calismadigin yer
@calismadigin yer
55
entry
0
takipçi
0
takip edilen
16
beğeni
10
favori
3,684
puan
Deneyimli Yazar
ludwig wittgenstein
kanımca 20. yüzyılın en önemli filozofu olmakla birlikte, (gizli:dil felsefesi) alanında muhteşem çalışmalar yapmış avusturya doğumlu deha.
bertrand russell
felsefe tarihi alanında önemli çalışmalar yapmış 20. yüzyıl filozofu. ayrıca kayda alınmış ve gelecek nesillere öğüt niteliğinde bir videosu da mevcuttur;
(url: https://www.youtube.com/watch?v=oWXiOkUL88M)
(url: https://www.youtube.com/watch?v=oWXiOkUL88M)
süperpozisyon
kuantum ölçeğinde bir atom-altı parçacığın, olası bütün durumlarının aynı anda var olması olayıdır. tüm olasılıkları (ölçene kadar) üzerinde bulunduran parçacık, süperpozisyon durumundadır.
ontoloji
türkçe ye varlık felsefesi olarak çevrilen kelime.
varlık nedir, var mıdır, nedeni nedir? benzeri sorular sorar ve cevap arar.
felsefi perspektiften varlık, bir yönü ya da bazı yönleri ile değil, genel ya da bütün olarak ele alınır.
varlık nedir, var mıdır, nedeni nedir? benzeri sorular sorar ve cevap arar.
felsefi perspektiften varlık, bir yönü ya da bazı yönleri ile değil, genel ya da bütün olarak ele alınır.
determinizm
evrende meydana gelen olayların tamamının, fizik yasaları ile belirlenmiş, neden-sonuç zinciri içerisinde devam ettiğini ve gerçekleşen her şeyin, \"zorunlu\" olduğunu öne süren görüş ya da öğretidir.
ancak değişen fizik kanunları ile pabucu dama atılmıştır;
(bkz: kuantum)
ancak değişen fizik kanunları ile pabucu dama atılmıştır;
(bkz: kuantum)
george orwell
ingiliz asıllı bir yazar. en bilinen eseri (gizli:bin dokuz yüz seksen dört) tür.
felsefe
varlığın anlamı, kaynağı, nedeni üzerine düşünme, arayış.
yazarların yılbaşına girecekleri yer
evimin balkonudur.
saat tam 00:00 ı gösterdiğinde balkona çıkıp, yalnız geçirdiğim 26. yılbaşı şerefine köpek öldüren şarap ve tütün kombosunu tekrarlayacağım.
saat tam 00:00 ı gösterdiğinde balkona çıkıp, yalnız geçirdiğim 26. yılbaşı şerefine köpek öldüren şarap ve tütün kombosunu tekrarlayacağım.
bolşevik
rusça da çoğunluk anlamına gelen, fakat sonraları \"lenin in politik görüşlerini benimseyen kimse\" anlamına evrilmiş kelime.
liboş
görünüşte liberal olan fakat esas amacı kolay yoldan zengin olmayı hedefleyen, liberalizmi de amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak kullanan, ve bu yolda tüm değer yargılarını, vicdanını ve ahlakını yok sayan kimse.
komünizm
bitkiden toprağa, denizden dağlara, üretim araçlarından mülkî herhangi bir varlığa kadar her şeyin kamuya ait olduğu toplum düzeni.
liberalizm
bir çok farklı kola ayrılsa da, genel anlamda; bireycilik ve özgürlük üzerine inşa edilen siyasi bir görüş. ayrıca günümüz gelişmiş devletlerinin çoğunun benimsediği ya da benimsediğini iddia ettiği ideolojidir.
rüya
26 aralık 2017 gecesi gördüğüm şey.
