confessions

nurse

dolunaylı nüktedan - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 233
  2. takipçi 9
  3. puan 2357

yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları

serendipity
Birkaç dönem üstümüzde bulunan, yarı felçli yani tekerlekli sandalyeye mahkum ablamız vardı okulda. Engelinden dolayı kimse kendisiyle yani yaşıtları arkadaş olmamışlar. Biz daha okula yeni başladık, şu anki çizgimiz neyse insan kayırmamak noktasında, o günün şartlarında 6 yaşında olan ben ve arkadaşlarım bu güzel kalpli arkadaşımıza sahip çıktık. Neredeyse her teneffüs birbirlerimizi görmek için can atıyorduk. Başımızda bir abla olması bizi daha heyecanlı kıldı belki de. Yine akşam oldu, okuldan çıkarken hepimiz birbirimize “iyi akşamlar” dileyip ablamızı da okulun çıkışında bıraktık. Ailesi okul çıkışı her zamanki beklediği kapıdan alıyordu.
Ertesi gün oldu, okulda bir soğuk, kasvetli hava, kimsenin yüzü gülmüyordu. Okula çok erken saatlerde geldiğim için hemen ablamın sınıfına çıkarak ona selam verirdim. Sınıfına çıktım, Sırasında yoktu. Hayret ki; o da hep erken gelirdi. Biraz bekledim, kimse çıtını çıkartmıyor! Bu derin sessizliğe mana bulamıyordum. Öğretmenler bile sus pus, “hadi yavrum sınıfına git!” diyorlardı.
Derin sessizlik yerini, ozon tabakasının delici karanlığında vaveylaya dönüşüyor, etlerimin lime lime olduğunu hissediyordum, (bkz:boğazımda düğümlenen hıçkırık) belki de ilk kez o gün başladı..
Ablamız artık yoktu..
Son görüşmemizmiş meğer...
Akşam onu ailesine bıraktığımızı teslim ettiğimizi düşünürken, okulun “sapık” hademesine teslim ettiğimizi görememişiz meğer...
Engelini fırsat bilip, bir şekilde bu küçük kız çocuğunu okula sokmayı başarmış Ve bu adi insanlık suçuna teşebbüs etmiştir.
O küçücük bedeniyle olan bitene anlam bulamadan, gururuna yediremeyen, Daha da ileriye gitmeye teşebbüs eden sapığa, saklandığı odanın kapısını kilitleyerek karşı koymuş. Ancak o korkuyla karışık akıl karışıklığında üstüme gelmesin diye bulunduğu mahaldeki camı açıp kendini derin yükseklikten koyvermiştir.
Bu olayın üst mercilerce usulca üstü kapatılmış, öğrencinin kendi hür iradesiyle intiharı şeklinde olay son buldurtmuşlardı. Bu dünyada sapıklar hür gezerken, öbür dünyadaki adaletin sıcaklığı bedenimi sarıyor Ve teselli buluyordum...
(bkz:çok özledik seni sevgili ablacım)

yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları

mehmetyildirim
Renkli televizyonun türkiye'de ilk ciktigi yillar, o zamanlar mahallenin en zengin ailesi konumundayiz. Bizim malikaneyi degnekle gösterirlerdi "ahhanda surasi yildirimlar malikanesi" diye o bicim yani!
Sadede geleyim; daha 6-7 yaslarindayim babacim almis hemen renkli tvyi, vitrinin orta tarafina koyulmus ki erisemeyelim! Neyse ki benim (bkz:kames) futbol topum vitrinin en üstünde de almak icin tv'ye dokunmam gerekmiyor! Topumu almak icin vitrine tirmandigimda elim yanlislikla tv'ye degiverdi ve 1 saniye sonra "pofff" diye bir ses geldi! (bkz:aman tanrım didim). Hemen 53 metre ötedeki kurtarici yüce insana kostum yani babaanneme. Ortaligi sakinlestirdiler falan. O zamanda tamirci falan yok ki renkli tv yeni gelmis kimse anlamiyor ekran tamirinden...
Yenisini aldi tabi kiyamaz ogulcuguna... uzatmayayim yine kamesimi vitrinin üstüne koymuslar ben napim olum! Velhasil kelam 2 adet yepyeni gicir gicir renkli tv patlattim mis gibi... ve hic dayak yemeden yirttim babaannem sagolsun
Tamamen gercektir.

christopher colombus

nushirevan
Kaşif.

