confessions

nushirevan

sarı odalardaki sezen sanrısalı - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 1368
  2. takipçi 13
  3. puan 9629

hidroksiklorokin

nushirevan
Bir süredir koronavirüs tedavisinde kullanılan, işe yarayıp yaramadığı henüz netlik kazanmayan ancak abd başkanı trump dahil, bir çok etkili isim tarafından da kullanılan ilaç.

İlacın tedaviye olumlu etkisi var mı bilinmiyor ama tedavi olanlar arasında bu ilacı kullanıp iyileşenlerin sayısı fazla olunca bu ihtimal git gide güçlendi. dünya sağlık örgütü ve kimi avrupa ülkeleri ilacın yan etkileri sebebiyle tedavide kullanımını durdurdu.

Adını televizyondan duyduğumda anlamamıştım ama bu ilacı zaten 1 yıldır düzenli olarak kullandığımı fark ettim.

Aslında ilaçla tanışmam çok önceye dayanır. Yaklaşık 15 yıldır; zaman zaman şişen bir sol dizim var. Dizin içindeki eklem sıvısı artarak dizi şişiriyor ve hareketi kısıtlıyor. Yıllar arayla, 4 defa dizimden artroskopi de oldum. Ne romatologlar, ne ortopedi uzmanları bir çare bulamamıştı. Nihayet tv'de gördüğüm ve vizitesi 2000 tl olan bir profesöre başvurdum. 10 dakika inceledi dizimi "al şunu kullan, geçer" dedi ve elime bir reçete tutuşturdu. İlaç, deri döküntüsü yapan sedef hastalığının tedavisinde kullanılıyormuş. Umutsuz bir şekilde ilacı kullanmaya başladım. 2 günde netice aldım. Dizimin ağrısı dinmiş ve şişlik yavaşça azalmaya başlamıştı. Tamamen iyileştikten sonra da ilacı bırakmamı söylemişti profesör. Nitekim öyle de yaptım.

4 yıl sonra yeniden şişti ve tekrar kullanmaya başladım. Yine faydasını gördüm, hatta bırakma evresine yakınım.

Korona sürecinde ilacın fellik fellik arandığını, reçete yazdırmak için sıraya girildiğini gördükçe Allah'ın benim için takdirine şükrettim. Belki virüsü çoktan kaptım ama ilaç sayesinde ucuz atlattım. Kim bilir?

kanı donmak

nushirevan
Gördüğü, yaşadığı, tecrübe ettiği olay veya durum karşısında ürpermek, olağanüstü şaşırmak ve ayrıca bir ekrem imamoğlu beyanı.

İstanbul'da Metrobüs seferlerinin azaltıldığı iddiası üzerine, sosyal medyada otobüsün kalabalık görüntüsü çekilmişti. Bu sosyal mesafeden yoksun görüntü, oldukça tepki aldı. İBB sözcüsü Murat Ongun kalabalığın organize bir şekilde otobüse dolduğunu, amacının da İBB 'yi ve başkanını zor duruma düşürmek amacı güttüğünü ifade etti. Fazilet parkı durağından 47 kişinin aynı anda bindiği ifade edildi. Yetmedi, Ekrem Bey "organize kötülük" dediği olay hakkında fox tv'de konuşurken "ben görüntülerini izledim, kanım dondu ya!" dedi.


Bunun üzerine bazı gazeteciler, olayın üzerine gidilmesi için dava açtılar. Dava neticesinde, metrobüs kayıtlarında böyle bir olayın vuku bulmadığı da ortaya çıktı. Bir çok kişi, çalışmak zorunda oldukları için sabah işe gitmekten başka bir şey yapmamışlardı. Ortada kötülük olmadığı gibi, organize bir faaliyet de tespit edilemedi. Nitekim davanın sonuçlanmasına kadar iddiasını sürdüren Murat Ongun, nihayet yanlış anlattığını itiraf etti. Olayı "organize kötülük" olarak lanse eden İBB olayı "canım tamam tek bi duraktan binmemişler de, bir çok duraktan binmişler"e getirdi.


Şimdi soru şu: Ekrem İmamoğlu'nun

"Ben görüntüleri izledim, kanım dondu!" dediği görüntüler neydi?

Ortada 2 kişi var, biri yalan söylüyor belli ki..

gezi parkı

nushirevan
Video kayıtları ve bulunan delillerle, sponsorlu bir darbe girişimi olduğu netlik kazanan anarşizm eylemleri.

