confessions

nicksizolmazmi

ıssız adadaki son umut - 1. Nesil Yazar

  1. toplam giri 289
  2. takipçi 16
  3. puan 2798

yazı editörü kullanımı

mavikaranlik
başka başlığı göstermek ve yönlendirme amacı taşıyan “bakınız” vermek: [bkz]başlık[/bkz ]
başlığı * şeklinde göstererek yönlendiren “abkz” vermek: [abkz]başlık[/abkz ]
gbkz vermek: [gbkz]başlık[/gbkz ]
entry'i direkt olarak göstermek için link verme amacı taşıyan “ebknz” vermek: [ebkz]enty no[/ebkz ]
youtube videosu eklemek: [youtube]youtube video tam adresi[/youtube ]
web sitesine düz link vermek: [url]sitenin tarayıcıda yer alan tam linki[/url ]
web sitesine kelime yardımı ile link vermek: [url=http://www.adres.com/]kelime[/url ]

yazara link vermek: [yazar]nick[/yazar ]

resim yüklemek için aşağıda yer alan resim ikonunu tıklayabilir ve resmi yükleyebilirsiniz
veya
[img]resmin uzantısı png,jpg,gif olacak şekilde linki[/img ] taglarını kullanın

spoiler yazı: [spoiler]spoiler metni[/spoiler ]

bir kelimeyi ya da cumleyi kalin olarak belirtmek isterseniz [b]kelime[/b ] tagini,
altı çizili oalrak belirtmek isterseniz [u]kelime[/u ] tagini kullanabilirsiniz.
üstü çizili oalrak belirtmek isterseniz [s]kelime[/s ]

(köşeli parantezlerin sonunda ki boşluklar örneklendirme fonksiyona girmesin diye yapılmıştır, normalde boşluk olmaması önemlidir. )

dumlupınar denizaltısı

mavikaranlik
4 Nisan 1953 tarihinde çanakkale boğazı açıklarında, 96 mürettebatı ile birlikte batan, 81 mürettabatının şehit olduğu denizaltımızdır.

İligli tarihti denizaltımız İsveç bandıralı bir gemi ile çarpışmıştır. O tarihte hava şartları çok zorlu idi, sis ve yağmur tüm yardım imkanlarını sıfırlayacak seviyede yoğundu. Çarpışma sırasında 22 kişi hariç tüm mürettebat hayatını kaybetmişti. Asıl trajik olaylarda bundan sonra başlıyor olacaktı. torpidoda sıkışarak bekleyen 22 kişi yüzeye bir şamandıra fırlatarak içerisindeki telefon kablosu aracılığıyla merkezle iletişime geçtiler.

Merkezden kendilerini şu şekilde bir uyarı yapıldı:

"Gerekmedikçe konuşmayın, türkü söylemeyin ve sigara içmeyin"

Merkez bu şekilde uyarı yapmış olsa da aslında bir gerçek vardı, o zamanın teknoloji ise sıkışarak bekleyen bu 22 askerimizi kurtarmanın bir imkanı yoktu. vakit geçtikçe askerlerin umudu tükenmişti. O ara merkezden tekrar bir mesaj daha aldılar:

"Rahatça konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz"

İşte o zaman askerlerimizde durumu anlamıştı. 22 kahraman askerimizin son sözleri "herşey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı?" oldu.

Her ne kadar tüm ülke seferber olsa da maalesef kurtarılamayacak oldukları belli idi. Kurtarma gemisi olaydan 12 saat sonra olay yerine gelmiş, 25 saat sonra ise anca sabitlenebilmişlerdi. O ara telefon kablosu ile iletişim imkanları da kablonun kopması nedeniyle kesildi. Dumlupınar batığı 100 metre kadar bir derinlikteydi, dalgıçlar batığa ulaşmayı denedilerse de nafile idi. Havanın kötü olması, su altı dalgalarının yoğunluğu sebebiyle dalgıçlar savruluyordu.

Tam olarak 11 dalış denemesi yapıldı, sadece 1 tane dalgıç 80m kadar aşağıya inmeyi başardı fakat basınç nedeniyle şuurunu kaybetti.

Artık 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarını durdurduğunu ve umutların kesildiğini bildirdi.