"Tarih: Haziran 1503"

"Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır. Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider. Şefe, tanrı ile haberleştiğini ve tanrının yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da ayı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler. Ertesi gün akşam ay tutulması başlar ve ayın rengi tutulmadan dolayı kırmızıya döner. Kolomb'un oğlu o anı günlüğüne şöyle yazmış:"

'inleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecek getirdiler, tanrıya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar'

"Kolomb, kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara, tanrının kendilerini affettiğini ve ayı birazdan normal rengine çevireceğini söyler."

"Tutulma biter, tanrı tarafından affedildiğini düşünen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen kolomb da.."

Kaynak: @lagaribey

kore dizileri

mahur
Birara korelilere karşı ilgi duyup izledim dizilerdir. Kore dizilerinin konuyu uzatma konusunda türk dizilerinden pek farki yok. Arka arkaya uc dizi izledim ama üçüncüsü vaktim olmadigindan yarım kaldi. Benim şansıma mıdır yoksa korede aktör kıtlığı mı yaşanmakta mıdır bilmem ama hepsinde aynı şahıs vardı. Korede bir erkegin beğenilmesi için uzun boylu ve beyaz tenli olmak önemli bir kıstasaymış. Aktörün bizim komşumuzun oğlundan pek farkı yok. Koreye gitse aç kalmaz ama korece nasıl öğrenir bilemiyorum. Hiç birinin adını bile anlayamadan diziler bitti. Ama bana kore hakkında bu arada güney kore hakkında birçok fikir edinleme sebep oldular. Tabiki bu tür diziler turkiyedeki gibi belli bir kesime hitap eden dizeler olduğunu düşünüyorum. Genel olarak halk yaşamının daha farklı olduğunu zannediyorum.
Birinci dizinin adı w two worlds
Ikinci izlediğim dizinin adı : i can hear your voice
Üçüncü ve yarım kalan dizi ise pinocchio

taksim

can
Beyoğlu ve Galata semtlerinin su sorununu çözmek için maksem inşa edildi. Maksem; gelen suyu çevredeki çeşmelere ve diğer yerlere dağıtılan yani taksim edilen su depolarıdır. Bundan dolayı da bölgenin ismi taksim olarak anıldı.

türkiye'de habercilik

nushirevan
Multikültürel üst kimliği henüz kanıksayamamış, faşizm enfeksiyonundan kurtulamayan haberciliktir. Örneğin bir cafeye baskın verilmiş; eli silahlı iki kişi içeride ateş açmış, 1 kişi hayatını kaybetmiş bir kişi yaralanmış.. Anlatım dili şu:

"Biri ırak, diğeri afganistan uyruklu iki saldırgan, cafeye girerek rastgele ateş açmaya başladı. Saldırıda bir türk hayatını kaybederken, suriye uyruklu olduğu belirlenen cafe çalışanı da yaralandı"

5n1k'nın kaçta kaçını görebiliyor izleyici? Oysa haberciliğin temel düsturu budur. Hayır bu adamların uyruklarını bu kadar dile getirerek ne amaçlanıyor? Olaydan çok uyruklar hakkında bilgi alıyoruz. Bunu izleyen hastalıklı kafa izlesin, "görüyon mu şerefsizleri kendi memleketlerindeki kavgayı buraya taşıyorlar, gidin kendi ülkenizde birbirinizi vurun lan" desin isteniyor gibime geliyor. Yahu can bunlar can! İnsana önce insan olduğu için değer verin. Kimse doğduğu ülkeyi seçme hakkına sahip değil. Habercilik de bu değil

erasmus

mahur
Tam adi Desiderius Erasmus olan ve 1466-1536 yılları arasında yaşamış Kuzey Avrupa Rönesansı'nın onde gelen bilginidir. Ayrica klasik edebiyat araştırmacısı, hümanist ve ilahiyatçidir.
iki temel görüşe sahiptir; Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir.

lafla peynir gemisi yürümez

mahur
sadece konuşmak, sözlerle işlerin yurutulemeyecegi anlamını taşıyan bir atasözüdür.

