jean baptiste de la croix

jean baptiste de la croix

@jean baptiste de la croix yazar
327
entry
19
takipçi
19
takip edilen
784
beğeni
405
favori
11,556
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
13 ekim 2018'dan beri üye
a fost sau n-a fost
"öyle miydi yoksa değil miydi?" başlıklı 2006 yapımı corneliu porumbiu filmi.

film, çavuşesku'nun devrilmesinden 16 yıl sonra "gerçekten bir devrim oldu mu yoksa olmadı mı?" sorusunu bir televizyon programı parodisi üzerinden sorguluyor.

romence hocamın bana kışla ilgili anlattığı şeyleri daha iyi anladım bu filmi izledikten sonra.

mesela neden romenlerin kış mevsimini çok sevmediklerini...
potyomkinskiye derevni
türkçe'ye "potemkin köyü" olarak çevirilebilecek politik ve ekonomik terim.

ii. katerina'ya hava atmak için kartondan yaptırdığı evleri kraliçeye gösteren grigoriy potemkin'den ismini alır.

grigoriy potemkin, kraliçe'ye aşık olduğu için ona halkın berbat koşullarda yaşadığını değil de aksine refah içinde yaşadığını göstermek için böyle bir yola başvurmuştur. tabii ki tek arzusu bunun ii. katerina'nın hoşuna gitmesidir.

bazı örnekleri:

Entry görseli


Entry görseli
xii. karl
17 haziran 1682 - 30 kasım 1718 tarihleri arasında yaşamış olan, palatinate-zweibrücken hanedanı üyesi, xi. karl ve ulrika eleonora (büyük) çiftinin tek hayatta kalan çocuğu; isveç'in, gotların ve vendlerin kralı; finlandiya prensi; scania, estonya, livonia ve karelya dükü; ingria lordu; bremen, verden ve pomeranya dükü; rügen prensi; wismar dükü; palatine kontu; bavyera kontu; zweibrücken-kleeburg kontu; jülich, cleve ve berg dükü; veldenz kontu; spanheim, ravensberg ve ravenstein lordu.

her ne kadar ismi xii. karl olsa da gerçekte ismi karl olan onikinci isveç kralı değildir. esasında vi. karl'dır ama isveçliler soylarını xiv. erik'e dayandırdıkları için xii. karl olmuştur kendisi.

1697 yılında taç giymiştir. aşırı dindar olduğu için cinsel ilişki ve evlilikten uzak durmuştur kendisi. ama daha sonra aslında en önemli sebebin aldatılmaktan korkmak olduğunu itiraf etmiştir. "ben askerlikle evliyim" deyip tüm evlilik tartışmalarına son vermiştir.

1700 yılında danimarka-norveç-saksonya-polonya-litvanya-rusya ittifakı isveç'e savaş açar ve böylece xii. karl için bir ömür sürecek askerlik görevi başlar.

"erkekseniz teker teker gelin lan!" deyip danimarka'yı, norveç'i, saksonya'yı, polonya'yı, litvanya'yı, saksonya'yı dağıtır. hatta bu sayede isveç'in topraklarını büyütür.

sırada en büyük rakip rusya vardır. lakin rusya seferinde st. petersburg'a saldırmak yerine moskova'ya yürümeyi tercih eder. bu kararı hayatının hatası olur ve poltava savaşı'nda yaralanır. ordusunun üçte birini kaybeder. yanına 1000 adamını alarak ordusunu geride bırakıp bender şehrine osmanlı devleti'ne sığınmak için gider.

poltava savaşı sonucunda isveç çöküşe girer ve rus imparatorluğu yükselişe geçer.

xii. karl, osmanlı devleti'ni sürekli rusya'ya karşı kışkırtır. osmanlı'da kendisinin uzun süreli misafirliğinin faturasını "demirbaş" bütçesinden öder. haliyle xii. karl, demirbaş karl olur.

