merdumgiriz

merdumgiriz

@merdumgiriz moderatör yazar
629
entry
12
takipçi
11
takip edilen
2,143
beğeni
946
favori
19,405
puan
Efsane Yazar

Öğretmen ama atanamamış olanından. Saygısızlığa ve adaletsizliğe tahammülü yoktur. Bir de yazım yanlışlarına...

çevrimdışı
03 eylül 2019'dan beri üye
güven sözlük 1. yıl dönümü
"40 yapar!" demeye kaldı 39.
kutlu olsun! *
otuz beş yaş şiiri
cahit sıtkı tarancı tarafından kaleme alınmış şiirdir.

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder,
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerede o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim,
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nereden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
alerji
öldürmeyip süründürendir. özellikle bazı kokulara, deterjanlara karşı aşırı hassasiyet, evlerden ırak olması gereken bir durumdur.
kardeş
aynı oyuncağı, aynı yemeği, aynı dayağı * paylaştığın; beraberken didişip durduğun, ayrıyken özlemini çektiğindir.
önemli olan katılmaktı
kpss sonuçlarının açıklandığı günlerde kendimi teselli etmek için kullandığım söz.
123ayci
Yukarıdaki girilerden, aşırı saygı duyduğum mesleklerden birine sahip olduğunu öğrendiğim 2. nesil yazarımız. Hoş geldiniz.
olduğu kadar
Asla söyleyemediğim, söyleyenleri de bir türlü anlayamadığım söz. Başladığım bir iş kesinlikle plânladığım şekilde kusursuz olarak tamamlanmalı. "Amaan! Olduğu kadar." deyip kestirip atamadım, atamıyorum hiçbir zaman. Bunu yapan insanları anlayamamakla birlikte onlara gizliden hayranlık duyuyorum. Bu durum beni epey tüketiyor çünkü.
lahmacunu elle yiyen insan
Lüzumsuz kibarlıklara gelemeyen, bu işin raconunu bilen insandır. Balık da öyle yenir mesela.
Sözlük yazarlarının en büyük başarıları
Ortaokulu takdirlerle, liseyi sınıf birincilikleriyle bitirerek iyi bir puanla -iyi olarak bilinen- bir üniversite kazanmak, nihayetinde de ücretli öğretmenlik kovalayıp işsiz kalmak. Herkes başaramaz bence de.
slayt okuyarak ders anlatan akademisyen
Ülkemizde Eğitim fakültelerinde bile var olan -bile diyorum çünkü "nasıl bir öğretmen olunmalı?" Sorusuna cevap aranan, öğretmen yetiştirilen fakültedir- akademisyen tipidir. Üniversiteden soğuma sebebidir.
ahlâk bekçiliği
Son günlerde sosyal medyada sayısı iyice artan, ona buna akıl fikir dileyip kendisi için dilemeyi unutan, ölünün arkasından dahi şuursuzca konuşma cüretinde bulunan insanımsı mahlukların uzmanlık alanı.
neslican tay
Kalplerde ve hafızalarda güzel bir yer edinerek genç yaşında hayata veda eden kardeşimizdir. Sabrı, yaşama bağlılığı ve umut dolu sözleriyle hep hatırlanacak olandır. Allah rahmet eylesin, ailesine ve yakınlarına dayanma gücü versin.
yansıtma
kişinin kendisinde var olan duyguyu, düşünceyi veya ortaya koyduğu bir davranışı karşı tarafa aitmiş gibi görmesi durumudur. freud'a göre dedikodu yapmanın arkasında da bu mekanizma vardır. birisi için "rüşvetle zengin oldu, şöyle ahlâksız, böyle rezil..." diyen bir kişinin aslında kendisi aynı durumdadır veya eleştirdiği kişinin yerinde olmak isteyip olamadığı için arkasından konuşup kötüleme yolunu tercih etmektedir.
duygusal izolasyon
kişinin duygusal olarak çok etkilendiği bir durum karşısında hiç etkilenmemiş gibi davranması, kendini tüm duygulardan soyutlamasıdır.