Rivayete göre bir zamanlar İstanbul'da, Edirneli Aksi Yusuf adında bir peynir tüccarı var imiş. Madrabaz ve cimri birisi olup Trakya'dan getirttiği peynirleri İstanbul'da satar, artanını da deniz yoluyla İzmir'e gönderirmiş. İzmir'de peynir fiyatları yükseldikçe elinde ne kadar mal varsa gemilere yükletir ama navlunu peşin vermek istemeyerek, kaptanları yalanlarıyla oyalar durur, "Hele peynirler sağ salim varsın, istediğin parayı fazla fazla veririm," diye vaatlerde bulunurmuş. Birkaç kez aldanan tüccar gemi kaptanlarından birisi, yine İzmir'e doğru yola çıkmak üzere iken diklenmiş:
-Efendi tayfalarıma para ödeyeceğim. Geminin kalkması için masarifim var. Navlunu peşin ödemezsen Sarayburnu'nu bile dönmem.
Aksi Yusuf her zamanki gibi,
-Hele peynirler salimen varsın... demeye başlar başlamaz gemici.
-Efendi, lafla peynir gemisi yürümez. Buna kömür lazım, yağ lazım.
Aksi Yusuf parayı ödemiş. O gün akşama kadar şu bir tek cümleyi sayıklayıp durmuş.
-Lafla peynir gemisi yürümez.
(hikaye alıntıdır.)

klimayla çamaşır kurutmak

medikalninnici
Dün yaptığım eylem. Ama sorun bi nedeeen nedeeen diye ?
Hastane formalarımı yıkamayı unutmuşum. Malum hastane pislik bir yer. Kimse ayy nasıll yaniiiğğ? Demesin. Kürekle vururum ağzınıza. Neyse onlarıda malum ayrı bir makine turu olarak yıkamalıyım. Saat geç,sabaha kurumayacaklar. Ya saç kurutma makinasıyla minik dokunuşlar yapacağım ya da klima. Sonucu biliyorsunuz. Evde ısındı ama ya . Bakalım sürprizli faturadan bana neler çıkacak?

soluk mavi nokta

bewater
dünya tarihi okuması yaparken gönlüme düşen bir konuşma.

büyük astronom carl sagan'ın söyledikleri halimizin özeti değil de nedir? kozmosta bir toz zerresi kadar yer kaplayan dünyaya hükmetmek için kimler kimler ezildi, bilim adamları idam edildi, farklı düşünenler hor görüldü, kalpler kırıldı, insanların izzetleri çiğnendi.

peki ne için?
bu küçük soluk mavi nokta için mi?

*güzelce yaşamak varken...



ne zaman evleneceksin sorusuna alternatif cevaplar

kafkasli
Çokça maruz kaldığım ve bir çeşit taciz yöntemi gördüğüm bu soruya başkalarının düğünlerinde cevap vermeyi tercih ediyorum
- eeeee bak buda evlendi
-yani?
- e artık sende evlensen yaşın geldi geçiyor
-aynısını en kısa zaman da birinin cenazesin de ben sana söylesem!
-nasıl yani?
-Buda rahmetli oldu sen ne zaman düşünüyorsun ölmeyi yaşın geldi geçiyor...
-abooouuuvvvv

sözlük yazarlarının 2020 hedefleri

mahur
Her güne bir şükür yazacağım. Eskiden bunu yapardım, düşününce şükredecek o kadar çok şeyimiz var ki...
insanlar hakkında hemen önyargılı düşüncelere varmayacağım. Özellikle dış görünüşe bakıp kimseyi yargılamayacağım.
Çocuklarıma daha merhametli davranacağım. Onlara kızınca bunu eşimden çıkarmayacağım. Çok şanslıyım ki eşim bu duruma sabrediyor ama insanları çok da zorlamamak lazım.
Planladığım birşeyler ters gidince kimseyi suçlamayacağım, olduğu kadar deyip kabul edeceğim.
Kimseye karşı beklenti içine girmeyeceğim.
insanları olduğu gibi kabul edeceğim.
Geçmişi düşünüp kendimi üzülmeyeceğim, geleceğe kafayı takıp kaygılanmayacağım. Hep olduğum anda kalmaya çalışacağım. (inşallah)

filenin sultanları

serendipity
2020 CEV Tokyo Olimpiyatları Elemeleri yarı final öncesindeki mücadelesinde Polonya'yı 3-2 mağlup eden Filenin Sultanları, final maçında Almanya ile kozlarını paylaştı. Rakibini Yenerek sahadan 3-0 galip ayrıldı ve 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'na katılmaya hak kazandı.

