merdumgiriz
@merdumgiriz moderatör
yazar
629
entry
12
takipçi
11
takip edilen
2,143
beğeni
946
favori
19,554
puan
Efsane Yazar
Öğretmen ama atanamamış olanından. Saygısızlığa ve adaletsizliğe tahammülü yoktur. Bir de yazım yanlışlarına...
gül resimli cuma mesajları
"illallah" dedirten, genelde 35-40 yaş üstü akrabalarımız tarafından gönderilen mesaj türüdür. itici bulunmalarının başlıca sebepleri arasında; samimiyetsiz, emek verilmeden oluşturulmuş hazır mesajlar olmaları ve galerimizin büyük bir bölümünü işgal etmeleri gösterilebilir.
özel eğitim öğretmeni
Saygıyı en çok hak eden meslek grubundan olmasına rağmen ülkemizde ihmâl edilen hatta bununla da kalınmayıp "sertifika" saçmalığı ile [ebkz]70306[/ebkz] hakkı yenilen kişidir.
sertifika
Türkiye'de lisans öğrenimini değersiz kılan belge. Şöyle ki:
(Branşınızda ücretli öğretmenlik için başvurmuşsunuzdur.)
- maalesef açık yok ama dilerseniz x günlük bir eğitimin ardından sertifika elde edip özel eğitim öğretmenliği yapabilirsiniz.
Pazarlama departmanı mı millî eğitim müdürlüğü mü belli değil.
(Branşınızda ücretli öğretmenlik için başvurmuşsunuzdur.)
- maalesef açık yok ama dilerseniz x günlük bir eğitimin ardından sertifika elde edip özel eğitim öğretmenliği yapabilirsiniz.
Pazarlama departmanı mı millî eğitim müdürlüğü mü belli değil.
yılmaz özdil'in "mustafa kemal" adlı kitabının arapça baskısı
Haberine rastladığımda gece gece kahkaha atmama sebep olan kitap. Malum zihniyet, sorununun Araplarla, Arapçayla, Arap kültürüyle vs. değil, doğrudan İslâm ile olduğunu milyonuncu kez ispatlamış oldu böylece.
hayvanlar ile konuşmak
Çoğu zaman insanlarla konuşmaktan daha iyi hissettirir. Lafın kesilmez, boş yorumlara maruz kalmaz ve yargılanmazsın. Daha ne olsun ki?
filtre kahve
Zor alıştığım, sonrasında severek içmeye başladığım kahve. Uykuyla mücadelede 1 numaralı dostum.
geceyi sevmenin dezavantajları
acıkmak
Şöyle ki:
- bu saatte yemek yenmez şimdi. badem, ceviz falan yiyeyim, bastırır.
2-3 dk sonra:
- yok olmadı. biraz da yoğurt yiyeyim en iyisi.
2-3 dk sonra:
- bir de meyve mi yesem ya?
5-10 dk sonra:
- böyle olmayacak. Kalkıp bir makarna yapayım bari.
Şöyle ki:
- bu saatte yemek yenmez şimdi. badem, ceviz falan yiyeyim, bastırır.
2-3 dk sonra:
- yok olmadı. biraz da yoğurt yiyeyim en iyisi.
2-3 dk sonra:
- bir de meyve mi yesem ya?
5-10 dk sonra:
- böyle olmayacak. Kalkıp bir makarna yapayım bari.
tanrıtanımaz
inkâr ettiği tanrı'ya afet anında yalvarandır.
kadınların ayakkabı tutkusu
bir kadın olarak anlam veremediğim tutkudur. hele bir de tutku derecesinde bağlılık duyulan şey topuklu ayakkabıysa... rahatlığı, spor ayakkabıyı savunacağız.
karşı cinsle tanışma denemesi replikleri
"merhaba, yazınız çok güzel." sözü ile bulunulan girişim, gayriihtiyari kaş çatıp teşekkür edişimle sonuçsuz kalmıştı bir keresinde. nedendir bilinmez ama böyle anlarda bir dövmediğimiz kalıyor.
