christian rosenkreuz

christian rosenkreuz

@christian rosenkreuz yazar
405
entry
5
takipçi
7
takip edilen
822
beğeni
291
favori
12,900
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
02 kasım 2018'dan beri üye
kemono yuku hosomichi
shiina ringo'nun epey felsefi ve anlaşılması zor bir şarkısı. ama anlaşılınca da "vay be" dedirtiyor.

özet olarak şarkı "dünyaya bir defa geliyoruz onda da hayatımız bize ait değil" diyor.

normalde shiina ringo'yu sevmezdim ama bu şarkıyı çok sevdim bir şekilde...

bunda çok sevdiğim bir hocamın dersinde şarkıyı analiz etmemiz mi etkili bilmiyorum ama hakikaten sevdim. belki shiina ringo'yu dinlemeye başlarım artık.

YouTube video
molotov-ribbentrop paktı
sovyetler birliği ve nazi almanyası arasında yapılan bir pakt.

türkiye'nin doğusunun da sık sık gündeme getirildiği pakt. stalin, hitler'e "türkiye'nin doğusunu da istiyorum" demiş.

ikinci dünya savaşı'na son günlerde girmemiz gerçekten faydamıza olmuş. az daha tezeği avuçlayacakmışız...

daha fazla ayrıntı için constantine pleshakov'un yazdığı "stalin's folly" isimli kitaba bakılabilir.
tombeau pour monsieur de sainte-colombe
marin marais'nin hocası monsieur de sainte-colombe'un ölümü üzerine bestelediği eser.

YouTube video
antoine forqueray
1672-1745 tarihleri arasında yaşamış olan besteci ve viyol üstadı. kendisinin neslinden de üç kuşak boyunca besteciler yetişmiştir.

10 yaşındayken xiv. louis'nin karşısında müzik yapması üzerine, xiv. louis "bu çocukta iş var" deyip eğitim masraflarını kendi cebinden ödemiştir. bu olaydan 7 yıl sonra musicien ordinaire ünvanıyla la chambre du roy isimli orkestraya girmiştir. hayatı boyunca da bu pozisyonda kalmıştır. bu orkestra da her gün versailles'da konser vermiştir ki forqueray'ın birlikte çaldığı adamlar robert de visee, rene descoteaux, jean-baptiste buterne gibi aşmış adamlar.

kendisinin diğer bir önemli icraatı da marin marais'yi saraya aldırmasıdır. ama bu iki adamın müziği hiç mi hiç benzemez birbirine. marin marais'nin müziği ne kadar saf, ne kadar duygu yüklüyse; bu adamın müziği bir o kadar garantici ve serttir. haliyle marin marais, melek olarak adlandırılmış; antoine ise şeytan.
mutlu eden küçük şeyler
romence vizesinden 81 almak.
elam
basra körfezi kıyısında kurulmuş olan bir medeniyet. bugün topraklarının bir kısmı iran'da, bir kısmı ırak'tadır. bakır çağının ilk şehirleşme örneklerini göstermiştir bu abiler. ayrıca dillerinin de bulunduğu coğrafyaya rağmen hint-avrupa dili olmaması da ilginç bir durumdur. ama bazılarına göre bu durumun sebebi bölgeye henüz hint-avrupa dilinin gelmemiş oluşudur. bu insanların diline en yakın dillerden birinin khmerce olması ise insana oha dedirtmekte. zira kamboçya nere, iran nere...
eye of the beholder
ingilizce'de subjektif bakış açısına verilen isim.

mot a mot çevirisi "gözlemcinin gözü"dür.
beholder
ingilizce'de gözlemci anlamına gelen kelime.

eye of the beholder
behold
ingilizce'de "işte!", "gör!", "bak!" gibi anlamlara gelen kelime.

beholder
lo
orta ingilizce'de şaşırma ünlemi. "look!"un kısaltması olduğu veya la'nın (fransızların voila'sındaki la) değişime uğramış hali olduğu düşünülmektedir.

kutsal kitap okurken behold ile birlikte bol bol karşınıza çıkar.
bronz çağı çöküşü
mö 1200-1150 aarasında gerçekleşen, yüksek ihtimalle dünyanın gördüğü en büyük medeniyet çöküşünü içeren dönem. 50 yıl içinde uygarlıklardan, yapılardan, uluslararası (o zamanın ulusları tabii) ticaretten falan eser kalmamıştır. atom bombası savaşı yaşansa yüksek ihtimalle etkisi ancak bu kadar olurdu ki o dönem için atom düşüncesi bile felsefi boyuttadır en fazla.

bu çöküş sırasında yok olan bazı şehirlere bir daha hiç yerleşilmemiştir.

sadece asur, elam gibi devletler bu dönemi az hasarla atlamıştırlar ki onlar bile epey sarsılmıştır bu çöküşler sebebiyle.

