bu hayatın boş olduğunu düşünüyorsan, bu senin boş yaşadığının göstergesidir. hiç öyle altında büyük derinlikler,edebi ve gizemli şeyler aramana gerek yok ! bu hayatı anlamlı kılacak olan da yine senin hayatına yansıttıklarına ilgilidir.
''ölümden sonra yaşamın olması yada olmaması sen yaşarken senin sorun değil. sen anı yaşa tadını çıkar ve hayatına anlam katacak değerler oluştur
mesela ( sev, sevil, çocuk yap, üret ) yok,daha manevi bir şeyler arıyorsan o zaman inan ve ona göre yaşa yaşamına bir anlam kat.
baktın hiç birisi olmuyor,o zaman buraya yaz. hep yaz ,yaz,yaz anlat içindekileri paylaş insanlarla. okuyup okumadıklarına bakmaksızın sen anlat dışa vur bak nasıl hafifleyeceksin
Burada dikkat edilmesi gereken tek değer, senin verdiğin değer ( yani demem o ki kendine de hayata da bu kadar anlam yükleme ! akışına bırak olduğu gibi yaşa her şeyde bir anlam arama. yani öyle çokta şey etme. )
Bonus :
kisiselbakim
@kisiselbakim yazar
282
entry
19
takipçi
7
takip edilen
922
beğeni
513
favori
9,282
puan
Uzman Yazar
araç park ederken beliren gel gelci abi
kendisini ve etrafını seven, yardımdan haz duyan iyi kalpli ancak bi o kadar da burnunu her şeye sokmaktan kaçınmayan ,mahalle dedikodusunu seven her mahallenin sevilen ama sır tutamayan abileridir.
kadir mısıroğlu
şu adamın mantıklı bir eseri olduğunu söylemek akıl tutulmasıdır. yaptığı yayınlar ile nice büyük tarih karakterini acımazsızca ve boş iddialar ile yerden yere vuran ahlaksız bir tarihçi müsvettesi ve Osmanlı artığı.
Tüm din tacirleri gibi bununda en büyük özelliği hırsızlık ! ( okumak isterseniz )
[url] https://odatv.com/bir-gericinin-portresi-3108171200.html[/url]
''HAC PARALARI KAYBOLDU
Kadir Mısıroğlu için din sadece Atatürk'e ve Cumhuriyet'e saldırmak için bir kalkan değildi. Yazarlığının yanında bir de ticaret hayatı vardı Mısıroğlu'nun. 2014 yılında Ortadoğu gazetesi yazarı Yücel Bulut, Mısıroğlu ile ilgili çok konuşulan bir yazı kaleme aldı. Yazar Bulut, 1963 senesinde dönemin tanınmış ilahiyatçılarından olan ve Türkiye'nin ilk Hac ve Umre Organizasyon şirketinin kurucularından Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu'nun Kadir Mısıroğlu'na güvendiğini, yanlarına İhsan Toksarı'yı da alarak “Ortaşark” isimli Hac ve Umre Organizasyon Şirketi'ni kurduklarını yazdı. Bulut'un yazısının asıl önemli kısmı ise şuydu:
“Mehmet Müftüoğlu çok iyi düzeyde Arapça bilmesi nedeniyle Türkiye'den Hacca giden kafilelerin başında yer alır. Müftüoğlu, Hacılarla birlikte Suudi Arabistan'a giderken; şirketin Türkiye'deki işlerini de Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı'ya bırakır...
1960'ların Türkiye'sinde oldukça uzun süren bir Hac seyahatine çıkan Mehmet Müftüoğlu bu defa geri döndüğünde her şeyin buhar olup gittiğini fark eder.. Dünyası yıkılmıştır. Her şeyini emanet ettiği Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı toplanan Hac paralarını adeta buharlaştırmıştır. Bir türlü hesabı tutturamazlar. Rivayet göre İhsan Toksarı hacıların parasıyla Bebek'te apartman yaptırmış, Kadir Mısıroğlu da paraların bir kısmını buharlaştırmıştır.
Olay Adliyelik olur. Bütün birikimini bir anda kaybeden İlahiyat Profesörü Mehmet Müftüoğlu derhal mahkemeye koşar. Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı aleyhine alacak davası açar. Açar ve kazanır da! Ama parasını tahsil etmesi mümkün olmaz. Ahını bırakıp geride, Rahmet-i Rahman'a intikal eder.”
Tüm din tacirleri gibi bununda en büyük özelliği hırsızlık ! ( okumak isterseniz )
[url] https://odatv.com/bir-gericinin-portresi-3108171200.html[/url]
''HAC PARALARI KAYBOLDU
Kadir Mısıroğlu için din sadece Atatürk'e ve Cumhuriyet'e saldırmak için bir kalkan değildi. Yazarlığının yanında bir de ticaret hayatı vardı Mısıroğlu'nun. 2014 yılında Ortadoğu gazetesi yazarı Yücel Bulut, Mısıroğlu ile ilgili çok konuşulan bir yazı kaleme aldı. Yazar Bulut, 1963 senesinde dönemin tanınmış ilahiyatçılarından olan ve Türkiye'nin ilk Hac ve Umre Organizasyon şirketinin kurucularından Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu'nun Kadir Mısıroğlu'na güvendiğini, yanlarına İhsan Toksarı'yı da alarak “Ortaşark” isimli Hac ve Umre Organizasyon Şirketi'ni kurduklarını yazdı. Bulut'un yazısının asıl önemli kısmı ise şuydu:
“Mehmet Müftüoğlu çok iyi düzeyde Arapça bilmesi nedeniyle Türkiye'den Hacca giden kafilelerin başında yer alır. Müftüoğlu, Hacılarla birlikte Suudi Arabistan'a giderken; şirketin Türkiye'deki işlerini de Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı'ya bırakır...
1960'ların Türkiye'sinde oldukça uzun süren bir Hac seyahatine çıkan Mehmet Müftüoğlu bu defa geri döndüğünde her şeyin buhar olup gittiğini fark eder.. Dünyası yıkılmıştır. Her şeyini emanet ettiği Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı toplanan Hac paralarını adeta buharlaştırmıştır. Bir türlü hesabı tutturamazlar. Rivayet göre İhsan Toksarı hacıların parasıyla Bebek'te apartman yaptırmış, Kadir Mısıroğlu da paraların bir kısmını buharlaştırmıştır.
Olay Adliyelik olur. Bütün birikimini bir anda kaybeden İlahiyat Profesörü Mehmet Müftüoğlu derhal mahkemeye koşar. Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı aleyhine alacak davası açar. Açar ve kazanır da! Ama parasını tahsil etmesi mümkün olmaz. Ahını bırakıp geride, Rahmet-i Rahman'a intikal eder.”
seksapel
Edirne'nin altında kalan tüm coğrafya da seks(ape) denilince akla gelen tek kavram insanın bedenidir.