tıp
ilkokul ve okul öncesi öğretmenlerinin oynatmayı çok sevdikleri oyunun adıdır.
toplu film izlerken sürekli soru soran tip
film durdurularak ortamdan tekme tokat uzaklaştırılması gereken şahsiyettir.
okuduğunu anlama özürlüsü insanlar
genellikle kitap okuma alışkanlığı olmayan, kelime hazinesi gelişmemiş bireylerdir.
türk dil bayramı
12 Temmuz 1932'de kurulan Türk Dil Kurumu'nun “Türkçe Kurultayı” adı verilen ilk genel kurulu, 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı'nda toplanmıştır. Kurulda alınan karar sonucunda "26 Eylül" tarihi, ülkemiz genelinde "Türk Dil Bayramı" olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Türk dili açısından bir diğer önemli tarih ise 13 Mayıs 1277'dir. Karamanoğlu Mehmet Bey'in 742 yıl önce verdiği fermanla Türkçe, resmî dil olarak kabul edilmiştir. "Şimden gerü hiç gimesne divânda ve dergâhda ve bergâhda ve dahı her yerde Türkî dilinden özge söz söylemeye." fermanı ışığında her yıl gerçekleştirilen etkinliklerde dilimizin önemine ve korunmasına işaret edilmektedir.
"Türkçe olmadan Türk kültürü olmaz. Türk kültürü olmadan Türk kimliği bulunmaz. Kimliksizin öz güveni, özüne itibârı yoktur. Özüne itibârı olmayanın haysiyeti olur mu? Türk dediğin haysiyetsiz yaşamaz." Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Bayramımız kutlu olsun!
Türk dili açısından bir diğer önemli tarih ise 13 Mayıs 1277'dir. Karamanoğlu Mehmet Bey'in 742 yıl önce verdiği fermanla Türkçe, resmî dil olarak kabul edilmiştir. "Şimden gerü hiç gimesne divânda ve dergâhda ve bergâhda ve dahı her yerde Türkî dilinden özge söz söylemeye." fermanı ışığında her yıl gerçekleştirilen etkinliklerde dilimizin önemine ve korunmasına işaret edilmektedir.
"Türkçe olmadan Türk kültürü olmaz. Türk kültürü olmadan Türk kimliği bulunmaz. Kimliksizin öz güveni, özüne itibârı yoktur. Özüne itibârı olmayanın haysiyeti olur mu? Türk dediğin haysiyetsiz yaşamaz." Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Bayramımız kutlu olsun!

en iyi oyun müziği
belki komik gelecek ama budur. budur yani. * her yeni seviyede farklı bir müzik açılırdı. "bir sonraki müzik ne olacak acaba?" diye diye merakımdan delisi olmuştum oyunun. bayağı bayağı da ilerliyordum. bir de o zamanlar kardeşle, kuzenlerle birlikte sıraya girerek oynardık atariyi. yenilince oynama hakkı bir sonraki kişiye geçerdi. beklemekten sıkılmaya başladıkları için bir süre sonra aralarında ortak karar alıp bu oyunu oynamaktan men etmişlerdi beni. tetristen emekliliğe ayrılıp ördek avına çıkmaya başlamıştım ben de. *
imam hatipler kapatılsın
(uyarı: bu biraz kıyaslayış, biraz iç döküş, biraz reddediş, biraz da hak veriş girisidir. gerçeklerden ve uzun cümlelerden hoşlanmayanların okumamaları tavsiye edilir.)
Lüzumsuz bir taleptir. Hatta bazı çevrelerce dillendirilmesinin altında art niyet vardır. Zannediliyor ki bu liselerde yalnızca kur'an, arapça, tefsir, fıkıh, siyer vs. dersleri veriliyor, diğer sosyal bilimler ve pozitif bilimler adına öğretim yapılmıyor. Yapıldığı düşünülse bile bu derslerden öğrencilerin kolayca geçirildiği sanılıyor. Lise öğreniminin ilk 2 yılını anadolu imam hatip lisesinde geçirmiş biri olarak bu iddialara gülüp geçiyor, böyle boşboğazlık yapanları araştırıp da konuşmaya davet ediyorum.
