normal adam

normal adam

@normal adam yazar
162
entry
10
takipçi
2
takip edilen
397
beğeni
207
favori
7,444
puan
Uzman Yazar
çevrimdışı
18 kasım 2018'dan beri üye
varlık
varlık ( vücud) ;

“vücûd”un dilimizde karşılığı “varlık”, ve farsçada karşılığı “hestî”dir. söz lük anlamı “aranılan şeyi bulmak”tır. genel olarak kullanılan “cisim ve be den” ma'nâsı sözlüklerde ancak mecâzî ma'nâ olarak geçmektedir. sûfî terim lerinde “vücût sahibi olan mevcût”tan ibârettir. şimdi vücût kelimesi ile bir hakîkat kastedilir ki, onun varlığı kendi zâtından ve kendi zâtı iledir. ve daimi mevcûtların varlığı ondan olup onunla mevcuttur. tasavvufla uğraşan tahkîk ehli sözlerindeki işârette, o hakîkate dikkat çekmek için “taayyünsüzlük” ve “mutlak vücûd” derler. çünkü vücûd zâtıyla bu mertebede hiçbir “isim” ve “sıfat” ve “fiil” ile kayıtlanarak açığa çıkmış değildir; bütün oluşumlarla kayıt lanmaktan mutlaktır. belki oluşumların hepsi bu mertebede zât'ın ayn'ıdır. “salt vücûd” derler. çünkü zât, isim ve sûret ve sıfat ve vasıftan kendi saltlığı ile hâlistir. “nakışsız zât” ve “şeffaf ayn” derler. çünkü isimler ve sıfatlar ve fiiller renginden sâde ve sâfîdir; ve hiçbir renk ile boyanmış değildir. “vasıfları bilinmeyen” derler. çünkü bu mertebede bütün vasıflar ârif olunabilir ve müşâhede edilebilir değildir. ve vasıf ise olmak ve olmamak ay rımından ibârettir. bu mertebede olmak ve olmamak tasavvurundan hiç birisi yoktur. bundan dolayı vasıfları bilinmeyen olur. “ezellerin ezelî” derler. çünkü vücûdun bundan yukarı bir mertebesi yok tur. ve bütün mertebeler bu mertebenin altındadır. “gayblerin gaybı” derler. çünkü sâbit ayn'lardan başlayarak tâ mutlak misale kadar olan izâfî gayb mertebeleri, bu mertebede mutlak kayıptır. ne harici tasavvurları ve ne de ilmi tasavvurları vardır. “işâretler son bulmuş” derler. çünkü bu mertebede bütün isimlerin ve sı fatların işâretleri son bulmuştur. “izâfetlerin düşmesiyle ettevhîd” bu merte bede gerçekleşir. “vicdân son bulmuş” derler. çünkü bu mertebede vicdân tasavvuru yok tur. bu ifâde “zât için vicdân yoktur” ma'nâsına değildir. çünkü vicdan ta savvuru ilim mertebesinde olur. bu mertebede ise ilim tasavvur edilir değildir. bundan dolayı ilim eserinden ibâret olan vicdân da yoktur.

Fususu'l Hikem / Muhyiddin ibni Arabi
yokluk
yokluk ;