Ancak dünyanın bu kadar basit bir işleyişli yok. yazarında dediği gibi seks(ape) sadece beden ile ilgili olmayan ve hatta artırıyorum % 51'ini aklın oluşturduğu bir kavram. sapyoseksüel kavramının bu topraklara gelmesine yüzlerce ,belkide binlerce yıl var. ama az aklı evvel isen aklın seks(ape) sini keşfet !!!
'' bedene yahut zekaya değil akla karşı tutkulu ol ''
Ancak dünyanın bu kadar basit bir işleyişli yok. yazarında dediği gibi seks(ape) sadece beden ile ilgili olmayan ve hatta artırıyorum % 51'ini aklın oluşturduğu bir kavram. sapyoseksüel kavramının bu topraklara gelmesine yüzlerce ,belkide binlerce yıl var. ama az aklı evvel isen aklın seks(ape) sini keşfet !!!
'' bedene yahut zekaya değil akla karşı tutkulu ol ''
hayatta kendimize örnek aldığımız kişiler
''yaşım daha evvel iken'' :)
demem o ki hayata daha masum baktığım yıllarda kendime örnek alacağım idolüm olabilecek tüm insanları bugün başka kalıplarda görünce ,öyle bir insan olabileceğine dair umutlarım bitti.
Herkes bi tarafın taraftarı olmuş ! tarih olmamak için ?
bu ülkenin ana günde mi Din,Para,Siyaset olduğu sürece birlerinin birilerine örnek olması çok zor.
demem o ki hayata daha masum baktığım yıllarda kendime örnek alacağım idolüm olabilecek tüm insanları bugün başka kalıplarda görünce ,öyle bir insan olabileceğine dair umutlarım bitti.
Herkes bi tarafın taraftarı olmuş ! tarih olmamak için ?
bu ülkenin ana günde mi Din,Para,Siyaset olduğu sürece birlerinin birilerine örnek olması çok zor.
türkiye'de en çok ihtiyaç duyulan dua veya iyi dilek
Akıl bu torakları terk edeli 16 sene oldu.
israil filistin gerilimi
''bilmiyorum'' entery ve nick uyumu.
bilgi sahibi olman için bir yazı paylaştım. umarım okur ve kulaktan duyma boş beleş bilgilerle yorum yapmazsın.
bilgi sahibi olman için bir yazı paylaştım. umarım okur ve kulaktan duyma boş beleş bilgilerle yorum yapmazsın.
israil filistin gerilimi
binlerce yıldır üzerinde savaşın hiç bitmediği lanetlenmiş mi,kutsanmış mı ne olduğu belli olmayan topraklar. Burada var olan savaşı anlamak için sadece 50 yıla kadar geriye bakmak ve buna göre şu haklı,bu haksız demek yanlış olur !
(Ancak, şuan o topraklarda insanlık adına bir suç işleniyor.sistemli olarak İsrail soykırım yapıp,yeni yerleşim yerleri inşa ederek Filistin halkının sonunu getirmeye çalışıyor. masum çocuklar acımadan katlediliyor.)
-adına medeni dediğimiz Avrupa'nın ve Amerika'nın ise bu konuda sesi çıkmıyor ??? Din kardeşi diye sığındıkları Arap dünyası ise sadece izlemek ve çok cılız kınamaları ile yetiniyor.
İşte size yeni dünya düzeni ! işte size Mehmet Akif'in anlattığı tek dişi kalmış canavar.
Filistin'de,Yemen'de,Suriye'de,Doğu Türkistan'da,Arakan'da,çocuklar,yaşlılar ve kadınlar acımasızca katlediliyor ve Dünya sadece izlemekle yetiniyor. Peki Dünya'nın Jandarması olan ülkeler niçin buralara ''Demokrasi'' götürmüyor'da ,İran'ı bir tehdit olarak görüp ''Irak gibi'' buraya da demokrasi götürmeye çalışıyor ?
Elbet selehaddin eyyübi gibi bir komutan bu topraklarda yeniden doğacak ve bu yaşananlara bir karşılık verecektir.
Edit: şu toprak satma işini de bilip bilmeden herkes diline dolamış !
''o toprak satma işi senin söylediğin kadar basit mesele değildir. 2. dünya savaşı sonrasında İngiliz mandası haline gelen ( orada ki Osmanlıya karşı olan ihanette haklıdır haksızdır. bakılan her açıdan sebepleri tartışılır )Filistinlilerin elinden zorla alınıp İsrail'e peşkeş çekilen topraklar yaşanan bu katliamın gerekçesi olmaz. lütfen tarihi az oku araştır ve ona göre yorum yap. Kulaktan duyma bilgilerle ölen çocukların kanına birde sen girme''
Filistinliler israile toprak sattı mı?
MS 70 yılında yahudi isyanı Romalı General Titus tarafından bastırılır ve yahudilerin üçüncü büyük sürgünü başlar.Yahudiler dünyanın her tarafına dağılırlar.Hz Ömer 638 de Kudüs'ü fetheder.Haçlı seferleri sırasında bir süre haçlı egemenliğine geçen Filistin Selahiddin Eyyubi tarafından yeniden ele geçirilir.Selahaddin Eyyubi yahudileri Filistin'e davet ederse de Yahudilerin büyük çoğunluğu Filistin'e geri dönmez.
1837 Yılında yapılan bir sayıma göre Filistin'de 9000 yahudi yaşamaktadır hepsi de topraksızdır.(1) 1840 yılında Britanya İmparatorluğu Küdüs'te bir elçilik kurduğunda İngiliz Lord Palmerston "Britanya İmparatorluğunun yüksek çıkarlarını korumak üzere" burada bir Avrupalı Yahudi yerleşim kolonisi kurma fikrini ortaya attı.(2) Filistin de kurulacak müslüman olmayan bir devlet ingiliz emperyalizminin ortadoğuda ileri karakolu olacak hem de Avrupa'daki yahudi nüfus azaltılmış olacaktı..Zaten tevrata göre Nil nehri ile Fırat nehri arasındaki topraklar tanrının(yahova)israil oğullarına vadettiği topraklardı..Yahudiler ikibin yıldır dini törenlerinden sonra 'gelecek baharda Kudüs'te buluşacağız' diye sayıklıyorlardı.Avrupa ve Amerika basınında kampanyalar düzenlendi :"vatansız halka, halksız vatan". Yahudiler vatansızdılar ve Filistin halksız bir vatandı..Filistin siyonistlere verilmeliydi.Halbuki Osmanlı Devletinin elindeki bu topraklarda araplar ve türkler yaşamaktaydı.1800'lü yılların başlarında Filistin'de bini aşkın köy vardı.
Kudüs, Hayfa,Gazze,Yafa, Nablus, Akre, Eriha, Ramle, Hebron ve Nasıra gelişmekte olan kentlerdi. Arazi baştan başa sulama kanalları ile örtülüydü.