Bu ülkede kapatılacak bir lise varsa o lisenin öncelikle, isimlerinin başlarına “Anadolu” etiketini alan düz liseler olduğunu düşünüyorum. Niçin böyle düşündüğüm sorulacak olursa da lise öğrenimimin son 2 yılını düz lisede geçirmemi ve gayet vasat bir öğretime sahip olduklarına şahit oluşumu gerekçe gösterebilirim.
Haftada 9 saat İngilizce, 4 saat arapça, diğer liselerde görülen standart dersler, bir de üstüne dinî içerikli meslek dersleri… sınav haftaları nefes almaya vakit yok. imam hatipte durum bu. Orada ingilizcede her dönem yeni bir seviye atlarken, düz liseye gelişimin ilk yılının (yani lise 3'ün) ilk dersinde -maalesef sıfır şaka- kendimi “am, is, are “ doldururken buldum. İmam hatipte Matematikte ikinci dereceden fonksiyonları görürken, düz lisede 2 yıl boyunca rasyonel sayı sorusu çözdüm. Tabii matematikteki kıyasım birinin eşit ağırlık, diğerinin sözel sınıf olması durumundan dolayı pek adil olmaz. Ancak 2 yıl boyunca rasyonel sayılardan öteye geçememek de bir tuhaftı. Diğer bir tuhaflık da imam hatipteyken kendi sınıfımdaki başarı sıralamasında ilk 20 kişi içerisine dahi zor girebilirken, düz lisede okuduğum her dönemin sonunda okul çapında sınıf birincisi oluşumdu.
Dürüstçe “hangisinden daha dolu mezun olunur?”u tartışacak olursak cevap %100 imam hatip lisesidir. “Artıları var da eksileri yok mu?”, “madem o kadar iyiydi, sen neden geçiş yaptın?” gibi sorulara gelecek olursak, eksileri tabii ki var. Ders sayısının fazla olması, ders başarısını düşüren bir etkendi. Öyle ki 1 günde 3 sınava girdiğimi hatırlarım. Ayrıca bölüm seçimleri özgürce yapılamıyordu. Sözel sınıf açmaya çok sıcak bakılmazdı ki ayrılma sebebim de buydu. genellikle sayısal ve eşit ağırlık sınıfları açılırdı ve bu nedenle lisenin ikinci yılını eşit ağırlık okuyarak geçirmek zorunda kalmıştım.
İnsanlarımızın imam hatip liselerine karşı acayip bir bakış açısı var. Aslında bu yüzden bu kadar uzattım konuyu. Ön yargıları yıkabilmek adına. Fakat bu kötü bakış açısının da son zamanlarda bu okulların mezunlarına tanınan ayrıcalıklardan kaynaklandığını düşünüyorum ve insanlarımıza hak da veriyorum. Sadede gelecek olursak “imam hatipler kapatılsın”a yokum. ancak “imam hatiplilere tanınan pozitif ayrıcalık durdurulsun” derseniz sonuna kadar varım.
Lüzumsuz bir taleptir. Hatta bazı çevrelerce dillendirilmesinin altında art niyet vardır. Zannediliyor ki bu liselerde yalnızca kur'an, arapça, tefsir, fıkıh, siyer vs. dersleri veriliyor, diğer sosyal bilimler ve pozitif bilimler adına öğretim yapılmıyor. Yapıldığı düşünülse bile bu derslerden öğrencilerin kolayca geçirildiği sanılıyor. Lise öğreniminin ilk 2 yılını anadolu imam hatip lisesinde geçirmiş biri olarak bu iddialara gülüp geçiyor, böyle boşboğazlık yapanları araştırıp da konuşmaya davet ediyorum.