yokluk kavramı, zihinde oluşan küllî karanlık bir ma'nâdır; ve küllî nûrânî bir ma'nâ olan vücûdun zıddı ve karşılıklısıdır. vücûdu, “yokluğun yokluğu” diye tarif ettiğimiz gibi, yokluğu da “yokluğun vücûdu” diye tarîf ederiz. yokluk öyle bir ezelî ve ebedî karanlıktır ki, ondan ezelen ve ebeden bir şey çıkmaz ve öyle bir ezelî ve ebedî sükûndur ki, ondan ezelen ve ebeden bir hareket görünmez. vücût, sonsuz olup bir sınırda sona ermediği için, yok luğun tahakkuk edebileceği bir sâha mevcût değildir; bundan dolayı yokluk mutlak olarak olmayan şey'dir. vücût dâimâ bir olup, kendi hakîkî hakîkatı üzerinde başkalaşmaksızın ve değişmeksizin ebedidir. ve yokluk da bunun gibi yokluğu üzerinde sâbittir. vücût aslâ yok olmaz ve mevcût, mevcût ol mayan olmaz ve mevcût olmayan da mevcût olmaz. çünkü hakîkatlerin de ğişmesi imkânsızdır. şimdi “vücût” hak ve “yokluk” bâtıldır. sûfilerden tahkîk ehli olanlar bu ma'nâya âşağıdaki tabirler ile işâret ederler: “hakîkî yokluk”, “halis yokluk”, “mutlak yokluk”, “mutlak batıl”, “salt yokluk”, “yokluk vücûdu”, “hakîkî batıl.” yokluk iki çeşittir: birisi bu bahsedilendir; diğeri de, “izâfî yokluk”, “var sayımsal yokluk” ve “kayıtlı yokluk” dedikleridir ki, bu yokluk çekirdeğin içindeki ağacın ve babanın dölünde olan çocuğun sûretleri gibidir. ya'nî po tansiyel olarak mevcût ve fiilen mevcût olmayan eşyâ izâfî yokluktadır. izâfî yokluk, salt vücût ile salt yokluk arasında bir berzahtan ibârettir.

Fususu'l Hikem / Muhyiddin ibni arabi
cinsel eğitim
matematik, fen ,sosyal gibi bir şey bu da ( ek olarak kanaatimce adabı muaşeret de öğretilmeli)
global bir tespit gibi olmasın lakin dünya bunun üzerine dönüyor bir noktada .
cehaletin verdiği aptallıkla ne olay ne olaylar oluyor.
mesela küçük bir iki örnek verirsek ;
çocukken insanların nasıl oluştuğu hakkında bir ton hurafeler duymuşuzdur .
sanki hiç kimse cinsel ilişkiye girmiyormuş gibi bu gerçekleri söylemekten utanıyorlar.
aynı zamanda eskişehir osmangazinin yanında kız yurdu var büyük orası eskiden karma öğrenci yurduymuş.
orada ateş olan yerde barut olmaz misali birbirini gören iki insan duramıyorlarmış .
o sebepden ötürü yurdun altında onlarca ölü çocuk oluyormuş.
(efsanede olabilir )
insanlar cehaleti yüzünden can yapıp can alıyorlar.
bilinçli bir topluluk olsak asıl utanmamız gereken şeylerden utansak muhtemelen daha güzel bir toplam olabiliriz.
( özür diliyorum biraz dolmuşum konu konuyu açtı .)
allotrop
aynı elementin uzayda farklı şekilde dizilerek oluşturdukları farklı kristallerine allotrop denir.
sıklıkla allotroplarına rastlanan elemenler oksijen , fosfor , karbon ...
rusya ukrayna gerilimi
Komplo teorisi olarak düşündüğüm durum . Ukrayna muhtemelen bahanedir . Asıl olay 3. Dünya savaşının fitilini ateslemektir bence .
Satrançta olduğu gibi vezir için at feda etmek
cinsel istismar
"Cahil bir şekilde oyun oynuyorsun zannediyorsun .
Kac yasindasin ki ? 7 8 hatirlamazsin yaşını ama olanları asla unutamazsin.her geçen gün hem yapandan hemde kendinden igrenirsin. Yanık bir evde çırılçıplak durursun .o urkutmeden dokunur sana. Ne olduğunu anlamazsin kendi acindan lakin onun gözleri farklıdır.
Parlak bir hale bürünür kapanır hafiften .
Sende urkmeye baslarsin. Hafiften uzaklasirsin . Ne olduğunu anlayamazsin . Gitmek istersin,müsade etmez. Kacarsin, yakalar .
Ve dönüp sana bir cümle söyler ve korkudan kimseye soyleyemezsin bile.
-birisine söylersen seni öldürürüm.- "
diyot
diyot , elektronik devre elemanıdir.
p ve n tipli iki adet yari iletkenden oluşur.
akımı ise tek taraflı geçirir.
genellikle ac yi dc ye cevirmek icin kullanilir.
lakin bütün diyotlar cevirmez.
tek fazlı diyot ac yi dc ye cevirir.
ac'nin akım grafigi cok fazla sinus grafiginin yanyana gelmesi gibidir.
tek fazlı dediğimiz icin x eksenin altını ya da üstünü almak size kalmis .
bir tarafını kabul etmez.
sonra 1 tarafını kabul etmeyince kalan grafik sıra daglar gibi olur. sık sık olduğu icin dalgalar tepe noktaları birleşiyor gibi olur oradan düz bi cizgi cekilirse o da dc akım grafigini olusturur.
tabloda ac dc ye çevirme bu sekildedir.
uyku
konuyu daha iyi anlamak adına rem ve nrem kavramlarının ne olduğundan kısaca bahsetmem gerek sanırım. nrem (non-rapid eye movement), uykunun %75'lik bölümünü oluşturmakta. bu aralıkta görülen rüyalar ise belleğe yollanmadığından hatırlanamıyor. önemli olan kısım ise rem (rapid eye movement) denilen ve uykunun %25'lik bölümünü kapsayan süre. hatırladığımız rüyalar da işte bu uyku sırasında gördüklerimiz. rüya görürken uyandırılan, “ne güzel rüya görüyordum ne uyandırıyorsun be!” diye çemkiren insan rem uykusundan uyandırılmış oluyormuş ve rüyası, daha doğrusu rem uykusunu tamamlayamadan uyandığından gün için yorgun ve halsiz hissetmekteymiş.