21 yaşındayım, 14 yaşındaki halimin de orada bulunduğu bir güreş salonuna gidiyorum. güreşçi çocuklar teker teker içeriye giriyorlar, bir yandan da düşünüyorum, ben 14 yaşında buradaydım, muhtemelen şimdi kapıdan o küçük halim girecek. uzunca bir süre bekledikten sonra görüyorum onu ! kendimi ! çilleri henüz kaybolmamış, saçları dökülmemiş, bilekleri gelişmemiş, zayıf, karşı takımın hafif sikletiyle güreşecek, kısa boylu bir çocuk, o kadar dalgın ki beni görmüyor ve önüne bakarak, salonun arka taraflarından bir sandalyeye oturuyor. hemen yanına gidiyorum, sakallı, saçları dökülmüş, biraz da kilo almış halimle. oturuyorum yanına ve elimi uzatarak,
-merhaba! evlat :)
o da uzatıyor elini ve merhaba diyor. bu faslı hemen geçip, beni tanıdın mı diyorum,
biraz çekingen bir tavırla, daha önce görmüş gibiyim diyor. ( aynada gördü sanırım. )
-ben senin büyüklüğünüm evlat, bu günden tam 7 yıl sonraki halin. garip ama hiç şaşırmıyor, hatta biraz üzgünmüş gibi, öyle mi ? diyor sakince. yanına daha fazla sokuluyorum ve ona nasihat etme zorunluluğu hissediyorum kendimde. bunu yapmaya hazırlanırken de, kedimin hiç nasihat dinlemeyen biri olduğumu düşünüyorum bir taraftan. fakat bu sefer nasihat veren benim, herhalde kendimi dinlerim diye düşünüyorum. ortamın gürültüsünden dolayı ağzımı kulaklarına biraz yakın tutarak ; kısa olduğun için üzülüyordun, bugünden sonra bu problem için üzülme, istediğin minimum boya çoktan ulaştın, eh, çillerin de kayboldu. vücudun kimi arkadaşların tarafından övgü bile almaya başladı, adamım tek sorunun saç oldu, bırakıp gittiler seni genç yaşında, ama sorun değil bir yerden aldık bir yerden verdik! :) şaşkınlığı yeni yeni gelmeye başlıyor sanırım, cevap vermiyor bana. bunu söyledikten sonra uzunca konuşuyoruz fakat fazla hatırlayamıyorum. bu uzun konuşmalar sırasında aklımda kalan tek şey sürekli saçlarıma bakıyor olmasıydı. ve, ben de onun saçlarına tabiki, öyle güzellerdiki ... tabi o saçlarımın çirkinliğine bakardı, her baktığında gözlerinde bir acıma duygusu oluşuyordu sanki ... neyse, çocukluğumu bulmuşum ben, felsefe yapmazsam olur mu hiç ? hatırladığım bir kaç sohbetten biri ; evlat, ben senin geçmişini ve geleceğini biliyorum. yaptığın ve yapacağın hataları da biliyorum. çok yanlış düşüncelere sahipsin ama ben bunları sana söylemeyeceğim. sana sadece anahtar bir cümle söyleyip kapatacağım konuyu. hiç birşeyi kulağınla duyduğun anda kabullenme olur mu ? sorgula, herşeyi sorgula. en güvendiğin şeyleri bile sorgula, neden ? nasıl ? sorularını her zaman sor. bunları yapmazsan, tipik bir ortadoğu insanının kafasından ileriye gidemezsin. neyi sorgulayacağım ? diyor bana. her şeyi evlat diye cevap veriyorum. susuyoruz. içimde bir istediğini alamamışlık duygusu hakim oluyor sonra. ulan 7 yıl sonraki halini görmüşsün, sorsana bana dünyanın sorularını, hiç mi merak etmiyorsun nerelerdesin, ekonomik özgürlüğünü kazandın mı, allah a şirk mi koştun bu tip ne, sor ulan sor bir şeyler sor. ama sormadı, hiç merak bile etmedi. o kadar toz pembeymiş ya da o kadar memnun gibi ki hayatından, içinde