new age'in ülkemizdeki temsilcilerinden birisi.
kendisi galiba viyana'da eğitim gördükten sonra ünlü bestecilerin notalarını yırtıp atmış "ben artık kendi bestelerimi çalacağım sadece" diye.
açıkçası modern müzik açısından, hele ki new age tarzı müzik açısından, bence gayet güzel besteleri var. hatta sofya'da dans gerçekten müthiş bir eser bence.
ama işte kendisi ne yazık ki bestelerini yırtıp attığı bestecilerle yarışamaz bence. belki bestelerinde daha az elektronik, sentetik ses kullansa çok daha güzel olurdu ve belki ciddi anlamda evrensel bir değer taşıyabilirdi. böyle olunca genelde dar bir kalıpta sıkışıyor besteciler. en azından ben öyle düşünüyorum.
kaki king bile fark etti durumu da artık senfoni/filarmoni orkestralarıyla, oda müziği gruplarıyla falan iş yapmaya başladı.
new age iyi güzel; sınırı ve kalıbı olmayan bir dünya. ama buna rağmen müziği evrensel olamıyor. sadece türün veya müzisyenin sıkı takipçilerinden öteye geçemiyor besteler.
bu arada mustafa kemal atatürk & güneşin askerleri isimli albümü gerçekten güzel tavsiye ederim.
jean baptiste de la croix
@jean baptiste de la croix yazar
327
entry
19
takipçi
19
takip edilen
784
beğeni
405
favori
11,556
puan
Efsane Yazar
homofonik
aynı seslerden oluşan ama farklı gösterimlere sahip akorlara verilen isim.
örneğin cm6 ile am7(b5) homofonik akorlardır.
örneğin cm6 ile am7(b5) homofonik akorlardır.
dul bayan arkadaş
bugün tesadüf eseri sahip olduğum arkadaş türü.
yalnız hep güzel kadınlar benim arkadaşım olmayı seçiyor, bu nasıl bir kader böyle?
arkadaştan öteye geçemedim hala.
yalnız hep güzel kadınlar benim arkadaşım olmayı seçiyor, bu nasıl bir kader böyle?
arkadaştan öteye geçemedim hala.
tumblr
yahoo'nun satın almasıyla eski günlerinden hayli uzakta olan blog sitesi.
bu yahoo'da bir iş var. adamlar neye ellerini atsalar kurutuyorlar orayı. kendileri de zaten sürekli zor günler yaşıyorlar.
bu yahoo'da bir iş var. adamlar neye ellerini atsalar kurutuyorlar orayı. kendileri de zaten sürekli zor günler yaşıyorlar.
çto takoye iskusstvo
tolstoy'un sanat üzerine yazdığı bir deneme.
kendi kişisel sanat görüşünü aktarmış. tolstoy ile bir çok konuda ters düşmeme rağmen sanat konusunda ortak noktalarımızın olması şaşırttı.
bunun haricinde sanat konusunda daha önce hiç fark etmediğim bazı şeyleri bana öğretti. mesela aslında beethoven'ın bazı eserlerini aslında güzel olduğuna inandığımız için güzel bulduğumuz gibi.
kendi kişisel sanat görüşünü aktarmış. tolstoy ile bir çok konuda ters düşmeme rağmen sanat konusunda ortak noktalarımızın olması şaşırttı.
bunun haricinde sanat konusunda daha önce hiç fark etmediğim bazı şeyleri bana öğretti. mesela aslında beethoven'ın bazı eserlerini aslında güzel olduğuna inandığımız için güzel bulduğumuz gibi.
itiraf köşesi
o değil de sözlüklerde yazmayacaktım ben esasında. burayı da 1-2 bir şey atayım diye kullanmıştım.
nereden nereye, vay be...
nereden nereye, vay be...
kuaför cengiz
türk grindcore gruplarından bir tanesi.
eskiden level dergisinin cd'lerinin içinden underground isimli bir ek dergi çıkardı. bu grubu ilk orada görmüştüm.
eskiden level dergisinin cd'lerinin içinden underground isimli bir ek dergi çıkardı. bu grubu ilk orada görmüştüm.