yani, 8 saatlik bir uykunun yaklaşık 1.5-2 saati rem, kalanı ise at çöpe diyebileceğimiz nrem'den oluşuyor. bilim adamları, deney farelerinin rem uykuya geçmesini engelleyip hayvanların bir, iki hafta sonra öldüklerini gözlemlemişler.
türkiye'de öğrenci olmak
sayfalarca yazı yazmak isterdim ama ne benim kalemim o kadar güçlü ne de o yetkiye sahibim.
üniversitelerde problem yok .
yukarıda bir girdi de gördüm. " liselerine denk..." bu tamamen yanlış bir tespittir.
bilhassa bizim eğitim sistemimiz gayet makul ölçüde işlemektedir. hataları yok mu ? muhakkak vardır.
ama itin götüne sokulacak kadar kötü değildir.
kötü olan bizleriz , öğrenciler...
eğitmenlerimiz de iyi bence .
nerden biliyorum ?
bende üniversite 3. sınıf öğrencisiyim de ordan biliyorum.
bizde eksik olan öğrencilerdeki sebatkar davranışlar , gerekli azim ve hırstır.
bunlara sahip olduğumuzda başarı muhakkak gelecektir.
üniversitelerimizin bir çok imkanı vardır.
sadece araştırmak , katılmak ve uğraşmak gerek.
mesela benim cehaletim mekanik işlerle ilgili bir bölümde okuyorum. üniversitemde drone yapımları , suyla çalışan araba yapımları , dikey kalkan uçak yapımları bir çok faaliyet mevcut ve bütçesi var ama ben bunu 3. sınıfta öğreniyorsam bu benim aptallığım .
aynı zamanda kimya labları , fizik labları , biyoloji lablar vs bir çok şey bulunmaktadır.
milyonluk makineler vardır .
kimse sizin elinizden tutup makinelerin labların içine oturtmaz onu sizin isteminiz lazım.
türk halkının %60'ının aptal olması
“İzmir Torba'da şenlik vardı, İlhan Selçuk ve Aziz Nesin'le birlikte bir panele katılmıştık. Panelin konusu mizahtı. Birisi kalktı 'Nasrettin Hoca'nın torunları olarak zeki insanlarız değil mi?” diye sordu Aziz Nesin'e. O da 'Yüzde 60'ı aptaldır' dedi. Herkes alkışladı. Sonra kuliste kendisine sordum neden böyle bir şey söylediğini. O da 'Evladım, yüzde 92 diyecektim dilim varmadı' dedi. O zaman referandum yapılmıştı ve oy verenlerin yüzde 92'si Kenan Evren'e oy vermişti. Bu söz oradan kaldı.”
mezhepçilik
Bu zamanda yanlış anlaşılan konulardan önemli bir tanesidir.
mezheplerin çıkışı basittir.
bir gün peygamberimiz (sav) başına küçük bir taş değer kalır orada sonra hz aişe onu alır oradan bir miktar kan damlar sonra peygamberimiz gider abdest tazeler.
bu olayı mezhep imamları farklı yorumladıkları için görüş ayrılığı olur sonra mezhepler ortaya çıkar.
hiç bir imam hadi beyler gelin mezhep açıyorum üye olun gibisinden bir uygulama yapmamıştır.
mesela biz öldüğümüz zaman münker nekir şey yapmıcak .
sen nesin ? sünni şu tarafa şafi şu tarafa demicek.
hak mezhep 4dür.
neden ?
çünkü dinden kopmayıp mantıklı ve islama uygun yorumlar yaptığı için .
oysaki hak imamların yaptıkları yorumlarda mutlak doğru değildir çünkü
imam gazali ile hanbeli mezhebinin imami sünni mezhebin imamı olan imam ebu hanefiye reddiyleri bulunmaktadır.
mezheplerdeki asıl olay işin aslını görmektir.
mesela yukarıdaki olaydan anlatıcak olursak .
imam şafi köylük ve kasabalık bir yerde büyümüş belli ki hz aişe taşı alınca kadın eli değdiği için abdest tazeledi demiştir.
çünkü köylük yerde erkekler genelde iş güç uğraşır ve kadınlarla çok içli dışlı temas halinde olmadıkları için kadın değince bir halvet söz konusu olduğunu düşünerekten demiş olabilir.
imam azam ise daha şehir tabanlı bir yerde büyüdü ise temastan etkilenmeyeceğini düşünmüştür.
zaten sürekli olan bir olay olduğu için kanın bozduğu varsayımını öne sürmüştür.
işin garip kısmı ikiside haklı olabilir.
o sebeple mezhepler kolaylaştırmak için var aslında.
yaptığınız faliyetin islamın dışına çıkmamış olsun mezheplere dahil olmasın pekte bir önemi olacağını düşünmem .
mezhepler takvada üstünlük kazanmamız adına var birazda ince düşünceden kaynaklı.
evrenin rengi
----kozmikanafor---