bu yetmez bir de bender yakınlarına "karlstad" şehri kurulur. xii. karl'a ve maiyetine rus köle pazarlarından alınan isveçli kadınlar ve çocuklar verilir. artık osmanlı içinde minik bir isveç vardır.

fakat devlet görevlileri artık bıkarlar bu adamın uzun misafirliğinden. "s***tir git artık lan!" diyemedikleri için de hafiften uyuz olmaya başlarlar. bu uyuzluğun üstüne karlstad nüfusunun bender esnafına borç takması sebebiyle karlstad ve bender arasında ufak bir savaş çıkar. isveçliler bu olaya kalabaliken i bender derler.

bu olay üzerine xii. karl, dimetoka'da bir köşkte ev hapsinde tutulur.

Entry görseli
dinlenme tesisleri
insanın aklına "soğuk hava" ve "sıcak gözleme" ikilisini getiren yerler.
multi enstrümantalist
george enescu'nun epey üst seviyelere taşıdığı ünvan.

bu sebele kendisine "müziğin da vinci'si" diyenler var.

bir insan çaldığı her enstrümanın virtüözü olur mu?
potsdam devleri
prusya kralı i. frederick tarafından oluşturulan askeri birlik.

zebellah gibi adamlardan oluşur.

Entry görseli
la comtesse
ufak bir jean-baptiste cappus bestesi.

YouTube video
kadın
araştırmalar sonucunda mekanik aletlerin montajında erkeklere göre daha yetenekli olduğu keşfedilmiş cinsiyet.

bu sebeple izhmash, kalashnikov üreten işçilerin neredeyse hepsini kadınlardan seçiyormuş.
klasik müzik
gelişimini bir kadın ve bir erkeğin ilişkisine benzettiğim müzik türü.

rönesans döneminde çiftimiz doğar. gerçi henüz birbirlerini tanımıyorlardır ama komşu çocuklarıdır. bizans'tan kaçan yunan bilginler çocuklarımızı eğitir. isimleri de louis ve lia olsun.

barok dönemine geldiğimizde çocuklar artık büyümüştür. birbiriyle tanışmış ve aşık olmuşlardır. elbette dini duygularından ötürü birbirleri için yanıp tutuşsalar da birbirlerine olan mesafelerini korurlar. kızımız da pek utangaçtır bir de.

YouTube video


zaman ilerler. artık evlenseler iyi olacaktır. louis, lia'ya "senin için amerika'ya gideceğim güzelim. oradan zengin olup döneceğim. sonra ilk iş seninle evleneceğim" der. 1-2 yıl lia, louis'yi beklemektedir. arada bir mahmut "sen benim olacaan güzelim" dese de lia bir şekilde mahmut'u uzaklaştırır her seferinde.

neyse, louis amerika'dan döner. hakikaten aşırı zengin olmuştur. ama gönlü hala lia'dadır. "gel güzelim, bak bu altınların hepsi bizim" der. sonra da "oralardan bir dans getirdim ama şimdilik yavaş yapalım. senin tenine zarar gelsin istemem" der ve öğrendiği yeni dansı öğretir.

YouTube video


eh, artık zengin louis, lia'yı ailesinden ister ve evlenirler. mutlu bir yuvaları olur.

YouTube video


louis ve lia bir süre çocuk yapmamayı, özgürce takılmayı planlar ve balolarda fink atarlar. artık lia da olgunlaşıp üzerindeki utangaçlığı attığı için louis'ye daha yakın olur. dans ederken onunla bütünleşir adeta.

YouTube video


louis ise hala gençtir. olgunlaştıkça şairleşmeye başlar. sadece eşi değil, çevresindeki tüm kadınlar kendisine başka gözle bakmaktadır artık. kendisi de duygudan duyguya koşmakta ve dönemin siyasi ve politik havası kendisini etkilemektedir. devrimci olmaya karar verir o da.