üstteki yazar hakkında düşünülenler
çağla şikel.
kumar
las vegas'da oynanır.
ha atlantic city'ye gitmişsin, ha kıbrıs'a... vegas'ın yeri ayrı.
ha atlantic city'ye gitmişsin, ha kıbrıs'a... vegas'ın yeri ayrı.
mobile suit gundam 00
2007-2009 yılları arasında yayınlanmış gundam alt evreni ve bu evreni konu alan anime serisi.
seri ms 2307 yılında geçiyor. fosil yakıtların tükenmesi sonucu insanlık yeni bir enerji kaynağı arayışına girer ve uzay asansörleriyle ulaşılabilen güneş kollektörleri ile enerji sorunu çözülür.
lakin bu kollektörleri yapmak epey pahalı olduğundan sadece 3 tane yapılabilir ve dünya 3 bloğa bölünür.
bu bloklar sürekli birbiriyle savaşır.
bir gün celestial being isimli bir kuruluş ortaya çıkar ve dünyadaki savaşları bitireceğini açıklar. ilk eylemini de bu kollektörlerin yapımının bir yıl dönümünde yapar.
altyazısız izlemek zorunda kaldığım ilk animedir. çünkü bunun altyazısını hazırlayan fan grubuna bir şey olmuştu (tam hatırlamıyorum ne olduğunu) ve alt yazı çıkmamıştı uzun bir süre. ben de "eeh eytere bea" deyip internetten yayın yapan tv'lerden izlemiştim bunu. haliyle japonca öğrenme ihtiyacı başgösterdi bünyede ve lisedeyken kendi kendime japonca öğrenmek zorunda kalmıştım sırf bu animenin ikinci sezonunu izlemek için... bendeki yeri büyüktür.
bir de yönetmeniyle tanışacağım hiç aklıma gelmezdi ama nasıl bir tesadüfse artık, gitmekten vazgeçtiğim bir etkinliğe son anda gidesim gelmişti ve bir baktım karşımda mizushima seiji! adamla fotoğraf çektirip bir de imza aldım. 2-3 dakika da konuşma fırsatım oldu.
bir de japonya'da her sene festivali yapılıyor bu animenin.
seri ms 2307 yılında geçiyor. fosil yakıtların tükenmesi sonucu insanlık yeni bir enerji kaynağı arayışına girer ve uzay asansörleriyle ulaşılabilen güneş kollektörleri ile enerji sorunu çözülür.
lakin bu kollektörleri yapmak epey pahalı olduğundan sadece 3 tane yapılabilir ve dünya 3 bloğa bölünür.
bu bloklar sürekli birbiriyle savaşır.
bir gün celestial being isimli bir kuruluş ortaya çıkar ve dünyadaki savaşları bitireceğini açıklar. ilk eylemini de bu kollektörlerin yapımının bir yıl dönümünde yapar.
altyazısız izlemek zorunda kaldığım ilk animedir. çünkü bunun altyazısını hazırlayan fan grubuna bir şey olmuştu (tam hatırlamıyorum ne olduğunu) ve alt yazı çıkmamıştı uzun bir süre. ben de "eeh eytere bea" deyip internetten yayın yapan tv'lerden izlemiştim bunu. haliyle japonca öğrenme ihtiyacı başgösterdi bünyede ve lisedeyken kendi kendime japonca öğrenmek zorunda kalmıştım sırf bu animenin ikinci sezonunu izlemek için... bendeki yeri büyüktür.
bir de yönetmeniyle tanışacağım hiç aklıma gelmezdi ama nasıl bir tesadüfse artık, gitmekten vazgeçtiğim bir etkinliğe son anda gidesim gelmişti ve bir baktım karşımda mizushima seiji! adamla fotoğraf çektirip bir de imza aldım. 2-3 dakika da konuşma fırsatım oldu.
bir de japonya'da her sene festivali yapılıyor bu animenin.

the man in the high castle
"ikinci dünya savaşı'nı naziler ve japonlar kazansaydı dünya nasıl olurdu?" ve paralel evrenler temalı philip k. dick öyküsü ve bu öyküden uyarlanan bir dizi.
üçüncü sezonu gayet şık olmuş. efektler daha mı güzelleşmiş ne? ilk sezonlarda bir yapaylık vardı.
bunun haricinde japonca konusunda eleştirmek istiyorum kendilerini. "heheh bu nasıl japonca konuşmak lan" diye karşısındaki eleştiren müfettiş kido'nun da japoncası gayet boktan. acaba yapımcılar buna hiç dikkat ettiler mi merak ediyorum şahsen. filmdeki karakterlerin japoncası aksanlı. bunu anime ve j-drama izleyenler bile fark eder.
bu japonca olayını da daha yeni fark ettim. oysa ki üç sezondur izliyorum diziyi. ciddi anlamda kulağımı tırmalıyor japon karakterlerin konuşması.
üçüncü sezonu gayet şık olmuş. efektler daha mı güzelleşmiş ne? ilk sezonlarda bir yapaylık vardı.
bunun haricinde japonca konusunda eleştirmek istiyorum kendilerini. "heheh bu nasıl japonca konuşmak lan" diye karşısındaki eleştiren müfettiş kido'nun da japoncası gayet boktan. acaba yapımcılar buna hiç dikkat ettiler mi merak ediyorum şahsen. filmdeki karakterlerin japoncası aksanlı. bunu anime ve j-drama izleyenler bile fark eder.
bu japonca olayını da daha yeni fark ettim. oysa ki üç sezondur izliyorum diziyi. ciddi anlamda kulağımı tırmalıyor japon karakterlerin konuşması.
funky c
türkçe rap ile pek bir haşır neşir olmuş olan dj.
jimmy hoffa
abd'li sendika lideri.
abd'deki sendikalarda mafyanın tekelini kırdığı için kendisiyle çok uğraşmıştır mafyalar. hatta mafya bağlantılı başkan kennedy döneminde rüşvet suçlamasıyla hapse atılmıştır.
hapisten çıkınca 1975 yılında birdenbire ortadan kaybolmuştur.
2011 yılında ise detroit'teki general motors binasının temeline gömüldüğü ortaya çıkmıştır.
[url] www.milliyet.com.tr/...[/url]
abd'deki sendikalarda mafyanın tekelini kırdığı için kendisiyle çok uğraşmıştır mafyalar. hatta mafya bağlantılı başkan kennedy döneminde rüşvet suçlamasıyla hapse atılmıştır.
hapisten çıkınca 1975 yılında birdenbire ortadan kaybolmuştur.
2011 yılında ise detroit'teki general motors binasının temeline gömüldüğü ortaya çıkmıştır.
[url] www.milliyet.com.tr/...[/url]
bretton woods anlaşması
fransa bu antlaşmadan caydığı zaman fransa'ya altın vermemek için abd'nin de caydığı antlaşma.
ayrıca toplanan altınlar fort knox askeri üssünün tam ortasındaki bir binanın içine yerleştirilmiş ki birisi soymaya falan kalkarsa beceremesin diye.
almanya "bizim altınları bir görmek istiyoruz" deyince terslenmiştir. böylece abd'nin altınları çoktan harcadığı dedikodusu yayılmıştır her yere.
ayrıca toplanan altınlar fort knox askeri üssünün tam ortasındaki bir binanın içine yerleştirilmiş ki birisi soymaya falan kalkarsa beceremesin diye.
almanya "bizim altınları bir görmek istiyoruz" deyince terslenmiştir. böylece abd'nin altınları çoktan harcadığı dedikodusu yayılmıştır her yere.
domates
osmanlı padişahlarının "avam işi" deyip sofralarına koymadığı gıda.
