jean baptiste de la croix
@jean baptiste de la croix yazar
327
entry
19
takipçi
19
takip edilen
784
beğeni
405
favori
11,530
puan
Efsane Yazar
gazi üniversitesi
fizik bölümünden koşa koşa kaçtığım üniversite. ömrümü tüketti.
noblesse oblige
"nobles oblij" şeklinde telaffuz edilebilecek, fransızca'da soyluluğun sadece ünvandan oluşmadığını ve bir takım sorumluluklar içerdiğini belirten açıklama. buna göre soylu bir kişinin hareketleri de soylu olmalıdır. aynı şekilde bir kişinin hareketlerinden de soylu olup olmadığı ortaya çıkar.
ülkemizde "biz aristokratız yeauv" diye geçinen çoğu kişiye noblesse oblige penceresinden bakıldığında aslında aristokrat olmadıkları tam bir "le bourgeois gentilhomme" örneği oldukları çok iyi gözlemlenebilir.. bu arada hakikaten le bourgeois gentilhomme, aslında çok iyi gösteriyor bu terimin aslında ne olduğunu. büyük adamsın moliere.
ülkemizde "biz aristokratız yeauv" diye geçinen çoğu kişiye noblesse oblige penceresinden bakıldığında aslında aristokrat olmadıkları tam bir "le bourgeois gentilhomme" örneği oldukları çok iyi gözlemlenebilir.. bu arada hakikaten le bourgeois gentilhomme, aslında çok iyi gösteriyor bu terimin aslında ne olduğunu. büyük adamsın moliere.
imparatorluk aristokrasisi
napoleon bonaparte'ın icat ettiği bir aristokrasi biçimi.
bu sistemde aristokratlar asaletlerini kan ile değil devlete olan hizmetleri ile kazanırlar. bu sebeple bir çok asker aristokrata ev sahipliği yapmıştır.
bu sistemde aristokratlar asaletlerini kan ile değil devlete olan hizmetleri ile kazanırlar. bu sebeple bir çok asker aristokrata ev sahipliği yapmıştır.
hukuk okumak
aristokrasi çağında soyluluğa atılan ilk adımlardan birisidir.
siz soylu olamasanız da çocuğunuzu uygun eşle evlendirirseniz en fakirinden de olsa aileniz aristokrasinin içine girmiş olur.
tabii daha sonra imparatorluk aristokrasisi diye bir şey çıkarmış napoleon amcamız. haliyle hukukçulardan çok askerler ve mühendisler sonradan soylu olmuşlar.
siz soylu olamasanız da çocuğunuzu uygun eşle evlendirirseniz en fakirinden de olsa aileniz aristokrasinin içine girmiş olur.
tabii daha sonra imparatorluk aristokrasisi diye bir şey çıkarmış napoleon amcamız. haliyle hukukçulardan çok askerler ve mühendisler sonradan soylu olmuşlar.
anın fotoğrafını paylaş
japonca, çalıştım, arada markete gittim, gitar çalıştım, 30 dakika belgesel izledim, romence çalıştım. şimdi uyuyabilir miyim?

üstteki yazar hakkında düşünülenler
seksist şeylere alerjisi var. görmeye tahammül edemiyor.
ingilizce
eskiden yazıldığı gibi okunan, ama daha sonra gerek kralların fransızlaşması (dolayısıyla halkın da ucundan fransızlaşması) gerek zaman zaman baskın aksanların ele geçirmesiyle yazılışı fonetik olarak okunamayan bir dildir. örneğin "and" kelimesini bazıları "end", bazıları "and" ve bazıları "ond" diye telaffuz etmekteymiş eskiden.
günümüzde konuşulanı londra diyalektidir.
ayrıca eski hali, almanca'ya daha yakındır.
ingiltere'de bölgeden bölgeye hem aksan hem de kelime kullanımı değişir.
örneğin doğudakiler danca kökenli kelimeleri daha çok kullanırken batıdakiler (özellikle wessex bölgesi) eski ingilizce'ye daha yakın bir şekilde ingilizce konuşuyor.
bu sebeple "olm süper aksan yaptım" deseniz bile kelime kullanımınız yanlışsa "sen buralarda yenisin galiba delikanlı" şeklinde tepkiler almanız olasıdır.
tabii yavaş yavaş bu nüanslar ortadan kalkmakta. 21. yüzyılın globalizasyonu ve iletişim araçları sağolsun.
bence dünya eskiden daha renkli bir yerdi.
günümüzde konuşulanı londra diyalektidir.
ayrıca eski hali, almanca'ya daha yakındır.
ingiltere'de bölgeden bölgeye hem aksan hem de kelime kullanımı değişir.