"Çiçek topladılar, kitap okudular vs." bu hareketin makyaj kısmı. Evet, kimi insanlar demoktatik ve barışçıl bir eyleme imza atmak istemiş olabilirler. Ancak bu hasletleri gezinin anarşi eylemleri ile ayıran kısımları var. Geziyi gündeme taşıyan çadırda kitap okuyanlar değil, belediye otobüsünü ateşe verip duvarlara "zulüm 1453'te başladı" yazanlardı. Yani eylem, başladığı noktadaki amacından saptı. Bu sapmayı görüp hâlen geziye sahip çıkan varsa, anarşizmi savunmuş olur. Bu ayrım net yapılmadan, gezi eylemlerine sahip çıkmak, darbeye alkış tutmaktan farksız. Anarşizm, histerik bir salgındır. kissinger'ın da dediği gibi, "kitle büyüdükçe zekâ seviyesi de aynı oranda düşer" Geziyi başlatan barışçıl grubun arasında sızıp, daha sonra eylemin odağına geçen anarşizm yanlıları da, bu salgın nedeniyle geziye sahip çıkanları da kendi arzularına alet ettiler.
Kendimi çoğu zaman o ilk grubun arasında hayal ediyorum: Ağaçların kesilmemesi için vücudumu siper etmişim. Kitaplar okuyor, şarkılar söylüyor, orantısız da olsa mizahın dibine vuruyoruz.

Sonra kızıl flamalar çıkıyor meydanlara.. Yüzlerini kapatmış, terör örgütlerinin paçavralarını taşıyorlar. Belediye otobüslerini ateşe verip, Atatürk heykelinde pkk şovuna kalkışıyorlar. Dillerinde küfür, bellerinde sopalar, ceplerinde taşlar.. "Başladığımız noktadan epey saptık" diye düşünür oradan ayrılırdım. Ve dahi bir daha bu olayların parçası olduğu düşüncesinden sıyrılırdım. Bu anarşizme sahip çıkmazdım.

anarşizm medeni evrimini tamamlayamamış ara formların ideolojisidir. Gezi parkı olayları anarşizmin bu topraklardaki narkozsuz sezaryeniydi.

maske

nushirevan
Cep telefonu, cüzdan, çakmak gibi her daim yanında taşınması gereken zamazingolar kategorisine girmeye hak kazanan, solunum yollarını zararlı virüs ve bakterilerden korumaya yarayan gereç. Koca koca dayıları mortal kombatta goro ile eşleşen sub-zeroya çevirmekle kalmamış, yüzü gizlemesiyle zaten bu karantina döneminde birbirimizden uzaklaşan sosyal farķındalığımızı da törpülemiştir. Birinin derdi mi var, mutlu mu yüz ifadesinden anlardın. Şimdi bu şey yüzünden herkes sanki ifadesiz gibi dolaşıyor. Ekmek sırasında bi espri yapıyorum, arkamdaki adam güldü mü, yüzünün üstü güler gibi yapıp maske altından "senin yapacağın espriyi.." diye sövüyor mu hiç anlayamıyorum artık. Maske takan için de zor. Hepimiz konuşurken el hareketleri yapmak veya ses tonu ile anlatmak istediğimizi dengelemek zorunda kalıyoruz. Hani bir zamanlar power rangerslar vardı.

Kafalarında kasklar olduğu için konuştuklarında konuşanın o olduğunu anlamamız için kafalarını konuşurken aşağı yukarı sallarlardı. Hepimiz git gide karikatürize olmaya başladık ki bizi biz yapan samimiyeti de kısıtlıyor maalesef. Sosyal medyada nickname'lerin, avatar'ların ardındaki maskelerle konuşmak kolaydı. Gel gör ki gerçek hayatta o kadar da kullanışlı bir şey değil.

kıskançlık

nushirevan
ilk günahtır. Sanılanın aksine ne Adem ve Havva'nın cennetten kovuluşu, ne de Kabil'in Habil'i öldürmesi ilk günah sayılabilir. İlk günah kıskançlıktır. Zira kullar (insanlar ve cinler) arasında Adem'e secde (üstünlüğünü kabul) etmeyen şeytan, bunu kıskançlığından yapmış ve tüm bu "ben ateştenim, o ise çamurdan" muhabbetinin, yukarıda bahsi edilen ilk günah sayılan hadiselerden çok önce gerçekleştiği kutsal kitapta kayıtlıdır. Felak suresinin son ayeti de kıskançlık edenlerle ilgilidir.

