kadınların dikkatli bakışları altında girip tırnak törpüsü alıp çıktığım yer.
ciddi ciddi kadınlar artık burayı kadınlar hamamıyla bir tutmaya başlamış onu anladım ben. halbuki erkeklere yönelik ürünler de var.
bir de burada satılan 6 yüzeyli törpüyü tüm klasik gitar çalanlara öneririm. "belki bir daha bulamam" diye 5-6 tane almıştım.
jean baptiste de la croix
@jean baptiste de la croix yazar
327
entry
19
takipçi
19
takip edilen
784
beğeni
405
favori
11,556
puan
Efsane Yazar
yeni limanlara yelken açmak
her insanın yapması gerekendir.
eğer avrupa devletleri "ne yapalım canım, osmanlı tuttu tüm ticaret yollarını. kadermizde bu varmış" deseydi eğer osmanlı toprakları lizbon'dan başlardı.
hayat sürekli bir akış halindedir. kimseyle vakit kaybetmeye değmez.
bunu anlamam yıllarımı aldı.
eğer avrupa devletleri "ne yapalım canım, osmanlı tuttu tüm ticaret yollarını. kadermizde bu varmış" deseydi eğer osmanlı toprakları lizbon'dan başlardı.
hayat sürekli bir akış halindedir. kimseyle vakit kaybetmeye değmez.
bunu anlamam yıllarımı aldı.
videolarla güven sözlük
beni utandıran bir durum olmuştur. cidden tuhafmış başka insanların girdilerimi okuduğunu bilmek.
evet utangaç bir insanım.
evet utangaç bir insanım.
sanat
tolstoy'a göre duyguların aktarımıdır.
çto takoye iskusstvo
işte bu cümleyle beraber sanırım "yapay zeka sanat yapabilir mi?" sorusuna "duyguları olursa yaparlar" diye cevap verebiliriz.
ayrıca dünya üzerindeki milyonlarca klasik müzik performansçısının hangilerinin gerçekten sanat yaptığını da buradan çıkartabiliriz. zira sadece nota kağıdında yazılı olan şeyi çalsalardı o zaman dünya üzerinde sadece bir tane klasik müzik orkestrası olması yeterdi.
çto takoye iskusstvo
işte bu cümleyle beraber sanırım "yapay zeka sanat yapabilir mi?" sorusuna "duyguları olursa yaparlar" diye cevap verebiliriz.
ayrıca dünya üzerindeki milyonlarca klasik müzik performansçısının hangilerinin gerçekten sanat yaptığını da buradan çıkartabiliriz. zira sadece nota kağıdında yazılı olan şeyi çalsalardı o zaman dünya üzerinde sadece bir tane klasik müzik orkestrası olması yeterdi.
marquis de sade
immanuel kant ne kadar ahlakçıysa, ne kadar erdemlere inanıyorsa; marquis de sade da bir o kadar erdem ve ahlak karşıtıdır.
immanuel kant "bir insanın ölümüne sebep olacaksa bile yalan söylemek kötü bir şeydir" derken, sade katilin ta kendisidir.
kendisine göre zaten her şey boka batmış durumdadır. haliyle insanların ahlak, erdem üzerinden hareket etmesi salakça bir durumdur.
yaşadığı zamana göre haklı mıdır? haklıdır. öyle bir zaman düşünün ki papa'nın bile metresi var.
sade'ın tek yaptığı "hepinizden tiskiniyorum" demek olmuştur haliyle.
ama ne yazık ki ben kant'ın tarafındayım. bence erdemsizliğin olduğu yerde erdemli olmak asil bir davranıştır. isterse insanlar salak desin.
immanuel kant "bir insanın ölümüne sebep olacaksa bile yalan söylemek kötü bir şeydir" derken, sade katilin ta kendisidir.
kendisine göre zaten her şey boka batmış durumdadır. haliyle insanların ahlak, erdem üzerinden hareket etmesi salakça bir durumdur.
yaşadığı zamana göre haklı mıdır? haklıdır. öyle bir zaman düşünün ki papa'nın bile metresi var.
sade'ın tek yaptığı "hepinizden tiskiniyorum" demek olmuştur haliyle.
ama ne yazık ki ben kant'ın tarafındayım. bence erdemsizliğin olduğu yerde erdemli olmak asil bir davranıştır. isterse insanlar salak desin.