herhangi bir kaygı yok. sonra ismim anons ediliyor salon yetkilisi tarafından. güreş sırası gelmiş. tabi ismim anons edilince bir ikileme düşüyorum, ulan küçüklüğüm mü güreşecek ben mi ? niye buraya geldiğimi de bilmiyorum hem. ben bunları düşünürken benim junior kalkıyor ayağa, anlıyorum ki o güreşecek. görüşürüz diyerek hızlıca uzaklaştı yanımdan, bir kaç dakika sonra güreş başladı. sonra güreş esnasında avazım çıktığı kadar bağırıyorum ona, bazı taktikler veriyorum, -kafasını bastır! -ayağını tut! -çık oradan çizgi çok yakın! bir süre sonra güreş bitiyor, tabii ki de benimkisi kazanıyor. etrafa bakıyorum, zaferini kutlayan hiç kimseler yok. hemen koşuyorum ona doğru, alıyorum omuzlarıma, şampiyon! diye bağıra bağıra çıkıyoruz salondan dışarı. dışarıda onu yere indirip, iki elimle yanaklarını bastırıp, alnını dudaklarıma getiriyorum. bir öpücük konduruyorum ona ... seviyorum seni evlat diye fısıldıyorum. hafif bir tebessüm ediyor sonra bana. yemin ediyorum o his, ilk sevgilimi öpmekten daha fazlasını hissettirdi bana ... meğer ne \"ben\"cilmişim ...
21 yaşındayım, 14 yaşındaki halimin de orada bulunduğu bir güreş salonuna gidiyorum. güreşçi çocuklar teker teker içeriye giriyorlar, bir yandan da düşünüyorum, ben 14 yaşında buradaydım, muhtemelen şimdi kapıdan o küçük halim girecek. uzunca bir süre bekledikten sonra görüyorum onu ! kendimi ! çilleri henüz kaybolmamış, saçları dökülmemiş, bilekleri gelişmemiş, zayıf, karşı takımın hafif sikletiyle güreşecek, kısa boylu bir çocuk, o kadar dalgın ki beni görmüyor ve önüne bakarak, salonun arka taraflarından bir sandalyeye oturuyor. hemen yanına gidiyorum, sakallı, saçları dökülmüş, biraz da kilo almış halimle. oturuyorum yanına ve elimi uzatarak,
-merhaba! evlat :)
o da uzatıyor elini ve merhaba diyor. bu faslı hemen geçip, beni tanıdın mı diyorum,
biraz çekingen bir tavırla, daha önce görmüş gibiyim diyor. ( aynada gördü sanırım. )
-ben senin büyüklüğünüm evlat, bu günden tam 7 yıl sonraki halin. garip ama hiç şaşırmıyor, hatta biraz üzgünmüş gibi, öyle mi ? diyor sakince. yanına daha fazla sokuluyorum ve ona nasihat etme zorunluluğu hissediyorum kendimde. bunu yapmaya hazırlanırken de, kedimin hiç nasihat dinlemeyen biri olduğumu düşünüyorum bir taraftan. fakat bu sefer nasihat veren benim, herhalde kendimi dinlerim diye düşünüyorum. ortamın gürültüsünden dolayı ağzımı kulaklarına biraz yakın tutarak ; kısa olduğun için üzülüyordun, bugünden sonra bu problem için üzülme, istediğin minimum boya çoktan ulaştın, eh, çillerin de kayboldu. vücudun kimi arkadaşların tarafından övgü bile almaya başladı, adamım tek sorunun saç oldu, bırakıp gittiler seni genç yaşında, ama sorun değil bir yerden aldık bir yerden verdik! :) şaşkınlığı yeni yeni gelmeye başlıyor sanırım, cevap vermiyor bana. bunu söyledikten sonra uzunca konuşuyoruz fakat fazla hatırlayamıyorum. bu uzun konuşmalar sırasında aklımda kalan tek şey sürekli saçlarıma bakıyor olmasıydı. ve, ben de onun saçlarına tabiki, öyle güzellerdiki ... tabi o saçlarımın çirkinliğine bakardı, her