Filistin'de yetişen turunçgil, zeytin ve hububatın ünü dünyayı sarmıştı.(3)
Filistin'de Yahudilerin oturduğu ilk yerleşim yeri 1860 ta kuruldu.Filistine Yahudi göçü Rus çarı II.Aleksendr'in öldürülmesi ile hızlandı.Ruslar çarlarının öldürülmesinden Yahudileri sorumlu tuttular.Rusya'da zaten güçlü olan Yahudi düşmanlığı suikasten sonra iyice arttı.Rusya'da Yahudiler kendilerine ait mahallelerde oturuyorlardı.Ruslarla karışmıyorlardı.Yahudi mahallelerine karşı 'pogrom' denilen baskın ve öldürmelerin artması yahudilerin Amerika,Avrupa ve az bir kısmının Filistin'e göçünü başlattı. Rusya'da o tarihlerde 3 milyon yahudi vardı.Çara suikast sonrası başlayan göçün ilk duraklarından biri İstanbul oldu.Abdülhamit Anadolu ve Filistin'e yerleşme isteklerini kabul etmedi.Yardım ederek göçü Amerikaya yönlendirdi.1881 ve 1891 yılları arasında 134.000 yahudi Amerika'ya 5000 yahudi de Filistin'e göç etti.1890 da Rusya ve diğer bölgelerden gelenlerle beraber Yahudi nüfüs 42.000 e ulaştı.Zor şartlar altında hayatlarını devam ettirmeye alışmış Rus yahudileri Filistin'deki şartlara kolay uyum sağladılar.Yahudi yerleşimlerinin sürekliliğini sağlayan militan ana gövdeyi oluşturdular.1882de ikinci yerleşim bölgelerini kuran yahudiler 30.000 dönüm toprak
satınaldılar.(4)
Osmanlı devletinde Yahudilerin toprak satın alması yasaktı.Ticaret,tefecilik,bankerlik,kuyumculuk ve gümrüklerle ilgili işler yapabiliyorlardı.1882 yılında, Osmanlı Devleti hacılar hariç tüm Yahudilerin Filistin'e girişini yasakladı. Fakat bu önlem Yahudi göçünü durdurmak için yeterli değildi. Kendilerini hacı gibi gösterip giriş yaptıktan sonra kolonileştirme faaliyetlerine devam ettiler ve geri dönüş yapmadılar. 1884 yılına gelindiğinde Dâhiliye Nazırı yeni bir yasa çıkardı. Yasaya göre, hacılar da dâhil olmak üzere vizelerini yetkili Osmanlı şubelerine onaylatmayan Yahudiler, Filistin'e kabul edilmeyecekti. Fakat bu önlem de soruna tam bir çare olmadı. Yahudiler sahte pasaport kullanmak suretiyle bu engeli de aşmayı başardılar.1887 yılına geldiğimizde Osmanlı Devleti daha ciddi önlemler alma yoluna gitti. Yeni kanunlara göre, Yahudiler Filistin'de sadece bir ay kalabileceklerdi ve Filistin'e girerken depozit olarak büyük bir meblağ ödemek zorundaydılar. Ödemiş oldukları depozit ise Filistin'den çıkarken kendilerine iade edilecekti. Fakat bu önlemlerle de istenen sonuç elde edilemedi. Yahudiler Almanya, Avusturya-Macaristan ve İngiltere gibi ülkelere başvurarak bu ülkelerin vatandaşları haline geliyorlardı. Daha sonra ise Osmanlı Devleti Yahudilerle değil de yabancı ülkelerin vatandaşlarıyla uğraşmak zorunda kalıyordu.Bütün bu yasak ve tedbirleri yahudiler azimle deldiler.Kudüs mutasarrıflarını,kaymakamları,tapu
müdürlerini satın aldılar.
Yahudiler satın aldıkları toprakları kendi adamları olan yerli halktan kimselerin üzerine tapu çıkararak alıyorlardı.Tıpkı bugün GAP ta ve diğer bölgelerde yaptıkları gibi.Yahudi göçmenlerin bazı engellere rağmen kolayca toprak satın almaları yahudi milyarderleri ve yahudi dünyasında ilgiyle karşılandı.Yahudi zenginler daha fazla toprak satın alınması için paralar göndermeye başladılar.Fiyatlar yükseldi.Yüksek fiyatları gören arap toprak sahipleri ve şeyhleri hızla toprak satmaya başladılar.Arap toprak sahipler aldıkları parayı yahudilerin açtıkları bar,pavyon gibi eglence yerlerinde yahudi kızları ile yediler.Yahudilerin parası böylece yeniden yahudiye dönüyordu.
Siyonist hareket yahudi sayısının ve toprağının artması ile güçlenmeye başladı.Siyonistler bölgede bir Yahudi devleti kurma planlarında Osmanlı İmparatorluğu, Britanya, İmparatorluk Almanyası gibi tüm egemen güçlerle ilişki kurdu ve destek aramaya başladı. 1896 yılında Filistin'i Siyonist harekete bağışlaması yolunda Osmanlı İmparatorluğunu ikna etmeye yönelik bir plan ortaya atıldı. 1854 te Osmanlı Devleti Kırım Harbine girerken ilk dış borcunu alıyordu.Otuz sene içinde Osmanlı Maliyesi borç ve faiz ödemelerine dayanamayarak aynen bugünkü gibi iflas etti .Duyun-Umumiye'yi yani bir çeşit bugünkü İMF yi kabul ederek maliyesini,iktisadi idaresini Avrupalılara teslim etmişti.Teodor Herzel 1896 yılında Osmanlı İstihbaratının Avrupadaki ajanlarından Newlinski ile İstanbula gelerek II.Abdülhamit'le görüştü.Yirmi milyon altın karşılığında Filstin'e yahudi göçünün serbest bırakılmasını yani Filistin'i satınalmak istedi.Abdülhamit şiddetle Teodor Herzl'in teklifini reddetti.
Newlinskiy'e Herzl'e iletmesi için şu cevabı verdi:
'Eğer Bay Herzl senin benim arkadaşım olduğu gibi arkadaşın ise, ona söyle bu meselede ikinci bir adım atmasın.Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir.Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz.Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne'de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanlarında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana ait değildir,Türk milletinindir.Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım, Museviler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar, Filistin'i hiç karşılıksız ele geçirebilirler.Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilr. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.'(5)
Herzl zeki,idealist ve romantikti.İlk başlarda yahudi zenginler onu ciddiye almadı.O Lord Rochildi kurulacak İsrailin Başkanı,Baron de Hirch i ise başbakan yardımcısı olarak görüyordu.Rochild onunla görüşmyi reddetti.Osmanlı demiryolları müteahhidi ve finansörü Hirsch ise onu basit bir teorici,maceraperest olarak gördü.Rochild Hezl'i ancak 1902 de görüşmek üzere kabul edecektir. Buna rağmen Teodor Herzl mücadeleyi bırakmadı.