hayatınızda iz bırakan kitaplar
die protestantische ethik und der geist des kapitalismus
nasıl ki komünistlerin ideoloji kitabı das kapital ise, bu da benim ideoloji kitabım.
gerçi okuduktan aylar sonra hayatımı değiştirmeye başladım o ayrı.
justine - marquis de sade:
bunu hala okuyorum o sebeple başlığını açmadım. ahlak konusunda çok aydınlatıcı bir kitap. anladım ki yıllardır dünyada değişen bir şey yok...
nasıl ki komünistlerin ideoloji kitabı das kapital ise, bu da benim ideoloji kitabım.
gerçi okuduktan aylar sonra hayatımı değiştirmeye başladım o ayrı.
justine - marquis de sade:
bunu hala okuyorum o sebeple başlığını açmadım. ahlak konusunda çok aydınlatıcı bir kitap. anladım ki yıllardır dünyada değişen bir şey yok...
kadın
sevince kıskanıyor gerçekten. şu yaşıma geldim daha yeni fark ettim.
bu sebeple bir kadının sizi sevip sevmediğini ona başka bir kadından bahsedince anlıyorsunuz. ama bazıları da kıskançlığını içine atıyor o ayrı bir konu.
mesela bir kız vardı sürekli bana iyi davranıyor falan. ben de "beni arkadaş olarak görüyordur" diyordum. ta ki ona "alt dönemlerden bir kız var bana notlarını verdi. kendisinde fazladan fotokopi varmış." diyene kadar.
bu sebeple bir kadının sizi sevip sevmediğini ona başka bir kadından bahsedince anlıyorsunuz. ama bazıları da kıskançlığını içine atıyor o ayrı bir konu.
mesela bir kız vardı sürekli bana iyi davranıyor falan. ben de "beni arkadaş olarak görüyordur" diyordum. ta ki ona "alt dönemlerden bir kız var bana notlarını verdi. kendisinde fazladan fotokopi varmış." diyene kadar.
akraba ziyaretindeki sohbet konuları
raphael'in yer yer maniyerizm ve barok kokan resimlerinin aslında barok dönem sayılıp sayılamayacağı dermişim.
nerede o günler...
kim kiminle evlenmiş, kim nerede ne yapıyor, siyaset, saçma sapan bir sürü konu işte. bu sebeple sevmiyorum akraba sohbetlerini.
birisi de "en son hangi kitabı okudun?" dese, onunla francis fukuyama üzerinden tartışmaya girsek, ben "marksizm demokrasiye geçişte iyi bir basamaktı ama artık demode kaldı" desem, akrabam da "yanılıyorsun yeğenim, bence sovyetler birliği dahil henüz marksizm uygulanamamıştır doğru düzgün" falan dese.
sonra "modernizm iyi miydi kötü müydü?" tartışmalarına girsek...
nerede o günler...
kim kiminle evlenmiş, kim nerede ne yapıyor, siyaset, saçma sapan bir sürü konu işte. bu sebeple sevmiyorum akraba sohbetlerini.
birisi de "en son hangi kitabı okudun?" dese, onunla francis fukuyama üzerinden tartışmaya girsek, ben "marksizm demokrasiye geçişte iyi bir basamaktı ama artık demode kaldı" desem, akrabam da "yanılıyorsun yeğenim, bence sovyetler birliği dahil henüz marksizm uygulanamamıştır doğru düzgün" falan dese.
sonra "modernizm iyi miydi kötü müydü?" tartışmalarına girsek...
anın fotoğrafını paylaş

yaz yaz bitmiyor...

yaz yaz bitmiyor...
gazeteci
bazıları istihbarat servisleriyle doğrudan çalışan ve hatta istihbarat servisi elemanı olan insanlar.
özellikle kendi ülkesinde değil de başka ülkede gazetecilik yapanlar az çok bu türden insanlardır.
bu sebeple çoğu zaman dış haberler servisinde çalışanlar hakkında "lan acaba ajan mıdır ki?" diye düşünmüşlüğüm olmuştur.
bunun haricinde halkı aydınlatmak gibi güzel bir misyonu olan insandır. ama türkiye'de halkı aydınlatmaktan çok "halkı nasıl daha çok uyuturuz?" misyonunu taşırlar.