örneğin doğudakiler danca kökenli kelimeleri daha çok kullanırken batıdakiler (özellikle wessex bölgesi) eski ingilizce'ye daha yakın bir şekilde ingilizce konuşuyor.
bu sebeple "olm süper aksan yaptım" deseniz bile kelime kullanımınız yanlışsa "sen buralarda yenisin galiba delikanlı" şeklinde tepkiler almanız olasıdır.
tabii yavaş yavaş bu nüanslar ortadan kalkmakta. 21. yüzyılın globalizasyonu ve iletişim araçları sağolsun.
bence dünya eskiden daha renkli bir yerdi.
societas draconistarum
"ejderhacıların topluluğu" anlamına gelen bir isme sahip monastik şövalye düzeni. üyeleri soylular arasından seçilir.

1408 yılında macaristan kralı sigismund von luxembourg tarafından kurulmuştur. kendisi de daha sonra 1433-1437 yılları arasında kutsal roma imparatorluğu'nu yönetmiştir.

kurulma amacı macaristan monarşisini ve katolikliği osmanlı devleti'ne karşı savunmaktır. tabii düşmanları sadece osmanlı devleti değil, tüm katolik olmayan kişiler (ki bunlara ortodoks hristiyanlar da dahildir).
niğbolu savaşı'nda çok pis dayak yemişlerdir osmanlı'dan.
neyse efendim, peki bu adamlar neden o kadar hayvan dururken gidip ejderhayı kendilerine sembol olarak almışlar?
bunun sebebi eskiden anadolu'da yaşayan aziz george'un bir ejderha'yı öldürdüğü rivayetidir. ama ortodokslar der ki, aziz george'un hayat hikayesi çok alegorik olarak yazılmıştır. esasında bu ejderha denilen şey oradaki bir feodal bey idi diyorlar.

neyse sigismund etkilenmiş işte bu olaydan "biz aziz george'un ardıllarıyız. biz de onun gibi ejderhaları terbiye edeceğiz." deyip örgütüne bu ismi uyun görmüş. ejderha da katolik olmayan insanlar oluyor haliyle.
bu örgütün en ünlü üyelerinden birisi kimdi dersiniz?
iii. vlad
yani bu adam "dracula" ismini bu sebepten almış esasında. zira "dracul" ejderha demek. "ben hristiyanlık düşmanlarını aziz george gibi ezeceğim" demek istemiş ismiyle.
(dracula, "ejderha'nın oğlu" demek. babası ii. vlad'ın lakabı "dracul")
becerememiş orası ayrı.

1408 yılında macaristan kralı sigismund von luxembourg tarafından kurulmuştur. kendisi de daha sonra 1433-1437 yılları arasında kutsal roma imparatorluğu'nu yönetmiştir.

kurulma amacı macaristan monarşisini ve katolikliği osmanlı devleti'ne karşı savunmaktır. tabii düşmanları sadece osmanlı devleti değil, tüm katolik olmayan kişiler (ki bunlara ortodoks hristiyanlar da dahildir).
niğbolu savaşı'nda çok pis dayak yemişlerdir osmanlı'dan.
neyse efendim, peki bu adamlar neden o kadar hayvan dururken gidip ejderhayı kendilerine sembol olarak almışlar?
bunun sebebi eskiden anadolu'da yaşayan aziz george'un bir ejderha'yı öldürdüğü rivayetidir. ama ortodokslar der ki, aziz george'un hayat hikayesi çok alegorik olarak yazılmıştır. esasında bu ejderha denilen şey oradaki bir feodal bey idi diyorlar.

neyse sigismund etkilenmiş işte bu olaydan "biz aziz george'un ardıllarıyız. biz de onun gibi ejderhaları terbiye edeceğiz." deyip örgütüne bu ismi uyun görmüş. ejderha da katolik olmayan insanlar oluyor haliyle.
bu örgütün en ünlü üyelerinden birisi kimdi dersiniz?
iii. vlad
yani bu adam "dracula" ismini bu sebepten almış esasında. zira "dracul" ejderha demek. "ben hristiyanlık düşmanlarını aziz george gibi ezeceğim" demek istemiş ismiyle.