Her geçen gün büyüleyici evrenimizin farklı bir resmi veya fotoğrafı ortaya çıkıyor. Peki evrenin fotoğrafına baktığınızda ne görüyorsunuz? Yıldızlar, galaksiler, süpernovalar ve bolca karanlık…

Size bu karanlığın karanlık olmadığını evrenin asıl renginin “latte” olduğunu söylesek? Evet evrenin şu anda asıl rengi İtalyanca da süt anlamına gelen lattedir. Astronomlar uzun araştırmalardan sonra evrenin “ortalama” bir rengi olarak latte rengini ortaya koydular.

2001 yılında Karl Glazebrook ve Ivan Baldry evrenin rengini yeşilimsi beyaz olduğunu belirledi. Ancak kısa bir süre sonra kendi incelemelerine evrendeki tüm ışığın renginin hafifçe bej-beyaz olduğunu ekleyerek analizlerini düzelttiler. Bu incelemeye 200.000'den fazla gökada dahil edilerek evrenin büyük bir alanından gelen ışığın spektral aralığı ölçüldü. Fakat bu işlemi teker teker yapmak oldukça zor, neredeyse imkansızdır. Bu bakımdan evrenin renk tayini için farklı bir yol izlenmiştir. Bu yolu kısaca anlatmak anlatalım:

2DF Gökada Kırmızıya kayma araştırması kullanılarak 200.000 gökadadan gelen toplam ışık alınarak evrenin rengini öğrenmemiz mümkün kılındı. 200.000 gökadadan gelen bu ışıkların kozmik dalga boyları ışığın farklı dalga boyları için evrende yayılan enerjinin bir grafiğidir. Kozmik dalga boyları adı verilen bir grafik bize tüm yıldızların temsili dalga boyunu verir.


Işığın farklı dalga boyları için evrende yayılan enerji. Ultraviyole ve mavi ışık solda; kırmızı ışık sağdadır.