sözlük yazarlarının ilginç korkuları

merdumgiriz
(bkz:yavrusunu kartal kapmış Fatma Girik fobisi)

Kuşlardan korkuyorum. Çok sevdiğim kuşlardan... Kuş... Gülmeyin bakın, çok acıklı hikâyem var.

Çocukluğumdan kalan bir korku maalesef. Komşumuzun kızının bir muhabbet kuşu vardı. Genellikle evin içinde serbest bırakırlardı. Onlara gittiğimizde herkes eğlenir sohbet ederken ben bir köşeye siner, kapıların arkasına saklanır, uzak durmaya çalışırdım. Kanat çırpma sesi bile beni korkuturdu. Havada uçan kaçan ne varsa korkmaya başlamıştım o dönem. Arı, sinek, kelebek vs. korkumu yendim ama kuş korkumu yenebilmiş değilim hâlâ. Kafesin içinde dursunlar ya da benden uzakta uçsunlar mümkünse.

Aşağıdaki hüzünlü videoyu benimle aynı korkuyu paylaşan dostlarıma armağan ediyorum.

mezara su dökmek

can
Mezara su dökmek, Peygamberimizin(sav) ve Sahabesinin uygulamasıdır.

**Pеki mezar ziyaretlerinde insanlar her seferinde mezara niye su döker?**

**Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem'den sâbit olduğuna göre, o iki kabre uğramış ve şöyle buyurmuştur:
'Şüphesiz ki o ikisi azap çekiyorlar. Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey, büyük günah idi.' Sonra şöyle buyurdu:'Evet! Onlardan birisi, (insanlar arasında) laf getirip-götürürdü. Diğeri ise idrar sıçrantısına karşı korunmazdı. **Peygamber**-**sallallahu aleyhi ve sellem**- sonra yaş bir dal isteyerek onu ikiye ayırdı. Bir parçasını birinin üzerine dikti, diğerini de öbürünün üzerine dikti ve: 'Bu iki dal, yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletimesini ümit ederim' buyurdu.

omayra snchez

3k
1985 yılında Kolombiya'da Nevado del Ruiz isimli yanardağ patlaması sonucunda belden aşağı göçük toprağın altında ve üst tarafıda hemen hemen boyun seviyesinde kadar su altında kalmıştır. Bölgeden geçen bir gazeteci Omayra'nın ellerini gördükten sonra orada olduğunu fark etmiş ve kurtarma ekiplerine haber vermiştir. İnsanlar Omayra'nın küçük bedenini o göçük altından çıkarmak için mücadele etmektedir ama bu mücadele esnasında su seviyesi gitgide yükselmektedir. Bu süreç içerisinde Omayra ise insanlara gidin dinlenip der. Aynı zamanda arada bir su ve gazoz ister insanlardan. Kendinin kurtarılma ihtimali git gide düşen Omayra Okula geç kaldım matematik ödevim var demeye başlar. Belli bir süre sonra gelen bir pompa ile su çekildikten sonra bacaklarının kangren olduğu anlaşılan Omayra'yı çıkarmak için tek yolun bacaklarının kesilmesi olduğu anlaşılır. Ancak ortam öyle kirlidir ki Omayra'nın bacaklarının kesilmesi o anki acısını onlarca kat arttıracaktır. Ona bu acıyı yaşatmaktansa ölmesine izin vermenin onun için daha merhametli olmasına karar verilmiş ve Omayra ölüme terkedilmiştir.
60 Saat süren bir çalışma sonucunda Omayra'nin gözlerini dünyaya yumarken söylediği son sözleri ''Anne, eğer beni duyuyorsan, tahmin ediyorum benim tekrar ayağa kalkmam, yürüyebilmem ve bu insanların beni kurtarması için dua ediyorsundur. Anne, seni seviyorum ve babamı ve kardeşimi. Elveda anne'' oldu

