yedi numara

seslisus
bir dizi.

naif, aileden... sımsıcak, komik ve zekice oluşturulan diyaloglarıyla bir nesli ekrana kilitledi. aynı zamanda üniversite okuma şevki aşıladı. üniversiteye gidip bir haydar da biz bulabilirdik.

diziden bir diyalog kopyalayıp yapıştırıyorum. (kopyala yapıştır yazarlığına hayır! ama bazen olabilir... hayır dedik! ama arada... hayır uleyyn!) son dönemlerde sosyal medyada sık sık karşılaşırız bu hikaye ile, ama hikayeyi ilk kez "haydar" anlattı bizlere.

-----

Armağan: “Ne güzel. Bazen senin yanında kendimi işe yaramaz hissediyorum. Biz dersleri zar zor yetiştiriyoruz bir de sana bak.”

Haydar: “Sana bir hikaye anlatayım mı?”

Armağan: “Hı hı”

Haydar: “Bir sucu boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronunun evine giden uzun yolu dolu olarak tamamlarken çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.”

Armağan: “Ben çatlak bir kovayım. Sevdim. Devam et…”

Haydar: “Bu durum iki yıl boyunca böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece bir buçuk kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken zavallı çatlak kova, görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan utanç duyuyormuş. Bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. “Kendimden utanıyom ve senden özür dilemek istiyom.” “Neden?” diye sormuş sucu. Kova cevap vermiş…”

Armağan: “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum ve benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun… Ben çatlak bir kovayım! Ben çatlak bir kovayıııııım!”

Haydar: “Devamını dinleyecek misin? Sucu demiş ki. Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyom. Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu, diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün ırmaktan dönerken sen onları suladın. Ben de bu güzel çiçekleri toplayıp patronumun evini süsleyebildim. Geçtiğin her yerde çiçek açtırıyon, hiçbir şey yapmasan da olur.”
vii
son bölümüne göre ev sahiplerinin hayal olarak düşündükleri olaylardan ve kişilerden ibaret olan, üniversiteli gençlerin ikamet ettiği 7 numaralı bir evden adını alan dizi. meslektaşım olan matematikçi haydar'ın, dizideki en beğendiğim karakter olması tesadüf değildir. bu dizide rol alan gençlerin bir kısmı şu an hala dizilerde, filmlerde aktif olarak oyunculuk yapıyorlar. mesela olgun şimşek.
bythemali
geceye bir replikte ben bırakayım:

sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.

sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". yine değeri sıfır mı olur senin için?