YouTube video


ama işler louis'nin tahmin ettiği gibi gitmez. "boku yedik lia, kalk çin'e kaçıyoruz" der. lia da "yahu bey dellendin mi ne çin'i? ne yaparız biz orada? yol bilmeyiz, dil bilmeyiz...". "gelmezsen ikimizi öldürürler" derler ve lia kabul eder kaçmayı. louis ile beraber çin'e kaçarlar.

ortalık yatışır. çin'den geri dönerler. ama oranın kültürü ile beraber. zaten avrupa çok tuhaflaşmıştır. hem resmi, hem müziği değişmeye başlamıştır. louis de "biz de bunu getirdik çin'den" deyip müziklerini misafirlerine sunarlar.

YouTube video


louis ve lisa, artık bir çocuk yapmanın zamanı olduğunu düşünürler. bir erkek çocukları olur. başka da olmaz. louis sevinir yine de "mirasım boşa gitmeyecek" diye. ismini arthur koyarlar.

lakin çocuk büyüdükçe psikopatlaşmaya başlar. anne ve babası söz geçiremez bir türlü. ne kadar uğraşsalar da ahlak, kural tanımaz bir çocuk olur arthur. ama bunun yanında kafası zehir gibi çalışır. "anaa bak ben roket yaptım, bununla bir gün ay'a gideceğim" der. annesi şaşırır tabii. louis'ye "aşkım, ben bu çocuktan çok korkuyorum. hem çok zeki hem de çok yaramaz. başımıza bir şey gelmesin bu çocuk yüzünden?" der. louis de "aman aşkım ya, düşündüğün şeye bak. çocuk roket yapmış daha ne yapsın? hem büyüdükçe efendileşir o boşver" deyip lia'yı avutur.

ama işte hem psikopat hem dahi arthur roket bile yaptıysa kimsenin çözemeyeceği cinayetleri işleyemeyecek midir? ailesini yavaş yavaş zehirler. louis ve lia yavaş yavaş erirler. bu sırada arthur'un mike adında bir kankası olur. okyanus'tan gelip avrupa'yı gezmektedir kendisi. arthur'a değişik değişik şeyler anlatır. "hacı bizde tesla diye bir adam var, adam çok süper görmen lazım" der. arthur da yavaş yavaş parasını mike'a yedirir yeni icatlar karşısında. mike da "para gelsin de nereden geldiği umrumda değil" der. yeri gelir arthur'la eşcinsel ilişkiye bile girer para için.

arthur'un ailesi zehirlenmeye dayanamaz ve bir gün ölür. miras arthur'a kalır. ama arthur parayı alıp kendini unutturmak için önce amerika'ya kaçar. oradan da rusya'ya kaçacaktır. ama arthur öyle bir form değiştirmiştir ki artık kimse tanıyamamaktadır. o da "benim ailem hiç olmadı ki. ilk ben vardım" diye ortamlarda ailesini reddetmeye başlar.

YouTube video


başka zengin ailelerin çocukları da arthur'u taklit etmeye başlarlar. avrupa'da çok değişik bir ortam vardır ama. bir de hans diye bir çocuk vardır. bu çocuk mirasyedi değil; bileğinin hakkıyla, alnının teriyle zengin olmuştur. bu sebeple arthur gibi insanlara gıcık olmaktadır.

bir gün hans'ın arkadaşı ferdinand'a gavrilo isminde bir sırp omuz atar. ferdinand da sinirlenir "önüne baksana lan! köyden mi geldin amk?" diye çıkışır. gavrilo da belindeki silahı çıkartıp ferdinand'ı vurur. hans da bunun üzerine gavrilo'yu dövmeye başlar. gavrilo'nun başına gelenleri öğrenen abisi nikolai, hans'ı gavrilo'nun üzerinden almaya çalışır. ama hans bir de nikolai'a dalar. nikolai'a dalındığını gören george da kankası churchill'i arayıp "kanka koş, kavga var" der ve arthur, mike, hans, nikolai, gavrilo kendilerini büyük bir kavganın içinde bulurlar. hans "bu ne amk bunlarla nasıl baş edeceğim?" derken mahmut'un oğlu enver "hans abi, büyümüğüzsün. yardım edeyim" der. ama hans ve enver çok pis dayak yerler. hans mallarının ve parasının büyük kısmını kavga sonucu kaybeder. ama olan enver'e olur. enver her şeyini kaybeder.