22 asker ölüme terkedilmişti.



Kazadan sonra geriye askerlerimiz ile merkez arasında kayıtlara geçen şu konuşma kaldı:

- Alo... Dumlu?

- Evet... Dumlu.

- Efendim hava biraz fenalaştı.

- Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin.

- Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. Karanlıktayız.

- İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak.

- Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı.

Yarım saat sonra tekrar denizaltıyla bağlantı kurulmaya çalışıldı. Ancak cevap olarak sadece inilti, ilahi ve Allah sesleri geliyordu.

Maalesef 4 Nisan 1953 tarihi ülkemizin en kara günlerinden birisi olarak tarihe geçti.

(bkz:ah bir ataş ver) türküsünün acıklı hikayesini de öğrenmiş oldunuz.

ah bir ataş ver

mavikaranlik
severek dinlediğimiz, uzaklara daldığımız bir türküdür. aslında bu türkünün hikayesini biliyor şekilde dinlerseniz gözleriniz daha çok dolacaktır. bu türkü ülkemizin kara günlerinden bir tanesi olan 4 Nisan 1953 (bkz:Dumlupınar Denizaltısı) kazasına yakılmış bir türküdür.

bir çok yorumu mevcut olsa da en sevdiğim yorumlardan iki tanesi:




sözlüğe veda

aydakigunes
Hak veriyorum yazar arkadaşımıza, ve şu giride uzun uzadıya konuşabilirim.
Bakın arkadaşlar, evet seçim zamanı. Evet herkesin bir dünya görüşü var. Olmalı da.
Ben muhalefeti destekliyorum da sen iktidarı tutuyorsun, vay anam siz kötüsünüz, siz pisliksiniz. Bu benim görüşüme uygun değil bas eksiyi... falan filan, bunlar ne kadar iğrenç düşünceler.
Bir yazarımız çıkıp veda ediyor ona dahi laf ediyorsunuz.
İleride, sözlük büyüdükçe, bu tarz vedalarla elbet karşılaşacağız. Her sözlükte gelişen, gelişebilecek bir durum bu.
Benim savunduğum kısım şu;
Sözlüğün işleyişi nedir? Tanımlar yaparsın, başlığa uygun giri girersin. "Fikirlerini özgürce ifade edersin."
Ve kimseyi de sevmek, sürekli artı vermek zorunda değilsin. "AMA SAYGI DUYMAK ZORUNDASIN."
Ben şimdi muhalefeti desteklediğime dair bir giri girsem bilmem kaç eksi alır.
Çünkü sözlüğün çoğunluk kesimi, hatta tamamı, benim görüşüme zıt kesimde olanlardan.
Tamam kabul, eksi vermenin amacı; 'bu giriye katılmıyorum' demek.
Ama inanın biraz fazla abartıyorsunuz.

Her neyse.
T: sözlüğe veda etmek isteyen yazarların son girisini bırakacağı muhtemel başlık.
3

sinem bilmiyordu sen bağır

finite infinite
Sinem...
Bak senin kız kardeşin, kızın, kuzeninden bir farkı yok aslında.
Farkı ne 22 yaşındaki kemik yapısı, ne 11 yaşındaki aklı. Onun farkı pırıl pırıl kalbi, insanların pisliğini bilmeyen yüreği.
Kendisine yapılanların adiliğini anlamayan beyni bağırtmadı diye onu, ona bunu yapan 5 şerefsiz serbest kaldı. Adaletinizi öpsünler sizin...
Gelelim buraya bu saate kadar yoğundum, bir bakayım dedim aileme ne var, ne yok?
Bakmaz olaydım be!
Giysilere küfür edene başlık, saçma sapan kendini çağdaş sanan havaalanı zırvasına başlık,yok kadın nasıl omalı, yok elma kırmızı mı yeşil mi, ateiste başlık, siyasete, dine bile başlık. Yontun bakalım hep kendinize...
Yazık, vallahi de billahi de çok yazık.
Edit:hadi bunu da eksileyin. Alkışlar hepinize benden.

türkiyede içkili mekanları tartışmak gericiliktir

broken_inside
cumhuriyetçi oylara oynuyor olsa da, nihat bey'in menşei belli olduğu için tutmayacak salvodur. en son, "kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedik" dediklerinde tekel'i satıp yok ederek, içki içen insanı dinsizlikle yaftalamışlardı. (sigara ve alkolde eşek yüküyle alınan vergiyi saymıyorum) o yüzden bu mevzuya geçin bu ayakları denir, başka da bir şey denmez.