özellikle kendi ülkesinde değil de başka ülkede gazetecilik yapanlar az çok bu türden insanlardır.
bu sebeple çoğu zaman dış haberler servisinde çalışanlar hakkında "lan acaba ajan mıdır ki?" diye düşünmüşlüğüm olmuştur.
bunun haricinde halkı aydınlatmak gibi güzel bir misyonu olan insandır. ama türkiye'de halkı aydınlatmaktan çok "halkı nasıl daha çok uyuturuz?" misyonunu taşırlar.
bacakları bir seks objesi olarak görmek
fetiş meselesidir. herkese aynı gelmeyebilir.
ama sevgililerimin bacağını okşamak bana her zaman güzel duygular vermiştir.
ama her bacak aynı duyguyu yaşatmıyor tabii.
bu sebeple bir kadında ilk baktığım yer bacaklarıdır.
ama sevgililerimin bacağını okşamak bana her zaman güzel duygular vermiştir.
ama her bacak aynı duyguyu yaşatmıyor tabii.
bu sebeple bir kadında ilk baktığım yer bacaklarıdır.
4. nesil yazar grubu
taş ve sopalarla kayıt olacaklardır.
pardon bu başka bir şeydi galiba...
pardon bu başka bir şeydi galiba...
elraenn
bir twitch yayıncısı.
açıkçası gamer olmadığım için bu tarz adamlara genelde youtube'da denk geliyorum. ama bu adam yüzünden evimde leopard gecko besleme isteği oluştu.
açıkçası gamer olmadığım için bu tarz adamlara genelde youtube'da denk geliyorum. ama bu adam yüzünden evimde leopard gecko besleme isteği oluştu.
visual kei
japonya'ya özgü bir müzik türü. çoğunlukla rock müzik ağırlıklıdır.
anavatanı nagoya eyaletidir.
bu tarzda müzik yapan gruplar dış görünüşlerine, imajlarına falan epey önem verirler ama çok yanlış anlaşılan noktalardan bir tanesi kadın kılığına giren visual kei müzisyenlerinin cinsel kimliği hakkındadır.
esasında visual kei, japon kabuki tiyatrosundan türemiştir. elbette kiss gibi glam gruplarının etkisi de vardır ama kiss fitili ateşleme görevi görmüştür sadece. x-japan, kiss'i gördükten sonra "eee biz de böyle işler yapıyoruz ki?" deme cesaretini kiss'ten sonra göstermiştir. yoksa x-japan, japonya gibi bir yerde kolay kolay tutmazdı. yapımcılar da baktılar kiss epey popüler, x-japan'a yol verdiler ve ortaya visual kei çıktı.
ama işte tüm gruplar ilk başta x-japan gibi olmaya çalışsa da tonla farklı visual kei akımı ortaya çıktı. kimisi x-japan'ın daha avrupalı olan, daha gotik olan tarzından yürüdü; kimisi de "aga zaten visual kei dediğin şey kabuki tiyatorusu kökenlidir. kiss falan hikaye. esas visual kei kabuki tiyatrosunu temel alır" demiş ve ortaya daha japonik bir visual kei çıkmıştır. mesela inugami circus-dan ve ningen isu bu tarz gelenekselci gruplardır.
hatta inugami circus-dan'ın müziği çok fazla japon tiyatrosundan etkilenmiştir.
ningen-isu ise biraz daha farklı. adamlar sonradan visual kei'ye girmişlerdir. aslında ilk başta king crimson tarzı müzik yapmaktadırlar. ama bakıyorlar ki güzel şeyler visual kei'de onlar da giriyorlar işin içine. tabii yaşlandılar artık.
evet kabuki dedik ve şimdi cinsel kimlik kısmına girebilirim sanırım.
kabuki tiyatrosunda kadın oyuncu bulunması yasakmış. sebebi ise ahlak bozulmasın vs. klasik japon kafası. adamlara göre hala kadın evde oturup çocuk bakması gereken bir varlık. mesela türkiye kadın hakları konusunda japonya'dan kat kat daha ileride sıralamalarda. japonya afrika ülkeleriyle falan takılıyor.
