jean baptiste de la croix

jean baptiste de la croix

@jean baptiste de la croix yazar
327
entry
19
takipçi
19
takip edilen
784
beğeni
405
favori
11,435
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
13 ekim 2018'dan beri üye
furtuna
romence'de fırtına anlamına gelen kelime.

kumanca'dan romence'ye geçmiş kelimelerle karşılaşınca sanki tanıdık bir yüz görmüş gibi seviniyorum.
petrol
arap ülkelerinin emek sarf etmeden zengin olmasına sebep olan madde.

hep düşünmüşümdür, "lan bu adamlar o kadar paranın içinde yüzüyor, ama gelgelelim bu adamlar nasıl bu kadar ilkel bir toplum yapısına sahip oluyor?" diye.

francis fukuyama bana bunun cevabını verdi. emek olmadan zengin olununca gelişme olmazmış.
boşanmış bir kadınla evlenmek
hristiyanların çok fazla yanaşmadığı eylem. olay bakirelikle falan ilgili değil ama. boşanmış bir erkekle evlenmeye de yanaşılmaz.

şöyle ki, hristiyan bir insan eşinden kolay kolay boşanamaz. eşlerden biri zina yapsa bile hemen boşanmaya gidilmemesi tavsiye edilir.

haliyle hristiyan bir kadının veya hristiyan bir erkeğin boşanması gerçekten kişilerin sıkıntılı olduğunun göstergesidir. olay boşanmaya kadar geldiyse ortada gerçekten bir imansızlık söz konusudur.

şimdi diyeceksiniz ki "mağdur olan tarafın suçu ne?". aslında mağdur olan taraf pek yok. zira bir evlilikte boşanma varsa eşlerden ikisi de sorumludur. evliliklerini koruyamamışlardır. zira evlilik bağı çok kutsal bir bağdır ve tanrı ile insan arasındaki ilişkinin yeryüzündeki iz düşümüdür. bir çiftin evliliğini koruyamaması bu sebeple çok büyük bir sıkıntıdır.

bu arada bence de başlık "boşanmış biriyle evlenmek" olarak değiştirilse güzel olur.
sapyoseksüel
galiba benim de içinde yer aldığım aşık olma türü.

bir insan truvalı helen'i nasıl bilmez? hiç mi film izlemedin? hiç mi çanakkale'ye gitmedin? hiç mi tarihi şeylere merak sarmadın...

resmen dünya güzeli kızdan soğudum iki dakikada.
sevgilin var mı sorusuna alternatif cevaplar
"yok ama sen olursan neden olmasın?"
pişmanlıklar
bazı şeylerin farkına 27 yaşımda varmam.

içimden bir ses hala bir şeyler yapılabilir diyor, diğeri ise "hafiften geç kaldın" diyor.

lakin çok çalışmam lazım. insanların yüreklerine dokunmam lazım...

becerebilirsem ne ala...
piyer loti
oryantalizmi ve oryantalistleri eleştiren bir nazım hikmet şiiri.

spoiler (tıkla)
Tevekkül!
Kısmet!
Kafes, han, kervan
şadırvan!
Gümüş tepsilerde rakseten sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah.
Minarelerde sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar
ayaklarıyla gergef dokuyor.
Rüzgarlarda yeşil sarıklı imamlar ezan okuyor! >>

İste Frenk şairinin gördüğü şark!
İşte
dakikada 1.000.000 basılan
kitapların
şark`ı!
Lakin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark
yoktu,
olmayacak!

Şark
üstünde çıplak
esirlerin
aç geberdiği toprak!
Şarklıdan başka herkesin
orta mali olan memleket!
Açlığın kıtlıktan olduğu diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupa'nın ambarı!

Asya!
Amerikan dretnotlarının tel direklerine
senin Çinlilerin
uzun saçlarından
sari mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
Himalayanın
en yüksek
en dik
en karlı tepesinde
Britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
Paryaların
beyaz dişli ölülerini attığı Gania!
Anadolu baştan başa
Armistrongun
talim meydanı oldu!
Asyanın bağrı doldu!
Şark
yutmayacak
artık!
Bıktık be bıktık!
İçinizden biri
can verebilse bile
açlıktan ölen öküzümüze,
burjuvaysa eğer
gözükmesin gözümüze!
Hatta sen
sen Pier Lobi!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize
geçen
tifüsün biti
senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!
Fransız zabiti sen
o üzüm gözlü Azadeyi
bir orospudan
daha çabuk unuttun!
Kalbimize diktiğin
Azadenin taşını
bir tahta hedef gibi topa tuttun!
Bilmeyenler
bilsin:
sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!
Şarlatan!
Çürük Fransız kumaşlarını
yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan:
Piyer Loti!
Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!
Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
Şarkın kurtulduğu gün
senin ruhunu
köprü başında çarmıha gerer
karsısında cigara içerdim!
Ben elimi size verdim,
size verdik bir elimizi
kucaklayın bizi
Avrupanin sankulotları!
Surelim yan yana bindiğimiz al atları!
Menzil yakın
bakın
kurtuluş günü artık sayılı.
Önümüzde şarkın kurtuluş yılı
bize kanlı mendilini sallıyor.
Al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor.
oryantalizm
batının 19. yüzyılda doğu ülkelerine bakış açısı ki burada doğu ülkelerinden kasıt çoğunlukla orta doğu ülkleri olmuştur.

bir nevi orta doğu'yu hor görmüşlerdir batılılar, oryantalizm üzerinden.