Bütün galaksilerin renklerini incelemek yerine galaksilerden yayılan ışıkların kozmik spektrumuna bakmak yeterliydi. Aslında evrenin rengi yerine evrendeki tüm ışınımın nihai karışımı demek daha doğru bir kavram olur. Burada çeşitli filtreler aracılığı ile renk tayinleri yapılır ve nihayetinde evrenin asıl rengi bulunur.

Gerçekte, ışığın o küçücük parlaklıkları kozmosun gerçek ortalama rengini temsil etmektedir.

Evrendeki bugün gördüğümüz yıldızların çoğu yaklaşık 5 milyar yıl önce oluşmuş olan bir nesildir. Geçmişte, bu yıldızların önemli bir bölümü parlak ve mavi olarak ortaya çıktı. Ancak yıldızlar yaşlandıkça maviden sarıya ve son olarak da kırmızı renge dönüşürler, yani kırmızılaşırlar.

Bu yaşlanan yıldızlar nedeniyle evrenin rengi yavaş yavaş mavimsi bir renk tonundan kırmızımsıya doğru kaymıştır. Eğer bir kerede tüm ışığı görebiliyor olsaydık -yani gözlerimiz bir kamyon tekerleği kadar büyük olsaydı- algıladığımız tüm renklerin ortalaması latte olacaktı. Evrenin ortalama rengini keşfeden bilim adamları buna Kozmik Latte adını verdi.


Günümüz evreninin “ortalama rengi” bu görmüş olduğunuz zemini kaplayan “latte” rengi ile temsil edilebilir.


Aynı ışığı alıp bir defada hepsine bakarak bir prizmadan geçirirseniz, bu renklerin neredeyse hepsi bir gökkuşağı üretecektir. Biz bunu Dünya'da mordan kırmızıya geçiş şeklinde görüyoruz. Prizmalar, karakteristik gökkuşağı ile sonuçlanan görünür ışığı farklı renklere ayırarak çalışır. Evrenden tüm görünür ışığı ayıran prizma, bize alışık olandan biraz farklı bir spektrum verecekti. Bu ışığın tüm bir resmini elde etmek için bilim adamları 200.000'den fazla gökadanın ışık verilerine baktı. Sonra onlar ışığın farklı dalga boylarında yayılan evrendeki enerjinin tüm toplamını temsil etmesi amacıyla “Kozmik Spektrumu” inşa etti.

Bilim insanları evrenin ortalama rengine varmak için renklerin gökkuşağını kullanmışlardır. Bu renk yıldızların yaşlanmasından oluşan kırmızıya kayma ile meydana geliyor. Yeni yıldızların daha az oluşması, daha fazla yaşlı yıldızın oluşmasına ve daha fazla yıldızın kırmızı devler haline gelmesine sebep olacaktır. Sonunda, 'Kozmik Latte' kırmızıya kayma ile çilekli Frappuccino gibi görünebilir.

Önemli not: Burada kastedilen “kırmızıya kayma”, evrenin genişmesi sonucu doppler etkisi ile gerçekleşen kırmızıya kayma değildir. Aşağıda bu durum izah ediliyor.

Bu konu üzerinde araştırma yapan Dr Baldry'e göre 'kozmik spektrum' evrende yıldız oluşum tarihi hakkında çok daha fazla detaylı zengin bilgi vermektedir.


Bugün “kozmik latte” olarak isimlendirdiğimiz evrenin ortalama rengi, uzun milyar yıllar sonra “Çilekli Frappuccino”ya dönüşecek…


Burada yıldızlar hakkında biraz bilgi vermemiz gerekiyor.

Yıldız oluşumu için gerekli element hidrojendir. Hidrojenler yüksek basınç sonucu tutuşur ve yanmaya başlar. Bunun sonucunda ise önce helyumu oluşturur, sonra helyum yanarak karbon elementlerini oluşturur. Bu işlem büyük kütleli yıldızlarda demir elementine kadar ilerler. Yıldız ölümü sonrasındaki süpernova patlamalarında ise diğer elementler oluşur.