(dracula, "ejderha'nın oğlu" demek. babası ii. vlad'ın lakabı "dracul")
becerememiş orası ayrı.
romence
romanya, moldova, voyvodina, athos dağı'nda konuşulan bir dil. avrupa birliği dilidir ayrıca.
bulgaristan, macaristan, sırbistan, ukrayna'da da azınlık dili olarak tanınmıştır.
yine de en aktif moldova ve romanya'da konuşulur. hatta bu dilin kurallarını koyan kurumlardan birisi moldova'da, diğeri ise romanya'dadır. ve hatta akademisyenlere göre moldovaca ile romence aynı dildir ki moldovalılara göre de öyledir. ama işte sovyetler birliği, "sizin diliniz moldovaca, onlarınki romence" diye dayatmış zamanında.
kökeni halk latincesidir. ilk gramer kitabı 1780 yılında yazılmıştır.
italyanca ile kökenleri aynı olduğu için (halk latincesi) kelimeler büyük oranda aynıdır. yine de cinsiyet çekimleri italyanca ile karşılaştırıldığında çok alakasızdır. romence cinsiyet çekimleri konusunda latince'deki çekimleri korumuştur.
örneğin "întro" çekimi romence'de feminenken italyanca'da maskulendir. haliyle "ben romence biliyorum, italyanlar beni anlar" düşüncesi çok da doğru değildir. zira italyan birisine "întro" derseniz yüksek ihtimalle bir erkekten bahsettiğinizi düşünecektir.
bir de bölgede yaşayan kuman türkleri ve tatarlar sebebiyle epey bir türkçe kelime barındırır.
size bir ipucu vereyim. bir romanyalının soyadında "coman" varsa o türk kökenlidir.
romence'de yabancı kelimeler büyük oranda fransızca'dan alınmıştır.
bulgaristan, macaristan, sırbistan, ukrayna'da da azınlık dili olarak tanınmıştır.
yine de en aktif moldova ve romanya'da konuşulur. hatta bu dilin kurallarını koyan kurumlardan birisi moldova'da, diğeri ise romanya'dadır. ve hatta akademisyenlere göre moldovaca ile romence aynı dildir ki moldovalılara göre de öyledir. ama işte sovyetler birliği, "sizin diliniz moldovaca, onlarınki romence" diye dayatmış zamanında.
kökeni halk latincesidir. ilk gramer kitabı 1780 yılında yazılmıştır.
italyanca ile kökenleri aynı olduğu için (halk latincesi) kelimeler büyük oranda aynıdır. yine de cinsiyet çekimleri italyanca ile karşılaştırıldığında çok alakasızdır. romence cinsiyet çekimleri konusunda latince'deki çekimleri korumuştur.
örneğin "întro" çekimi romence'de feminenken italyanca'da maskulendir. haliyle "ben romence biliyorum, italyanlar beni anlar" düşüncesi çok da doğru değildir. zira italyan birisine "întro" derseniz yüksek ihtimalle bir erkekten bahsettiğinizi düşünecektir.
bir de bölgede yaşayan kuman türkleri ve tatarlar sebebiyle epey bir türkçe kelime barındırır.
size bir ipucu vereyim. bir romanyalının soyadında "coman" varsa o türk kökenlidir.
romence'de yabancı kelimeler büyük oranda fransızca'dan alınmıştır.
adnan oktar
parayla üstat masonluk derecesi almış bir şahıs.
aşkım dün gece hamiyle kaldım diyen sevgili
eski sevgilidir.
bekaret
kadının ve erkeğin cinsel ilişkiye girmemiş haline verilen isim.
türkiye'de çok takınılan bir nokta ama ben şunu fark ettim ki türkiye'de bekarete takanların büyük bir kısmının korkusu esasında aldatılma korkusundan kaynaklanıyor.
bir hristiyan olarak evlilik dışı cinsel ilişkiye karşıyım. daha önce bazı sevgililerimle bu konuda çok tartışma yaşadım ki ilk sevgilimi de bu sebeple unutamıyorum. zira kendisi "ben seninle her yolda yürürüm" diyen birisiydi. ağzıma sıçayım ki böyle bir kızı kendimden soğuttum.
ha bu demek mi ben karşı komşumun evlilik dışı cinsel ilişkisine karışabilirim? tabii ki değil. birincisi kendisi bir hristiyan değil. ikincisi banane onun hayatından? ama günah işlediği için onun hakkında üzülür müyüm? evet.