baktığında gözlerinde bir acıma duygusu oluşuyordu sanki ... neyse, çocukluğumu bulmuşum ben, felsefe yapmazsam olur mu hiç ? hatırladığım bir kaç sohbetten biri ; evlat, ben senin geçmişini ve geleceğini biliyorum. yaptığın ve yapacağın hataları da biliyorum. çok yanlış düşüncelere sahipsin ama ben bunları sana söylemeyeceğim. sana sadece anahtar bir cümle söyleyip kapatacağım konuyu. hiç birşeyi kulağınla duyduğun anda kabullenme olur mu ? sorgula, herşeyi sorgula. en güvendiğin şeyleri bile sorgula, neden ? nasıl ? sorularını her zaman sor. bunları yapmazsan, tipik bir ortadoğu insanının kafasından ileriye gidemezsin. neyi sorgulayacağım ? diyor bana. her şeyi evlat diye cevap veriyorum. susuyoruz. içimde bir istediğini alamamışlık duygusu hakim oluyor sonra. ulan 7 yıl sonraki halini görmüşsün, sorsana bana dünyanın sorularını, hiç mi merak etmiyorsun nerelerdesin, ekonomik özgürlüğünü kazandın mı, allah a şirk mi koştun bu tip ne, sor ulan sor bir şeyler sor. ama sormadı, hiç merak bile etmedi. o kadar toz pembeymiş ya da o kadar memnun gibi ki hayatından, içinde herhangi bir kaygı yok. sonra ismim anons ediliyor salon yetkilisi tarafından. güreş sırası gelmiş. tabi ismim anons edilince bir ikileme düşüyorum, ulan küçüklüğüm mü güreşecek ben mi ? niye buraya geldiğimi de bilmiyorum hem. ben bunları düşünürken benim junior kalkıyor ayağa, anlıyorum ki o güreşecek. görüşürüz diyerek hızlıca uzaklaştı yanımdan, bir kaç dakika sonra güreş başladı. sonra güreş esnasında avazım çıktığı kadar bağırıyorum ona, bazı taktikler veriyorum, -kafasını bastır! -ayağını tut! -çık oradan çizgi çok yakın! bir süre sonra güreş bitiyor, tabii ki de benimkisi kazanıyor. etrafa bakıyorum, zaferini kutlayan hiç kimseler yok. hemen koşuyorum ona doğru, alıyorum omuzlarıma, şampiyon! diye bağıra bağıra çıkıyoruz salondan dışarı. dışarıda onu yere indirip, iki elimle yanaklarını bastırıp, alnını dudaklarıma getiriyorum. bir öpücük konduruyorum ona ... seviyorum seni evlat diye fısıldıyorum. hafif bir tebessüm ediyor sonra bana. yemin ediyorum o his, ilk sevgilimi öpmekten daha fazlasını hissettirdi bana ... meğer ne \"ben\"cilmişim ...
hacettepe sözlük için öneriler
Buralara kulak verilmiş olmalı ki, (gizli:edebiyat) kategorisi eklenmiş. İşte aradığım monarşi bu olsa gerek.
yazar alımında katı davranılması gerekliliği
Başta Hacettepe sözlük olmak üzere, her sözlükde olması gereken şey.
Bir çok yazar sözlük kurallarına hakim olsa da, gerçekten laf kalabalığından ve entry işgal etmekten başka bir işe yaramıyor çoğu platformda. Örnek olarak bir sözlükte \"Eyfel kulesi\" başlığında \"çok sevdiğim yer\", \"gitmek istediğim yer\", \"sevgilim ile gitmek istediğimiz yer, \"Fransa da bir yer\", \"eniştemin çıkarken düşüp bacağını kırdığı yer\" gibi bir sürü boş ve okuyucu için zaman kaybı bir ortam oluşmuş. Evet entryler formata uygun ama çöp kardeşim. Bu gibi çöplük ortamların Bu güzel sözlüğü talan etmemesi için Hacettepe sözlük yönetimine sesleniyorum;
Katı olun, kaliteyi daima koruyun. Az fakat öz kitle, gelecek vadeder.