Osmanlının mali kriz içinde olmasını fırsat bilerek Filistin karşılığında mali yönden yardım etmeyi düşündü.Avrupa para piyasasasını elde tutan yahudi bankerlere ve en başta Rochild lere güveniyordu.'Yahudi Devleti' isimli kitabında şunu yazdı : 'Eğer Sayın Majesteleri bize Filistin'i verirse, biz de karşılık olarak Türkiye maliyesini düzeltiriz' Herzl daha sonra hem İngiltere'ye hem Osmanlı'ya çalışan çift yönlü ajan macar yahudisi Arminius Vambery'e beşbin altın vererek Sultan Abdülhamit'le bir kere daha görüşebildi. 19 Mayıs 1901 de yapılan bu görüşmede Herzl Türkiye ekonomisini Batının vesayetinden kurtarabileceklerini söyledi. Abdülhamit ondan Osmanlı borçlarının ödenmesi için bir plan hazırlamasını istedi. Herzl bu planı hazırladı ve mektupla Abdülhamit'e bildirdi. Tek şart Yahudilere Filistin'e yerleşme ve özerk idare hakkının tanınmasıydı. Abdülhamit planı reddetti (5)
Weizmann, Siyonist liderlerin aynı zamanda Osmanlı ve Alman İmparatorluklarından koparmaya çalıştıklarını, İngilizlerden koparmayı başarmıştı. 2 Kasım 1917'de ilan edilen Balfour Deklarasyonunda "Majestelerinin hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için bir vatan kurulmasına sıcak bakmakta ve bu amaca ulaşılmasını kolaylaştırmak için her türlü çabayı göstereceklerini belirtmektedir."(6) Bu deklarasyonun yayınlanmasından kısa süre önce İngiltere güvencesi altında "kendi kaderlerini tayin" vaadine karşılık İngilizlerin kumandasında Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşmayı kabul eden Arap liderlerini de yanına katan Britanya, Osmanlı'nın Ortadoğu'daki topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi. 11 Aralık 1917 de de üç dinin kutsal şehri Kudüs düştü.
Bu dönemlerde Siyonist hareket ile Güney Afrika'daki sömürgeciler arasında da gelişkin bir ilişki vardı. Güney Afrika'da büyük bölümü Litvanya'dan gelen geniş bir Yahudi topluluğu vardı. Siyonist liderler siyasi ve mali destek sağlamak için sık sık Güney Afrika'ya gidiyorlardı.Siyasi Siyonizmin kurucusu olan Theodor Herzl Filistinlileri dağıtmayı başarmak için Güney Afrika'da uygulanan yöntemleri kullanmaları gerektiğini savunuyordu.1934'den önce bir grup Güney Afrikalı yatırımcı ile büyük sermaye sahibi Filistin'de toprak alımları yapacak olan Afrika-İsrail Yatırım Ortaklığını kurmuşlardı. (7)
Siyonistler toprak satın almaya devam ettiler..1918 de satın aldıkları tapusu Arapların üstündeki toprak miktarı 418.000 dönüme ulaştı..En verimli ve sulak arazileri satın alıyorlar; satışa su kaynaklarının da dahil olduğunu tapuya geçirtiyorlardı.Filistin İngilizlerin idaresine geçince Yahudilere arazi satış yasağı kaldırıldı.Toprakların tapusunu artık kendi üzerlerine alabilirlerdi.Satın aldıkları toprak miktarı 1925 te 944.000 dönüme,1927 de1.024.000 dönüme ve 1930 da1.170.000 dönüme çıktı.(8)Toprak almaya devam ettiler..1920-1936 yılları arasında İngilizler 290.000 yahudinin Filistine göçüne yardımcı oldular.1932 de Hitler'in iktdara gelmesi ile göçler hızlandı.Hitleri iktidar yolunda finanse edenlerle yahudilere toprak satın alınması ve göç için yardım edenler aynı bankerlerdi.Rotchild'ler,Rocfollerler. 1917'de Filistin'de 56.000 Yahudi, 644.000 Filistinli Arap vardı. 1922'de
83.794 Yahudi, 663.000 Arap vardı. 1931'de ise Yahudilerin sayısı 174.616, Araplarınki 750.000 idi. (9)
İngilizlerle Balfour Deklarasyonu ile yapılan ittifak Siyonistlere bölgeyi ele geçirmek için gereken zemini sağladı. Kırsal alanlarda toprakların ele geçirilmesi için büyük çaplı bir Yahudi sermayesi ayrıldı.Yahudi grupların elindeki kent ve kır alanları 1930'da 1.250.000 dönüme ulaştı. Bu tarımsal alanların yaklaşık üçte biriydi. İngiliz emperyalizmi yöredeki Filistin ekonomisinin istikrarını bozmak için gerekli yolları açtı.Manda hükümeti Yahudi sermayesine ayrıcalık tanıyarak Filistin'deki devlet imtiyazının % 90'ını onlara ayırdı. Bu Siyonistlere ekonomik altyapının (yol projeleri, Ölü Deniz'deki maden yatakları, elektrik, limanlar, vb.) denetimini ele geçirme imkanını verdi. 1935'e kadar Siyonistler Filistin'deki toplam 1212 sanayi şirketinin 872'sini ellerine geçirmişlerdi.
Siyonistlere ait sanayi ithalatı vergiden muaftı. Arap işgücü aleyhine çıkarılan ayrımcı iş yasaları sonucu Araplar arasında büyük çaplı işsizlik başgösterdi.(10)
İngiliz,Amerikan,Fransız ,Güney Amerikalı yahudi zenginler kesenin ağzını açarak toprak satın almak için özel banka ve konsorsiyumlar kurdular.Bunlardan Siyonist toprak stratejisine en yüksek mâlî destek 1919-1939 yılları arasında ABD'den geldi. Siyonist mâlî kurumlar şebekesinin öncülüğünde Anglo- Palestine Bank oluşturuldu. Siyonist örgüt, 1920'lerde bir emlak bankası, bir çok mahallî halk ve kredi bankaları kurdu.
Filistin banka sistemine açıkça Siyonistler hâkim oldular. Siyonist örgüt bir çok bankaya özel görevler verdi. Joint Distribution Committe'nin bankası esnaf ve zanaatkâra krediler açıyor, Central Bank of Cooperative Institutions (Kooperatif Kurumlar Merkez Ban-kası) Siyonist sendika sistemini teşvik ederken, Palestine Mortgage and Credit Bank (Filistin İpotek ve Kredi Bankası) orta sınıftan Yahudiler için konut ve yerleşme yerleri yapımının finansmanını sağlıyordu. Kapitalist göçmenlerin 1933 yılından itibaren bölgeye akın etmesi, banka ve finans sistemini muazzam fonlarla
besledi.1919-1929 yılları arasında en az 200 milyon dolar bölgeye akarken 1933-1939 yıllarında bu rakam, 315 milyon dolar gibi muazzam bir meblağa ulaşıyordu.(11)
1936-1939 arası Filistinliler büyük bir başkaldırı ve isyan çıkardılarsa geç kalmışlardı.Güçlenen yahudi toplumu ve organizasyonları ve İngiliz desteği ile yenildiler.Bundan sonra yahudi toplumuna silah akmaya başladı.Filistin köylerine karşı saldırı,baskın ve katliamlarla geri kalan toprağı da ele geçirdiler ve mazlum desteksiz Filistinlileri kendi topraklarından sürdüler..