güven sözlük 1. bayram çekilişi

nushirevan
Hayırlı olsun dediğim çekiliştir. Zira şu karantina dönemlerinde oldukça manidar bir hediye olacaktır talihliye. Kimi zamanlarda insan öyle yalnızlaşır ki, çevresini anlamayı da anlatmayı da bırakır. Kafka bunu "benim yalnızlığım insanlarla dolu" şeklinde özetler. Karantinadaki insanlar arasında yalnız kalanlara gelsin öyleyse

vahdettin

nushirevan
Bir osmanlı padişahını bir kenara bırak, apartman yöneticisi bile olsan kendi mülkünün aleyhinde çalışmazsın. En fazla kendi çıkarlarını, devletin al-i menfaatlerinden önde tutarsın -ki bunu işgal zamanı yapmak neredeyse imkansızdır. Vahdettin'in bunun bir örneği olmasıyla birlikte, ingilizlerin yazdırdığı kendi tarihimizde de kıymetsiz bir kukla gibi anlatılmıştır. (bkz:#74607) Varsayalım Vahdettin bir ingiliz kuklası haline dönüştü ve onlar ne dediyse onu yaptı.



Bakın bu vahdettin'in mustafa kemal paşasını samsun'a gönderme iradesi. Bu mantığa göre mustafa kemal'in samsun'dan anadoluya gitmesini de ingilizler mi istetmiş oluyor? Komik..

ibo show'dan akılda kalanlar

nushirevan
Sürekli izlemiyordum ama ibrahim tatlıses'in canlı yayında izleyeni utandıran hallerini (bkz:başkası yerine utanmak) görmek için de kendime engel olamadığım zamanlardı. henüz ilk dönemleri, amatör, kaşarlanmamış zamanlarıydı. Konuğu kimdi bilmiyorum ama neşet ertaş veya arif sağ gibi usta bir ozandı. "Ne ohuycan bize abey?" diye soruyor, usta da "ne istersen okuruz" diye gülümsüyordu. İbo, sektörde olmayanların bile ezbere bildiği "çökertme" türküsünü kast ederek "yau hani bi türkü vardı 'ibrahim mibrahim' bişey diyodun sen geçen?" diye hatırlatmaya çalıştı. Usta "ibrahim? ibrahimli parça?" Diye düşünmeye başladı. Ozan içinde ibrahim geçen türkülerden kısımlar söyleyerek anımsamaya çalıştı. Derken müzik kulağı iyi olan ibo "nananay" diye çökertme müziğini söyleyince sanatçı anladı. Anladı ama içinde 40 defa 'halilim' 2 kere 'ibram çavuş' geçtiği için olsa gerek önce bi kıs kıs güldü.

Bu anı daha sonra youtube'ta aradım. İbo'nun çok sonra "çökertme" okuduğu videolara denk geldim ama orada da sözleri tam olarak bilmediğini vokali takip ettiğini gördüm.

Sanatçı olup, en bilinen türkülere bu kadar yabancılık genç dimağımda yer etmiştir.

siyasal islamcı ahlakı

nushirevan
Var olmayan bir kişiliğin ahlâkıdır. Zira siyasal islamcı gibi bir tanımlama, nereden bakarsanız bakın cahilcedir. Çünkü islam, siyaset dahil hayatın her alanını kapsar. Kapsayan küme, küme elamanı ile betimlenmez.

Bu tıpkı laik devletin, müfredatta "din nedir?" Sorusuna verdiği tezat cevap gibi, kökü belirsiz bir paradigma. Ders kitaplarında bu soruya cevaben:

"Din; insanları hem dünya hem de ahiret hayatında mutluluğa eriştirmek için kullanılan, ahlâki kurallar bütünüdür" der. Bakın ne diyor?

"Hem dünya, hem ahiret hayatında.."

Bunu diyen sistem; din işlerini dünya işlerinden ayrı tutmasıyla dinin yarısını kabul ettiğini de fark etmeden, bir başka akıl tutulması olan "ben müslümaım ve laikim" teziyle övünüyor. Arabaşı çorbası mı bu, bi ondan, bi bundan? Hem kaldı ki zannettiğin şey laiklik bile değil, oryantasyonu fransız pozitivizmi. Hepsi bir tarafa eğer tanımladığı laiklik "her dinden olana dünya işlerinde aynı mesafede ve adil olmak" ise, yarısını kabul ettiği müslüman kimliğinin tabi olduğu islam bunun bayraktarlığını yapar.