şimdi diyelim bu komşu her gün erkek değiştiriyor. ama bir süre sonra bana gelip "ya jean baptiste, ben artık çok pişmanım yaptığım işlerden. tövbe etmek istiyorum" dedi. bir süre dindar bir yaşam yaşadı. benimle birlikte kiliseye gidip geldi. sonra bir gün bana aşık oldu. aşkından ölüyor kadın. şimdi ben bu kadını reddedebilir miyim?
geçmişini düşününce günahkar bir kadın. ama gerçekten tövbe ettiğini de anladım. zaten tanrı da "tövbe ettiğiniz sürece her türlü günahınızı bağışlarım" diyor. tövbe ettiğini de yaşamıyla gösteriyorsa benim bu kadına "senin geçmişin çok kirli, sen kirli bir kadınsın. seninle evlenemem" deme hakkım pek yok gibi görünüyor. tanrı bile affettiyse benim onu affetmemem günah olurdu.
o sebeple ben artık çok karışmıyorum bu olaya.
zaten benim evlenip evlenmeyeceğim de tanrı'ya kalmış bir olay. zaten hayatımın gidişatına bakarsak evlenmemi pek istemiyor. neyse artık, ben de hayatımı ona hizmetle geçiririm ne yapayım?
ama bir de her türlü zinayı yapıp da "ben bakire eş istiyorum" diyenler tam dayaklık. onlar çok ayrı bir konu.
türkiye'de çok takınılan bir nokta ama ben şunu fark ettim ki türkiye'de bekarete takanların büyük bir kısmının korkusu esasında aldatılma korkusundan kaynaklanıyor.
bir hristiyan olarak evlilik dışı cinsel ilişkiye karşıyım. daha önce bazı sevgililerimle bu konuda çok tartışma yaşadım ki ilk sevgilimi de bu sebeple unutamıyorum. zira kendisi "ben seninle her yolda yürürüm" diyen birisiydi. ağzıma sıçayım ki böyle bir kızı kendimden soğuttum.
ha bu demek mi ben karşı komşumun evlilik dışı cinsel ilişkisine karışabilirim? tabii ki değil. birincisi kendisi bir hristiyan değil. ikincisi banane onun hayatından? ama günah işlediği için onun hakkında üzülür müyüm? evet.
şimdi diyelim bu komşu her gün erkek değiştiriyor. ama bir süre sonra bana gelip "ya jean baptiste, ben artık çok pişmanım yaptığım işlerden. tövbe etmek istiyorum" dedi. bir süre dindar bir yaşam yaşadı. benimle birlikte kiliseye gidip geldi. sonra bir gün bana aşık oldu. aşkından ölüyor kadın. şimdi ben bu kadını reddedebilir miyim?
geçmişini düşününce günahkar bir kadın. ama gerçekten tövbe ettiğini de anladım. zaten tanrı da "tövbe ettiğiniz sürece her türlü günahınızı bağışlarım" diyor. tövbe ettiğini de yaşamıyla gösteriyorsa benim bu kadına "senin geçmişin çok kirli, sen kirli bir kadınsın. seninle evlenemem" deme hakkım pek yok gibi görünüyor. tanrı bile affettiyse benim onu affetmemem günah olurdu.
o sebeple ben artık çok karışmıyorum bu olaya.
zaten benim evlenip evlenmeyeceğim de tanrı'ya kalmış bir olay. zaten hayatımın gidişatına bakarsak evlenmemi pek istemiyor. neyse artık, ben de hayatımı ona hizmetle geçiririm ne yapayım?
ama bir de her türlü zinayı yapıp da "ben bakire eş istiyorum" diyenler tam dayaklık. onlar çok ayrı bir konu.
ülkede en çok israf edilen şeyler
hayat
ciddi anlamda boş beleş yaşıyoruz şu hayatı. rönesans bilginleri mezarlarında parende atıyorlarmış gibi hissediyorum.
ciddi anlamda boş beleş yaşıyoruz şu hayatı. rönesans bilginleri mezarlarında parende atıyorlarmış gibi hissediyorum.
general
japon ordusu'nda albayın da zaman zaman dahil olduğu subay sınıfı. albaysanız sizi general diye çağırmazlar ama general sınıfında olursunuz.