the end of the history and the last man
francis fukuyama'nın "insanlığın son durağı demokrasidir, bundan öteye ilerleyemeyiz" deyip yazdığı kitap.
açıkçası daha kitabın girişinde bunu söylemesi ilk başlarda kitaptan soğutsa da daha sonra bunu açıklarken verdiği örnekler güzel.
ben şahsen tümevarım yöntemini kullanan kitapları daha çok seviyorum. tümdengelim yönteminde böyle biraz "ben yaptım oldu" havası oluyor gibi.
kitabı hala okuyorum. zira sindirmesi zor bir kitap. ama dayanamayıp başlığını açtım.
fukuyama amca, 12 eylül darbesini eleştiriyor bir de. "tamam asker hükümeti sivillere devretti de sonrasında yine çok demokratik bir ortam oluşmadı" diyor türkiye hakkında. arada türkiye'ye değinmesi de güzel olmuş. zira yıl olmuş 2018 hala tam anlamıyla demokratik bir topluma sahip değiliz. neticede oy kullanabilmek demokratik bir toplumun tek göstergesi değildir.
açıkçası daha kitabın girişinde bunu söylemesi ilk başlarda kitaptan soğutsa da daha sonra bunu açıklarken verdiği örnekler güzel.
ben şahsen tümevarım yöntemini kullanan kitapları daha çok seviyorum. tümdengelim yönteminde böyle biraz "ben yaptım oldu" havası oluyor gibi.
kitabı hala okuyorum. zira sindirmesi zor bir kitap. ama dayanamayıp başlığını açtım.
fukuyama amca, 12 eylül darbesini eleştiriyor bir de. "tamam asker hükümeti sivillere devretti de sonrasında yine çok demokratik bir ortam oluşmadı" diyor türkiye hakkında. arada türkiye'ye değinmesi de güzel olmuş. zira yıl olmuş 2018 hala tam anlamıyla demokratik bir topluma sahip değiliz. neticede oy kullanabilmek demokratik bir toplumun tek göstergesi değildir.
edebiyat defteri çizgisiz olmayan insan
japon dili ve edebiyatı okuyordur.
hocalarımız genelde japonca metinleri kareli kağıda yazıp getirmemizi istiyor. çünkü karakterlerin oranlarını koruyabiliyoruz bu sayede. kağıt üstünde güzel görünüyor. çizgisiz kağıtta bazen oranlar sapıtabiliyor, haliyle çirkin gözükebiliyor.
ama kompozisyonu şu kağıda yazıyoruz:
[url] https://twd2.me/wp-content/uploads/2012/01/a.png[/url]
hocalarımız genelde japonca metinleri kareli kağıda yazıp getirmemizi istiyor. çünkü karakterlerin oranlarını koruyabiliyoruz bu sayede. kağıt üstünde güzel görünüyor. çizgisiz kağıtta bazen oranlar sapıtabiliyor, haliyle çirkin gözükebiliyor.
ama kompozisyonu şu kağıda yazıyoruz:
[url] https://twd2.me/wp-content/uploads/2012/01/a.png[/url]
yazarların asla affetmem dedikleri şeyler
ihanet elbette. yalan da ihanetin içine giriyor.
artık bu ikisini de yapmayacağım başkasına.
artık bu ikisini de yapmayacağım başkasına.
köln katedrali
köln başpiskoposu'nun makamı olan katedral. alman gotik mimarisinin ve alman katolik anlayışının ürünlerinden birisidir.
1248'de yapılma kararı alınmıştır. ama yapılması planlanan arazide bir adet roma tapınağı ve bir adet tahıl ambarı bulunduğu için ilk önce bunlar alandan temizlenmiştir. yapımı 19. yüzyıla kadar devam etmiştir.
1248'de yapılma kararı alınmıştır. ama yapılması planlanan arazide bir adet roma tapınağı ve bir adet tahıl ambarı bulunduğu için ilk önce bunlar alandan temizlenmiştir. yapımı 19. yüzyıla kadar devam etmiştir.