Günümüze gelirsek 1960-1995 in ulu hakan abdülhamitçi çizgiden gelen sözde Abdülhamitçi-islamcı kadroları siyonist Oferler'e Karaköy-galataport'u;Telekom'u,Tüpraş'ı,Telsim'i Rochild'in torunlarına satarken acaba bir hafıza silinmesine mi uğradılar yoksa geçmişte Abdülhamitçi geçinirken maskeli birer Herzl'in ve Lord Edmond Rochild'in adamları mıydılar....
Kaynaklar
1-Prof.Dr. Fahir Armaoğlu,Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları(1948-1988)Türkiye İş Bankası Yayınları,1991,sayfa34 den alıntılayan İbrahim Okur, İkinci Binyılın Muhasebesi,cilt 3,sayfa990 2-Joy Bonds ve diğerleri,Köklerimiz Hala Yaşıyor-Filistin Halkının Tarihi,1977,s 13 den alıntılayan Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,Kardelen Yayınları,1992,s.20
3- Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 19
4- İbrahim Ökur,İkinci Binyılın Muhasebesi,Okursoy Yayınları,1999,s990 5-Doç.Dr.Yaşar Kutluay,Siyonizm ve Türkiye,s 108-109 6-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 22 7-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 24 8-Prof.Dr. Fahir Armaoğlua.g.e. sayfa 21; Enver Ziya Karal,Osmanlı Tarihi,8.
cilt,sayfa 486
9-Demir Duvar:Jabotinsky'den Şamir'e Siyonist Revizyonizm,Lonra,Zed Books,Ltd,1984,s 79 dan alıntılayan Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 29 10-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 30 11-Said B. Hiradeh, Economic Organization of Palestine, Beyrut s. 228 dan alıntılayan Suat Parlar, Kudüs Dergisi,Eylül 2003
(Ancak, şuan o topraklarda insanlık adına bir suç işleniyor.sistemli olarak İsrail soykırım yapıp,yeni yerleşim yerleri inşa ederek Filistin halkının sonunu getirmeye çalışıyor. masum çocuklar acımadan katlediliyor.)
-adına medeni dediğimiz Avrupa'nın ve Amerika'nın ise bu konuda sesi çıkmıyor ??? Din kardeşi diye sığındıkları Arap dünyası ise sadece izlemek ve çok cılız kınamaları ile yetiniyor.
İşte size yeni dünya düzeni ! işte size Mehmet Akif'in anlattığı tek dişi kalmış canavar.
Filistin'de,Yemen'de,Suriye'de,Doğu Türkistan'da,Arakan'da,çocuklar,yaşlılar ve kadınlar acımasızca katlediliyor ve Dünya sadece izlemekle yetiniyor. Peki Dünya'nın Jandarması olan ülkeler niçin buralara ''Demokrasi'' götürmüyor'da ,İran'ı bir tehdit olarak görüp ''Irak gibi'' buraya da demokrasi götürmeye çalışıyor ?
Elbet selehaddin eyyübi gibi bir komutan bu topraklarda yeniden doğacak ve bu yaşananlara bir karşılık verecektir.
Edit: şu toprak satma işini de bilip bilmeden herkes diline dolamış !
''o toprak satma işi senin söylediğin kadar basit mesele değildir. 2. dünya savaşı sonrasında İngiliz mandası haline gelen ( orada ki Osmanlıya karşı olan ihanette haklıdır haksızdır. bakılan her açıdan sebepleri tartışılır )Filistinlilerin elinden zorla alınıp İsrail'e peşkeş çekilen topraklar yaşanan bu katliamın gerekçesi olmaz. lütfen tarihi az oku araştır ve ona göre yorum yap. Kulaktan duyma bilgilerle ölen çocukların kanına birde sen girme''
Filistinliler israile toprak sattı mı?
MS 70 yılında yahudi isyanı Romalı General Titus tarafından bastırılır ve yahudilerin üçüncü büyük sürgünü başlar.Yahudiler dünyanın her tarafına dağılırlar.Hz Ömer 638 de Kudüs'ü fetheder.Haçlı seferleri sırasında bir süre haçlı egemenliğine geçen Filistin Selahiddin Eyyubi tarafından yeniden ele geçirilir.Selahaddin Eyyubi yahudileri Filistin'e davet ederse de Yahudilerin büyük çoğunluğu Filistin'e geri dönmez.
1837 Yılında yapılan bir sayıma göre Filistin'de 9000 yahudi yaşamaktadır hepsi de topraksızdır.(1) 1840 yılında Britanya İmparatorluğu Küdüs'te bir elçilik kurduğunda İngiliz Lord Palmerston "Britanya İmparatorluğunun yüksek çıkarlarını korumak üzere" burada bir Avrupalı Yahudi yerleşim kolonisi kurma fikrini ortaya attı.(2) Filistin de kurulacak müslüman olmayan bir devlet ingiliz emperyalizminin ortadoğuda ileri karakolu olacak hem de Avrupa'daki yahudi nüfus azaltılmış olacaktı..Zaten tevrata göre Nil nehri ile Fırat nehri arasındaki topraklar tanrının(yahova)israil oğullarına vadettiği topraklardı..Yahudiler ikibin yıldır dini törenlerinden sonra 'gelecek baharda Kudüs'te buluşacağız' diye sayıklıyorlardı.Avrupa ve Amerika basınında kampanyalar düzenlendi :"vatansız halka, halksız vatan". Yahudiler vatansızdılar ve Filistin halksız bir vatandı..Filistin siyonistlere verilmeliydi.Halbuki Osmanlı Devletinin elindeki bu topraklarda araplar ve türkler yaşamaktaydı.1800'lü yılların başlarında Filistin'de bini aşkın köy vardı.
Kudüs, Hayfa,Gazze,Yafa, Nablus, Akre, Eriha, Ramle, Hebron ve Nasıra gelişmekte olan kentlerdi. Arazi baştan başa sulama kanalları ile örtülüydü.
