erbakanin adami
@erbakanin adami yazar
997
entry
29
takipçi
40
takip edilen
2,144
beğeni
1,221
favori
29,625
puan
Efsane Yazar
kek
görseldeki kek iştahımı kapattı teşekkürler
deli gönül
Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
Nedir Bu Telaşın Vay Deli Gönül
Hele Düşün Devr-İ Adem Den Beri
Neler Geldi Geçti, Say Deli Gönül
Gördüm iki kişi mezer eşiyor
Gam gasavet gelmiş boydan aşıyor.
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor.
Gel de bu rüyayı yor deli gönül
Mevlam Kanat Vermiş Uçamıyorsun
Bu Nefsin Elinden Kaçamıyorsun
Ruhsati Dünyadan Geçemiyorsun
Topraklar Başına Vay Deli Gönül
Daha Senden Gayri Aşık Mı Yoktur
Nedir Bu Telaşın Vay Deli Gönül
Hele Düşün Devr-İ Adem Den Beri
Neler Geldi Geçti, Say Deli Gönül
Gördüm iki kişi mezer eşiyor
Gam gasavet gelmiş boydan aşıyor.
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor.
Gel de bu rüyayı yor deli gönül
Mevlam Kanat Vermiş Uçamıyorsun
Bu Nefsin Elinden Kaçamıyorsun
Ruhsati Dünyadan Geçemiyorsun
Topraklar Başına Vay Deli Gönül
almanya'da çilek tarlası
Memleketim nevşehir'de de var bunlar araya saman koyma akıllıca
birfakir
Bir fakir nickiyle ne kadar mütevazi olduğunu anlayabileceğimiz samimi yazar
fox tv
kime ve neye hizmet ediyor anlamak güç değil.
kütüphanem cepte
bunu öğrendiğim iyi oldu bak özellikle kitap süresi uzatma işi çok iyi oldu
kaldırımlar
Üstadın kaleminden çıkan ali ül ala bir eser
Üstadın sesinden
Uğur Işılak ağabeyimin sesinden
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
II
Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.
İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
Üstadın sesinden
Uğur Işılak ağabeyimin sesinden
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
II
Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.
İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.
Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
hülya avşar
bu tarz kişilere toplumumuz nasıl prim verebiliyor hayret ediyorum.
insana huzur veren şeyler
Namaz.
Ama öylesine kılınmış bir namaz değil kıldı desinler diye kılınan bir namaz değil hazırlığı iyi yapılmış gönülden kılınan bir namaz.
Ama öylesine kılınmış bir namaz değil kıldı desinler diye kılınan bir namaz değil hazırlığı iyi yapılmış gönülden kılınan bir namaz.
fenerbahçe'nin bu sezon küme düşme ihtimali
Süper lige ait bir takımdır fenerbahçe. bu işten rant elde edenler müsaade etmez diye zannediyorum.
itfaiyedeki defile
Kurumun ciddiyetine ve resmiyetine ağır bir darbedir.
kudüs
Efendimiz hz. Muhammed (s.a.v.)'in miraca yükseldiği kutsal şehir. Bedeli ödenip islam yurdu edilmesine rağmen yahudilerin kan, gözyaşı ve zulümle bizden koparmaya çalıştığı ve belki muvaffak da olduğu şehir.
Mekke Allah'ın haremidir, Medine Resul'ün haremidir. Peki Kudüs, Kudüs tüm müslümanların haremidir. Allah ve resulü haremini müdafaa eder peki biz müslümanlar haremimizi müdafaa edemezsek, emanete sahip çıkamazsak mahşer günü ecdadın yüzüne nasıl bakarız?
Mekke Allah'ın haremidir, Medine Resul'ün haremidir. Peki Kudüs, Kudüs tüm müslümanların haremidir. Allah ve resulü haremini müdafaa eder peki biz müslümanlar haremimizi müdafaa edemezsek, emanete sahip çıkamazsak mahşer günü ecdadın yüzüne nasıl bakarız?
akraba ziyaretindeki sohbet konuları
Akrabaya göre değişir konu. Zaten sevdiğimiz bir zatın eviyse konu kendiliğinden bulunur ve doğaçlama devam eder.
din ve vicdan özgürlüğü
Lekum dînukum veliye dîn
gafil ne bilir
favori mehter marşım
Gâfil ne bilir neş've-i(sevinç) pür(çok)-şevk-i(coşkunluk) vegâyı(savaş)
Meydân-ı celâdetteki(yiğitlik) envar-ı(nurlu) sefâyı
Merdân-ı(mertler) gazâ aşk ile tekbirler alınca
Titretti yine, rû-yı zemin(yer yüzü) arş-ı semâyı.
Allah yolunda cenk edelim şân alalım şan
Kur'an'da vaadediyor Hazret'i Yezdan(İlah).
Gâfil ne bilir neş've-i(sevinç) pür(çok)-şevk-i(coşkunluk) vegâyı(savaş)
Meydân-ı celâdetteki(yiğitlik) envar-ı(nurlu) sefâyı
Merdân-ı(mertler) gazâ aşk ile tekbirler alınca
Titretti yine, rû-yı zemin(yer yüzü) arş-ı semâyı.
Allah yolunda cenk edelim şân alalım şan
Kur'an'da vaadediyor Hazret'i Yezdan(İlah).
ceddin deden
mehter marşı
Ceddin deden, neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduların, pekçok zaman
Vermiştiler dünyaya şan.
Türk milleti, Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o mel'un zilleti(hakirlik).
Ceddin deden, neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduların, pekçok zaman
Vermiştiler dünyaya şan.
Türk milleti, Türk milleti
Aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını
Çeksin o mel'un zilleti(hakirlik).
yelkenler biçilecek
Mehter Marşı
Yelkenler biçilecek,yelkenler dikilecek
Dağlardan çektirilen kalyonlar çekilecek.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın
Yelkenler biçilecek,yelkenler dikilecek
Dağlardan çektirilen kalyonlar çekilecek.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın
habil
ilk maktul