işte kadın olmayınca tiyatroda, mecburen kadın rolünü erkekler oynuyor. erkek oyuncular kadın rolüne giriyor falan.
işte visual-kei bu noktada değişik bir yola sapıyor.
bazı adamlar "lan biz kültürümüzü seviyoruz. o sebeple de kabuki'yi temel alacağız. ama baroktur gotiktir falan onları da seviyoruz. o halde neden bu ikisini karıştırmıyoruz?" diyor ve ortaya malice mizer gibi gruplar çıkıyor.
şimdi bir de dünya 20. yüzyılın sonunda, 21. yüzyılın başında global bir yer halini alınca japonya'daki gruptan ugandalı adamın bile haberdar olma imkanı doğuyor.
lakin sıkıntı şu ki bu adamları izleyen avrupalılar "aman tanrım ne kadar da gay! tıpkı bizler gibi!" diyor. ama ortada sıkıntı var ki kadın kılığına giren visual kei müzisyenleri heteroseksüel. gay olanlar da var ama onlar pek fazla değiller.
bu durumun benzeri japonya 19. yüzyılda dünyaya açıldığında da oluyor. avrupalılar için homoseksüellik falan hala tabu olduğu için kabuki izleyenler falan "ya bu japonlar ne kadar pis ahlaksız insanlar. yuvarlak mısınız olm siz?!" şeklinde tepki veriyor.
adamlar her kültürü kendileri gibi zannediyorlar...
hatta en son hizaki bu duruma isyan etmişti. nhk world'de yayınlanan uluslararası bir programda adama gelen sorular "cinisyet değiştirmeyi düşünüyor musunuz?", "erkekle çıkar mısınız?" tarzı saçma sapan sorulardı. adam da üstü kapalı bir şekilde "erkeğim olm ben, karı seviyorum" demeye getirdi de adam efendi olduğu için çok da ağır konuşmadı. ama adamın şalterlerinin attığını ben bile hissettim.
neyse işte böyle nevi şahsına münhasır bir müzik türü visual kei.
sonuç olarak visual kei'de olay tiyatrodur diyebiliriz.
anavatanı nagoya eyaletidir.
bu tarzda müzik yapan gruplar dış görünüşlerine, imajlarına falan epey önem verirler ama çok yanlış anlaşılan noktalardan bir tanesi kadın kılığına giren visual kei müzisyenlerinin cinsel kimliği hakkındadır.
esasında visual kei, japon kabuki tiyatrosundan türemiştir. elbette kiss gibi glam gruplarının etkisi de vardır ama kiss fitili ateşleme görevi görmüştür sadece. x-japan, kiss'i gördükten sonra "eee biz de böyle işler yapıyoruz ki?" deme cesaretini kiss'ten sonra göstermiştir. yoksa x-japan, japonya gibi bir yerde kolay kolay tutmazdı. yapımcılar da baktılar kiss epey popüler, x-japan'a yol verdiler ve ortaya visual kei çıktı.
ama işte tüm gruplar ilk başta x-japan gibi olmaya çalışsa da tonla farklı visual kei akımı ortaya çıktı. kimisi x-japan'ın daha avrupalı olan, daha gotik olan tarzından yürüdü; kimisi de "aga zaten visual kei dediğin şey kabuki tiyatorusu kökenlidir. kiss falan hikaye. esas visual kei kabuki tiyatrosunu temel alır" demiş ve ortaya daha japonik bir visual kei çıkmıştır. mesela inugami circus-dan ve ningen isu bu tarz gelenekselci gruplardır.
hatta inugami circus-dan'ın müziği çok fazla japon tiyatrosundan etkilenmiştir.
ningen-isu ise biraz daha farklı. adamlar sonradan visual kei'ye girmişlerdir. aslında ilk başta king crimson tarzı müzik yapmaktadırlar. ama bakıyorlar ki güzel şeyler visual kei'de onlar da giriyorlar işin içine. tabii yaşlandılar artık.
evet kabuki dedik ve şimdi cinsel kimlik kısmına girebilirim sanırım.