modern müziği çok dinlemediğim için örnek parça koyamadım. ama birileri önerirse tekrar düzenlerim girdiyi.
anne louise germaine de stael
ailesi isvçireli olsa da kendisi genelde paris'te yaşamış ama yazdıkları sebebiyle defalarca sürgün emri almış, "eeeh yeter lan ben amerika'ya göç edeceğim" demiş ama bu sözü lafta kalmış olan fransız yazar. kitaplarında genelde Madame de Staël ismi kullanılır. 1766-1817 yılları arasında yaşamıştır. döneminde kadınlar pek etliye sütlüye karışmaz "ayy şekerim geçen piyanoda şunu çaldım", "zengin bir koca bulsam da evlensem" diye gezerken kendisi felsefi ve politik tartışmalara katılmış.

ne kadar doğrudur bilmiyorum ama "erkekleri gördükçe köpekleri daha çok sevmeye başlıyorum" demişliği de vardır.

De l'Allemagne kitabında alman yazar ve filozofları tanıtmış ama dönemin fransa yönetimi "biz fransızlar dünyadaki en üstün milletiz, neden almanları tanıtmak gibi bir çabaya girdin ki?" deyip kadını sürgün etmişlerdir paris'den.

bir de kendisinin ismini yevgeniy onegin'de görünce şaşırmıştım. zira ben hep kıyıda köşede kalmış bir filozof zannediyordum kendisini ama 19. yüzyılda epey okuyanı varmış.

Entry görseli
ilk gece hakkı
primae noctis olarak da bilinen yasal hak.

ilginç olan nokta, bu haktan ortaçağdan sonra bahsedilmesi.

lakin şöyle bir durum var. eğer kiliseye ve lorda evlilik vergisi verilmiyorsa vergi ödenene kadar geline el koyuluyormuş. bu arada lord gelinle yatıyorsa bilemem.

iskoçya'da bahsedilen durum da bununla aynı. genelde internette "ya işte iskoçları asimile etmek istiyorlardı ondan oldu" falan denilse de esasında bu uygulama ingilizler tarafından değil iskoçlar tarafından uygulanmıştır. yani "ingilizler karımı aldı, lanet olsun bu dünyaya" durumu varsa "iskoçlar karımı aldı, lanet olsun" durumu da var.

aragon kralı ii. ferdinand ise "evliliğin vergisi mi olur lan?!" deyip bu uygulamaya son vermiştir.

bir de bu ortaçağ ile ilgili çoğu mit fransız ihtilali sırasında çıkmıştır. sebebi de halkı monarşiden soğutmak. özellikle voltaire, yalan yanlış bir sürü şey yazmıştır ortaçağ hakkında.
geceye bir şarkı bırak
versailles - serenade

YouTube video
her şey dahil otellerde karşılaşabileceğiniz manzaralar
açık büfe kahvaltıda sigara böreklerine dalmak ve "ya orospu çocuğu hep sigara böreklerini aldı" lafını işitmek.

neden böyle açık açık diyebildi derseniz, avustralyalı bir arkadaşım+onun ailesi şeklinde çıkmıştık tatile. bendeniz de kırım göçmeni bir tatar olduğum için sık sık turist zannedilirim gittiğim yerlerde. haliyle herkes avustralyalı olunca ortamda benim aralarında kamufle olmam daha kolay oldu.