Eğer siyasal islam tanımlaması dini siyasete alet etmek isteyenler için söylendiyse, islam kelimesini bu hakir siyaset anlayışında tanımlamak da yanlış

(bkz:cahilim demenin alternatif yolları)

Gelelim siyasal islamcı tanımlamasının ahlâki boyutuna. Yazar, devlet ricalinin gösterişli hallerinden dem vurmuş. Haklıdır, gerçekten de israf denilebilecek boyutta harcamaların yapıldığı artık yadsınamaz bir gerçek. Ancak yukarıdaki tanımlama gibi bu da bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Öncelikli olarak bu saraylar, makam araçları namütenahi bir hayata ait değiller. Şu anda kullananlar, bir zaman gelecek vefat edecekler, yerlerine başkaları gelecek ki biz bunu devlet ebed müddet ile de perçinlemişiz.

Ayrıca içinde bulunduğumuz çağ, algı yönetimini doğru kullanan, psikolojik harbin, konveksiyonel harpten daha etkili olduğu bir zaman. Güçlü görünmenin diplomatik faydalarını fabl tadında (bkz:diplomasi) başlığında anlatmıştım. Reel hayatın gerçeklerini diplomasiye yansıtırsanız, baştan kaybetmişsinizdir.

Hadi matematiksel olarak da bunu ispat edelim:

Cari açık terminolojide "bir ülkenin ithalat karşılığında ihracatta olan farktır" derler. Hükümeti vurmak için daima kullanılabilir bir örnektir. Zira sıradan bir vatandaşın zihninde olan "borç" algısı ile bir tüccarınki farklıdır.

A esnafı ve B esnafı olsun. Bu adamların her birinin cebinde 5 TL var ve limonun pazar rayiç bedeli de kilogramı 2 TL olsun.

A esnafı kilosu 1 tl'den 5 kilo limon alıyor ve 2 tl'den satıyor. 10 tl parası oluyor.

B esnafı 1 tl'den 5 tl'si borç olmak üzere, 10 kilo limon alıyor ve 20 tl para kazanıyor. 5 tl borcunu ödüyor alacaklısına. Cebinde 15 tl kalıyor.

Eğer limonları satmadan önce esnafları karşılaştırırsanız, B esnafında cari açık görürsünüz. Oysa neticede A esnafından 5 tl daha fazla kazanmış ve ticaret hacmini de genişletmiştir. Ertesi gün A esnafı 10 tl'lik limon alabiliyorken, B esnafı en kötü ihtimalle bile 15 tl'lik ticarete girebilir.

Dünyanın en büyük ekonomileri, ayrıca dünyanın en borçlu ekonomileridir. Çünkü ticaret hacmini likidite ile genişletemeyen ülkelerin başka bir yoludur bu.

Reel hayatın gerçeğinde B esnafı hakkında borçlu olduğu konusunda konuşursanız, bu ticaret bilmediğiniz anlamına gelir. Diplomaside de böyledir. Güçlü görünmek her daim avantaj sağlar. Bu bakımdan ideolojik altyapısı ne olursa olsun vatandaşlar, devletlerinin sahip olduğu ve kullananlara ait olmayan sarayları, lüks araçları, gösterişleri ile gelecek adına gurur duymalıdır. Eğer kendini başka bir devlete daha yakın hissetmiyorsa tabi..
1

psikolojik manipülasyon

nushirevan
Bir rivayeti hatırlatır:

7 asır önce, 7 beyaz güvercin bir dağın tepesine doğru süzülerek uçtular. Uçuşu izleyen 7 adamdan biri:

- 7.güvercinin kanadında küçük, siyah bir nokta gördüm, dedi.

7 asır sonra bugün; o vadideki insanlar, eskiden dağın karlı zirvesine doğru uçan 7 siyah güvercinden bahsediyorlar.

kadınlarınızı ve çocuklarınızı bizden nasıl koruyacaksınız

nushirevan
Bir fatih tezcan söylemi. Anlattığının sadece bu kadarını alırsanız, karşınızda sapık bir tasallut söz konusu gibi duruyor. Öyle ki bu cümleyi kuran kim olursa olsun, cezalandırılmalı diye düşünüyorsunuz.