Filistin'de yetişen turunçgil, zeytin ve hububatın ünü dünyayı sarmıştı.(3)
Filistin'de Yahudilerin oturduğu ilk yerleşim yeri 1860 ta kuruldu.Filistine Yahudi göçü Rus çarı II.Aleksendr'in öldürülmesi ile hızlandı.Ruslar çarlarının öldürülmesinden Yahudileri sorumlu tuttular.Rusya'da zaten güçlü olan Yahudi düşmanlığı suikasten sonra iyice arttı.Rusya'da Yahudiler kendilerine ait mahallelerde oturuyorlardı.Ruslarla karışmıyorlardı.Yahudi mahallelerine karşı 'pogrom' denilen baskın ve öldürmelerin artması yahudilerin Amerika,Avrupa ve az bir kısmının Filistin'e göçünü başlattı. Rusya'da o tarihlerde 3 milyon yahudi vardı.Çara suikast sonrası başlayan göçün ilk duraklarından biri İstanbul oldu.Abdülhamit Anadolu ve Filistin'e yerleşme isteklerini kabul etmedi.Yardım ederek göçü Amerikaya yönlendirdi.1881 ve 1891 yılları arasında 134.000 yahudi Amerika'ya 5000 yahudi de Filistin'e göç etti.1890 da Rusya ve diğer bölgelerden gelenlerle beraber Yahudi nüfüs 42.000 e ulaştı.Zor şartlar altında hayatlarını devam ettirmeye alışmış Rus yahudileri Filistin'deki şartlara kolay uyum sağladılar.Yahudi yerleşimlerinin sürekliliğini sağlayan militan ana gövdeyi oluşturdular.1882de ikinci yerleşim bölgelerini kuran yahudiler 30.000 dönüm toprak
satınaldılar.(4)
Osmanlı devletinde Yahudilerin toprak satın alması yasaktı.Ticaret,tefecilik,bankerlik,kuyumculuk ve gümrüklerle ilgili işler yapabiliyorlardı.1882 yılında, Osmanlı Devleti hacılar hariç tüm Yahudilerin Filistin'e girişini yasakladı. Fakat bu önlem Yahudi göçünü durdurmak için yeterli değildi. Kendilerini hacı gibi gösterip giriş yaptıktan sonra kolonileştirme faaliyetlerine devam ettiler ve geri dönüş yapmadılar. 1884 yılına gelindiğinde Dâhiliye Nazırı yeni bir yasa çıkardı. Yasaya göre, hacılar da dâhil olmak üzere vizelerini yetkili Osmanlı şubelerine onaylatmayan Yahudiler, Filistin'e kabul edilmeyecekti. Fakat bu önlem de soruna tam bir çare olmadı. Yahudiler sahte pasaport kullanmak suretiyle bu engeli de aşmayı başardılar.1887 yılına geldiğimizde Osmanlı Devleti daha ciddi önlemler alma yoluna gitti. Yeni kanunlara göre, Yahudiler Filistin'de sadece bir ay kalabileceklerdi ve Filistin'e girerken depozit olarak büyük bir meblağ ödemek zorundaydılar. Ödemiş oldukları depozit ise Filistin'den çıkarken kendilerine iade edilecekti. Fakat bu önlemlerle de istenen sonuç elde edilemedi. Yahudiler Almanya, Avusturya-Macaristan ve İngiltere gibi ülkelere başvurarak bu ülkelerin vatandaşları haline geliyorlardı. Daha sonra ise Osmanlı Devleti Yahudilerle değil de yabancı ülkelerin vatandaşlarıyla uğraşmak zorunda kalıyordu.Bütün bu yasak ve tedbirleri yahudiler azimle deldiler.Kudüs mutasarrıflarını,kaymakamları,tapu
müdürlerini satın aldılar.
Yahudiler satın aldıkları toprakları kendi adamları olan yerli halktan kimselerin üzerine tapu çıkararak alıyorlardı.Tıpkı bugün GAP ta ve diğer bölgelerde yaptıkları gibi.Yahudi göçmenlerin bazı engellere rağmen kolayca toprak satın almaları yahudi milyarderleri ve yahudi dünyasında ilgiyle karşılandı.Yahudi zenginler daha fazla toprak satın alınması için paralar göndermeye başladılar.Fiyatlar yükseldi.Yüksek fiyatları gören arap toprak sahipleri ve şeyhleri hızla toprak satmaya başladılar.Arap toprak sahipler aldıkları parayı yahudilerin açtıkları bar,pavyon gibi eglence yerlerinde yahudi kızları ile yediler.Yahudilerin parası böylece yeniden yahudiye dönüyordu.
Siyonist hareket yahudi sayısının ve toprağının artması ile güçlenmeye başladı.Siyonistler bölgede bir Yahudi devleti kurma planlarında Osmanlı İmparatorluğu, Britanya, İmparatorluk Almanyası gibi tüm egemen güçlerle ilişki kurdu ve destek aramaya başladı. 1896 yılında Filistin'i Siyonist harekete bağışlaması yolunda Osmanlı İmparatorluğunu ikna etmeye yönelik bir plan ortaya atıldı. 1854 te Osmanlı Devleti Kırım Harbine girerken ilk dış borcunu alıyordu.Otuz sene içinde Osmanlı Maliyesi borç ve faiz ödemelerine dayanamayarak aynen bugünkü gibi iflas etti .Duyun-Umumiye'yi yani bir çeşit bugünkü İMF yi kabul ederek maliyesini,iktisadi idaresini Avrupalılara teslim etmişti.Teodor Herzel 1896 yılında Osmanlı İstihbaratının Avrupadaki ajanlarından Newlinski ile İstanbula gelerek II.Abdülhamit'le görüştü.Yirmi milyon altın karşılığında Filstin'e yahudi göçünün serbest bırakılmasını yani Filistin'i satınalmak istedi.Abdülhamit şiddetle Teodor Herzl'in teklifini reddetti.
Newlinskiy'e Herzl'e iletmesi için şu cevabı verdi:
'Eğer Bay Herzl senin benim arkadaşım olduğu gibi arkadaşın ise, ona söyle bu meselede ikinci bir adım atmasın.Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir.Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz.Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne'de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanlarında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana ait değildir,Türk milletinindir.Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım, Museviler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar, Filistin'i hiç karşılıksız ele geçirebilirler.Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilr. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.'(5)
Herzl zeki,idealist ve romantikti.İlk başlarda yahudi zenginler onu ciddiye almadı.O Lord Rochildi kurulacak İsrailin Başkanı,Baron de Hirch i ise başbakan yardımcısı olarak görüyordu.Rochild onunla görüşmyi reddetti.Osmanlı demiryolları müteahhidi ve finansörü Hirsch ise onu basit bir teorici,maceraperest olarak gördü.Rochild Hezl'i ancak 1902 de görüşmek üzere kabul edecektir. Buna rağmen Teodor Herzl mücadeleyi bırakmadı.
Osmanlının mali kriz içinde olmasını fırsat bilerek Filistin karşılığında mali yönden yardım etmeyi düşündü.Avrupa para piyasasasını elde tutan yahudi bankerlere ve en başta Rochild lere güveniyordu.'Yahudi Devleti' isimli kitabında şunu yazdı : 'Eğer Sayın Majesteleri bize Filistin'i verirse, biz de karşılık olarak Türkiye maliyesini düzeltiriz' Herzl daha sonra hem İngiltere'ye hem Osmanlı'ya çalışan çift yönlü ajan macar yahudisi Arminius Vambery'e beşbin altın vererek Sultan Abdülhamit'le bir kere daha görüşebildi. 19 Mayıs 1901 de yapılan bu görüşmede Herzl Türkiye ekonomisini Batının vesayetinden kurtarabileceklerini söyledi. Abdülhamit ondan Osmanlı borçlarının ödenmesi için bir plan hazırlamasını istedi. Herzl bu planı hazırladı ve mektupla Abdülhamit'e bildirdi. Tek şart Yahudilere Filistin'e yerleşme ve özerk idare hakkının tanınmasıydı. Abdülhamit planı reddetti (5)
Weizmann, Siyonist liderlerin aynı zamanda Osmanlı ve Alman İmparatorluklarından koparmaya çalıştıklarını, İngilizlerden koparmayı başarmıştı. 2 Kasım 1917'de ilan edilen Balfour Deklarasyonunda "Majestelerinin hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için bir vatan kurulmasına sıcak bakmakta ve bu amaca ulaşılmasını kolaylaştırmak için her türlü çabayı göstereceklerini belirtmektedir."(6) Bu deklarasyonun yayınlanmasından kısa süre önce İngiltere güvencesi altında "kendi kaderlerini tayin" vaadine karşılık İngilizlerin kumandasında Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşmayı kabul eden Arap liderlerini de yanına katan Britanya, Osmanlı'nın Ortadoğu'daki topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi. 11 Aralık 1917 de de üç dinin kutsal şehri Kudüs düştü.