Sözlük yazarlarının kendi eserleri
bu hafta bunu çalıştım. lakin videoda kadansı geç yapmayaydım iyiydi...
bu hafta bunu çalıştım. lakin videoda kadansı geç yapmayaydım iyiydi...
frank sinatra
kızı nancy sinatra ile araları açık gitmiş şarkıcı.
mafya bağlantıları ile ünlüdür.
nancy sinatra ile aralarının açık olmasının sebebi, frank amcamızın nancy sinatra ile yaklaşık aynı yaşlarda olan mia farrow ile evlenmesi sebebiyle olmuştur.
mia farrow'dan boşanması ile rosemary's baby isimli film sebebiyledir. "püüh yazıklar olsun sana, oynadığın film bu muydu?" deyip mia'yı boşamıştır.
mafya bağlantıları ile ünlüdür.
nancy sinatra ile aralarının açık olmasının sebebi, frank amcamızın nancy sinatra ile yaklaşık aynı yaşlarda olan mia farrow ile evlenmesi sebebiyle olmuştur.
mia farrow'dan boşanması ile rosemary's baby isimli film sebebiyledir. "püüh yazıklar olsun sana, oynadığın film bu muydu?" deyip mia'yı boşamıştır.
küçük iskender
türkiye'de edebiyata gerçekten kendini adayan nadir şairlerden birisi.
şiir sayısını günlere oranlayınca neredeyse en azından iki günde bir şiir yazdığı görülüyor.
adeta bir edebiyat memuru.
şiir sayısını günlere oranlayınca neredeyse en azından iki günde bir şiir yazdığı görülüyor.
adeta bir edebiyat memuru.
hoşea
peygamber hoşea'yı anlatan eski antlaşma kitabı.
Efraim diye bilinen İsrail'in kuzey Krallığının başkenti Samiriye İ.Ö 722 yılında Asurlular tarafından ele geçirildi.Peygamber Hoşea bu olaydan önceki sıkıntılı günlerde ortaya çıktı. Özellikle putperestlik ve sadakatsizlik konusuna değindi. İsrail halkının Tanrı'ya sırt çevirip başka ilahlara yönelmesi zinayla özdeşleştiriliyor.Nitekim Hoşea Tanrı'yla İsrail halkı arasındaki ilişkileri sergilemek için Tanrı tarafından zina eden bir kadınla evlendirmeye yönlendiriyor. Karısı Gomer kendisine sadakatsizlik ettiği gibi Tanrı'nın halkı da Rab'be sadakatsizlik ediyor. Bu yüzden Tanrı İsrail'i cezalandıracak. Ama sonunda Tanrı'nın sürekli sevgisi halkını yeniden kazanacak , onlarla ilişkisini düzeltecektir. Bu sevgi 11:18 ayetinde şöyle açıklanır: ''Nasıl vazgeçerim senden, ey Efraim? Nasıl teslim ederim seni, ey İsrail?... Yüreğim değişti içimde,alevlendi acıma duygularım.''
Efraim diye bilinen İsrail'in kuzey Krallığının başkenti Samiriye İ.Ö 722 yılında Asurlular tarafından ele geçirildi.Peygamber Hoşea bu olaydan önceki sıkıntılı günlerde ortaya çıktı. Özellikle putperestlik ve sadakatsizlik konusuna değindi. İsrail halkının Tanrı'ya sırt çevirip başka ilahlara yönelmesi zinayla özdeşleştiriliyor.Nitekim Hoşea Tanrı'yla İsrail halkı arasındaki ilişkileri sergilemek için Tanrı tarafından zina eden bir kadınla evlendirmeye yönlendiriyor. Karısı Gomer kendisine sadakatsizlik ettiği gibi Tanrı'nın halkı da Rab'be sadakatsizlik ediyor. Bu yüzden Tanrı İsrail'i cezalandıracak. Ama sonunda Tanrı'nın sürekli sevgisi halkını yeniden kazanacak , onlarla ilişkisini düzeltecektir. Bu sevgi 11:18 ayetinde şöyle açıklanır: ''Nasıl vazgeçerim senden, ey Efraim? Nasıl teslim ederim seni, ey İsrail?... Yüreğim değişti içimde,alevlendi acıma duygularım.''
erkek yapınca normal kadın yapınca anormal olan şeyler
evde boxer'la gezmek.
yapanını görmediğim için yazdım. yapan varsa bir şey diyemem.
yapanını görmediğim için yazdım. yapan varsa bir şey diyemem.
soloman mahmoud
sudanlı bir caz gitaristi.
ahwak isimli şarkıyı çok güzel yorumlamıştır:
ahwak isimli şarkıyı çok güzel yorumlamıştır:

