bildiğim kadarıyla, müzik tarihimizde ayrı bir ekole imza atmış değerli bestecimiz münir nurettin selçuk'un en sevdiğim eseri.
Yok başka yerin lûtfu ne yazdan ne de kıştan
Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan
Yok zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan
Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış'tan
İstanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar
Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar
Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar
Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan
Fethettiniz ay parlayarak sen gülerekten
Gündüz koya sen gel gece kalsın aya nöbet
Ses çıkmıyor artık ne kürekten ne yürekten
Emret güzelim istediğin şarkıyı emret
Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan
first generation
@first generation
80
entry
13
takipçi
14
takip edilen
263
beğeni
146
favori
5,284
puan
Uzman Yazar
murat karahan
ocak 2018'den beri Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü olan, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da zevkle dinlenen, göğsümüzü kabartan sanatçımız.
Leyla Gencer ve Meriç Sümen'den sonra Bolşoy'da başrol alan 3. sanatçımız. hastasıyız, efendim..
ve de kalamış
Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar
Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar
ayrıca zeki müren şarkıları
Leyla Gencer ve Meriç Sümen'den sonra Bolşoy'da başrol alan 3. sanatçımız. hastasıyız, efendim..
ve de kalamış
Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar
Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar
ayrıca zeki müren şarkıları
gönül telimi titretenler
seza kırgız - murat karahan düeti:
Getme kimsesizem, qal sene qurban
Ömürlük hemdemim ol, sene qurban
Menle şirin danış, menle şirin gül
Elensin lebinden bal, sene qurban
iki sanatçımız da çok sevdiğim, çok değerli sanatçılar, ama şu son dize murat karahan için :
Elensin lebinden bal, sene qurban
ihsan mendeş'ten: bir fırtına tuttu bizi
Getme kimsesizem, qal sene qurban
Ömürlük hemdemim ol, sene qurban
Menle şirin danış, menle şirin gül
Elensin lebinden bal, sene qurban
iki sanatçımız da çok sevdiğim, çok değerli sanatçılar, ama şu son dize murat karahan için :
Elensin lebinden bal, sene qurban
ihsan mendeş'ten: bir fırtına tuttu bizi
gülay
farklı ve güzel tarzıyla gönül telimi titretenler meclisinin baş köşesindeki sanatçı.
ilk keşfim: cesaretin var mı aşka ile olmuştu, seneler önce..
ilk keşfim: cesaretin var mı aşka ile olmuştu, seneler önce..
ervah-ı ezelde
"müzik benim için öncelikle melodi/ezgi ve ritimdir; sözden bağımsız, sözün üstünde" dedikten sonra gülay'ın yorumuyla paylaşacağım güzel türkü.
hologramla evlenen adam akihiko kondo
kendisi sadık bir eşmiş aynı zamanda; eşini hiç aldatmamış..
değişik gelenekler
daha yeni okuduğum yazılardaki 2 geleneği paylaşmak isterim:
1. polonya'da 19. yüzyılda aileler kızlarına talip olan bir damat adayının evlilik teklifini reddetiklerinde, ona (pıhtılaşmaması için sirkede bekletilmiş) taze ördek kanından "czernina" denen bir çorba ikram ediyorlarmış.
2. laponya (lapland) ve kuzey finlandiya, norveç, isveç ve rusya'nın etrafındaki diğer bölgelerde yaşayan sami halkı arasında yaygın olan bir ikram: kaffeost.
ahşap bir kupanın/kasenin dibine bir küp peynir ve üzerine eklenen sıcak kahveden oluşan bir ikram.
1.
2.
1. polonya'da 19. yüzyılda aileler kızlarına talip olan bir damat adayının evlilik teklifini reddetiklerinde, ona (pıhtılaşmaması için sirkede bekletilmiş) taze ördek kanından "czernina" denen bir çorba ikram ediyorlarmış.
2. laponya (lapland) ve kuzey finlandiya, norveç, isveç ve rusya'nın etrafındaki diğer bölgelerde yaşayan sami halkı arasında yaygın olan bir ikram: kaffeost.
ahşap bir kupanın/kasenin dibine bir küp peynir ve üzerine eklenen sıcak kahveden oluşan bir ikram.
1.

2.

türkiye'de en çok ihtiyaç duyulan dua veya iyi dilek
bugün aldığım ve "şimdiye kadar duyduğum veya gördüğüm en anlamlı ve güzel dileklerden birisi" diyebileceğim aklına sağlık.
edit yapma ihtiyacı duydum, çünkü yanlış anlaşılmak veya buna sebebiyet vermek istemem:
ülkemi ve insanlarımızı çok seviyorum, ama muhatap olmak zorunda kaldığım kitlenin profili o kadar enteresan ki bazen akıl sağlığımı koruyabildiğim için (bildiğim kadarıyla * ) kendimi tebrik ediyorum.
edit yapma ihtiyacı duydum, çünkü yanlış anlaşılmak veya buna sebebiyet vermek istemem:
ülkemi ve insanlarımızı çok seviyorum, ama muhatap olmak zorunda kaldığım kitlenin profili o kadar enteresan ki bazen akıl sağlığımı koruyabildiğim için (bildiğim kadarıyla * ) kendimi tebrik ediyorum.
seksapel
cinsel çekicilik veya cazibe..
bilgi çağında olduğumuzu sandığımız zamanımızda, denkleme zeka da dahil olmuştur ve ortaya sapyoseksüel denen bir kavram çıkmıştır.
"sandığımız" diyorum çünkü bilgi yalnızca kendi ülkemizde değil, genel olarak dünyada sisteme alınıp hazmedilmeden veya sindirilmeden atılan dolayısıyla bir fayda sağlamayan herhangi bir madde kadar işliyor veya etki ediyor çoğu beyinlere, görüldüğü kadarıyla..
bilgi çağında olduğumuzu sandığımız zamanımızda, denkleme zeka da dahil olmuştur ve ortaya sapyoseksüel denen bir kavram çıkmıştır.
"sandığımız" diyorum çünkü bilgi yalnızca kendi ülkemizde değil, genel olarak dünyada sisteme alınıp hazmedilmeden veya sindirilmeden atılan dolayısıyla bir fayda sağlamayan herhangi bir madde kadar işliyor veya etki ediyor çoğu beyinlere, görüldüğü kadarıyla..
seksapalite
özür dileyerek, seksapel olması gereken başlık.
guinness rekorlar kitabı
yılda bir kez basılan ve insan başarılarını ve doğal dünyanın ekstremlerini/aşırılıklarını listeleyen kaynak kitap. ilk basım yılı olan 1955'ten 2000'e kadar bu ad kullanılmış. günümüzdeki adı guinness dünya rekorları.
cameo
bir film veya oyunda ünlü bir aktörün, aktrisin, yönetmenin, yapımcının veya karizmatik herhangi bir ünlünün kısa süre göründüğü bölüm veya oynadığı rol.
"sinema tarihinin ikonik yönetmenlerinden Alfred Hitchcock sinemaya gerilim türünden fazlasını kattı. Bunlardan biri cameo tekniğiydi. İngiliz yönetmen üçüncü uzun metrajlı filmi The Lodger: A Story of the London Fog'un (1927) 5. dakikasında sırtı kameraya dönük şekilde bir ofis çalışanı olarak filmde kendine yer vererek sinema tarihinin ilk kasıtlı cameo sahnesini çekmiş oluyor.
Martin Scorsese, Steve Martin, Roman Polanski, Peter Jackson gibi başarılı yönetmenler kendilerine cameo sahneler yazmış. Ama herhalde bu tekniği en çok benimseyen yönetmen Quentin Tarantino..
Elon Musk'ın iron man 2'deki cameosu ve Domino Harvey'nin kendi hayatından esinlenilen Domino filmindeki cameosu da güzel örnekler."
[url] geekyapar.com/...[/url]
"sinema tarihinin ikonik yönetmenlerinden Alfred Hitchcock sinemaya gerilim türünden fazlasını kattı. Bunlardan biri cameo tekniğiydi. İngiliz yönetmen üçüncü uzun metrajlı filmi The Lodger: A Story of the London Fog'un (1927) 5. dakikasında sırtı kameraya dönük şekilde bir ofis çalışanı olarak filmde kendine yer vererek sinema tarihinin ilk kasıtlı cameo sahnesini çekmiş oluyor.
Martin Scorsese, Steve Martin, Roman Polanski, Peter Jackson gibi başarılı yönetmenler kendilerine cameo sahneler yazmış. Ama herhalde bu tekniği en çok benimseyen yönetmen Quentin Tarantino..
Elon Musk'ın iron man 2'deki cameosu ve Domino Harvey'nin kendi hayatından esinlenilen Domino filmindeki cameosu da güzel örnekler."
[url] geekyapar.com/...[/url]
eyes wide shut
başrollerinde nicole kidman ve tom cruise'un oynadığı, stanley kubrick'in yönettiği, 1999 yılına ait, 400 gün sürekli çekimiyle guinness rekorlar kitabı'na girmiş film. kubrick, başroller için başlangıçta alec baldwin ve kim basinger'ı düşünmüş.
filmdeki daire kubrick ve eşinin new york'taki dairesi gibi döşenmiş.
film londra'da çekilmiş.
kubrick'in, bir café sahnesinde "cameo" rolü var.
filmdeki daire kubrick ve eşinin new york'taki dairesi gibi döşenmiş.
film londra'da çekilmiş.
kubrick'in, bir café sahnesinde "cameo" rolü var.
nicole kidman
ilk etapta eyes wide shut, malice, moulin rouge, the interpreter, batman ve cold mountain filmleri aklıma gelen aktris aussie.
bir de robbie williams ile yaptığı düeti var tabii ki:
[url] https://www.youtube.com/watch?v=f43nR8Wu_1Y[/url]
bir de robbie williams ile yaptığı düeti var tabii ki:
[url] https://www.youtube.com/watch?v=f43nR8Wu_1Y[/url]
kylie minogue
bir zamanlar "can't get you out of my head", "in your eyes", "slow" ve " confide in me" şarkılarını tekrar tekrar dinlediğim aussie.
nick cave ile birlikte düet yaptığı, bir sevgili cinayetini usul usul anlatan yumuşak melodili şu şarkısı da vardır:
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name was Elisa Day
From the first day I saw her I knew she was the one
She stared in my eyes and smiled
For her lips were the colour
Of the roses
That grew down the river, all bloody and wild
When he knocked on my door and entered the room
My trembling subsided in his sure embrace
He would be my first man
And with a careful hand
he wiped at the tears that ran down my face
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me that I do not know
For my name was Elisa Day
On the second day I brought her a flower
She was more beautiful than any woman I've seen
I said, 'Do you know
Where the wild roses grow
so sweet and scarlet and free?'
On the second day he came with a single red rose
He said: 'Give me your loss and your sorrow'
I nodded my head,
As I lay on the bed
'If I show you the roses will you follow?'
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me that I do not know
For my name was Elisa Day
On the third day he took me to the river
He showed me the roses and we kissed
And the last thing I heard
Was a muttered word
As he knelt above me with a rock in his fist
On the last day I took her where the wild roses grow
She laid on the bank, the wind light as a thief
And I kissed her goodbye
Said, 'All beauty must die'
And I lent down and planted a rose
'tween her teeth
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name was Elisa Day
My name was Elisa Day
For my name was Elisa Day
nick cave ile birlikte düet yaptığı, bir sevgili cinayetini usul usul anlatan yumuşak melodili şu şarkısı da vardır:
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name was Elisa Day
From the first day I saw her I knew she was the one
She stared in my eyes and smiled
For her lips were the colour
Of the roses
That grew down the river, all bloody and wild
When he knocked on my door and entered the room
My trembling subsided in his sure embrace
He would be my first man
And with a careful hand
he wiped at the tears that ran down my face
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me that I do not know
For my name was Elisa Day
On the second day I brought her a flower
She was more beautiful than any woman I've seen
I said, 'Do you know
Where the wild roses grow
so sweet and scarlet and free?'
On the second day he came with a single red rose
He said: 'Give me your loss and your sorrow'
I nodded my head,
As I lay on the bed
'If I show you the roses will you follow?'
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me that I do not know
For my name was Elisa Day
On the third day he took me to the river
He showed me the roses and we kissed
And the last thing I heard
Was a muttered word
As he knelt above me with a rock in his fist
On the last day I took her where the wild roses grow
She laid on the bank, the wind light as a thief
And I kissed her goodbye
Said, 'All beauty must die'
And I lent down and planted a rose
'tween her teeth
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name was Elisa Day
My name was Elisa Day
For my name was Elisa Day
avustralya
konuşma dilinde, yeni zelanda ile birlikte "down under" şeklinde ifade edilen ülke.
halkına (ve sık olmasa da ülkenin kendisine) "aussie" deniliyor.
nicole kidman, mel gibson, hugh jackman, elle macpherson, kylie minogue, cate blanchett, heath ledger, iggy azalea, naomi watts gibi ünlülerin ülkesi aynı zamanda..
halkına (ve sık olmasa da ülkenin kendisine) "aussie" deniliyor.
nicole kidman, mel gibson, hugh jackman, elle macpherson, kylie minogue, cate blanchett, heath ledger, iggy azalea, naomi watts gibi ünlülerin ülkesi aynı zamanda..
feridun düzağaç
bir zamanlar hayranı olduğum bir şahsiyetin hayranı olduğu şahsiyet..
(ben kısaca) "fd"
(ben kısaca) "fd"
taş kağıt makas
geçenlerde denk geldiğim newscientist makalesine göre, 100 oyuncu arasında 1 kazanan olması için 1 katrilyon kez oynanması gerekebilen oyun.
[url] www.newscientist.com/...[/url]
[url] www.newscientist.com/...[/url]