çocuk terbiyesi

kerim
Bireysel farklılıklarına saygı duyulmayan, alay edilen veya bastırılan çocuklar kendini saklamaya, duygu ve düşüncelerini gizleyerek onay görmek için başkalarının hoşuna gidecek eylem ve davranışlarda bulunarak yaşamaya başlarlar.

childhood's end

nushirevan
3 bölümlük; film tadında, fantastik bilim kurgu türünde bir dizidir.



Uzaylılar dünyaya gelip sıradan bir çiftçiyi elçi olarak, kendileri ve dünya arasında iletişim kurması için atıyorlar. Üstün teknolojisiyle insanlığın kendilerine karşı hiç şansı olmadığını kanıtladıktan sonra; elçinin de yardımıyla, dünyada önce savaşlar, sonra hastalıklar, daha sonra da kıtlık bitiriliyor.

Karellen adındaki uzaylı, amacını ''insanlığa altın çağını yaşatmak'' olarak tanımlıyor.

Nazik ve tehditvari bu global yardımın amacı ne? Bu gerçekten bir yıldızlararası bir yardım mı? Yoksa içten içe bir istila mı?

İzleyin efendim ;)

yanlış anlama

nushirevan
"ama'dan öncesi yalan, çünkü'den sonrası doğrudur" özdeyişini hatırlatan, biri hakkında yüzüne yüzüne kötü konuşmadan önce söylenen yatıştırma sözü.

"yanlış anlama ama sen de az horunzbuçocuğu değilsin yane" gibi. örnek biraz ağır oldu evet.

antrikot

tor
Dananın göğüs omurları üzerinden boyuna doğru uzanan ettir. Hayvanın sırt kısmından, on üç kemikli kaburga bölümünden çıkan özel yağ dokusu yoğun olan bir ettir. Antrikotu lezzetli yapan hem içerisindeki mermerimsi yağ dokuları hem de ortasından geçen kalın yağ tabakasıdır.

ukde sistemi

mavikaranlik
Bugün itibari ile aktif edilen eklentidir. Sisteme yabancı olan arkadaşlar için kılavuz niteliğinde bir başlık olması için detayları paylaşacağım.

(bkz:ukde) sistemi açmak istediğiniz fakat bilginizin yeterli olmadığı bir başlığı diğer yazarların tamamlaması için bir nevi bırakma anlamı taşımaktadır. bir başlığı kendiniz açamıyor ama açılmasını istiyorsanız ukde olarak bırakabilir ve ilgilenen kişiye notlarınızı aktarabilirsiniz.

Bunu yapmak için evvela açmak istediğiniz başlığı, normal başlık açar gibi arama kutusuna yazmalı ve başlık açma ekranını görüntülemelisiniz. Başlığı girdiğiniz kutunun altında beliren "ukdem olsun" butonuna tıklayarak onu ukde olarak bırakma editörüne yönlenebileceksiniz. Gelen editörde notunuzu da yazarak ukde kısmına gönderebilirsiniz.



ukdeleri görüntülemek, başlıklarını açmak için sol üstte yer alan aşağı yönlü ok ikonuna tıklayıp "ukde" linkine tıklayabilirsiniz. Sol frame'de ukde bırakılan başlıkları görüntüleyeceksiniz. Oradan başlığını açabileceğiniz ukdeleri seçebilir ve hem ukde bırakan yazarın isteğini yerine getirebilir hem de bilginizi konuşturabilirsiniz.