kabuki tiyatrosunda kadın oyuncu bulunması yasakmış. sebebi ise ahlak bozulmasın vs. klasik japon kafası. adamlara göre hala kadın evde oturup çocuk bakması gereken bir varlık. mesela türkiye kadın hakları konusunda japonya'dan kat kat daha ileride sıralamalarda. japonya afrika ülkeleriyle falan takılıyor.
işte kadın olmayınca tiyatroda, mecburen kadın rolünü erkekler oynuyor. erkek oyuncular kadın rolüne giriyor falan.
işte visual-kei bu noktada değişik bir yola sapıyor.
bazı adamlar "lan biz kültürümüzü seviyoruz. o sebeple de kabuki'yi temel alacağız. ama baroktur gotiktir falan onları da seviyoruz. o halde neden bu ikisini karıştırmıyoruz?" diyor ve ortaya malice mizer gibi gruplar çıkıyor.
şimdi bir de dünya 20. yüzyılın sonunda, 21. yüzyılın başında global bir yer halini alınca japonya'daki gruptan ugandalı adamın bile haberdar olma imkanı doğuyor.
lakin sıkıntı şu ki bu adamları izleyen avrupalılar "aman tanrım ne kadar da gay! tıpkı bizler gibi!" diyor. ama ortada sıkıntı var ki kadın kılığına giren visual kei müzisyenleri heteroseksüel. gay olanlar da var ama onlar pek fazla değiller.
bu durumun benzeri japonya 19. yüzyılda dünyaya açıldığında da oluyor. avrupalılar için homoseksüellik falan hala tabu olduğu için kabuki izleyenler falan "ya bu japonlar ne kadar pis ahlaksız insanlar. yuvarlak mısınız olm siz?!" şeklinde tepki veriyor.
adamlar her kültürü kendileri gibi zannediyorlar...
hatta en son hizaki bu duruma isyan etmişti. nhk world'de yayınlanan uluslararası bir programda adama gelen sorular "cinisyet değiştirmeyi düşünüyor musunuz?", "erkekle çıkar mısınız?" tarzı saçma sapan sorulardı. adam da üstü kapalı bir şekilde "erkeğim olm ben, karı seviyorum" demeye getirdi de adam efendi olduğu için çok da ağır konuşmadı. ama adamın şalterlerinin attığını ben bile hissettim.
neyse işte böyle nevi şahsına münhasır bir müzik türü visual kei.
sonuç olarak visual kei'de olay tiyatrodur diyebiliriz.
mana
19 mart 1968 hiroshima doğumlu japon müzisyen ve moda tasarımcısı.
moi-meme-moitie isimli bir giysi markasına sahiptir.
müziğe klasik müzikle başlamıştır ki zaten müziğinde klasik müziğin etkileri bol bol görülmektedir.
profesyonel müzik yaşamına 1988 yılında başlamıştır. çeşitli gruplarda çaldıktan sonra 1992 yılında malice mizer'ı kurmuştur. grubun hem lead gitaristi, hem şarkı yazarı hem de art direktörü olmuştur.
malice mizer'da kazandığı paralarla kendi kayıt şirketini kurmuştur. malice mizer şarkılarını mana'nın şirketinde yapmıştır.
malice mizer dağılınca mana kendi solo projesi olan moi dix mois'yı kurmuştur.
günümüzde kendisi daha çok prodüktörlüğe ve moda tasarımcılığına yönelmiş durumda.
kendisi pek konuşmaz. genelde cevaplarını yanındakilerin kulağına söyler ve onlar mana adına cevap verirler. 1-2 defa konuşmuştur ama onlarda da çok az konuşmuştur. bunun sebebi ise "benim müziğim benim adıma konuşuyor" demesidir.
kyomu no naka de no yuugi isimli malice mizer şarkısında vokal yapmış olsa da sesi efektlere boğulduğu için tam anlaşılamamakta.
ama artık sosyal medya çıktığı için epey bir çenesi düştü mana beyin. zira kendisi hala konuşmasa da her gün twitter'da görmek mümkün.
moi-meme-moitie isimli bir giysi markasına sahiptir.