özellikle oryantalist edebiyat ve resimde orta doğu tam bir zevk cenneti oarak gösterilir. bu sebeple resimlerde bol bol harem elemanları yer alır.

ne yazık ki türkiye, özellikle son yıllarda osmanlı'nın da içine düştüğü bu oryantalizm tuzağına düşmüştür. oy vermeye osmanlı sarayı kıyafetleriyle giden insanlar aslında tam da oryantalistlerin istediği insan tipidir. ama onlar çok güzel bir şey yapıyorlarmış gibi davranmakta ne yazık ki.

bölümünün sebebiyle japon türkoloji öğrencileriyle iletişim halindeyim ve onların da türkiye'ye oryantalist bakış açısıyla bakmaları beni gerçekten üzüyor.

atatürk'ün türkiye'sinden oryantalistlerin istediği türkiye'ye dönüşümümüz gerçekten üzücü bir durum ve japon türkoloji öğrencileriyle her konuşmamda sinirlerim tepeme çıkıyor ne yazık ki...
les plaisirs ont choisi pour asile
Armide operasının passacaglia bölümünün ikinci sahnesinin müziği.
YouTube video
hayatın bazen çok zor olması
cennette yaşamadığımız içindir.
inanmak istenilen yalanlar
"sen yaparsın"

gerçi yapıyorum az çok da yapana kadar da imanım gevriyor.
kısa boylu olmanın dezavantajları
hoşlanılan kızların hep uzun boylu olması da bunlardan birisidir.

fenerbahçe gibiyim kadınlarla ilişkilerim konusunda...

YouTube video
yazarların öfkesini benzettiği şey
patlayan balon.

dururum. dururum. dururum. dururum. sonra patlarım. insanlar "ne oluyor lan?!" der, bir sarsılır. sonra hayat akışına devam eder.
itiraf köşesi
bazen bu çağa ait hissedemiyorum kendimi.

flört ettiğim kız da öyle dedi. "sen yanlış çağda doğmuşsun" diye.

ama düşününce 17. yüzyılda yaşayan bir fransız köylüsü de olabilirdim.

bilemedim sözlük.

neyse tanrı bu çağda yarattıysa beni vardır bir bildiği.
justine
bir marquis de sade romanı.

justine ve julilette adında iki kız kardeşin babaları ölür ve hayatlarını tek başlarına sürdürmek zorunda kalırlar. iki kız kardeş bu noktada yollarını ayırır.

justine, ablasına göre dindar ve erdemlerini korumak konusunda muhafazakar birisidir. juliette ise "ben ekmeğime bakarım. gerisi pek beni ilgilendirmez" der.

bu noktada olaylar gelişir.

romanın ilk ismi "Les infortunes de la vertu" olmakla beraber; daha sonra bu başlık, romanın altbaşlığı olmuştur.

marquis de sade, romanı 1787 yılında bastille'de mahkumken 2 haftada yazmıştır. bir de de sade, juliette karakteri için de bir roman yazmıştır. ayrıca zaman içinde eklemeler ve çizimler de yapılmış ve roman 1801 yılında 4000 sayfaya ulaşmıştır. yani piyasadakiler esasında ilk versiyonları temel alan çeviriler diyebiliriz.

napoleon bonaparte bu romana çok kızmış ve de sade'ı 13 yıl boyunca hapiste tutmuştur.

bir de 4000 sayfalık versiyon, yasaklanışından sonra fransa'da 1960'ların sonunda anca yayınlanabilmiş ve hala günümüzde başka dilde çevirisi yok.
italya
istanbul'dan sonra en fazla sivaslı nüfusuna sahip şehirlerin bulunduğu ülke.

şaka yapıyorum zannediyorsunuz değil mi?

como şehrinin yarısından fazlası sivaslı örneğin.

o sebeple birisi "aaa sen italyanlara benziyorsun" dediğinde bence iki defa düşünün derim.

sivaslılara sözüm yok, sözüm avrupa özentilerine.
devlet bahçeli'nin ittifakı bitirmesi
normal bir durumdur.

zira akp ve mhp esasen politik duruş olarak birbirlerinden çok farklı partilerdir.

mhp'yi sevmeyen insanlar olsa da mhp'nin tıpkı chp gibi bir geleneği vardır.

mhp profesör ise akp üniversiteye yeni başlayan milenyum çocuğudur. mhp youtube'dan eğitim videoları izler, akp enes batur izler.

ben şahsen akp'nin değil, mhp'nin akp'yi kullandığını düşünüyorum. bakalım ilerleyen günlerde ne olacak.

not: herhangi bir siyasi parti ile bağım yoktur. ayrıca siyaseti de siyasetçileri de çok sevmem. feodal japonya'da samurai sınıfı tüccar sınıfına hangi gözle bakıyorsa, ben de siyasetçilere o gözle bakıyorum.
arabesk
avrupa sanatında kıvrımlı ve birbirini tekrarlayan desenlere verilen isim. sanırım arap harfleri ve arap sanatından kaynaklı bir durum.

ilk olarak italya'da ortaya çıkmıştır. barok ve neo-klasik dönemde kullanmayanı dövüyorlarmış.

ayrıca balerinlerin/baletlerin tek ayak üstünde durup diğer ayaklarını belirli bir açıyla kaldırma pozisyonuna da arabesk deniyor.
varil
çeşitli borsalarda üzerine para yatırabileceğiniz bir yatırım aracı.
the love of richard nixon
bir manic street preachers şarkısı.

YouTube video