushirevan yazar
1,683
entry
16
takipçi
13
takip edilen
4,079
beğeni
1,359
favori
37,649
puan
Efsane Yazar
3 kız babası, bilgisayar programcısı, tarım teknikeri, tv editörü, meteorolojist
damdan dusen bey
muhtemelen yine damdan düşenlerin halinden anlayacak olan yazardır.
abd iran ilişkileri
740 milyar dolarlık askeri güce karşılık, 6.5 milyar dolarlık askeri gücün ilişkileridir. Tarih bize zaferin sayıya, güce bağlı olmadığını defalarca ispat etse de, çoğunlukla bu hafif gücün arkasında sağlam bir inanç durur. Bedir savaşında islam inancı vardır, Termopylai muharebesinde 300 spartalının şerefi ve onuru vardır. Lakin bu acemlerde ne inanç, ne şeref, ne de onur var.. varsa yoksa hizipçilik. Mazlumların kanları ellerinde iki devlet birbiriyle zıtlaşıyor, yiyin birbirinizi ete para vermeyin..
sokak hayvanlarının toplatılması gerekliliği
İnsan haklarının hayvan haklarının üstün olmadığı ilkel bir toplum olduğumuz için gerçekleşmesi mümkün olmayan gerekliliktir. Düşünün son yıllarda aç kalan sokak köpekleri yüzünden kaç kişi parçalanarak hayatını kaybetti, kaç çocuk yitip gitti. Evet biz insan olarak hayvanlara içgüdülerine teslim oldular diye kin besleyemeyiz ama bu tür olaylar olmasın diye de önlemler alabiliriz. Sadece 2019'da onlarca çocuk ve yaşlı öldü hiç duydunuz mu? Yok. Yer yerinden oynadı mı? O bölgelerde hayvanlar hakkında tedbirler alındı mı? Yok. Ama bir yerde bir köpeği zehirleyerek gömdüler bakanlık soruşturma açtı. Bunu televizyonlarda, sosyal medyada bangır bangır yayınladılar. İnsan hayatını kaybettiğinde titremeyen vicdanımız, saldırgan bir hayvan öldüğünde zangır zangır titriyorsa demekki.. Yahu bu yaşlı kadınlar bizim nenelerimiz de olabilirdi, bu çocuklar bizim kardeşlerimiz de olabilirdi. O zaman bu canlılara bu kadar duyar kasar mıydın? Bana göre insana saldıran bir hayvanı itlaf etmek gerekir zira yeniden yapabilir, iflah olmaz o. Anadoluda "dişine kan değmesi" diye bir tabir vardı eskiden. Ha, hayvanseverlerden korkarsın filan o zaman öldürme, tamam, barınağa koyalım? Ona da olmaz diyor haspam! Kendi kaniş besliyor, cihangirde likör içerken kedi seviyor zannediyor ki bütün sokak hayvanları onlar kadar masum.. Yetişkin bir çoban köpeğinin günlük beslenme ihtiyacı bellidir. Bunun altına düştükçe hayvan ne kadar evcil olursa olsun içgüdülerine teslim olur. Okuluna beslenme taşıyan bir ilkokul çocuğunun çantası ile bedenini ayırt edemez. Bana vicdansız diyebilirsiniz ama insanlara karşı bir kez saldırgan olan hayvanların iğne ile hayatına son vermeli. Olmaz diyorsanız, barınağa koyalım bitsin bu ilkellik..
ölüm
Nice sultanları tahttan indiren, nicesinin gül benzini solduran; ayrılık, yoksulluk ikilisini tamamlayan üçüncü etkendir.
saçma bir finalle ekranlara veda eden diziler
bahtiyar ölmez (atv) bu kategoride zirveye oynayabilir.

Tamam çok kaliteli bir dizi olduğu söylenemez, hatta insani sinir eden bir yapmacıklık vardı ama komedi unsurları iyi işleniyordu.

Ani verilen yayından kaldırılma kararıyla dizi öyle bir final yaptı ki, diziyi takip edenlere ana avrat sövülseydi bu kadar aşağılanmazlardı.

Tamam çok kaliteli bir dizi olduğu söylenemez, hatta insani sinir eden bir yapmacıklık vardı ama komedi unsurları iyi işleniyordu.

Ani verilen yayından kaldırılma kararıyla dizi öyle bir final yaptı ki, diziyi takip edenlere ana avrat sövülseydi bu kadar aşağılanmazlardı.
tutunamayanlar
leyla ile mecnun gibi efsane bir diziyi siyasi kaygılarla yayından kaldırıp yıllar sonra gelen pişmanlığın tezahürüdür. Ak sakallı dede yerine dedeli peri koyarken "Leyla ile mecnun gibi bir dizi yapalım, komik olsun, absürt olsun, fantastik olsun" demişler midir?
namaz
Kalbin basıncı düştüğünde yapılan ruhi solunum.
hayat
Saniyelik hatalar yıllarca acı çektirir insana..
Veya yıllardır çekilen acı saniyede yok olur..
Kolumuza taktığımız saat değildir zaman..
Üzerine 1 eklemekle değişmez yıllar..
Geçen yılın gelecekten farkını tecrübe belirler.
Öyleyse tecrübelerden ders al;
Çünkü hayat, hatalarımızın toplamıdır.
Veya yıllardır çekilen acı saniyede yok olur..
Kolumuza taktığımız saat değildir zaman..
Üzerine 1 eklemekle değişmez yıllar..
Geçen yılın gelecekten farkını tecrübe belirler.
Öyleyse tecrübelerden ders al;
Çünkü hayat, hatalarımızın toplamıdır.
soğuk espri
Bugün bana yapılmış olandır. Ulen 2020 yılına girdik şu yapılır mı?
"Ölüme meydan"
.
.
.
.
.
Evet arkadaşlar artık siz de ölüme meydan okudunuz"
"Ölüme meydan"
.
.
.
.
.
Evet arkadaşlar artık siz de ölüme meydan okudunuz"
milli piyango hayallerimiz
Çıkacak ikramiye ile gelmiş geçmiş en büyük kazık heykelini müsait bir yere dikmek. Öyle büyük olacak ki, yüzlerce kilometre öteden kazığın ucunu görecek gelenler..
yılbaşı
Neresinden tutsan elinde kalan gün. Öncelikle Noel'i tanımlamak gerek. Evet, noel 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gün değil. Bundan 1 hafta öncesinden başlayıp 3-4 gün sonrasına kadar devam eden hristiyanlarca kabul görmüş bizantist, paganist bir bayram periyodu. 31 Aralık gecesini de içine alıyor doğal olarak. Noel ağacı dikmiş, Noel baba şapkası takmış, hindi pişiriyor Merry Christmas müziği eşliğinde "böz noöl kotlomoyoroz kö yolboşo kotloyoroz" diyen andavallı yok mu? Çook.. Gayri müslim hayatı ile müslüman kimliği arasında sıkışıp kalmış, ne idüğu belirsiz kayıp bir neslin tezahürleri o ayrı mesele.
Onların tezini kabul edelim. Tamam siz noeli değil yeni bir yıla başlangıcı kutluyorsunuz. Peki hindi? Noel baba figürleri? Salonun ortasına diktiğin Çam ağacı? Her ne kadar müslümanların yılbaşı hicri yılbaşı olsa da, miladi kutlamak istiyorsun eyvallah kutla. İstediğin kadar da köpürt hatta kime ne? Ama noel baba şapkası takıp "biz noel kutlamıyoruz ki" demenin alemi yok. Bu tıpkı kurban bayramında hayvan pazarına gelip danayı yere yatırıp boğazlamana rağmen "ben kurban kutlamıyorum benim canım et istedi" demek gibi bir şey. Basbayağı noel kutluyorsun haberin yok. Ha, bunu dedin mi de "eyvallah" diyecek kadar açık fikirlisi de kalmadı ya neyse.. Noel kutlamayın, gayri müslimlere benzemeyin diyorum "bi tek bu mesele mi kaldı?" Diyor, kadın cinayetlerinden tutup rüşvete, işsizlikten milli piyangodan alınan vergiye kadar böğürüyor haspam. Bilader seni sigara kullanırken görsem "sigara içme sağlığına zararlı hem haram diyorlar" diyeceğim. O zaman sen "Belediye tapu kadastro müdürü şükrü rüşvet alıyor git sen onu uyar" mı diyeceksin?
Aslında memleketimin temel sorunu da bu. Yıllarca hem ayranım dökülmesin hem totom öpülmesin diye diye neyi ne için, neden yaptığını bile bilmeyen bir nesil yetişti gitti. Gayri müslim hayatı dayatılan müslümanlar kimlik bunalımına girdiğinden bu yana bu belirsiz hayat devam ediyor. İlla yılbaşı mı kutlamak istiyorsun? Bunu illa onların kutladığı gün(ler)de mi yapmak istiyorsun? Bizim kültürümüzde yeni kün (yeni gün) var bunun karşılığı.. Hiç te 10'dan geriye sarıp düdük öttürmüyorsunuz. İlla bir figür mü gerekiyor? Noel baba kim allasen bizim kadim bir ayaz ata babamız var bari ona sahip çık.