bu dönemle ilgili buluntulardan birisi de ankara'dadır. günümüzde ismi karaoğlan olan yerleşim yeri, o dönemde yakılmış ve ölüler gömülmemiş bile. öylece bırakılmış. truva iki defa çökmüş.

anadolu'da bu döneme ilişkin izlere truva, milet, hattuşaş, mersin, karaman gibi yerlerde rastlanmaktadır. özellikle hititlerin egemenliğindeki yerlerde bu döneme ait izler daha çok bulunmaktadır.

ben şahsen çok merak ettim bu dönemi. adeta korku filmi seti gibi bir dünyada yaşamış insanlar. bence roma'nın yıkılışıyla başlayan karanlık çağlar bronz çağı çöküşü dönemi kadar korkunç değil. 50 yılda koca bir dünya medeniyeti nasıl yok olur hala anlamış değilim.

yüksek ihtimalle bizim şu anki medeniyetmiz de bu döneme benzer bir şekilde çökecek ve belki binlerce yıl sonra "oha adamlar bilgisayar yapmayı biliyormuş lan?!" diyecekler bizim hakkımızda kim bilir? steve jobs hakkında "antik dönemde yaşamış bir tasarımcı", einstein'a "antik dönemin en önemli fizik bilginlerinden birisi" diyecekler belki de. newton'ın, galileo'nun kim oldukları bile bilinmeyecek belki de.
sevilmek
beni başarı için motive eden tek duygu.

bir kadın tarafından sevilmeyince her şey boş geliyor nedense.

şu an bir kadın sırf bu sebeple sevgilimmiş gibi davranıyor. sırf ben zarar görmeyeyim diye.

keşke bu kadar sevmesine rağmen sevgilim olsaydı gerçekten. ama tipi değilsem demek ki...

neyse, bu fedakarlık da yeter bana.
murat cemcir
ahmet kural yüzünden kendisi de iş kaybetmiştir.

ben olsam ahmet kural'ı epey bir döverdim.

iş başka, arkadaşlık başka.
kabil
kurban olarak et yerine bitki sunduğu için, haliyle kan akıtmadığı için sunusu kabul edilmemiş kişi.

tevrat'a göre böyle. diğerlerini bilmiyorum.
sözlük yazarlarının kullandığı telefonlar
amerikalı çok sevdiğim bir arkadaşımın hediye ettiği iphone 4s.

ona dedim ki "bu telefon parçalanıncaya/bozuluncaya kadar kullanacağım".

telefon üçüncü kattaki balkondan düştü. hala sapasağlam.

ama sevmediğim yönü linux ile kullanamıyorsunuz telefonu. iphone'ların hepsi için geçerli bu.

bu sebeple el mahkum telefon değiştirince android'e geçeceğim.
kıbrıs denince akla gelenler
akdeniz hakimiyeti.

buraya hakim olan akdeniz'e hakim olur bence.

gerçi artık nükleer uçak gemileri var. amerika'dan bir yola çıkıyorlar, yakıt falan almadan dünyayı dolaşıyorlar ama bence kıbrıs hala önemli.
haydar haydar
bir ali ekber çiçek bestesi.

şimdi doğrusunu söylemek gerekirse ben çok türk halk müziği dinleyen birisi değilim. genelde barok müzikten şaşmam.

ama çok acayip bir beste bu gerçekten. her dinlediğimde "vay anasını..." deyip ağzım açık dinliyorum.

YouTube video


bir de bunun müslüm filmi için timuçin esen tarafından kaydedileni var o da epey güzel.

YouTube video
matthew perry
bu isimli bir de amerikalı amiral vardır 19. yüzyılda yaşayan.

japonya'yı ablukaya almış ve "limanlarınızı serbest ticarete açmazsanız bombalarız" demişlerdir.

haliyle japonlar limanlarını serbest ticarete açmışlardır ama sonra da "batılılaşmazsak bu adamlar bizi parmağında oynatır" deyip batılılaşmaya başlamışlardır.

haliyle modern japonya'nın tarihi bu adamın japonya'yı kuşatmasıyla başlar.
itiraf köşesi
nedense birliktelik yaşadığım kadınlar hep benden büyük oldu.

şu anki sevgilimle de aramda 10 yaş var.

bundan öncekiyle de 13-14 yaş fark vardı.

30-40 yaş aralığındaki kadınlar aşık oluyor bana hep. oysa ben 20'lerimdeyim.
bilimin üzerinde bir otorite olmaması
tam olarak doğru olmayan bir argümandır.

neticede bilimi de biliminsanları denetler.

mesela isaac newton'ın kanunları atomaltı olmayan her yerde çok güzel çalışırken, atomaltı dünyada bir işe yaramamaktadır.

einstein böylece newton'u yargılamış ve "senin kanunların eksik hocam!" demiştir.

tabii her zamanki gibi yobaz bazı biliminsanları "ya einstein bi sigigit çay koy, sen newton'a nasıl laf edersin?" demiş ama einstein haklı çıkmıştır zamanla.