özellikle açacak başlık bulamayan yazarlarımız için bir nevi biçilmiş kaftandır.

kimseye etmem şikayet

mavikaranlik
sözleri İhsan Raif Hanım'a ait olan bir türk sanat müziği parçasıdır. kaynaklarda bestelenmesi Kemani Serkis Efendi'ye ait olarak geçmektedir. Lakin bu konuda çeşitli iddialar da mevcuttur. Kesin bir bilgiye ulaşılmasa da güvenilir kaynaklara göre Serkis Efendi olarak bilmekteyiz. şarkının hikayesi ise oldukça acılı. zaten böyle bir sözlere başkası da uygun olmazdı. daha 13 yaşında ufak bir kız iken çeşitli komplolar sonucu bir hain ile evlenmek zorunda kalan çocuk ve sürgün havasında başka ile gönderilmesi ana konusudur. ufacık bir çocuk iken hiç sevmediği, tanımadığı biriyle evlenmek zorunda kalan İhsan Raif bu sözleri ile hepimizin gözlerini yaşlı bıraktı bile.

Bazen hayat insanları öyle bir köşeye bırakır ki, nereye dönersen dön duvardır. Ne şikayet edecek birisi, ne dert yanacak bir yoldaşı vardır. çevrende ki boş duvarlara yıllar boyu hayatın acımasızlığını anlatabilirsin. Bunca haksızlığa derde taş duvar dayanır lakin insan içinden çatlamıştır çoktan. Gördüğün tek istikbal, yıkılmaktır. Bundandır ki baktıkça titrer, titredikçe çatlakları büyür, büyüdükçe de yıkılmaya daha fazla yaklaşır.

"Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkca istikablime
Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkca istikbalime"

müzeyyen senar'dan dinleyelim:


menderes’te yeni düden oluşması

serendipity
İzmir'in Menderes ilçesinde geçtiğimiz ay üç gün aralıksız devam eden yağışlarda metrekareye toplam 250 kilogram civarında yağmur düşmesi sonucu, rekor yağış sonrası bölgede yeni düden oluştu. Yağış sonrası yağmur suyunun etkisiyle yer altındaki derin çatlaklar ortaya çıktı. Yağmur sularının bu çatlaklardan yer altına şelale şeklinde akmaya başlaması ise ilginç ve dikkat çekici görüntüler oluşturdu.


haber kaynağı

danışman ekibi

mavikaranlik
aramıza yeni katılan yazarlarımızın en büyük destekçileri olan ekiptir. her türlü problemlerinde yanlarında olmalarının yanı sıra, kural ve formatlara olan özenin sağlanmasında yazarlarımız ile özel olarak ilgileneceklerdir. bu kapsamda yazarlarımıza bilgi vererek ufak değişiklikler ile yol gösterecek ve yanlarında olacaklardır.

Daha önce hiç sözlük sitesinde yazmamış, ilk defa bizimle deneyimleyecek olan arkadaşlar için en büyük kılavuz kendileri olacaktır. Böylelikle sözlük yazarlığı konusunda da zorlanmadan sonuca ulaşabilecek, devam edebileceklerdir.

Bilhassa tecrübeli, format ve kurallar konularına hakim arkadaşlardır. Görevlerinde başarılar dileriz.


danışman: (yazar:tor)

kurallarımız

mavikaranlik
Sevgili yazarlarımız,

Görüldüğü üzere platformda gerek eleştiriye açıklık, gerek şeffaflık, gerekse ismimiz olan; “güven” duygusunun verdiği bir “rahatlık” mevcut durumda. Her şeyden, her konudan evvel bu barındırdığımız “güven” duygusunun devamı, sürdürülebilirliği her defasında vurguladığımız “kurallar” başlığının içinde, gayet net bir şekilde açıklanmıştır.

Fakat buna rağmen okumak, uygulamak yerine her seferinde “daha 1 kere bile” okumamış insanların gelip kuralları hedef göstererek, olmayan bir problemi varmışçasına belirtmesi oldukça komik durumlara sebebiyet vermektedir. Başlık açılıp 1 defa dahi okunsa anlaşılacak olan kurallar, gayet net ve açıklayıcı olmasına rağmen kendi keyiflerine göre, içinde olmayan maddelerin eklenmesi yolu ile suiistimal edilmektedir.

Aslında olmayan bir problemi kendilerinde “var” diye gösterip bunu baz alıp sözlüğe ve yönetime saldırması bizi ancak güldürmektedir. Okuduğunu anlama kabiliyeti olan insanlar evvela bunu gerçekleştirmeli daha sonra “saldırmak için saldır” mantığından çıkarak üretim yapmalıdır. Tabii ki ülkemizin doğası gereği eleştirmek ve saldırmak daha kolay olduğu için öncelikli olarak bu ele alınmaktadır.