Bu ülkede kapatılacak bir lise varsa o lisenin öncelikle, isimlerinin başlarına “Anadolu” etiketini alan düz liseler olduğunu düşünüyorum. Niçin böyle düşündüğüm sorulacak olursa da lise öğrenimimin son 2 yılını düz lisede geçirmemi ve gayet vasat bir öğretime sahip olduklarına şahit oluşumu gerekçe gösterebilirim.
Haftada 9 saat İngilizce, 4 saat arapça, diğer liselerde görülen standart dersler, bir de üstüne dinî içerikli meslek dersleri… sınav haftaları nefes almaya vakit yok. imam hatipte durum bu. Orada ingilizcede her dönem yeni bir seviye atlarken, düz liseye gelişimin ilk yılının (yani lise 3'ün) ilk dersinde -maalesef sıfır şaka- kendimi “am, is, are “ doldururken buldum. İmam hatipte Matematikte ikinci dereceden fonksiyonları görürken, düz lisede 2 yıl boyunca rasyonel sayı sorusu çözdüm. Tabii matematikteki kıyasım birinin eşit ağırlık, diğerinin sözel sınıf olması durumundan dolayı pek adil olmaz. Ancak 2 yıl boyunca rasyonel sayılardan öteye geçememek de bir tuhaftı. Diğer bir tuhaflık da imam hatipteyken kendi sınıfımdaki başarı sıralamasında ilk 20 kişi içerisine dahi zor girebilirken, düz lisede okuduğum her dönemin sonunda okul çapında sınıf birincisi oluşumdu.
Dürüstçe “hangisinden daha dolu mezun olunur?”u tartışacak olursak cevap %100 imam hatip lisesidir. “Artıları var da eksileri yok mu?”, “madem o kadar iyiydi, sen neden geçiş yaptın?” gibi sorulara gelecek olursak, eksileri tabii ki var. Ders sayısının fazla olması, ders başarısını düşüren bir etkendi. Öyle ki 1 günde 3 sınava girdiğimi hatırlarım. Ayrıca bölüm seçimleri özgürce yapılamıyordu. Sözel sınıf açmaya çok sıcak bakılmazdı ki ayrılma sebebim de buydu. genellikle sayısal ve eşit ağırlık sınıfları açılırdı ve bu nedenle lisenin ikinci yılını eşit ağırlık okuyarak geçirmek zorunda kalmıştım.
İnsanlarımızın imam hatip liselerine karşı acayip bir bakış açısı var. Aslında bu yüzden bu kadar uzattım konuyu. Ön yargıları yıkabilmek adına. Fakat bu kötü bakış açısının da son zamanlarda bu okulların mezunlarına tanınan ayrıcalıklardan kaynaklandığını düşünüyorum ve insanlarımıza hak da veriyorum. Sadede gelecek olursak “imam hatipler kapatılsın”a yokum. ancak “imam hatiplilere tanınan pozitif ayrıcalık durdurulsun” derseniz sonuna kadar varım.
tırabzan
trabzonluların ilk görüşte "trabzon" diye okudukları kelime.
ihtiyarlamak
insanların doğum yıl dönümlerinde farkında olmadan hunharca kutladıkları şey. kutlanan "doğum günü" müdür yoksa ölüme biraz daha yaklaşıyor olmak mı? yaşın ilerliyor olması, günlerce bitmeyen eğlenceler düzenleyip har vurup harman savurmayı mı gerektirir yoksa kendine çekidüzen verip sona biraz daha yaklaştığının bilincinde olmayı mı?
mucize doktor
"bu sezon yeni diziye falan başlamayacağım." deyip kendime bir söz vermiştim -bayılırım kendime tutamayacağım sözler vermeye- fakat bir arkadaşımın izlemem için sürekli darlaması üzerine ilk bölümünü izlemiş bulundum. normalde hiç dizi, film sahnelerine hüngür hüngür ağlayacak kadar duygulanmam. ama bunu izlerken, serenay sarıkaya'nın malum dizideki * malum ağlama sahnesine taş çıkartacak cinste performans ortaya koyuyorum. dizinin senaristlerinden selpak desteği talep ediyorum.