Sen şimdi "aman radikal görünmeyeyim, çam ağacını dikeyim nolcak" diyorsan yine yap ne yapalım? İstersen beyaz peynire tap kime ne? Ama bunu yaparken, müslüman kimliğini kullanma. Ha "ben bir ara formum, kafam basmıyor, evrimleşemedim henüz" diyorsan bari evinde yap tantananı gözümüze sokma noel ağacını..
Onların tezini kabul edelim. Tamam siz noeli değil yeni bir yıla başlangıcı kutluyorsunuz. Peki hindi? Noel baba figürleri? Salonun ortasına diktiğin Çam ağacı? Her ne kadar müslümanların yılbaşı hicri yılbaşı olsa da, miladi kutlamak istiyorsun eyvallah kutla. İstediğin kadar da köpürt hatta kime ne? Ama noel baba şapkası takıp "biz noel kutlamıyoruz ki" demenin alemi yok. Bu tıpkı kurban bayramında hayvan pazarına gelip danayı yere yatırıp boğazlamana rağmen "ben kurban kutlamıyorum benim canım et istedi" demek gibi bir şey. Basbayağı noel kutluyorsun haberin yok. Ha, bunu dedin mi de "eyvallah" diyecek kadar açık fikirlisi de kalmadı ya neyse.. Noel kutlamayın, gayri müslimlere benzemeyin diyorum "bi tek bu mesele mi kaldı?" Diyor, kadın cinayetlerinden tutup rüşvete, işsizlikten milli piyangodan alınan vergiye kadar böğürüyor haspam. Bilader seni sigara kullanırken görsem "sigara içme sağlığına zararlı hem haram diyorlar" diyeceğim. O zaman sen "Belediye tapu kadastro müdürü şükrü rüşvet alıyor git sen onu uyar" mı diyeceksin?
Aslında memleketimin temel sorunu da bu. Yıllarca hem ayranım dökülmesin hem totom öpülmesin diye diye neyi ne için, neden yaptığını bile bilmeyen bir nesil yetişti gitti. Gayri müslim hayatı dayatılan müslümanlar kimlik bunalımına girdiğinden bu yana bu belirsiz hayat devam ediyor. İlla yılbaşı mı kutlamak istiyorsun? Bunu illa onların kutladığı gün(ler)de mi yapmak istiyorsun? Bizim kültürümüzde yeni kün (yeni gün) var bunun karşılığı.. Hiç te 10'dan geriye sarıp düdük öttürmüyorsunuz. İlla bir figür mü gerekiyor? Noel baba kim allasen bizim kadim bir ayaz ata babamız var bari ona sahip çık.
Sen şimdi "aman radikal görünmeyeyim, çam ağacını dikeyim nolcak" diyorsan yine yap ne yapalım? İstersen beyaz peynire tap kime ne? Ama bunu yaparken, müslüman kimliğini kullanma. Ha "ben bir ara formum, kafam basmıyor, evrimleşemedim henüz" diyorsan bari evinde yap tantananı gözümüze sokma noel ağacını..
mehmet akif ersoy
Bugün itibariyle vefatının sene-i devriyesi olan şair.
1936 'da uzun süren mısır sürgününün ardından döndüğü istanbul'da vefat eder şair.
Ölümü ulus gazetesinde "dün akşam telefonla istanbul'dan haber aldığımıza göre bir müddetten beri istanbul'da hasta yatmakta olan şair mehmet âkif, dün saat on dokuz buçukta vefat etmiştir. kendisi altmış üç yaşında idi" şeklinde küçücük bir haberle geçiştirilir.
Oysa mehmet akif, kimseyle siyasi mücadeleye girmemişse de bu kin naaşının bırakın devlet töreniyle, alelade bir belediye arabasına üstünde bayrak bile konmadan beyazıt meydanı'na bırakılmasıyla tezahür eder.
O sırada istanbul üniversitesinden çıkan 3-4 kişilik bir grup öğrenci, bu kimsesiz cenazeye acır ve belediye işçisine "kim bu mevta?" diye sorarlar. Belediye işçisi "şair mi neymiş, mehmet akif galiba adı" der.
O 3-4 genç birkaç saat içinde kocaman bir kalabalık toplarlar. Akif'in naaşına omuzlarda edirnekapı'ya kadar taşınmak nasip olur.
1936 'da uzun süren mısır sürgününün ardından döndüğü istanbul'da vefat eder şair.
Ölümü ulus gazetesinde "dün akşam telefonla istanbul'dan haber aldığımıza göre bir müddetten beri istanbul'da hasta yatmakta olan şair mehmet âkif, dün saat on dokuz buçukta vefat etmiştir. kendisi altmış üç yaşında idi" şeklinde küçücük bir haberle geçiştirilir.
Oysa mehmet akif, kimseyle siyasi mücadeleye girmemişse de bu kin naaşının bırakın devlet töreniyle, alelade bir belediye arabasına üstünde bayrak bile konmadan beyazıt meydanı'na bırakılmasıyla tezahür eder.
O sırada istanbul üniversitesinden çıkan 3-4 kişilik bir grup öğrenci, bu kimsesiz cenazeye acır ve belediye işçisine "kim bu mevta?" diye sorarlar. Belediye işçisi "şair mi neymiş, mehmet akif galiba adı" der.
O 3-4 genç birkaç saat içinde kocaman bir kalabalık toplarlar. Akif'in naaşına omuzlarda edirnekapı'ya kadar taşınmak nasip olur.

yazarların başına gelen ilginç olaylar
Liseden kaçıp türkü barlarda kız düşürmeye çalıştığımız, libidonun zekaya sadaka verdiği dönemler. Pek bilmem de böyle ortamları, çoğacayip yerler hakkaten. Misal bi bakıyosun uzun havada efkâr dağıtan abi, 2 dakika sonra halayda masalar arasında tepiniyor felan. Kız düşürmek filan diyorum da, hani yokluk zamanı arada sakallı tipler felan da var. Neyse efendim ben tabi böyle ortamlara alışkın değilim, efendime söyleyim arizona kertenkelesi usulü kız tavlamadan felan anlamam arkadaşlar yardımcı olacak sözde. Ortam leş, gelen ikramlar bayat, ışık yetersiz, sigara dumanı oturduğun zaman göz hizasında bir bulut oluşturmuş kimsenin yüzü seçilmiyor. Usülen masaya önce araba anahtarları, çakmak ve sigara paketi bırakıyorsun. Bu bi nevi kertenkele dünyasının kabul formu gibi bişey. Ben sigara kullanmıyorum arada arkadaşların paketleri toplayıp transformers denemeleri yapıyorum can sıkkınlığından. Aksi gibi bizim arkaaşlar acayip eğleniyorlar oturdukları yerde. İlk 10 dakikada pişman oldum geldiğime ama adisyonu koydu masaya reyiz kalkamayız öyle hemen.. ben tabi somurttukça angaralı abiler işgillendi "hayırdır bilader naaayaksın?" Filan diyorlar, bizim arkadaşlar giriyor araya mevzu büyümesin diye. Alkol geliyor, kullanmıyorum niye diye soruyorlar. Günah diyorum, biz müzlüman değil miyik la? diyip dayağa hazırlanıyorlar yine arkadaşlar giriyor araya. Belli dayak geliyor takmışlar kafaya bi kere. sahnede canlı saz çalan bi abi var, "ne söylüyüm?" Diye sorup çığırıyor. Arada şimdiki kareoke kafeler gibi acemiler kalkıyor saz eşliğinde türkü okumaya çalışıyor. O zamanlar benim kulağım var ya, bet sesime rağmen zorladılar beni sahneye. Sahne dedim de bir basamak. Hani çıkınca göz hizasındaki sigara bulutunun tepe noktalarına hakimsin. Dedim bu dayak meraklısı abilerin de gözüne girerim. Sahneye doğru çıkarken bağırıyorlar "müzlümanık değilik ya ilahi okuma bize" diye dalga geçiyorlar. Sahneye çıkınca sazcı sordu ne "ne söylüyün?" dedi aklıma da bir şey gelmedi "ben başlarım sen eşlik et" dedim var olmayan özgüvenimle. Orada zaten yanlış anlamaya müsait, dayağa meyilli kitle için eski bir türkü okudum:
"Kadir mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme.."
Sen misin bunu okuyan "la ne demek muhammede muhtaç eyleme lan değişik!" filan diye üstüme bir kitle yürümeye başladı. 5 kişiler ama aynı bedende mutasyon geçiren tek bir organizma gibi yürüdüler masaların arasından "abi muhannet muhannet!" diye açıklamaya çalışırken bunlar bana kafa göz bi daldılar, gördüğüm en son şey dandik ses sisteminin hoparlörü oldu. Bi uyandım adamlar pişman olmuşlar bir köşede oturuyorlar ama ben pişmaniye kıvamındayım. Baktım sazcı abi yanımda "abi niye müdahale etmiyosun muhanneti muhammed sandı adamlar" dedim. Öyle ya "höt!" desen susacak adamlar. "Gardaş ben de o türküyü muhammed diye biliyodum o yüzden okumam hiç. Valla sen okuyunca kavana şu mikrovonun sapıylan bi geçirüyüm dedim ama arkaaşlar hızlı çıktı ehehehe" dedi. Arkadaşlarım bana pansuman yaparken dayakçı abiler özür diliyorlar. "Abi" dedim "muhannet nankörler için söylenir muhammed demedim" dedim. Bi kertenkele uzattı kafayı diyo ki "ne bilek gardaş ibo madem unutacaktın beni neden yarattın diyo ya onun gibi isyan ediyon zannettik" dedi. "Ya bunun için adam mı dövülür?" dedim, "bi de tipin gıcıh.." dediler..
"Kadir mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme.."
Sen misin bunu okuyan "la ne demek muhammede muhtaç eyleme lan değişik!" filan diye üstüme bir kitle yürümeye başladı. 5 kişiler ama aynı bedende mutasyon geçiren tek bir organizma gibi yürüdüler masaların arasından "abi muhannet muhannet!" diye açıklamaya çalışırken bunlar bana kafa göz bi daldılar, gördüğüm en son şey dandik ses sisteminin hoparlörü oldu. Bi uyandım adamlar pişman olmuşlar bir köşede oturuyorlar ama ben pişmaniye kıvamındayım. Baktım sazcı abi yanımda "abi niye müdahale etmiyosun muhanneti muhammed sandı adamlar" dedim. Öyle ya "höt!" desen susacak adamlar. "Gardaş ben de o türküyü muhammed diye biliyodum o yüzden okumam hiç. Valla sen okuyunca kavana şu mikrovonun sapıylan bi geçirüyüm dedim ama arkaaşlar hızlı çıktı ehehehe" dedi. Arkadaşlarım bana pansuman yaparken dayakçı abiler özür diliyorlar. "Abi" dedim "muhannet nankörler için söylenir muhammed demedim" dedim. Bi kertenkele uzattı kafayı diyo ki "ne bilek gardaş ibo madem unutacaktın beni neden yarattın diyo ya onun gibi isyan ediyon zannettik" dedi. "Ya bunun için adam mı dövülür?" dedim, "bi de tipin gıcıh.." dediler..
yerli otomobil
Tanıtımında Bütün teknik özellikleri açıklandıktan sonra "veee vatandaşlarımız için ötvsiz olarak piyasaya sunulacaktır" diye bir açıklama yapılmasını hayal ettiğim yerli ve milli atılım. Hayal işte...
asgari ücret
Bugün itibariyle 2324 tl olduğu açıklanmıştır. Allah tüm çalışanların yardımcısı olsun.
meteoroloji
Yapılan bir araştırmaya göre halk tarafından "en güvenilir" seçilen, çalıştığım kurum. Dışarıdan sıkıcı bir sektör gibi dursa da Bir keresinde şöyle bir diyalog yaşadım:
- Alo? Havalar nasıl?
+ Don bekliyoruz
- Nasıl yani?
+ Gece açık olacak, o yüzden..
- Anlamadım?
+ Anti-Siklon..
- Pardon?
+ Hissedilen sıcaklığı mı soruyorsunuz?
- Ne hissi? Nasıl konuşuyosunuz beyfendi?
+ E karı soruyosanız haftaya arayın..
- Neresi lan orası?!
+ Meydan meteoroloji ofisi..
- Nası yane ya..
- Alo? Havalar nasıl?
+ Don bekliyoruz
- Nasıl yani?
+ Gece açık olacak, o yüzden..
- Anlamadım?
+ Anti-Siklon..
- Pardon?
+ Hissedilen sıcaklığı mı soruyorsunuz?
- Ne hissi? Nasıl konuşuyosunuz beyfendi?
+ E karı soruyosanız haftaya arayın..
- Neresi lan orası?!
+ Meydan meteoroloji ofisi..
- Nası yane ya..


