normal adam

normal adam

@normal adam yazar
162
entry
10
takipçi
2
takip edilen
397
beğeni
207
favori
7,447
puan
Uzman Yazar
çevrimdışı
18 kasım 2018'dan beri üye
dünya
" ve allah dünyayı 4 aşamada yarattı."

--“kul e inneküm le tekfürune billeziy halekal arda fiy yevmeyni” ya'nî “de ki: “gerçekten siz yeryüzünü iki “yevm” de hálk edeni mi inkâr ediyor sunuz” (fussılet, 41/9) ; “ve ceale fîhâ revâsiye min fevkıhâ ve bâreke fîhâ ve kaddere fîhâ akvâtehâ fî erbeati eyyâm” ya'nî “ve orada üzerinde sâbit dağlar oluşturdu ve orayı bereketli kıldı ve onların rızıklarını dört “yevm”de takdir etti” (fussılet, 41/10); “fe kadâhünne seb'a semâvâtin fî yevmeyni” ya'nî “böylece onları iki “yevm”de yedi kat gök olarak tamamladı” (fussılet, 41/12) ; “allahullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehüma fî sitteti eyyâmin sümmestevâ alel arş” ya'nî “o allah'ki gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı “yevm”de hálk etti, sonra arş'a istiva etti” (secde, 32/4) , âyeti kerîmelerinde gerek yeryüzünün ve gerek yedi kat göklerin altı günde hálkedildiği beyân buyrulur. “yevm” kelimesine “küllî devre” ma'nâsı verilmesi uygun olur. çünkü “cüz'i devir”ler bir günün kısımları cinsinden olduğundan, bunlar dikkate alınmamıştır. şu halde, yeryüzü ve gökler iki kül lî devrede hálk edilmiştir. birinci küllî devre: “e ve lem yerellezîne keferu ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhüma” ya'nî “inkâr edenler semâvât ve arzın bitişik olduğunu görmediler mi? sonra biz o ikisini ayırdık.”(enbiyâ, 21/30) âyeti kerîmesinde işâret edildiği üzere “bitişik devre”dir ki, bu devir amâ' âlemi, ya'nî güneş sisteminin ilk maddesi olan nefesi rahmânî'nin parlak bulut hâ linde yoğunlaşmasıdır. bu devrede gökler ve yeryüzü bitişiktir. ikinci küllî devre “ayrılma devresi” dir ki, bu devrede gökler ve yerler bi rer birer birbirinden ayrılıp, farklı oldular. nitekim, daha önce îzâh edildi. “ve ceale fîhâ revâsiye min fevkıhâ ve bâreke fîhâ ve kaddere fîhâ akvâtehâ fî erbeati eyyâm” ya'nî “ve orada üzerinde sâbit dağlar oluşturdu ve orayı bereketli kıldı ve onların rızıklarını dört “yevm”de takdir etti” (fussılet, 41/10) ; âyeti kerîmesi gereğince de, bizim dünyâmızın dört devre de kemâle erdiği anlaşılıyor. bunlar da şunlardır: 1. ateş devresi, 2. su devresi, 3. toprak devresi, 4. bitkiler ve hayvanlar devresi.

1. ateş devresi güneşin altıncı “çocuk” olarak doğurduğu dünyâ, “an ne”sinden ayrıldığı vakit bir âteş küresi idi. uzun zaman bu halde yörünge sinde döndü. hak teâlâ hazretleri bu bineğe, bineğin cinsinden bir tür mah lûk bindirdi ki bunlar cinler kavmi idi. nitekim buyurur: “vel cânne haleknâhû min kablu min nâris semûm” ya'nî “ve cinleride daha önce semûm ateşten hálk ettik”(hicr,15/27), “ve halekal cânne min mâricin min nâr” ya'nî “ve cinleri dumansız ateş ten hálk etti” (rahmân, 55/15). 2. su devresi: dünya uzun bir zaman güneşin etrâfında, ateş küresi hâlin de döndükten sonra, onun ateşi, yüzeyinden suya dönüşmüş ve kesîf unsurla rı ateşten lavlar hâlinde alt tabakalarını oluşturmuştur. çünkü fizik ilminin bakış açısından bu iki akıcı zıt ise de kimyâ ilmine göre aynı unsurların bileş keleridir. nitekim, günümüzde, dünyâmızın etrâfını çevreleyen denizler hid rojen, oksijen ve sodyumdan oluşmuştur. bu devreye: “ve kâne arşuhu alel mâi” ya'nî ”ve o'nun arş'ı su üzerin de idi” (hûd, 11/7) âyeti kerîmesi ile işâret buyurulur. 3.toprak devresi: dünyanın yüzeyinin derece derece sertleşme ve soğuma devresidir ki, ilk kabuğu yarı katı, hamur gibi, yumuşak, esnek ve kokmuş karbon birleşiklerinden ibârettir ki, buna “yapışkan balçık” ve “salsâl” da de nir. fen ehlinin “protoplazma”, dedikleri şey, bu kokmuş çamurdan meydana gelir ki, bu madde canlı cisimlerin kaynağıdır. beşer türünün bu çamurdan hálkedildiği kur'ânı kerîm'de haber verilir: “innâ haleknâhüm min tînın lâzib” ya'nî “muhakkak biz, onları yapışkan balçıktan hálk ettik” (saffât, 37/11), “ve iz kâle rabbüke lilmelâiketi innî hâlikun beşeran min salsâlin min hamein mesnûn” ya'nî “hani rabbin meleklere şöyle demişti: “mu hakkak ben, salsâl'dan, değişip dönüşen balçıktan bir beşer hálkedeceğim” (hicr, 15/28). 4.bitkiler ve hayvânlar devresi: fen adamlarının beyânına göre bu kok muş çamurdan, daha sonra ilk bitkiler meydana gelmiş ve bitkiler sürekli geli şerek, büyük ormanlar vücûda gelmiştîr. işbu ilk canlı cisimler, ya basît hücre lerden ve ya da hücre topluluklarından meydana gelmiş olup “su yosunları” familyasından jelâtini maddeler imiş. ikrâm sahibi tahkîk ehli tarafından da tasdîk buyurulduğu üzere, yeryü zünde insan, hayvânlardan ve bitkilerden sonra açığa çıkmıştır. jeologlar ilk kara hayvânlarının köksüz bitkiler tarzında var olduğunu ve omurgasızlarında maden, bitki ve hayvan vasıflarını birleştiren züûfiyyetler, mercanlar, sün gerler, delikli mercanlar ile, kabuksu hayvânlardan ibâret bulunduğunu ve daha sonra bunların muhtelif değişimler geçirmek sûretiyle kemâl bularak çe şitli şekillerde açığa çıkıp erkeklik ve dişiliğin meydana geldiğini beyân eder ler. hiç şek ve şüphe yoktur ki, gerek bitkiler ve gerek hayvânlar, yeryüzünün kabuğundan hálk edilmiş ve şu anda dahi hálkedilmektedir. şimdi bu sayılan yeryüzünün dört devresi “ve huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin ve kâne arşuhu alel mâi” ya'nî ”o ki semâları ve arzı altı “yevm”de hálk etti ve o'nun arşı su üzerinde idi” (hûd, 11/7) âyeti kerîmesine göre gökleride içine almaktadır, şöyle ki: ilk olarak; her bir gezegenin güneşten, kopup ayrılarak başlangıçta bir ateş küresi olduğunda şüphe yoktur. ikinci olarak; göklerin ve yerin tamamının, ilâhi mülklerden birer mülk oldukları “ve kâne arşuhu alel mâi” ya'nî “o'nun arşı su üzerinde idi” (hûd, 11/7) yüce beyânı hepsini içine aldığı için her bir semânın su devresine tâbi' olduğu anlaşılıyor. üçüncü olarak; her bir semâ dahi dünyâ cinsinden ve elementlerden oluş tuklarından, bu halden sonra kabuk bağlayacakları tabîîdir. bu da onların top rak devreleridir. dördüncü olarak; “ella yescüdü lillahillezî yuhricül hab'e fiys semâvâti vel ardı” ya'nî “nasıl secde etmezler, o allah ki semâlarda ve yerde saklı olanı çıkarır” (neml, 27/25) buyurulduğuna göre, bitki devreleri, “ve min âyâtihi hálkus semâvati vel ardı ve mâ besse fîhimâ min dabbetin” ya'nî “semâları ve yeri hálk etmesi ve onlarda dabbeden çoğaltıp yaydıkları o'nun işâretlerindendir”(şûrâ, 42/29) buyurulduğuna göre de hayvân devre leri olunca, toprak devreleri de olduğu açıktır. --

fususul hikem / muhiyiddin ibnul el arabi
maven
google ile pentagonun ortakligiyla yapilacak olan projeydi.
lakin google vazgeçti.
proje ise ihalarla insanları teşhis eden kamera sistemi denilebilir.
yani bunu normal kameralara aktarılması mahremiyeti sıfıra indirecektir.
zannediyorum person of interest dizisi gerçek olacak .

Dipnot: insansiz hava araci ( iha)
yazarların ilk öpüştüğü mekan
Ilk defa lise 1 ya da 2 iken annemle opusmustum(cinsel manada degil yanaktan)
Onun dışında ne kimseyi öptüm ne kimse beni öptü.
Edit: ev kapisinin girişi
nephilim
yarı insan yarı melek , uzaydan gelen yaratık , harutla marut... bir çok ismi var.
ben islâm kısmını bildigim için orayı anlatacağım.
harutla marutun hikayesi ,
bir gün cenab-i hakkin huzurunda harutla marut bir niyaz da bulunur , hafiften bir sitem gibi.
insanin derecesi melekleri gectigi için belki bir kıskançlık .
allaha derler ki ya rab :" dünyaya halife sectigin bu gunahkarlar mi ? "
cenab-i hak ise " onlardaki nefis sizde de olsa siz de aynısını yapardiniz."
melekler: ' hayir biz daha iyisini yapardik" dediler.
bunun uzerine allah en iyi huylu 2 meleği seçin demiş.
onları dünyaya göndermiş .
sonra bu melekler insanlara büyü öğrettiği için cezalandırılmış.
ayaklarindan asili olarak bir yerde kiyamete kadar ceza cekmektedirler.
lakin bu hikayeler zayıf kaynaktır.
lakin harutla marutun varligi kesindir.
olayın aslını allah daha iyi bilir.

(2/bakara-102: tuttular, süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları sözlere tâbi oldular. halbuki süleyman küfre gitmemişti. fakat asıl o şeytanlar küfre gittiler. halka sihiri ve babil'de hârut ve mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. oysa o ikisi: "biz sırf imtihan için gönderildik, sakın kâfir olma!" demedikçe hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. işte bunlardan koca ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. fakat allah'ın izni olmadıkça onlar bununla hiç kimseye zarar veremezlerdi. onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen şeyler öğreniyorlardı. büyüye müşteri olan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını pek iyi biliyorlardı. karşılığında kendi varlıklarını sattıkları şey ne kötü! keşke bunu anlasalardı!)
bülbül şiiri
mehmet akif ersoyun yazmış olduğu ve bedirhan gökçenin muhteşem seslendirdiği eser.

YouTube video


bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
ışık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!

taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu
ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.
ne muhrik nağmeler, yâ rab, ne mevcâmevc demlerdi;
ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya sûr-i mahşerdi!

-eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,
ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,
neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
hayır, mâtem senin hakkın değil... mâtem benim hakkım:
asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
ne husrandır ki: şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
serâpâ garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
salâhaddîn-i eyyûbî'lerin, fatih'lerin yurdu.
ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde osman'ın;
ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı mevlâ'nın!
ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
o kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden yıldırım hân'ın;
şenâatlerle çiğnensin muazzam kabri orhan'ın!
ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
ışık
ışık enerji paketlerinden (foton) olusan kütlesi olmayan bir enerji paketi. bazı durumlarda dalgali yapıya sahiptir bazi durumlarda ise tanecikli yapiya .
young deneyini yaparken dalga gibi hareket eder oysa ki anottan elektron kopartip enerji elde ederken tanecikli bir yapıya sahipmiş gibi davranir.
ışık ayni zamanda bizim zamanimizi belirleyen enerji paketleridir . yeterince bilgiye sahip oldugumuz zaman zamanda yolculuk yapabilecegiz ayni zamanda evrende hizina erisecek bir şey yok lakin enteresan bir teori vardı ışık hizi ile ilgili bir araç ışık hizina erisir ve farlari acarsa farlardaki ışık aracı yine ışık hizi kadar bir farkla geçer.
yani ışık aslında cok enteresan bir şeydir.
yıllarca arastirilmis ama hakkinda ne biliyoruz ki .
sonsuz
matematikte sonsuz yatık 8 ile gösterilir.
sonsuz sayisi oo dur aslinda .
peki sonsuz bir sayi mıdır?
eğer sonsuz bir sayı ise sonsuz +4 >sonsuz olmaliydi.
aslında sonsuz bir sayi değildir.
sonsuz sayilar kumesidir.
bir sis gibi dusunelebilir.
mesela 38e77272727 sonrasi bir sistir o kisima sonsuz denir . o yüzdendir ki sonsuza bir şey ekleyip cikarmaniz her hangi bir sayısal değer ifade etmez
carnot çevrimi
utopyadir .
bir makineni ulasabilecegi maksimum verimdir.
eger carnot çevrimi ile elde ettiğimiz verim %60
ıse gerçek hayatta anca zorlasak %50 veya daha aşağısı bir verim elde ederdik.
cevrimin temel dayanağı ısıl kaybı en aza düşürmek ki cevrimin gerçekleşmesi için ısıl fark oluşturuyoruz.
olusturabilmek adina boyle santralde ısının bir kismi akarsulara ve denizlere atilir bu sebepten oradaki canlilar zarar görür.
eğer carnot cevrimini yapabilseydik eğer her hangi bir ısıl kayıp olmayacakti.
peygamber enok'un kitabı
Bu kitabin içeriği genel olarak dinlerdeki mitlerden bahsediyor. Büyü,sihir ,melekler ,seytanlar , tufan , devler vs
Fantastik bilim kurgu romanı gibi ama değil. Sadece bunlarda değil dünyanın, güneşin ve ayın işleyişinden de bahsediyor . ( suan için okudugum yere kadar ) enteresan bir kitap tavsiye ederim .
Dipnot: enok = hz idris diyenler mevcut
Dipnot2: normal kitap olarak bulmak belki zor olabilir . Internette ucretsiz e-book olarak var . Yok bulamadim diyen varsa yardımcı olurum
monte kristo kontu
alexandre dumas'ın döktürdüğü baş yapıt.
edmond dantes adlı ana karakterin başından geçen olayları anlatmaktadır.
haksızlığa karşı duruş ve intikam duygusunu iliklerimize karşı hissettiğimiz eserdir.
dipnot:ezel dizisi bu kitaptan esinlenerek oluşturulmuştur.
yeraltından notlar
dostoyevski'nin psikolojik bir romanıdır.
genel mahiyette bir olay örgüsü yoktur.
ana karakter kendisini anlatmaktadır.
kitabın ilgi çekici olmasının nedeni ise içimizdeki korkak insanları gün yüzüne çıkarması.
günümüzde "yıkık" olarak tabir ettiğimiz insanların aslında bizden kat kat daha zeki ve kültürlü olabileceğini gözler önüne sermiştir.
gluon
şuan keşfedilen en küçük parçacık olarak biliyorum .
o parçacığın görevi ise atomları oluşturan kuarkların bir arada kalmasını sağlamaktır.
ismi ise ingilizceden gelmektedir.
glue=yapıştırıcı , gluon kuarkların bir arada durmasına yardımcı olan parçacıktır.
f4rukkk
Hoş geldiniz
iyi sözlükler
swh
marshmeow
Hoş geldiniz
iyi eğlenceler
swh
mutlak sıfır
genel olarak bilimde sıcaklik kelvin cinsinden ifade edilir ve 0 kelvin dereceye mutlak sıfır denir lakin bu bir teoridir.
mutlak sıfır -273 santigrad derece esittir.
laboratuar ortaminda en fazla -270 derecelere ulaşılmıştır.
-273 dereceye inilmemistir.
eğer inilseydi ?
eger inilseydi ; madde kristal bir yapiya dönerdi .
her hangi bir hareket ve canlılık gostermezdi .
entropi ve ic enerji değişimi 0 olurdu ki böyle bir şey imkansiz.
eger o derecede faliyet gosterebilseydik ürettiğimiz bir turbinli motor ile izantropik bir verim yakalabilirdik .
yani carnot makinasını icat edebilirdik.
bu demek oluyor ki yaptığımız motordan isi kaybi olmadan verim alirdik.
maksimum verimi yakalardik
nötron yıldızı
bir yıldızın ölümünden doğan yıldızdır.
supernova sonucu ölen yıldızın kalıntılarının içe doğru çökmesi sonucu oluşur.
ısminden anlaşıldığı üzere içinde yoğun bir şekilde nötron vardir lakin sadece nötron değil.
eğer sadece nötron olsa kararsiz bir yapi olurdu.
muhteşem bir basınç yüzünden içindeki elektron ve protonlarda nötrona dönüşüyor ama muhteşem bir denge hali söz konusudur.
görsel şöleni çok hoş olsa da bayağı enteresan bir yıldızdır. kütlesi güneşin 3 kati kadar olabilirken hacim mi son derece küçüktür. bu sebepten çok aşırı derece yoğun olurlar. o sebepten nötron yıldızlarında zaman bizim zamanımıza nispeten kat be kat yavaş akmaktadır.
epifiz
bir çok mitoloji ve din ile bağlantılı hormon bezidir.
beynimiz 2 kısma ayrılmıştır. sol ve sağ olmak üzere yalnız epifiz ayrılmamıştır.
epifiz tam olarak iki lobun arasinda bulunur .
yüzündeki yeri ise iki kaşımızın arasıdır.
epifizden melatonin ve dmt adlı hormonlar salgılanır.
melatonin insana huşu verir , dinginlik verir.
ışık görmediğimiz saatlerde saat 9 dan sonra salgilanmaya başlar
en yoğun olarak gece 2 ile 5 arasında salgılanır. ( melatonin için ayri başlık acmak gerek o sebeple uzatmiyorum)
diğeri dmt hormonu;
dmt hormonu uykunun ram evresinde bir miktar salgılanır.
rüya görmemize yardımcı olan hormondur.
fazlası insani şizofreni eder .
şizofreni hastalığı icin florid ile tedavi edilmeye çalışır ki bu florid denen madde epifizimizi koreltir.
epitizin korelmesi bilinci azaltır. .
bu da itaat eden toplum oluşturur.
bugün kullandığımız diş macunlari flor bulundurur.
dislerimizi temizlerken kole olmaya başlıyoruz.
meta-felsefe
meta-felsefe;
felsefeyi ve felsefenin yollarini inceleyen felsefe dalıdır.
nasıl yani ?
felsefe genel mahiyette şüpheye ve sorguya dayalıdır.
bu şüpheleri ve sorguları nasıl dile getireceğiz.
mesela soru sorarak.
örnek verecek olursak ,
tanrı kendinden büyük taş yaratabilir mi ?
bu bir sorgulama biçimidir.
meta-felsefe bu kısımda devreye girer .
meta-felsefenin yaptığı şey soruyu sorgulamak
yani bu soru bir soru değeri taşıyor mu ?
bu soru doğru bir soru mu ?
tanrı nicel veya nitel bir varlık mi ki böyle bir soru sorulsun.
gibi örnekler çoğaltılabilir
graham sayısı
ronald grahamdan ismini almaktadir.
graham, ramsey teorisini cozmeye çalışırken bu sayıyı değer alir ki bu sayi öyle bir sayidir ki gozlemlenebilir evrene tek tek rakam yazarsaniz yinede bu sayidan küçük olur.
planck uzunluğu
planck uzunluğu protonun capinin 10 üzeri -20 kati kadar küçüktür.
ve uzunluğunda altina inmeye calisirsak eğer kendi uzay zaman egrimizden çıkar boyut atlariz.
bu uzunluk bazi paradokslar ve bazi matematik bilgilerinde bizim isimizi bir nebze kolaylastirir.
ılk olarak paradoksu ele alacak olursak .
a noktasından b noktasına yol alıyoruz ve her zaman kalan yolun yarısını gitmemiz gerekir.
bu şekilde b noktasına varabilir miyiz ?
şöyle ki sürekli yarisi yarisi gidince sonsuz olacaktır ve cevap havada kalacaktir. lakin planck uzunlugunun altı bizim uzay zaman evrenimizin dışına ciktigi için aslinda cevap b ye ulasamaz olacaktir. en azindan bizim boyutumuzda.
matematik kısmı ise mesela limit konusuyla ilgili olacaktir en azinda bize o baslik altında söylenmişti. sayi dogrusunda 1 ve 2 arasinda kac sayı vardır ? yüzeysel eğitimde cevap sonsuzdur.
lakin işin içine planck uzunluğu girdiği vakit bizim boyutumuzda bir siniri vardir ve bu sınır planck uzunlugudur