müziğe klasik müzikle başlamıştır ki zaten müziğinde klasik müziğin etkileri bol bol görülmektedir.
profesyonel müzik yaşamına 1988 yılında başlamıştır. çeşitli gruplarda çaldıktan sonra 1992 yılında malice mizer'ı kurmuştur. grubun hem lead gitaristi, hem şarkı yazarı hem de art direktörü olmuştur.
malice mizer'da kazandığı paralarla kendi kayıt şirketini kurmuştur. malice mizer şarkılarını mana'nın şirketinde yapmıştır.
malice mizer dağılınca mana kendi solo projesi olan moi dix mois'yı kurmuştur.
günümüzde kendisi daha çok prodüktörlüğe ve moda tasarımcılığına yönelmiş durumda.
kendisi pek konuşmaz. genelde cevaplarını yanındakilerin kulağına söyler ve onlar mana adına cevap verirler. 1-2 defa konuşmuştur ama onlarda da çok az konuşmuştur. bunun sebebi ise "benim müziğim benim adıma konuşuyor" demesidir.
kyomu no naka de no yuugi isimli malice mizer şarkısında vokal yapmış olsa da sesi efektlere boğulduğu için tam anlaşılamamakta.
ama artık sosyal medya çıktığı için epey bir çenesi düştü mana beyin. zira kendisi hala konuşmasa da her gün twitter'da görmek mümkün.

büyük iskender
yunan birliğini kuran komutan, imparator isminin roma imparatorlarından sonra yakıştığı yegane isim.
bir filozofun "sonsuz sayıda evren vardır" sözü üzerine "bir tanesinin hakimi olamadım, diğerlerine nasıl hakim olabileyim?" şeklinde cevap verip hüngür hüngür ağlamıştır. plutharkos'un moralia isimli kitabında geçer bu olay.
sadece dünya tarihini değiştiren bir hükümdar değil, dünya coğrafyasını değiştiren de bir hükümdar olmuştur.
bir ada üzerinde kurulu olan tyre şehir devletini (günümüzdeki ismi sur) ele geçirmek için denizi doldurmuş ve eskiden ada ülkesi olan tyre, bu olaydan sonra kara ülkesi olmuştur.
durumun vehametini görmek için buyrunuz tyre haritası:

bu da günümüzdeki halinin havadan görüntüsü:

adamı nasıl kızdırdılarsa artık...
bir de japonya'ya kadar etki etmiştir.
kendisi orta asya içlerine kadar gelince haliyle yunan tanrılarını da getirmiş ve zeus japonya'ya fuujin ismi ile geçmiştir.
her özgür antik yunan erkeği gibi kadınları üreme amaçlı görmüş, asıl aşkı erkeklerde aramıştır.
ayrıca bu durum yunan kültürüne o kadar etki etmiştir ki aynı davranışı 1900'lerin yunan milliyetçileri bile savunmuşlardır. "eşcinsellik bizim kültürümüzde var" diyen çok fazla yunan milliyetçisi vardır.
şimdi bu tür yunan milliyetçileri çıkmaz herhalde. hele şu altın şafak bünyesinde bunları dile getirebilen yoktur diye düşünüyorum.
askeri taktiği ise romalılar tarafından yerle bir edilmiştir.
kendisinin ortaya çıkardığı mızraklılara güvenen ordu, roma'nın mobilize ordusu karşısında çok statik durmuş ve böylece roma, yunanistan'ı topraklarına katmıştır.
lakin aynı statiklik bu sefer barbarlar karşısında roma ordusu'nda da olacak ve böylece bir devir daha sona erecektir.
zaten askeri tarihte genelde en çok mobilize olan taraf kazanır çoğu zaman ama abd ordusu bu genellemenin bir istisnasıdır. adamlar o kadar eğitime rağmen beceriksizse demek ki...
bir filozofun "sonsuz sayıda evren vardır" sözü üzerine "bir tanesinin hakimi olamadım, diğerlerine nasıl hakim olabileyim?" şeklinde cevap verip hüngür hüngür ağlamıştır. plutharkos'un moralia isimli kitabında geçer bu olay.
sadece dünya tarihini değiştiren bir hükümdar değil, dünya coğrafyasını değiştiren de bir hükümdar olmuştur.