heyecanlandıran anlar

gulurkensandalyedenduseneksicininkafasindakibere
Lisenin son yılı, en sevdiğim kuzenim evlenmiş her Allahın günü evindeyim. Sabahın köründe çıkıyorum, Yurt girişine 5 dakika kala yurt kapısına damlıyorum falan. Neyse bir gün okula gittim öğle arasında yemeğe çıktım. Arkadaşlara çantamı atın dedim. Demirlerin arkasında çantayı beklerken bizim müdürün sağ kolunu gördüm. Meğersem çanta demirlere takılmış bu da görmüş gelmiş. Tam kaçacakken bir baktım güvenlik geliyor. Anahh.. Yemin ederim platonik aşkım evlenme teklifi etse o kadar heyecan yapmazdım. Okula bi girdim çantam müdürün odasına gidiyor. Kadın manyak çantasını getirin benden alsın demiş. Ay kalbim. Neyse ki hiçbir şey olmadı yalnız o heyecan bana yetti..

gül resimli cuma mesajları

merdumgiriz
"illallah" dedirten, genelde 35-40 yaş üstü akrabalarımız tarafından gönderilen mesaj türüdür. itici bulunmalarının başlıca sebepleri arasında; samimiyetsiz, emek verilmeden oluşturulmuş hazır mesajlar olmaları ve galerimizin büyük bir bölümünü işgal etmeleri gösterilebilir.

yalnızlık

mavikaranlik
belirli bir yaştan sonra daha belirgin olan, insanın içini acıtan ruhsal durum.

başlarda çok takılmıyor olsa dahi yaş ilerledikçe, çevre, arkadaşlar evlenip göçtüğünde, artık bayramdan bayrama gördüğün akrabalarında dışında sağdan soldan sık sık "eee yok mu birisi?" diye sorgulanmaya başladığında insanın kafasında bir şeyler "dank etmeye" başlıyor. Fakat bu daha da ilerleyen zamanlarda korkuya dönüşmeye başlıyor. işte bu seviyeye ulaştıktan sonra insan hem daha çok hayatını sorgulamaya hem de daha sık hataya düşmeye başlıyor. bu aşamada yapılacak olan hatalar insanı bir ömür etkileyebileceği için tüm bunların yanına birazda gerginlik ve stres ekleniyor. işte bu dönem hayatınızın en dolu noktası oluyor. daha da doğru ifade etmek gerekirse "patlamaya hazır, pini çekilmiş bomba" gibi durduğunuz bir evre. bilhassa duygusal açıdan yoğun insanlar için cehennemi aratmayan bir evredir. bunca yıl geçmişte okuduğunuz kitaplar, filmler, diziler, gördükleriniz, yaşadıklarınız, çevreleriniz gözünüzün önünde belirince korku duygunuz daha da çok beliriyor. sanki dünya da bir siz kaldınız gibi, sadece siz mutsuzsunuz gibi daha da kötüsü unutulmuş gibi...

aslında korku duygunuzun belirginleştikten sonra seviye atlamasına en çok olanak sağlayan etkenler; geç kaldığınız, karşınıza aradığınız kişinin çıkmayacağı, vaktinizin daraldığı, hepsinden daha da kötüsü yapacağınız bir anlık hata yüzünden bir ömür yanlış kişiyle bir ömür geçirmeniz düşünceleri oluyor. biraz dahi olsun inanç taşıyan insanlar manevi yönden bu boşluğu doldurmak veya sahte de olsa bir "umut" besleyebiliyor olmak adına ibadetlere, dualara sarılıyor. bundan da gerekli cevabı alamaz ise en büyük korkularına, hatalarına düşmesine her geçen gün 1 adım dahi yaklaşıyor. bu değerlere sahip olmayan kişiler ise ya tamamen boş verip umudu kesiyor ya da her anlamda gerçek bir "kayboluş" yaşıyor.

hiçbir şekilde içinden kurtulamadığınız bu girdap ya sizi boğacak ya bir gemi kurtuluşunuz olacak.nefessiz kalanlardan değil de, gemisi gelenlerden olmanız dileğiyle.
Sözlük
kuluçka makinesi One Hit Wonder Likit Smok Nord