Kendi kendilerini şişirmek, yükseltmek ve “aha bak görüyor musun nasıl dinliyorlar lafımı” şeklinde bir takım davranışlarda bulunabilmek adına yapılan şımarıklıklara asla ve asla tahammülümüz yoktur ve olmayacaktır. Okumak, anlamak ve uygulamak çok basit bir işlem iken, okumamak, anlamamak, uygulamamak ve hatta üzerine de eklemeler yaparak takdir toplama çabalarına bürünülmesi gibi ek efor gerektiren işlere yönelmesini şaşkınlıkla izliyoruz.

Her yerde olduğu gibi, bizim de uyulmasını istediğimiz bazı kurallar mevcuttur, gayet nettir sağa, sola, kişiye, renge göre bir esnekliği bulunmamaktadır. Aklı, kapasitesi olan herkes rahatlıkla anlayacak şekilde nettir, buna rağmen neye göre evrilip çevrildiğini anlayamamakla birlikte aklımıza “kötü niyet” kavramından başka bir kriter gelmemektedir.
Trollük, kötü niyet, saldırı amacı taşıyan insanların varlığından haberdarız ve takip ediyoruz, bu her platformda ve yerde olduğu gibi bizde de olacaktır elbette.

Tüm iyi niyetimizin, nezaketimizin, güvenimizin doğru kişilere doğru bir şekilde ulaştırılması amacıyla bundan sonra görülen saldırı ve tröllüklere daha yapıcı uygulamalar uygulanacaktır.
Sitemize üye olurken kabul ettiğiniz sözleşme gereğince, “gerekli gördüğümüz takdirde ve hiçbir gerekçe göstermeksizin dilediğimiz içeriği kısmen veya tamamen yayından kaldırma, yazarlığınızı iptal etme, kullanıcı kaydınızı silme haklarını saklı tutmaktayız.” Maddesinin varlığını tekrar hatırlatıyoruz.

Tüm bunlara rağmen ben kural tanımam diyen arkadaşlar içinde birkaç sistem geliştirdik,
(bkz:anti kural makinesi ayağınıza geldi) sadece ve sadece bu linke tıklayarak, kurallara uyma ihtiyacından tamamen sıyrılabilirsiniz. Hem de sonsuza dek! Bir linke tıklamak kadar kolay durumdadır.

Burasının x veya y platformlarıyla karşılaştırmaksızın tamamen kuralcı bir işleyişe sahip olduğunun anlaşılması ve buna göre davranılması tek isteğimizdir, amacı gerçekten üretmek, paylaşmak, tartışmak olan insanları aramızda; yukarıda ki bahsettiğimiz “iyi niyet, nezaket ve güven” unsurları eşliğinde her zaman ağırlıyor olacağız. Bununla bir savaşı olacak olan arkadaşlar lütfen yukarıda ki linki kullansınlar.

Tıpkı emekleriniz, iyi niyetiniz, çabalarınızda olduğu gibi; ortada bir kötü niyet var ise, onunda karşılığı olacaktır.
Hiç kimseyi “sen burada kalacaksın, gerekirse biz kurallarımızı genişletiriz”, “kurallar da neymiş ya?” veya benzer söylemler ile aramızda tutmayacağımızın anlaşılması gereklidir, kurallar herkes içindir, sorunu olanlar için çözümü de ilettik. Ortaya serilen iyi niyetin suiistimal edilmesine, diğer yazarlara rahatsızlık vermesine, hadsizlik edilip bize yönetim ile ilgili tavsiyeler vermesine müsaade edilmeyecektir.

Yönetimin aldığı kararlar doğrultusunda “ağla” süresinin bizim inisiyatifimizde olduğu ve üyeye bu durum hakkında bilgi vermek gibi bir durumun söz konusu olmadığı, üstelik “ağla” statüsünden iyi hal indirimi alan yazar veya üyenin sitede tahrik, taciz unsurları gözetilerek iyileşmesi mümkün görünmüyorsa sınırsız uzaklaştırılacağı bilinmelidir.
İstediğiniz platformda, istediğiniz medyada bizi karalama kampanyasını yürütebilirsiniz unutmayınız ki kişi kendinden bilinir.

