christian rosenkreuz

christian rosenkreuz

@christian rosenkreuz yazar
405
entry
5
takipçi
7
takip edilen
822
beğeni
291
favori
13,019
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
02 kasım 2018'dan beri üye
100 yıl boyunca giyilebilecek pantolon
1 sene dolmadan ağı yırtılacak olan pantolondur.

kaç pantolonum ziyan oldu, sadece ağ kısmı yırtılarak...
arda turan’ın tekmeliği
yeteneksiz gitaristlerin gitarlarının her tarafına sticker yapıştırmasını akıllara getiren tekmelik.

messi bile yapsa, dünyanın en boş beleş işlerinden biridir bu tür işler. alt tarafı tekmelik...
historia incrementorum atque decrementorum aulae othomanicae
dimitrie cantemir'in yazdığı bir osmanlı tarihi kitabı. 1734 tarihinde londra'da basılmıştır.

eğer önsözünden yanlış anlamadıysam esasında bu kitap rus çarı deli petro için bir rapor şeklinde hazırlanmış ki ruth benedict'in the chrysanthemum and the sword isimli kitabıyla az çok benzer üslupda yazıldığı için bence de bu kitap ilk başta bir rapor olarak yazılmış. dilinden çok belli oluyor. londra'da basılması ise kitabın yazımından çok daha sonra olmuş.

romanya devleti tarafından basılan bir versiyonunu okudum ben bunun. ama kapak tasarımı kur'an gibi olduğundan insanlar benim kur'an okuduğumu falan zannettiler hep. o da ilginç oldu. neden öyle bir cilt yapmışlar çok anlamadım.

"avrupalılar osmanlı'yı nasıl görüyordu?" diye merak edenlerdenseniz okuyun derim kitabı. bir avrupalının 200 tane cariye alan kırım hanı karşısındaki şaşkınlığını görün.

çoğu bilgi zaten lisede falan öğrendiğimiz osmanlı tarihi bilgisi. kitabın en ilgi çekici yanı dimitri cantemir'in olayları yorumlaması kısmı.

bir de "han" kelimesini "chan" şeklinde yazdığı için ilk başlarda japonca'daki "chan" ile karıştırdım.
prusya filmleri furyası
almanya'da hem weimar cumhuriyeti hem de nazi almanyası döneminde ortaya çıkan bir furya.

almanlar i. dünya savaşı hezimetinden sonra eski prusya'nın anlı şanlı günlerine özlem duymuş olmalılar ki böyle bir akım başlamış.

filmler daha çok ii. frederick dönemine odaklanırlar ki sebebi de ii. frederick döneminde prusya'nın altın çağını yaşamasıdır. bu sebeple bu filmler fredericus-rex-filme olarak da bilinirler.

ii. dünya savaşı'nın son yıllarında bu filmler epey patlama yapmış. toplamda 44 film ikinci dünya savaşı yıllarında çekilmiş. naziler yenildikçe bir yılda çekilen film sayısı da gittikçe artmış.

almanya'nın 1945 yılında işgal edilmesiyle birlikte bu filmlerin çekilmesi yasaklanmış. ama bir süre sonra "milliyetçilik" içermemesi şartıyla serbest bırakılmış bu filmler.
sesli kitaplar
bocchan'ın türkçe çevirisini bulamadığım için (varmış aslında ama pahalıymış), japonya'dan da kitap getirtmek tuzlu olduğu için ilk defa bocchan ile dinlediğim kitap türü. japonca dinledim evet.

ilk başta korkuyordum, "ya olayları hayal edemezsem?" diye de tıpkı normal kitap okur gibi kendimi bocchan ile birlikte üzerinde sadece don olan kaptanın gemisinde buldum kendimi. onunla birlikte japonya'nın ilkel köylerinden birisine adım attım ve ilkokulun yerini bilmeyen çocuğa aşağılayıcı gözlerle baktım.

hakikaten güzelmiş. yatağa uzanıp gözleri kapatıp kitap dinlemek gibisi yok gerçekten de.
niccolo machiavelli
siyaseti en iyi analiz etmiş insanlardan birisidir.