sonra adam "özür dilerim abi, ben yabancı zannetmiştim sizi" dedi tabii o ayrı. üstüne bir tabak daha sigara böreği yedim, ses etmedi pezevenk.

o değil de hakikaten bizim turizmciler turistlerin arkasından fena iş çeviriyormuş. sık sık tatile çıkan biri olmadığım için bilmiyordum bu durumu. ama mesela "siz misafirimizsiniz, isteğiniz bizim için emirdir" deyip olmayan malzemeyi getirten tatil yöresi lokantası da gördüm. üstelik ederi neyse üzerinden az bir karla hesap çıkarttılar. böyle insanlar da var.
ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler
fransızcası "qu'ils mangent de la brioche" olan ve jean-jacques rousseau'ya ait olan söz.

les confessions isimli otobiyografisinde geçer.

sözde bahseilen brioche, bizde pek olmayan ama japonya'da da çok popüler olan katkılı ekmektir.

Entry görseli


peki bu amcamız neden böyle bir söylemiş? bir gün kendisi şarap çalmış bir yerden sonra da "lan bir de brioche olaydı şimdi ne güzel olurdu!" demiş ama ekmek almaya gidesi gelmemiş. sonra da "o değil de bir prenses vardı, ekmek bulamayan çiftçilere 'onlar da brioche yesin o halde' diyordu, o geldi aklıma" demiş.

marie antoinette ise bu kitap yazıldığında 9 yaşındaymış. daha evlenmesine 6 yıl, fransız ihtilaline ise 24 yıl var.
hans axel von fersen
tam adı hans excellens högvalborne herr greve axel von fersen olan (isminin ortasına yüceltme sıfatı almak da ilginçmiş) "genç" lakabıyla da bilinen isveçli kont.

isveçli olmasına rağmen fransa tarihinde yer etmiştir kendisi.

1770 yılında eğitim amaçlı gezilere başlar. bu gezilerin birisinde voltaire ile tanışır. bu tanışma sonrasında fersen hayran kalır voltaire'e. yazdığı anılarında voltaire'in güzelliğinden zekasından ve voltaire'den ne kadar nefret edildiğinden bahseder.

daha sonra louis xv ve metresi madame du barry aracılığıyla versailles'a yerleşir. işte adamın hayatını toptan değiştirecek olan şey de budur. henüz taze gelin olan marie-antoinette ile ilk buluşmalarında marie-antoinette'e aşık olur. bu buluşmanın ertesinde fersen efendi "avrupa turum bitsin de şu işe bir el atayım" niyetiyle ingiltere'ye gider. burada dört ay kaldıktan sonra vatanına geri döner ve gustavus iii'e hizmet eder.

1778 yılında fransa'daki bir tatbikatı izleme amaçlı normandiya'yı gider. tabii burada sadece tatbikatı izlemekle yetinmez. balolara katılır falan. fransa sosyetesinde yer edinir. daha sonra versailles'a çağrılır. marie-antoinette fersen'i görünce epey sevinir. uzun bir süre versailles'da yaşar. lakin kraliçe antoinette pek kendisini rahat bırakmaz. sürekli yanında ister fersen'i. o da anılarında epey yazar antoinette ile yaşadıklarını. tabii bu anılar daha sonra fransız ihtilali'nden önce çarpıtılarak halkı kışkırtmak için kullanılır o ayrı.

1777 yılında fersen ve antoinette arasındaki dostluk bazılarını rahatsız etmeye başlar. gizli bir el (dış mihraklar? faiz lobisi?) fersen ve antoinette'i konu alan pornografik kitaplar yayınlamaya başlar.

bu sırada da amerikan bağımsızlık savaşı patlak verir. fransa'dan amerikan devrimi'ne destek için birlikler gönderilir. fersen de hem daha fazla itibar kaybetmemek hem de azıcık kafasını dinlemek niyetiyle marquis de lafayette ile birlikte amerika yolunu tutar. burada george washington ile tanışır. anılarında washinton hakkında "tam bir kahraman" şeklinde yazılar yazar.