Lütfen ve lütfen, defalarca okuyunuz: (bkz:kurallarımız)

13 aralık 2018 ankara hızlı tren kazası

kisiselbakim
Sabah saatlerinde meydana gelen tren kazasında anlık 7 kaybımız ve 43 yaralımız var. Ölenlere rahmet yaralılara geçmiş olsun.

Konu,
Giriş : kaza
Gelişme : titizlikle inceliyoruz
Sonuç : fıtrat
Olarak tamamlanacak bir Türkiye gerçeği.

Çok değil daha 2 ay önce 20 den fazla vatandaşın katledildiği çorlu kazasında, tek bir yetkili dahi istifa etmemiş, tüm sorumluluk yağmura ve fıtrata yüklenerek geçiştirilmiş ve ölenlerin yakınlarından başka kimse isyan etmemişti !
Normal bir ülkede kurumun başı ve ilgili bakan dahil herkes istifa eder ve yargılanır. Ancak yeni Türkiye gerçeği bu işte!

Allahım nasıl bir sınava tabiyiz?

Ne yiyip, ne içiyoruz ki böyle kayıtsız kalıp sadece izliyor sandıkta dahi tepkimizi koyamıyoruz?
Sanırım biz yaşanan tüm garabeleri hakediyoruz.

Geçmiş olsun Türkiye

Edit : bu arda yht ihalesini alan yapan ve uygulayan Mehmet Cengiz ve kolin ortaklığına da rahmet okumayı unutmayalım...

Edit : maalesef ki ölü sayısı dokuza yükseldi.
Eksi basan yazarlar nasıl böyle iyi mi ? Bak bu sözüm size,
Yht ihalesini alan ve "bu milletin am*** koyacağım" diyen cengiz gerçekten de am*** koyuyor. Mutlu musunuz

öğretmenler günü

okuryazar
Başöğretmen, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ü, şehit olan öğretmenlerimizi, görev yapan öğretmenlerimizi, atanamayan öğretmenlerimizi ve öğretmenlik aşkıyla yanıp tutuşan öğretmen adaylarımızı saygı ve sevgi ile selamlar. Günlerini kutlarım.
Tanım : Bakanlar Kurulu'nun Mustafa Kemal Atatürk'e "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermesi ve bu unvanın, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayımlanması ile resmileşmesidir. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür.

sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

mavikaranlik
"Bazen bir şarkı götürür seni geçmişe,
Fark edersin gözlerin nemlenir hafifçe,
Özlem duyarsın çocukluğundaki her şeye,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen bir koku götürür seni geçmişe,
Eski baharları ararsın bakmak çiçeklere,
Güneşi ararsın yaz kokusunu çekmek içine,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen tanıdık bir yüz götürür seni geçmişe,
Sıcak tebessümleri görmek için yüzlerde,
Koşup oynamak çocuklar gibi eğlenmek delice,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen bir ölüm,ayrılık götürür seni geçmişe,
Bilirsin artık yaşandı bitti her şey güzelce,
Gereksiz boğulmak geçmişin nefesinde
Artık anlarsın ki, hayat acımasız bir endişe."

Güven Sözlük 2. ay dönümü

serendipity
Anadolu'da bir kültür vardır. Çocuk doğduğunda bereketiyle birlikte etrafını da nasiplendirir yani daha yalın ifadesiyle “rızkıyla dünyaya geldi.” deriz.

Daha dün gözünün önünde emeklemeye başlayan sözlük sitemiz bugün itibariyle 2. Ayını doldurmuş bulunmaktadır.

Büyüdük, okullu olduk, kimimiz askere gitti kimimiz kariyer peşinde gitti ama hepimiz bir arada olmaya, nikah memuruna söz verir gibi söz vermesek te; karanlık gecelerde yorganı başımıza çeker gibi kalpten geçen dualarla yeminlerimizi de sözlerimizle destekledik.

Evet 2. Ay doldu, neredeyse birkaç saat sonra 3. Ay da ilk gününden yaş almayı tan yeri ağarınca ilan edecek.

