confessions

martilara simit atan kadin

tünelden önceki son çıkış - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 357
  2. takipçi 8
  3. puan 3137

flash

martilara simit atan kadin
inanılmaz aile'nin haşarı oğlu. 3 çocuktan ortancası olan flash süper hızlı hareket etmesiyle ailenin en küçük üyesi olan jack jack dışında herkesi deli eder. kurallara uymaz, sabırsızdır, saniyeler içinde her şeyi alt üst edebilir. bu nedenle en ufak bir açıklıkta anında kuralları çiğner. yaşı itibariyle süper kahramanlık onun için bir çeşit oyun gibidir. en nefret ettiği şey jack jack'e bakıcılık yapmak ve kurallara uymaktır.

jack jack

martilara simit atan kadin
inanılmaz aile'nin en küçük üyesi olan jack jack henüz 1 yaşına bile varamamış sevimli bir bebektir. Tabi ki sıradan bir bebek değil, bu minik arkadaşın tamı tamına 17 farklı gizli gücü bulunmakta. Ancak bu güçlerini henüz bilinçli olarak kullanamıyor, bu nedenle güçlerinin bu kadar fazla olduğu düşünülüyor. Anladığınız üzere henüz ne filmlerde ne de resmi açıklamalardan bunu öğrenebiliyoruz.



inanılmaz sevimli değil mi? bu da bir süper güç bence ^.^

türkiye'den basıp gitmek

martilara simit atan kadin
Sık sık düşündüğüm konu.

Edit: sanırım sebebini açıklamalıyım. Başka bir ülkeye gittiğimde vatandaş muamelesi görmeyeceğimden eminim. Zaten öyle bir beklentim de yok. Başka bir ülkede yaşama prosedürlerini pek çok 'Türk vatandaşı'ndan iyi bildiğime de eminim. Maalesef ki Almanya, Kanada, Fransa, İngiltere, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Avusturya, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Osetya, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede 'göçmen' olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bilmemek ve öğrenmeye mecbur hissetmemek isterdim. Ama bu isteğim hiçbir şeyi değiştiremiyor. Peki ben bu hale nasıl geldim?

1) Gecesini gündüzüne yazını kışına katıp ülkenin 'en iyi' dediği üniversiteye girmek için yarışan, mezun olan pek çok kişinin 3 yıl atanamayıp Burger'e kasiyer olduğunda; bir de üzerine 'artık işsiz değilim' diye sevindiğinde;

2) Kasabın önünden içini çeke çeke geçen bir memur çocuğu gördüğümde;

3) Sürekli beli ağrıdığı için gözleri dolu dolu yer silen gencecik kadının evinde yatacak bir yatağı olmadığı için belinin ağrıdığını öğrendiğimde;

4) Burs alsın diye çağdaş yaşamı destekleme derneğine götürülen liseli kızın 'derslerinde başarılı olursan seni geziye de götürürüz' dendiğinde 'ay gerçekten mi' diyip sevinçten ağladığında;

5) Her gün televizyonda damacanaya tecavüz, kadına şiddet, pedofili ve inşaatta oluşan göçük yüzünden ölen işçi ailesine “takdir-i ilahi”, ölen şehit annesine “bilmiyor muydun öleceğini” diyen yetkilileri gördüğümde;

6) Mahkemeye verileceğini öğrenen sapığın “ne yapacaksınız? Hapse mi atacaksınız? Komik olmayın, burası Türkiye” dediğinde bu ülkeden gitmeyi düşündüm.

Televizyonu her açtığımda da düşünüyorum. Siz tecavüzcüleri, ihmalkar yetkilileri, her felaketi kanıksamış toplumu garipsemiyor, şehitlere üzülmüyor olabilirsiniz. Ama ben o haysiyet yoksunu yaratıkların yaptıklarını öğrendiğimde midemin bulanmasına engel olamıyorum. O şehit annelerin her gözyaşında yüreğimin yandığı gerçeğini 'aman benim babam, abim, çocuğum mu' diyip gözardı edemiyorum. Evine ekmek götürebilmek için yerin dibinden kömür çıkaran insanların emeğinin yok sayıldığı gerçeğine inanmak istemiyorum, bunu duymaya bile tahammülüm yok. Bunların tamamını olağan karşılayan insanların varlığıyla yaşamak da beni mutsuz ediyor. Metroda, otobüste, avmlerde yüzleri asık insanlar görmek beni olumsuz etkiliyor.

Siz kabullenebilirsiniz bir takım şeyleri, ben kabul etmek istemiyorum. Çünkü kabul edersem biliyorum bu çığ daha da büyüyecek.

Ben sokakta korkusuzca uçurtma uçuran çocuklar, yalnızca çok beğendiği o topuklu ayakkabının numarası kalmadığında üzülen kadınlar görmek istiyorum. Ne var yani bir erkeğin en kötü günü 25 yılda bir kere mesaiye kalmış olması olamaz mı?

bir insanla muhabbeti kesmek için yeterli sebepler

martilara simit atan kadin
'qanqa' diye başlayıp tüm sorumluluklarını size yüklemeye çalışan, yüzünüze karşı gülerek lafı sokuşturan, yalakalanan, 'ah şekerim/canım/tatlıım' diye mevzuya derin bir genişlikle dalan, 'ben sana yollarım' diyip 'unuttum' ayağına savsaklayan, çok bildiğini sanıp tereciye tere satan, es kaza kayıp düşse kafasının içinden boş teneke sesi gelecek insanların ağzına bir çubuk kraker sokar, saygılarımı sunarım.

Böyle de tatlı bir insanım.

Edit: ben seslendirince daha anlamlı geliyor kulağa ama bildiğiniz üzere bunu yapamıyorum sevgili yazar arkadaşlarım :) lütfen 'qanqa'yı bir ankaralı; 'ah şekerim'i zengin kocayla evlenmiş sonradan görme genç kadın; 'canım'ı tepebaşındaki kenar mahallelerindeki sahtekar güzellik merkezi çalışanı; 'tatlım'ı üniversitede metalcilere özenip üç günde kabak çiçeği gibi saçılan taşra kızı tonlamasında okuyunuz.
13 /
Sözlük
kuluçka makinesi One Hit Wonder Likit Smok Nord