1783 yılında yeni kurulan abd ve isveç arasında ticaret ve dostluk antlaşması imzalanmasını sağlar. washington "helal olsun sana köftehor" diyerek fersen'e madalya verir.

bu sırada gustavus iii, danimarka'ya gıcık kapmakta olduğundan fersen'i isveç'e çağırır "dalalım lan şu adamlara" diyerek. ayrıca fersen'e bir ton askeri paye verilir gustavus tarafından. daha sonra fersen versailles'daki nüfuzunu kullanarak fransa'nın isveç'e savaşta yardım etme olayını düzenlemek amacıyla gustavus ile beraber fransa'ya giderler. louis xvi fersen'i lejyoner olarak tanır ve kendisine üstün hizmet madalyası verilip şövalye ilan edilir.

kral başka şeylerle meşgul olduğu için gustavus iii ile marie-antoinette ilgilenmek zorunda kalır. bu sırada akla hayale gelmeyecek bir olay yaşanır. normalde kralın oturduğu koltuğa fersen oturur. kaldı ki fersen denen adam alt tarafı kont o kadar. bu olay da "ne oluyor lan?!" dedirtir insanlara.

sonra isveç heyeti dönerken marie-antoinette, fersen'e isveç'ten kendisine köpek getirmesi için emir verir. axel artık hem isveç'e hem fransa'da bağlı bulunduğu askeri birliğe hem de marie-antoinette'e karşı sorumludur. yollarda ömrü geçer adamcağızın. bir versailles'a bir askeri birliğe -ki bu askeri birlik de fransa ile almanya sınırında, arada epey mesafe var- bir isveç'e gidip durur.

bu sırada bir de fransa'yı sarsan "elmas kolye olayı" yaşanır ki devrimin ayak sesleri duyulur hafiften.

1788 yılında rusya finlandiya'ya dalar, bunun üzerine gustavus fersen'e "yen şu rusları aslanım! yaparsın sen!" diye fersen'i finlandiya'ya gönderir. fersen ruslarla bir süre savaştıktan sonra tekrar fransa'daki birliğine döner. artık her yerde devrim için örgütlenmeler yapılmaktadır.

14 temmuz 1789'da bastille hapishanesi baskını ile devrim patlak verir. louis ve marie-antoinette "kurtar bizi fersen!!!" diye fersen'i versailles'a çağırırlar. louis'nin aklına "ben şu halka bir görüneyim" şeklinde fikir gelir. marie-antoinette deliye döner, "yapma bey, öldürürler seni" der ama dinletemez. fersen ve louis, paris'e giderler. burada louis devrimcilerin rozetini takar ve halka "sizin yanınızdayım" mesajı verir.

artık herkes monarşinin sonun geldiğini hissediyordu. saray muhafızları terhis edilmeden önce fersen, kraliyet ailesi ve saray muhafızları son bir akşam yemeği yerler. bu olay da farklı yorumlanır (kral, kraliyet muhafızlarını halka karşı kullanacak şeklinde) ve fransız kadınları versailles'ı basarlar.

fersen devrimi gün gün günlüklerine aktarmaktadır.

devrimden sonra fersen, kraliyet ailesini kaçırmak gibi saçma bir işe giriştiğinden ötürü (eğer bunu yapmasaydı yüksek ihtimalle kralın idam kararı verilmeyecekti) suçlu bulunur. fransa'dan kaçar ve marie-antoinette'in kardeşi avusturya imparatoru leopold'un yanına gelir. avrupa ülkeleri fransa'ya savaş açarlar daha sonra.