Bir çok yazar sözlük kurallarına hakim olsa da, gerçekten laf kalabalığından ve entry işgal etmekten başka bir işe yaramıyor çoğu platformda. Örnek olarak bir sözlükte \"Eyfel kulesi\" başlığında \"çok sevdiğim yer\", \"gitmek istediğim yer\", \"sevgilim ile gitmek istediğimiz yer, \"Fransa da bir yer\", \"eniştemin çıkarken düşüp bacağını kırdığı yer\" gibi bir sürü boş ve okuyucu için zaman kaybı bir ortam oluşmuş. Evet entryler formata uygun ama çöp kardeşim. Bu gibi çöplük ortamların Bu güzel sözlüğü talan etmemesi için Hacettepe sözlük yönetimine sesleniyorum;
Katı olun, kaliteyi daima koruyun. Az fakat öz kitle, gelecek vadeder.
hacettepe sözlükte yalnız olduğum gerçeği
Zaman zaman benim de içine düştüğüm duygu. Ancak bu büyük yeşil tarla metropole dönüşecektir bir gün. Ve o gün de trafikten şikayet edeceğiz.
ırkçılık
21. yüzyılda da devam eden bulaşıcı hastalık. Ayrıca en tehlikelisi de, ırkçılığı bilimsel araştırmalar ile temellendirmeye çalışan akademisyenlerdir. Örneğin Avrupa lıların zeka olarak, Ortadoğulu ya da Afrikalılara göre daha iyi üstün olduğunu bilimsel olarak ispat etmeye çalışanlardır bunlar. Ancak hiçbir \"aklı başında\" evrimsel biyolog ya da genetik bilimcinin ırkçı olduğuna rastlamadık çok şükür.
fransa'da yaşamak
sanıldığı gibi pek de kolay olmayan eylemdir. tek başına yaşamak ile birlikte gelen ekonomik problemler bir yana, fransızlar avrupa nın en ırkçı milletidir. sanmayın ki bir fransız sizin kökeninizin orta asya dan gelen asil bir ırk olduğunu bilsin. onların gözünde bir arap ne ise, bir türk de odur. siz istediğiniz kadar kendinizi entelektüel anlamda geliştirdiğinizi düşünün. önyargının ne demek olduğunu fransız lardan öğrendim ben.
eni vici vokke
doğrusu \"annie, are you ok?\"dir. Amerikanların dahi anladığını zannetmiyorum.
nirvana
Felsefi olarak ele alındığında inanılmaz tutarlı yanları görünen kavram. Hatta kapitalist düzenin sömürdüğü şeyin emek değil, daha fazlasını elde etme umudu olduğu sonucuna varılabilir budist bakış açısı ile. Eğer mutluluk dediğimiz kavram, beyinde gerçekleşen bir takım kimyasal hareketlerden ibaret ise, burada modern insanın oturup düşünmesi ve gerçek anlamda değer yargılarında değişimlere gitmesi gerektiği söylenebilir. Mutluluk, nesneler tarafından doğrudan insana enjekte edilebilecek dışsal bir olay değil, tersine iç kavrayış ile alakalı bir durumdur. bununla birlikte her bir birey, farklı ve \"sınırlı\" içsel kavrayışa sahiptir. yani mutlak huzur veya mutluluk, nesneler ile elde edilebilmesi mümkün olmayan bir olgudur. daha fazlasını arzu etme anı (gizli:schopenhauer) ın da vura vura söylediği üzere yeni bir acıya neden olur. insan dediğimiz gerizekalı varlık ise, bu elde edemeyiş acısını dindirmek uğruna sürekli bir arayış halindedir. oysa nirvana, tüm bu acılı arayışın son bulması, nihayetinde arzular ve tutkulardan arındırılmış zirvedir.