esasında kendisi "siyasetçi olacaksanız dürüst olmayın" dememiştir. siyasetçiler zaten dürüst olmadığı için "siyasetçi için dürüst olmak gereksizdir" demiştir.

bu sebeple insanlar tarafından sanki kötüye yönlendiriyormuş gibi algılanır. oysa ki kendisi çok realist birisidir ve dünyanın boktan bir yer olduğunun farkındadır.
ön koltuğa kim oturmalı sorunsalı
japon kültüründe en düşük seviyeli kişinin oturması şeklinde düzenlenmiş durum.

aynı şekilde iş yerlerinde de, toplantı odalarında da kapıya en yakın oturan, en düşük seviyeli personeldir.

sebebi ise feodal japonya'ya kadar gider.
aras kargo
1 günde izmir limanı'ndan ankara'ya kargomu getirterek şaşırtmış kargo firmasıdır. adamlar sabah 6'da yola çıkıp saat 17:00'a kadar kargomu getirdiler. ankara'da dağıtım işleri genelde saat 16:00'dan sonra yapılıyor anladığım kadarıyla.
1960 darbesi vs 1980 darbesi
keşke ikisi de yaşanmasaydı demekle beraber; 1960 darbesinin sonuçları 1980 darbesine göre daha iyi olmuştur.

yoksa "bu millete bu anayasa çok" denilip 1980 anayasası oluşturulmazdı herhalde.
diyanetin sosyal medya fetvası
retweet konusunda yanılan fetva.

eğer retweet başka birinin twitine çökmek olsaydı o zaman kul hakkı yenirdi. ama bir twiti retweet yapınca kimin twiti olduğu ortadadır.

youtube konusunda ise müslüman olmadığım için bir şey diyemeyeceğim ama isa mesih başka insanları günaha düşüren insanların günah işleyen insanlardan daha günahkar olduğunu söylüyor. haliyle insanları günaha teşvik eden youtuberlar hristiyanlık inancına göre halihazırda zaten günah işlemekte.
i. kamehameha
1736-1819 yılları arasında yaşamış ilk hawaii kralı.

kabileler halinde yaşayan hawaiilileri tek bir ulus haline getirmiştir.
viii. henry
28 haziran 1491-28 ocak 1547 tarihleri arasında yaşamış olan ingiltere kralı. tudor hanedanı'nın ikinci kralıdır.

seks yapmak (adam 6 defa evlenmiş ve boşanma sebepleri de esasında hep "yaşlandı artık bu kadın" şeklinde.) ve devlet yönetmekten arta kalan zamanlarında müzikle epey uğraşıyormuş anladığım kadarıyla. zira adamın çeşit çeşit enstrümanları var ve çalmakla da kalmayıp beste yapıyor. hatta ünlü greensleeves şarkısını bu adamın yazdığı söyleniyor hep.

uçkurunun uğruna ingiltere'de kendi kilisesini kurmuştur. zira hristiyanlık inancında boşanmak yasaktır.

bence dananın kuyruğunun koptuğu nokta da burası. bir insan nasıl anglikan olup "ben hristiyanım" der? zira kilise incil ayetlerini reddederek kuruluyor. martin luther'in reformu, reformlar arasında en doğru olandı bence.

bu arada boşadığı eşlerinden bazılarını öldürmüş, bazılarını da "sen artık kendini dine ver bence" deyip manastıra göndermiştir. manastır teklifini reddedenleri de cellada ya da daha büyük cezalara göndermiştir.

bir de kendisi obezmiş ömrünün son dönemlerinde. zaten resimlerinden iri yarı bir insan olduğu anlaşılıyor aslında. 18 yaşındaki portresinde bile şişman birisi olduğu belli. beli 140 cm'e ulaşmış zamanla. hayatının son dönemlerine doğru da mekanik aletler sayesinde ayağa kalkabiliyormuş.
ingiltere
orta çağda ve rönesans döneminde soyluların kuşların ötüşüne çok değer verdiği ülke.