Büyüdük, serpildik...
İlk aşkım ilk heyecan modunda elimiz ayağımıza karıştığı o malum güne biz de Eros'un izniyle eriştik.

İlk aşkın heyecanıyla hatta 3 gündür size açılmaya niyet ettik;
Niyetimizi sol framede yer alan “koordinatör başvurusu” başlığıyla blöf yaparak duyurduk aslında...

Aşkımız karşılıksız kalmamış olacak ki olağanüstü ilgi gördük..
Çok bilinmeyenli denklemler arasında x'in 6.kuvvetinin türevini alıp 5'e indirdik olmadı, integralini aldık 7'e çıkardık yine gönlümüz razı gelmedi...

En sonunda milli takımın hazin sonu bizi çok etkilemiş olacak ki milli takımımızın 11 yazar olmasına karar verip, sahaya aslanlarımızı ve ceylanlarımızı çıkarmak istedik. Milli takıma ayıp olmasın diye adına “koordinasyon merkezi” dedik!

Günün anlam ve önemine binaen; mr&mrs koordinatörlerimizi Quenn'in -we are the champions- şarkısı eşliğinde huzurlarınıza sunuyorum.

Alkış tutan elleriniz dert görmesin

(yazar:aydakigunes)

(yazar:lafuguzaf)

(yazar:kamehameha)

(yazar:erbakanin adami)

(yazar:beyaz zenci)

(yazar:slendergray)

(yazar:jurgen)

(yazar:ne yazacagini bilemeyen yazar)

(yazar:morpheus)

(yazar:nightfall)

(yazar:medikalninnici)

doğalgaz faturalarının cep yakması

broken_inside
vallahi biz kendimizi idare ediyoruz. açlıktan nefesi ölü gibi kokarken partizanlık yapanlar, gerçekleri suratlarına şamar gibi çarparken karşında ölü taklidi yapanlar, iki paket makarnaya kömüre ruhunu satanlar, ülkenin durumunu zerre kadar umursamayıp saray'ın yollarına paspas olanlar düşünsün. biz onların haklarını ararken onlar bize fedoncu, cehabeli, vadan hayini filan diyorlardı. bu saatten sonra acıyanı kondiklesinler. oy verip ağlayana da fena söverim.

milli irade devam etmeli, bu kadar insan yanılıyor olamaz. bundan sonra benim de oyum ak party'e. büyük oyunu bozacağız inşaallah.

selam ve dua, kombi ve yoğuşma ile.

fernweh sendromu

first generation
"Kendinizi bulunduğunuz ortamda çok bunalmış hissettiğiniz oldu mu? Herseyi bırakıp "uzaklara gidesim çok var" cümlesini kurarken kendinizi buldunuz mu? Öyleyse siz de Fernweh sendromuna yakın olabilirsiniz... Almanca kökenli olan bu kelime uzaklara gitme dürtüsü-tutkusu-ihtiyacı olarak tanımlanmaktadır. Bunaldığımızda, sorunlarımız rutinleştiğinde bir anlamda yenilik isteriz. Hatta hayatta kalmak için o büyük sandığımız, içinden çıkamadığımız sorunlardan kaçmak isteriz; ne var ki kaplumbağa gibi sorunlarımız biz nereye gidersek bizimle beraberinde gelir. Tehlike karşısında beyin dalgalarımız deltaya geçer ve hayatta kalmak için inanılmaz güç ve kuvvette oluruz. Bazen bu gücümüze biz bile hayret edebiliriz. Yeni bir yere gitme isteği, yeni mücadele şartları belki bize istediğimiz kuvveti kazandıracak geriye dönüp rutin sorunları da çözme kabiliyeti ve düşüncesi verebilecektir..."
bilgi, uzman psikolog yeşim akıncı'ya aittir.

1984

gel tanisalim once ben kisaca mg
- Savaş barıştır
- Özgürlük köleliktir
- Cehalet güçtür

sloganlarının hakim olduğu ütopik bir dünya düzenini anlatan "George Orwell" kitabıdır.
Kitap, 1940'lı yıllarda yazılmış olmasına rağmen günümüz Türkiyesi'ne ve dünya düzenine ayna tutar nitelikte.
[email protected]