Dikkatinizi çekmesi gereken nokta burada hidrojen olmalıdır ve hidrojen ilk yıldızın oluşumunu sağlar. Yeni yıldızlar oluştukça evrendeki hidrojen rezervleri azalır ve büyük kütleli mavi yıldızların sayısı gün geçtikçe azalır. Çünkü yüksek sıcaklık kütleye bağlıdır. Büyük dev yıldızları oluşturacak hidrojen rezevri azaldıkça yıldızlar daha küçük boyutlarda ve kırmızıya yakın renklerde oluşur. Hidrojen rezervi azalması evrenin gün geçtikçe kırmızı olmasında rol oynar.

Bilim insanlarının oluşturduğu 2DF modeline göre bundan 5 milyar yıl önce genç mavi yıldızların bugüne oranla çok daha fazla sayıda olduğu görülüyor. Bilim insanları 7 milyar yıl sonraki evrenin rengini kuramsal olarak 5 milyar yıl önceki rengine bakarak çıkarabiliyorlar. Bu verilerin ışığında geriye doğru gidildiğinde siyah renge ulaşılması ise, evrenin 13 küsur milyar yıl önce şekillenmeye başladığı fikrini destekliyor.

Evren genç ve mavi yıldızlarla başladı ve kırmızı dev nüfusu gün geçtikçe arttı. Yıldızlararası hidrojen rezervi son 6 milyar yılda hızlıca azaldı. İşte bu sayede de 7 milyar yıl sonraki rengi, “Çilekli Frappuccino”yu tahmin edebiliyoruz.

Süleyman Yeşil
instagramdan ahiret oylaması yapmak
cahil insandan korkmak lazım gerek .
bu başlık onu çok net bir şekilde kanıtlıyor.
cehalet ki damarlarımızda dolaşan kan gibi duygu ve fikirlerimize dahi erişmiş.
allah akıl fikir versin.
edit: bu arada ne cennette ne cehennemde sayın seçim yaptıran birey. kıyamet kopmadan mizan kurulmadan kimse cennete ya da cehenneme gidemez.
axuiliary power unit
havacılıkta sık karşılaştığımız güç ünitesi.
cift motorlu uçaklarda 1 adet
4 motorlu uçaklarda 2 adet bulunmaktadir.
görevi isminden de anlaşılıyor.
auxiliary = yardımcı
power=güç
unit=ünite

genellikle motorlara gücü saglayan engine generatorlardan 1 tanesi ( 2 motorlu uçaklarda 2 engine generator bulunur) hata verdiğinde veya bozulduğunda pilot başının üstünde bulunan gösterge panelinden apu aktiflestirir. engine generator yerine apu kullanılır.
normalde apu eg ile aynı işlemi görür yolculuğa devam edebilirsiniz eğer gideceğiniz yer kısa ise ama uzun soluklu bir yolculuk ise en yakın meydana inmeniz tavsiye edilir.
ölüm ve hayatın yaratılma nedeni
cenabı allahın el hayy isminden mutevellit böyle bir durum söz konusu olabilir.
hayy , hayat veren manasına gelmektedir.
aynı zamanda onun el hayy olduğunu bilmemiz için hayat vermesi lazımdır ki o el hayy olsun.
her şey zıddıyla bilinir felsefesine dayanaraktan ölüm olmalı ki yaşam diye bir şey olsun.
kötülük olmazsa iyilik diye bir seyin olmayacağı gibi ölüm olmazsa hayat olmaz
hayat olmazsa (haşa ) el hayy olmaz .
o sebeptendir ki hayat var ise ölüm de olmak zorunda.
kırmızı mürekkep
bir adamı çalışmak için doğu almanya'dan sibirya'ya göndermişler.

adam mektuplarının sansür görevlilerince okunacağını biliyormuş, bu yüzden daha gitmeden dostlarına, "aramızda bir şifre belirleyelim. benden mektubu mavi mürekkeple yazmışsam, söylediklerimi doğru diye anlayın. fakat kırmızı mürekkeple yazmışsam da yalan olduğunu bilin" demiş.

bir ay sonra dostları ondan ilk mektubu almışlar.
mektup mavi kalemle yazılıymış.
mektupta şöyle deniyormuş:

"burada her şey harika. mağazalar tıka basa gıda maddesiyle dolu. sinemalarda güzel filmler var. daireler geniş ve lüks. bulamayacağınız tek şey kırmızı mürekkep."