kuşunuz ne kadar farklı sayıda ötüyorsa o kadar itibarınız yüksek oluyormuş. bu sebeple soylular kuşlarının ötüşü değişsin diye kuşları için müzisyenler tutuyorlarmış. kuşlara ötüş öğretme işlemine de "to record" deniliyormuş.

blok flütün karşılığı olan "recorder" kelimesinin kökenlerinden birisi de buymuş.
donald trump
rusya'nın çıkarlarına putin'den daha fazla hizmet eden abd başkanı.

ben açıkçası çok inanmıyorum trump'ın rus ajanı olduğuna, rusların seçim sonuçlarını falan etkilediklerine ama adam rusya'ya o kadar çok hizmet etti ki insan arada "lan yoksa?!" diyor...

adam hakikaten rus ajanı olsa trump'ı cia çoktan indirmişti. zira geçmişte başkan öldürmüşlükleri var adamların.
tenor
bas ve baritondan sonra gelen erkek seslerinin ince bir tonu.

bu sese doğuştan sahip insanlar çok nadir bulunurlar. 100 erkeğin 70'i baritonsa 10-15 tanesi anca tenordur.

fransız operalarında fazla sevilmezler ama. zira fransızlar için tenor sese sahip olmak italyan olmakla eş değermiş. adamlar epey kıl oluyorlarmış italyanlara. o sebeple daha çok bas ve bariton kullanmışlardır.
alto blok flüt
soprano ve tenör arasındaki sesleri veren blok flüt çeşidi.

17. yüzyıla kadar sol tonunda olsalar da daha sonra fa tonunda olmuşlardır.

böylece blok flütler do (soprano) - fa (alto) - do (tenör) - fa (bas) şeklinde sıralanırlar. haliyle birinden diğerine geçerken transpozisyon kolaylığı sağlanır.

çalınışna bir örnek:

YouTube video


siparişimi verdim, heyecanla bekliyorum.
sscb
çöküşü ile mısır'ın bronz çağı çöküşü dönemindeki hali az çok benzeyen birlik.

eski hesabımda çöküş sebeplerinden birisini yazmıştım:

#6620
yemek yapmayı bilmeyen erkek
ailesinden ayrı yaşayamaz.
almanya denince akla gelenler
tabii ki ilk başta prusya.

lan o değil de herkesin aklına militarist, faşist şeyler geliyor almanya deyince. halbuki albert einstein da almanya'dan çıkma.

hatta belki inanmayacaksınız ama ikinci dünya savaşı öncesinde dünyada en çok öğrenilen dil almanca'ydı. almanya'da üniversite okumanız amerika'da size prestij sağlardı ki harvard'lı adamdan bile daha çok krediniz olurdu almanya'da okusaydınız.

sonra adolf hitler çekoslavakya ve polonya ile durmayınca işler boka sardı işte. tamam hitler de haklı, sonuçta danzig (lehçe adıyla gdansk) yüzyıllar boyu alman şehri olmuş (esasında leh şehridir ama almanlar çeşitli katakullilerle el koymuştur şehre. ama bu yüzyıllar boyu almanların yaşadığı gerçeğini değiştirmiyor).

neyse efendim benim aklıma gelenler:

- immanuel kant (en sevdiğim filozoflardan)

- martin heidegger (seviyor muyum sevmiyor muyum hala çözemedim. tuhaf bir adam)

- johann sebastian bach

hatta şöyle alayım sizi:

YouTube video
alparslan'ın yapınca iyi hitler'in yapınca soykırım olması
alparslan zamanında herkesin soykırım yapmasından dolayıdır.

örneğin yahudilere karşı ilk soykırım çalışmaları avrupa'da aslan yürekli richard zamanında başlamıştır. ama onun döneminde zaten bütün ülkeler soykırım yaptığı için çok da dile getirilmez.

konjonktür böyle bir şey işte.

soykırımdan bahsedeceksek ilk olarak cengiz han'dan ve moğolistan'dan başlamamız gerekir ama.