fersen bu olaylar sırasında fransız kraliyet ailesini kurtarmak için her yolu dener. lakin başarılı olamaz. daha sonra boynu bükük bir şekilde isveç'e döner. lakin isveç'te de hoş karşılanmaz ve çoğu görevden alınır kendisi. gustav iv adolf tahta geçince fersen'e yeni görevler verir. ayrıca adolf'un danışmanı olur.

fersen "kralım bu fransızlardan bir halt olmaz ben anladım. en iyisi rusya ile dost olalım" der ve isveç eksen değiştirir. lakin fransız devrimi her yanda isyanlara yol açmaktadır. isveç'te de bir ihtilal olunca fersen şansölye yapılır. lakin sıkıntı şudur ki fersen muhteşem bir asker olmasına rağmen kötü bir yöneticidir. isveç'in içine eder.

halk ayaklanır ve olaylar sırasında fersen lince uğrar. maceralarla dolu hayat 20 temmuz 1810 tarihinde son bulur.

Entry görseli
die protestantische ethik und der geist des kapitalismus
alman sosyolog max weber tarafından yazılan kitap. türkçe'ye "protestan ahlakı ve kapitalizm ruhu" olarak çevrilmiştir.

kitap, marx'ı çürütmek için değil de daha çok marx'a ekleme yapmak amacıyla yazılmış gibi durdu bende. bence max weber "yahu karl tamam haklısın ama bak bir de böyle düşün?" demeye getirmiş gibi daha çok. sonuçta karl marx daha çok iktisadi max weber de sosyolojik şeylere hakim.
anti-protestanlık
protestan hristiyanlara karşı duyulan nefrete verilen isim.

ilk olarak protestanlığın öncülleri olan arnoldcular ve jan hus yanlısı olan kişiler gibi gruplara karşı böyle bir nefret hareketine başlanmıştır.

augsburg barışı ve daha sonra imzalanan westphalia antlaşması ile anti-protestan ülkeler protestan ülkelere karışmamaya başlamışlardır.

yine de anti-protestan ülkeler kendi ülkelerinde protestan oluşumlara pek izin vermemişlerdir. fransa bunun en iyi örneklerinden birisidir. kral "bana ne lan dininizden?!" dese, bu sefer halk "sen nasıl protestan olursun koduğumunun?" diye protestanlara karşı gelmişlerdir.

avrupa'daki son anti-protestan devlet ise franco ispanyası olmuştur. bu dönemde ispanya'daki protestanlar ya ülkeden atılmış ya da bir şekilde ortadan kaldırılmışlardır.
ruslan i lyudmila
aleksandr sergeyiç puşkin kitabı.

ruslan, kiev prensi vladimir'in kızı lyudmila ile evlenir ama gerdek gecesi lyudmila kaçırılır. bunun üzerine vladimir "yapacağın işi s****. karını bile koruyamadın." der ve ardından da "kim kızımı getirirse kızım onundur." der. böylece lyudmila'ya açılamayan rodgay, farlaf, hazar hanı ratmir ve ruslan kızı kurtarmak için yola çıkarlar. elbette yolda giderlerken de yasta olan ruslan hariç hepsi lyudmila ile çeşitli fanteziler hayal ederler. ruslan, yolda bir büyücü ile karşılaşır ve olaylar gelişir.
automatik
klibindeki figüranların çoğu yoldan çevirilerek toplanmış olan bedük şarkısı.
folia
la folia, follies of spain, folies d'espagne, follia ve folia isimleriyle de bilinen müzik teması.

akorları i (minör)-v (majör)-i (minör)-vii (majör)/ iii (majör)- vii (majör) - i (minör) veya vi (majör) - v (majör) gibi bir ilerleyişe sahiptir.

ayrıca standart bir melodisi vardır. ama buna rağmen besteciler armoniyi öyle bir düzenler ki her bestecinin foliası başka başka olur.

çeşitli folia örnekleri:

YouTube video


(benim en sevdiğim de bu, evet tabii ki de lully bestelediği için)

YouTube video


YouTube video


YouTube video


YouTube video