şimdiye kadarki durumumuz bu şekilde değil mi? istediğimiz bütün özgürlüklere sahibiz, tek eksiğimiz kırmızı mürekkep:

"kendimizi özgür hissediyoruz, çünkü özgür olmadığımızı ifade edecek dilden yoksunuz."

slavoj zizek
felsefenin tesellisi
alain de botton tarafından yazılmış didaktik bir roman desek yeridir.
parcalara bölünmüş kitap , her parçasında bir hikaye anlatmaktadır.
insanları bilinclendirmek adına düşünsel başlıklar açmış ve gözümüze doğruyu sokmaya çalışmıştır.
sigorta
elektrik devrelerinde denetleyici olarak kullanilir.
şöyle ki odaniza üçlü priz taktiniz ve prizdeki kablonuz salliyorum 60 kw a dayanıklı olsun .bu prize 70 kwlik bir makina baglarsaniz sigortaniz atar çünkü kablonuz onu kaldiramiyor. (cok basit manada anlatmaya çalışıyorum yoksa direkt böyle değil. ) sigorta bu işe yariyor. zarara karşı bir önlem manasinda . yok efendim o makinayi calistirmam lazim deyip sigortayi kurcalarsaniz en sonunda kablonuz yanar . ya da bir anda cok yüksek akım gelirse sigortaya sigortanizda yanabilir. çünkü sigortayi şöyle düşünün a noktasi ile b noktasi olsun a noktasindan akım alip b noktasına kontrolden sonra iletiyor. çok yüksek akima maruz kalirsa sigortaniz patlar sonuc olarak zararlı çıkarsınız lakin bilim her zaman geliştiği için role diye bir devre elemani yapmışlar yeni dosemelerde genellikle role kullanilir.
konumuz olan sigortaya gelecek olursak sigortalar duygusal ve keyfi hareket yapmaz o yüzden atiyorsa zorlamayin
kleopatra
Gercekten hayret verici bir insan.
Kendi dilini ve dilini kelimelerine hakimiyeti normal bir statünün üstünde olmakla beraber anlatımı akicidir.
Yazdiklarini bi farklı okuyorum.
platonik şekiller
bütün kenarları eşit ve yüzeyleri düzgün çokgen olan katı cisimlere "düzgün katı cisim" denir.beş katı cisim olarak bilinen bu geometrik cisimlere, platon (eflâtûn)'un isminden esinlenerek platonik cisimler de denilmiştir. şimdiye kadar bilinen düzgün katılar 5 tanedir. bunlar: düzgün dörtyüzlü, altı yüzlü(küp), sekizyüzlü, onikiyüzlü ve yirmiyüzlü. platon'un söylediği başka bir düzgün katı yok.platon bu cisimlerin doğayı anlattığını düşünüyordu. ona göre: her yüzü bir eşkenar üçgen olan dörtyüzlü ateşi, sekizyüzlü havayı, yirmiyüzlü suyu, yüzleri kareler olan küp dünyayı ve yüzleri düzgün beşgenlerden oluşan onikiyüzlü ise, evreni simgeliyordu. platon "timaus" adlı eserinde bu düşüncesini açıklamıştı.

çokyüzlüler içinde özellikle düzgün olanları insanların ilgisini çekmiştir. bazı arkeolojik kazılarda binlerce yıl öncesine ait taştan yapılmış düzgün çokyüzlüler bulunmuştur. bunca yıl uğraşılmış olmasına karşın sadece beş tane düzgün çokyüzlü bulunabilmiştir. yeni çokyüzlüler bulma yönündeki çabalar, öklid'in "elemanlar" adlı kitabında bunun başarılamayacağını ispatlaması ile son bulmuştur. sonuç olarak düzgün geometrik cisimlerden üçgen yüzlülerden 3 tane, beşgen yüzlülerden 1 tane ve bir tane de kare yüzlü vardır.

beş katı cismin özellikleri

1. tüm yüzeyler düzgün çokgendir
2. bir köşede kaç yüz birleşiyorsa diğer köşelerde de o kadar yüz birleşmelidir
3. bütün yüzeyler aynı büyüklükte ve eşit olmalıdır.