erbakanin adami
@erbakanin adami yazar
997
entry
29
takipçi
40
takip edilen
2,144
beğeni
1,221
favori
29,624
puan
Efsane Yazar
günün sözü
Yalnızlığına iyi bak ve çok iyi sahip çık, kaç kişinin emeği var onda.
2018'i geride bırakırken akılda kalanlar
24 Haziran seçimi
ajan brunson
ekonomik savaş
ihanete uğramam vs.
ajan brunson
ekonomik savaş
ihanete uğramam vs.
hangimehmetya
aklımda sevdiği kız tarafından tanınmayan mehmet senaryosu geldi birden nedensizce
nilüfer
Müslüm Babadan
dolunaylı nüktedan
sanki böyle bir yazar var gibi geliyor bana
bahattin karakoç
Türk edebiyatının 'Beyaz Kartal' ve Dede Korkut' lakaplı şair ve yazarı 17 ekimde aramızdan ayrıldı
ıhlamurlar çiçek açtığı zaman
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
BAHATTİN KARAKOÇ
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
BAHATTİN KARAKOÇ
duemussalii
entrylerini merakla beklediğimiz yazarımız.
Musa ali ismi olması muhtemel.
Musa ali ismi olması muhtemel.
savaşta bilgi mi üstündür kılıç mı
Aynı soruyu 15.-16. hatta 17. Yüzyılda sorsanız mutlak cevap kılıçtı. lakin 19. yüzyıldan itibaren bilgisi olan teknolojisi olan savaşta üstün oluyor.
Bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil; imanlı ve inançlı gençleridir
Bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil; imanlı ve inançlı gençleridir
çok aşığın var diyorlar
Çok aşığın var diyorlar
Yalan de yeter bana
Bir sevda sözü fısılda
Hazırım inanmaya
Yalan de yeter bana
Bir sevda sözü fısılda
Hazırım inanmaya
memoryus
Entrylerini merakla beklediğimiz yazarımız
yorgunluk
çok sıkı çalışma yüzünden ya da başka nedenlerle, insanın bedensel ve ruhsal etkinlikler yönünden verimlilik düzeyinin düşmesi, iyi bir çalışma yapamayacak duruma gelmesi.
Şuan o durumdayım
Şuan o durumdayım
genelevde zorla çalıştırılan orangutan
allah'ım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme
zindandan mehmed'e mektup
Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
(1961)
Necip Fazıl Kısakürek
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
(1961)
Necip Fazıl Kısakürek
sevemedim karagözlüm
Sevemedim karagözlüm
Seni doyunca
Hep kıskandım seni elden
Yıllar boyunca
Seni doyunca
Hep kıskandım seni elden
Yıllar boyunca
bana her şey seni hatırlatıyor
tamda şu aralar duygularıma tercüman olan parça
Hatıralar sarmış dört bir yanımı
Baktığım her yerde izin duruyor
Ben seni düşünmek istemesemde
Bana herşey seni hatırlatıyor
Bana herşey seni hatırlatıyor
Beraber yürüdük biz bu yollarda
Beraber ıslandık yağan yagmurda
Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda
Bana herşey seni hatırlatıyor
Hatıralar sarmış dört bir yanımı
Baktığım her yerde izin duruyor
Ben seni düşünmek istemesemde
Bana herşey seni hatırlatıyor
Bana herşey seni hatırlatıyor
Beraber yürüdük biz bu yollarda
Beraber ıslandık yağan yagmurda
Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda
Bana herşey seni hatırlatıyor
hasta
normal şartların altında bir duruma düşmek gerek bedenen gerek zihnen
bu gece karakolluk olabilirim
Allah'ım neler dinliyorum ben dediğim günlerdeyim ve hoşuma gidiyor.
Bu Gece Kapına Dayanabilirim
Bağını Başını Haykıra Bilirim
Ey Bu Gece Karakolluk Bile Olabirim
Yar Yar, Yar Ben Belanın Ta Kendisiyim
Bu Gece Kapına Dayanabilirim
Bağını Başını Haykıra Bilirim
Ey Bu Gece Karakolluk Bile Olabirim
Yar Yar, Yar Ben Belanın Ta Kendisiyim