Bu dönemlerde Siyonist hareket ile Güney Afrika'daki sömürgeciler arasında da gelişkin bir ilişki vardı. Güney Afrika'da büyük bölümü Litvanya'dan gelen geniş bir Yahudi topluluğu vardı. Siyonist liderler siyasi ve mali destek sağlamak için sık sık Güney Afrika'ya gidiyorlardı.Siyasi Siyonizmin kurucusu olan Theodor Herzl Filistinlileri dağıtmayı başarmak için Güney Afrika'da uygulanan yöntemleri kullanmaları gerektiğini savunuyordu.1934'den önce bir grup Güney Afrikalı yatırımcı ile büyük sermaye sahibi Filistin'de toprak alımları yapacak olan Afrika-İsrail Yatırım Ortaklığını kurmuşlardı. (7)
Siyonistler toprak satın almaya devam ettiler..1918 de satın aldıkları tapusu Arapların üstündeki toprak miktarı 418.000 dönüme ulaştı..En verimli ve sulak arazileri satın alıyorlar; satışa su kaynaklarının da dahil olduğunu tapuya geçirtiyorlardı.Filistin İngilizlerin idaresine geçince Yahudilere arazi satış yasağı kaldırıldı.Toprakların tapusunu artık kendi üzerlerine alabilirlerdi.Satın aldıkları toprak miktarı 1925 te 944.000 dönüme,1927 de1.024.000 dönüme ve 1930 da1.170.000 dönüme çıktı.(8)Toprak almaya devam ettiler..1920-1936 yılları arasında İngilizler 290.000 yahudinin Filistine göçüne yardımcı oldular.1932 de Hitler'in iktdara gelmesi ile göçler hızlandı.Hitleri iktidar yolunda finanse edenlerle yahudilere toprak satın alınması ve göç için yardım edenler aynı bankerlerdi.Rotchild'ler,Rocfollerler. 1917'de Filistin'de 56.000 Yahudi, 644.000 Filistinli Arap vardı. 1922'de
83.794 Yahudi, 663.000 Arap vardı. 1931'de ise Yahudilerin sayısı 174.616, Araplarınki 750.000 idi. (9)
İngilizlerle Balfour Deklarasyonu ile yapılan ittifak Siyonistlere bölgeyi ele geçirmek için gereken zemini sağladı. Kırsal alanlarda toprakların ele geçirilmesi için büyük çaplı bir Yahudi sermayesi ayrıldı.Yahudi grupların elindeki kent ve kır alanları 1930'da 1.250.000 dönüme ulaştı. Bu tarımsal alanların yaklaşık üçte biriydi. İngiliz emperyalizmi yöredeki Filistin ekonomisinin istikrarını bozmak için gerekli yolları açtı.Manda hükümeti Yahudi sermayesine ayrıcalık tanıyarak Filistin'deki devlet imtiyazının % 90'ını onlara ayırdı. Bu Siyonistlere ekonomik altyapının (yol projeleri, Ölü Deniz'deki maden yatakları, elektrik, limanlar, vb.) denetimini ele geçirme imkanını verdi. 1935'e kadar Siyonistler Filistin'deki toplam 1212 sanayi şirketinin 872'sini ellerine geçirmişlerdi.
Siyonistlere ait sanayi ithalatı vergiden muaftı. Arap işgücü aleyhine çıkarılan ayrımcı iş yasaları sonucu Araplar arasında büyük çaplı işsizlik başgösterdi.(10)
İngiliz,Amerikan,Fransız ,Güney Amerikalı yahudi zenginler kesenin ağzını açarak toprak satın almak için özel banka ve konsorsiyumlar kurdular.Bunlardan Siyonist toprak stratejisine en yüksek mâlî destek 1919-1939 yılları arasında ABD'den geldi. Siyonist mâlî kurumlar şebekesinin öncülüğünde Anglo- Palestine Bank oluşturuldu. Siyonist örgüt, 1920'lerde bir emlak bankası, bir çok mahallî halk ve kredi bankaları kurdu.
Filistin banka sistemine açıkça Siyonistler hâkim oldular. Siyonist örgüt bir çok bankaya özel görevler verdi. Joint Distribution Committe'nin bankası esnaf ve zanaatkâra krediler açıyor, Central Bank of Cooperative Institutions (Kooperatif Kurumlar Merkez Ban-kası) Siyonist sendika sistemini teşvik ederken, Palestine Mortgage and Credit Bank (Filistin İpotek ve Kredi Bankası) orta sınıftan Yahudiler için konut ve yerleşme yerleri yapımının finansmanını sağlıyordu. Kapitalist göçmenlerin 1933 yılından itibaren bölgeye akın etmesi, banka ve finans sistemini muazzam fonlarla
besledi.1919-1929 yılları arasında en az 200 milyon dolar bölgeye akarken 1933-1939 yıllarında bu rakam, 315 milyon dolar gibi muazzam bir meblağa ulaşıyordu.(11)
1936-1939 arası Filistinliler büyük bir başkaldırı ve isyan çıkardılarsa geç kalmışlardı.Güçlenen yahudi toplumu ve organizasyonları ve İngiliz desteği ile yenildiler.Bundan sonra yahudi toplumuna silah akmaya başladı.Filistin köylerine karşı saldırı,baskın ve katliamlarla geri kalan toprağı da ele geçirdiler ve mazlum desteksiz Filistinlileri kendi topraklarından sürdüler..
Günümüze gelirsek 1960-1995 in ulu hakan abdülhamitçi çizgiden gelen sözde Abdülhamitçi-islamcı kadroları siyonist Oferler'e Karaköy-galataport'u;Telekom'u,Tüpraş'ı,Telsim'i Rochild'in torunlarına satarken acaba bir hafıza silinmesine mi uğradılar yoksa geçmişte Abdülhamitçi geçinirken maskeli birer Herzl'in ve Lord Edmond Rochild'in adamları mıydılar....