bir ada üzerinde kurulu olan tyre şehir devletini (günümüzdeki ismi sur) ele geçirmek için denizi doldurmuş ve eskiden ada ülkesi olan tyre, bu olaydan sonra kara ülkesi olmuştur.
durumun vehametini görmek için buyrunuz tyre haritası:

bu da günümüzdeki halinin havadan görüntüsü:

adamı nasıl kızdırdılarsa artık...
bir de japonya'ya kadar etki etmiştir.
kendisi orta asya içlerine kadar gelince haliyle yunan tanrılarını da getirmiş ve zeus japonya'ya fuujin ismi ile geçmiştir.
her özgür antik yunan erkeği gibi kadınları üreme amaçlı görmüş, asıl aşkı erkeklerde aramıştır.
ayrıca bu durum yunan kültürüne o kadar etki etmiştir ki aynı davranışı 1900'lerin yunan milliyetçileri bile savunmuşlardır. "eşcinsellik bizim kültürümüzde var" diyen çok fazla yunan milliyetçisi vardır.
şimdi bu tür yunan milliyetçileri çıkmaz herhalde. hele şu altın şafak bünyesinde bunları dile getirebilen yoktur diye düşünüyorum.
askeri taktiği ise romalılar tarafından yerle bir edilmiştir.
kendisinin ortaya çıkardığı mızraklılara güvenen ordu, roma'nın mobilize ordusu karşısında çok statik durmuş ve böylece roma, yunanistan'ı topraklarına katmıştır.
lakin aynı statiklik bu sefer barbarlar karşısında roma ordusu'nda da olacak ve böylece bir devir daha sona erecektir.
zaten askeri tarihte genelde en çok mobilize olan taraf kazanır çoğu zaman ama abd ordusu bu genellemenin bir istisnasıdır. adamlar o kadar eğitime rağmen beceriksizse demek ki...
ürdün
filistinlileri sürekli gaza getiren bir ülke. zira filistin aslında eskiden ürdün toprağıdır.
adamların amacı tekrar filistin üzerinden akdeniz'e çıkmak.
adamların amacı tekrar filistin üzerinden akdeniz'e çıkmak.
filistin
eskiden fenikelilerin yaşadığı topraklar.
günümüzdeki filistinlilerin fenikelilerle yakından uzaktan ilgisi yoktur ama. araptır onlar.
günümüzdeki filistinlilerin fenikelilerle yakından uzaktan ilgisi yoktur ama. araptır onlar.
yediğin yemeğin fotoğrafını paylaşmak
eğer takipçileriniz ve siz az çok aynı gelir düzeyindeyseniz ve birbirinizi tanıyorsanız çok da sıkıntılı olmayan eylem.
yalnız arada degüstatörleri takip ediyorum da adamlara "abi 2-3 yudum da bana versen" diyesim geliyor. şanslı herifler ve herifeler sizi.
yalnız arada degüstatörleri takip ediyorum da adamlara "abi 2-3 yudum da bana versen" diyesim geliyor. şanslı herifler ve herifeler sizi.
vincenzo galilei
1520-1591 yılları arasında yaşamış olan italyan besteci ve müzik teorisyeni. lakin bunlardan çok galileo galilei'nin babası olmasıyla tanınır.
müzikte barok akımının öncülerindendir.
tel gerilimi ve nota frekansları arasındaki ilişkiyi matematiksel olarak formülize etmiştir. böylece yıllardır kullanımda olan pisagor'un müzik kuramlarının temeline kibrit suyu dökmüştür.
ayrıca akustik biliminin kurucuları arasında yer alır. galileo da bilimsel çalışma yöntemini ilk olarak babasından öğrenmiştir.
müzikte barok akımının öncülerindendir.
tel gerilimi ve nota frekansları arasındaki ilişkiyi matematiksel olarak formülize etmiştir. böylece yıllardır kullanımda olan pisagor'un müzik kuramlarının temeline kibrit suyu dökmüştür.
ayrıca akustik biliminin kurucuları arasında yer alır. galileo da bilimsel çalışma yöntemini ilk olarak babasından öğrenmiştir.