özellikle şiddetli geçimsizliğin olduğu evlerde yaşayan çocuklarda sık karşılaşılan bir savunma mekanizmasıdır. evde kıyamet kopar fakat çocuk hiçbir şeyden etkilenmemiş gibi davranarak oyun oynamaya, normal yaşantısına devam eder. çok sevdiği birinin cenazesine katılan bir kişi hiç üzgün değilmiş gibi güçlü görünebilir. bu da duygusal izolasyona bir örnektir.
animizm
Psikolojide canlandırmacılık olarak bilinir. cansız olan bir şeyi canlıymış gibi düşünmektir. bir çocuğun pilli oyuncağının canlı olduğunu düşünmesi (çünkü çocuğa göre hareket eden her şey canlıdır), yere düştüğünde yeri tekmelemesi (yer canlıdır çünkü onun canını acıtmaya çalışmıştır), oyuncak bebeğini beslemeye çalışması (insan görünümünde olduğu için) buna örnek gösterilebilecek durumlardandır.
ibb şehir tiyatroları'nda uygulanan ideolojik yasak
"her kesimden insanı kucaklamak istiyorum." gibi palavralarla şehrin yönetimini ele geçiren zihniyetin, "israf" gerekçesiyle Mustafa Kutlu, Necip Fazıl Kısakürek ve İskender Pala gibi yazarlarımızın oyunlarını 2019-2020 sezonu repertuvarından çıkarması olayıdır.

Necip Fâzıl'ı, Sabahattin Ali'yi, Nazım Hikmet'i, Yaşar Kemal'i, Mehmet Âkif'i, Tevfik Fikret'i ayrım yapmadan, şucu bucu demeden, her birini ayrı bir değer olarak görüp okuyan biri olarak esefle kınıyorum bu kararı. ayrıca kendini "özgürlükçü, aydın, sanatsever" gibi göstermeye çalışıp eline geçen ilk fırsatta faşistliğin, diktatörlüğün âlâsını ortaya koyan bu zihniyetin destekçisi olmadığım için kendimle gurur duyuyor, vicdanen gayet rahat hissediyorum. "her şey çok güzel olacak" diyenler düşünsün...
günlük tutmak
İlkokuldayken bir dönem öğretmenimiz günlük tutmamızı istemişti. Kuralcı, mükemmeliyetçi yapımdan olsa gerek istisnasız her sayfaya,

"Sevgili Günlük

Bugün sabah ...'da kalktım. Elimi yüzümü yıkadım. Kahvaltımı yaptım. Kahvaltıda ... yedim, ... içtim."

şeklinde sabah rutinimi kusursuzca yazarak başlıyordum ve her seferinde bunları yazmaktan yoruluyor, o güne dair önemli konuları yazamadan günü " akşam da saat ...'da yattım" şeklinde sonlandırıyordum. Günlüğümün tüm sayfaları yalnızca günlük rutinimden ibaretti anlayacağınız.

Bu da Özet çıkaramamaktan sonraki en büyük rezilliğimdi diyebiliriz. *
büyük alalım seneye de giyersin
minyon tipli, ufak tefek bir çocuksanız ve yeni yeni kıyafet seçmeye başlayarak özgürlüğün tadını keşfettiyseniz, sevmediğiniz hâlde alınan bir kıyafetten üstünüzde eriyene kadar kurtulamayışınızın sebebidir bu cümle.
asker uğurlaması
hafta sonu muhtemelen kendimi tutamayıp kardeşim için -yıllardır kedi köpek gibi birbirimizi yemiyormuşçasına- litrelerce gözyaşı dökeceğim etkinliktir. Allah tüm asker ve polislerimizin yanında olsun, ailelerine sağ salim kavuşmalarını nasip etsin, şehitlerimize ise rahmet eylesin.
kerimcan durmaz
Günlerden bugün yine Twitter'da gezinirken, isminin geçtiği bir tweete rastlayıp 98744785. Kez sinir krizi geçirmeme neden olan zât. bir de üstüne bir anlık gaflete düşüp hakkındaki "yurt dışına kaçtı" iddiaları üzerine paylaştığı videoyu izlemeseydim iyiydi ama izlemiş ve yok yere hayal kırıklığına uğramış -çok şükür bugünü de boş geçmedik-bulundum. Maalesef kaçmamış, "tağtil ve eğğğtim" için yurt dışındaymış. "Eğğğtim" dediği de şey galiba: "Türk gençliğini daha fazla ne kadar yozlaştırabiliriz?" temalı seminer.

Bu ve benzerlerini ne kadar sevmesem, ne kadar engellesem, takip etmesem de yine bir şekilde paylaşımları, kendilerine dair haberler karşıma çıkıyor, çıkmaya devam ediyor. Sevmediğim ot burnumun dibinde bitmek zorunda mı? Bunun bir çaresi yok mu? Varsa nedir? Türk toplumu boş insanları neden şişirir? Krema nasıl böyle güzel kokar? Babam böyle pasta yapmayı nerd...