Kaynaklar
1-Prof.Dr. Fahir Armaoğlu,Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları(1948-1988)Türkiye İş Bankası Yayınları,1991,sayfa34 den alıntılayan İbrahim Okur, İkinci Binyılın Muhasebesi,cilt 3,sayfa990 2-Joy Bonds ve diğerleri,Köklerimiz Hala Yaşıyor-Filistin Halkının Tarihi,1977,s 13 den alıntılayan Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,Kardelen Yayınları,1992,s.20
3- Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 19
4- İbrahim Ökur,İkinci Binyılın Muhasebesi,Okursoy Yayınları,1999,s990 5-Doç.Dr.Yaşar Kutluay,Siyonizm ve Türkiye,s 108-109 6-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 22 7-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 24 8-Prof.Dr. Fahir Armaoğlua.g.e. sayfa 21; Enver Ziya Karal,Osmanlı Tarihi,8.
cilt,sayfa 486
9-Demir Duvar:Jabotinsky'den Şamir'e Siyonist Revizyonizm,Lonra,Zed Books,Ltd,1984,s 79 dan alıntılayan Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 29 10-Ralph Schoenman,Siyonizmin Gizli Tarihi,KardelenYayınları,1992,s 30 11-Said B. Hiradeh, Economic Organization of Palestine, Beyrut s. 228 dan alıntılayan Suat Parlar, Kudüs Dergisi,Eylül 2003
kılıçdaroğlu'nda liderlik vasfının olmaması
bu adamın gerçekten iyi niyetli, saf,temiz bir insan olduğunu düşünüyorsanız akıl sağlığınız için bi doktora görünmelisiniz.
Adam göreve geldiğinden buyana rakibine karşı onlarca seçin kaybetti ! ama iş kendi iç hesapları olunca rakiplerinin hepsini ezdi geçti ! parti içinde muhalif kimseyi barındırmadı.
koltuğuna olan bağlılığının binde 1 ülkesine yada partisine karşı olsaydı eğer,şimdiye kadar istifa eder ve partisini iktidar yapmaya daha yakın adayların önünü açardı !
Evet liderlik vasfı yok ama sinsilikte en başı çeken kofti siyasetçi !
Tanım : Kesinlikle ekran arkasında iktidar ile büyük iş birliği içinde proje olduğuna inandığım vasıfsız müdür
Adam göreve geldiğinden buyana rakibine karşı onlarca seçin kaybetti ! ama iş kendi iç hesapları olunca rakiplerinin hepsini ezdi geçti ! parti içinde muhalif kimseyi barındırmadı.
koltuğuna olan bağlılığının binde 1 ülkesine yada partisine karşı olsaydı eğer,şimdiye kadar istifa eder ve partisini iktidar yapmaya daha yakın adayların önünü açardı !
Evet liderlik vasfı yok ama sinsilikte en başı çeken kofti siyasetçi !
Tanım : Kesinlikle ekran arkasında iktidar ile büyük iş birliği içinde proje olduğuna inandığım vasıfsız müdür
sözlük yazarlarının whatsapp durum güncellemeleri
''gökyüzünde bir sürü yıldız gördüğünde,beni hatırla''
2 yıldır görüşmediğim ve şuan evlilik arefesinde olan ex im için not !!! biliyorum ki oda beni gizli gizli takip ediyor.
2 yıldır görüşmediğim ve şuan evlilik arefesinde olan ex im için not !!! biliyorum ki oda beni gizli gizli takip ediyor.
benim oyum ile dağdaki çobanın oyu
kadın zamanında % 50'nin sesi olmuş ama biz kıymetini bilememişiz.
Aysun Kayacı diye yazılır, düşünür,kahin,filozof diye okunur.
Aysun Kayacı diye yazılır, düşünür,kahin,filozof diye okunur.
aşırı fedakarlık
Aşırı derecede mallık içeren ezik insan davranış biçimidir.
O üzülmesin dediğiniz her insanın bir gün sizi herkesten daha fazla üzeceği muhakkaktır ( Murphy Kanunları )
Bencillik o kadarda kötü değildir ! hayat dediğin fedakarlık yapman için çok kısa bir zaman dilimi ! yaşa,yaşa,yaşa kendin için yaşa, mutlu ol ki sevdiklerin de mutlu olsun.
O üzülmesin dediğiniz her insanın bir gün sizi herkesten daha fazla üzeceği muhakkaktır ( Murphy Kanunları )
Bencillik o kadarda kötü değildir ! hayat dediğin fedakarlık yapman için çok kısa bir zaman dilimi ! yaşa,yaşa,yaşa kendin için yaşa, mutlu ol ki sevdiklerin de mutlu olsun.
10 kasım
kimseye bir şey satmamış,her hangi bir ulaşılmazı vaat etmemiş,sadece uğruna öleceklerini bildiği bir vatan savunmasına karşı tüm halkını arkasına almış eşsiz bir lidere karşı Dünya'da eşi benzeri olmayan bir sevgi ile her yıl aynı saatte anısına karşı milyonların ''dik durduğu'' büyük lideri anma günüdür.
Sen çok yaşa Mustafa Kemal Paşa
Sen çok yaşa Mustafa Kemal Paşa
azalarak yok olması istenen şeyler
youtuberlar
şeyhler
imam hatipler
tik tok
imkan varsa 1 gecede
şeyhler
imam hatipler
tik tok
imkan varsa 1 gecede
nusret gökçe'nin kadına şiddete tepkisi
''maşallah dediğimiz 3 gün yaşamıyor''
senin hesabını takip eden milyonlarca yerli yabancı insan var !
yaptığı basit bir video ile bu konuya karşı olan hassasiyeti sadece SULANDIRMIŞ !!!
senin hesabını takip eden milyonlarca yerli yabancı insan var !
yaptığı basit bir video ile bu konuya karşı olan hassasiyeti sadece SULANDIRMIŞ !!!
beddua
gücünün yetmediği haksızlık karşında,kendinden daha üstün bir varlıktan beklenen yardım. ( başlık açarken lütfen biraz daha özen ! sadece ah yazarak başlık mı olur ? )
suriyelilerin siyasi parti kurması
parti kuracak kadar zekaya sahipseler eğer ! gidip bunu kendi ülkelerinde yapsalar ya. ne demek Türkiye de parti kurmak ?
Siyasi partilerin amacı ülkeye istikrar getirmek ve dünya arenasında temsil etmektir. bunlar madem siyasi parti kuracak kadar koordine olabiliyorlar o zaman siktir olup kendi sikindirik ülkelerine istikrar getirsinler.
Tanım: aç karınlarını bi doyursunlar sonra parti kurarlar.
Siyasi partilerin amacı ülkeye istikrar getirmek ve dünya arenasında temsil etmektir. bunlar madem siyasi parti kuracak kadar koordine olabiliyorlar o zaman siktir olup kendi sikindirik ülkelerine istikrar getirsinler.
Tanım: aç karınlarını bi doyursunlar sonra parti kurarlar.
çalıyor ama çalışıyor
bir ülke düşünün ki yapılması gerekenler ''erdem sayılır olmuş'' buram buram cehalet kokan yurdumun güzellemesi budur işte !
Türklerin araplaştığı gerçeği
Türklerin araplaştığı gerçeği
anıtkabir ziyareti vs türbe ziyareti
Anıtkabir'e giderek Atatürkçü , Türbeye giderek Müslüman olmazsın.
Tanım : boş versus
Tanım : boş versus