Kur'an-ı Kerim'de bir ayet vardır:

"Ey iman edenler salâta (namaza) yaklaşmayın..."

Şaşırdınız mı? Tıpkı şeriate tabi olduğunu beyan eden Fatih Tezcan'ın söylemine şaşırdığınız gibi mi?

Allah "namaza yaklaşmayın" diye bir emir veriyor olabilir mi? Elbette hayır. Aslında olay şu:

"Ey iman edenler salâta (namaza) yaklaşmayın, sarhoş iken.."

İşte cımbızlamanın özü de burdadır sözlük. Bir insanın söylediğinin bir kısmını alır, önünü arkasını kırparsanız, söylemi bağlamından koparırsınız.

Bilmeyenler için söyleyelim:

Fetö çeşitli kaynaklarda şunu iddia ediyor

"Biz geçen sefer darbede çok merhametliydik. Bundan sonra kadınlarımız ve çocuklarımız da silahlanacak. Bu defa bu kadar kansız olmayacak!"

Tezcan da, Fetöcülere hitaben "siz darbe yapın ve Erdoğan'ın kılına zarar verin, biz de size kan kustururuz! Biz de boş çıkmayız sokağa! O zaman kadınlarınızı ve çocuklarınızı bizden nasıl koruyacaksınız?"

Hadi Tezcan 'ın kronik karşıtları neyse ama hemen hemen aynı çizgide olduğunu düşündüğümüz bir çok gazeteci, yazar, aktivist de Tezcan'ın ifadelerinin bağlamından koparılmış haline inandı ve karşıt bir kampanya yürütüyor.

Peki kadın ve çocuklar "her ne şart söz konusu olursa olsun öldürülmez" mi?

Bilmem.. Bunlar mehmetçiğe, vatan evlatlarına sıkarken uzun uzun düşünürsünüz...


2

alaattin çakıcı

nushirevan
Serbest kalışı ile birlikte, mafya alemindeki güç çekişmesi gözler önüne serilmiştir. Adı sanı duyulmamış mafyatik tiplerin, Sedat Peker'e gider yapmasını izliyoruz youtube aleminden. Şu virüs belası olmasa sokaklarda makinalılar konuşacaktı, minibüslerle taranacaktı mekânlar ama gel gör ki ağır abilerin "kanalıma abone olup like atmayı unutmayın" havasındaki gider videolarına kaldık. Lan hani mafyayı bitirmişti polat alemdar?

sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

nushirevan
Şu gönlümün işine akıl erdiremedim
Aklımın erdiğine gönlü sevdiremedim
Dar alanda dolaşan iki tilki kuyruğu
Kırka yükseldiler de yine değdiremedim

Dünya işleri zordur, çalarken zamanını
Zaman eskitir bile padişah fermanını
Musa değse asayla kıpkızıl yüzümüze
Vururdu alnımıza mühr-ü süleymanını

Derdimiz güzel bir ev, mümkünse lüks araba
Balığı mezesini vurduk muydu şaraba
Şu taştan mezarlara çevirdik yönümüzü
Hutbeyi sorduk ama dönemedik mihraba

Akıl elden gitti mi kalır yağlı bir beden
"Açım!" diyor nefesi, soluyor işkembeden
Sebebini unutma, şükret çünkü hamd O'na
Bir şey olduysa eğer esbabımucibeden

Fethi mübarek olsun, nerede beyaz atlı?
Resulün müjdesine kurtardı payitahtı
Şimdi görse halini, döker mi şahi topu?
Hilali, al sancağı diker mi Ulubatlı?

Ne idik de ne olduk, neden kuyuya düştük?
Neden günah leşine karga gibi üşüştük?
Kuyudan çıkan Yusuf, sultan oldu Mısır'a
Bizde halen maphusluk, sakil çürütülmüşlük

Nerede bozuldu bu kadim yoğrulan maya?
İpe un serildi mi, düdük bakar paraya!
Yoğurdu tutturmaya inanç kaldı mı göle ?
Kazan doğurmadı da, sezaryen kaldı hayâ!

Nuşverani sakınma sözünü hak olandan
Gönülünden düşürme gözden ırak olandan
Niyeti temiz olan işte varsa bir hayır
El çekmeli o zaman şerre ortak olandan
0 /
Sözlük
Kuluçka Makinesi Açılış Organizasyon