confessions

martilara simit atan kadin

anlat ucundan merak ettim - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 278
  2. takipçi 8
  3. puan 1973

gimsa

martilara simit atan kadin
Sözde müşteri velinimettir ve memnuniyeti önemlidir. mottosuna sahip ankara merkezli market zinciri. ankara etimesgut gimsa sına dün 19:30 da sırt çantalı olduğum gerekçesiyle alınmadım. çantanın benim el çantam olduğunu, içinde özel eşyalarım olduğunu, isterlerse açıp gösterebileceğimi söyledim ancak yine de beni içeri almayacaklarını söylediler. bu sırada girişin biraz önünde kitap reyonunun önünde kızıl kısa saçlı bir bayan benimle aynı model sırt çantasıyla birlikte duruyordu. güvenliğe bunu söylediğimde o beni bağlamaz ama sen geçemezsin cevabını aldım. bu sırada pek çok kadın kocaman çantalar, bebek arabalarına asılı sırt çantaları ile rahatlıkla geçiyordu. o sırada güvenliklerden birisi yanındaki güvenliğe küçücük boyuyla ne uğraştırdı dedi. bu sırada arkamdan çocuklu bir bayan alışveriş sepetiyle bana çarptı ve onda da sırt çantası vardı. o bayanı gösterdiğimde ise bu seferde onun çantası küçük ve kendisi çocuklu cevabını aldım. hanımefendiden çantalarımızı ölçmeyi rica ettim, sağ olsun kırmadı ve ölçtük. çantalarımız 28 cm genişliğinde boyu 35 cm boyunda ölçü olarak aynı, marka olarak farklı iki çantaydı. yine de beni içeri almadılar, hanımefendi rahatlıkla girdi. yaptıklarının haksızlık olduğunu, yıllardır onlardan alışveriş yapmama rağmen daha önce hiç böyle bir şey yaşamadığımı söyledim. bu seferde beğenmiyorsan alışveriş yapmazsın diyerek beni dışarı çıkarttılar. ben genç bir kadınım. benim çocuğum olmuyor olabilir, çeşitli nedenlerden dolayı boyum uzamamış olabilir... bu şekilde böyle bir şeyin yüzüme vurulması son derece gaddar ve saygısızca bir tavır. gerek kısa olan boyum gerekse olmayan çocuğum yüzünden psikolojik şiddet, çifte standart ve ayrımcılığa maruz kaldım.

sıcak şarap

martilara simit atan kadin
şömine , yağmur ve kitaba eşlik edebilecek en güzel alkol.

Kadın içkisi derler bazıları. İçkinin kadını erkeği mi olurmuş?

Not: eğer fırsatınız olursa kapadokya bağ bozumu (yanılmıyorsam Eylül ayının ilk iki haftası) yada kışı güzel bir tercih olacaktır. Öyle otele gidelim, romantizmin dibine vuralım falan gibi düşünmeyin. Arabayla günü birlik yada arabada kalmalı bir gece de çok güzel olacaktır.

yüksek sadakat

martilara simit atan kadin
türk rock grubu.

İlk olarak 1997 yılında (gizli: filinta) adıyla kurulan grup, 2004 yılında ise yüksek sadakat olarak ismini değiştirdi. grubun temelleri şarkı yazarı ve bas gitarist (gizli: kutlu özmakinacı) tarafından atıldı.

grubun ilk vokalisti (gizli: cemil demirbakan) oldu. fakat ilk albümün ardından cemil demirbakan ın gruptan ayrılmasıyla vokalist olarak yerine (gizli: kenan vural) geçti. grubun 2 ve 3. albümünün ardından grup, eylül 2012 de kenan vural la da yollarını ayırdı.

son olarak solo kariyeri ile çeşitli projelerde yer alan (gizli: selçuk sami cingi) ile 4. albüm için çalışmalara başlandı.

Böylece kadro, vokalde selçuk sami cingi, gitarda (gizli: serkan özgen), bas gitarda kutlu özmakinacı, tuşlu çalgılarda (gizli: uğur onatkut) ve davulda (gizli: alpay şalt) tan oluşmaktaydı. sonra grupta baterist değişikliği yaşanmış, alpay şalt ın yerine eski bateristleri (gizli: sefa deniz alemdar) gruba dahil olmuştur.

11 Eylül 2015 tarihinde ise Selçuk sami Cingi tekrar Amerika ya taşınarak gruptan ayrılmıştır. Yerine ise 2016 itibariyle eski vokal kenan vural tekrar mikrofon başına geçmiştir.

ben de çocuktum

martilara simit atan kadin
aziz nesin in çocukluk dönemini ve hatıralarını anlattığı kitap. Özellikle ilkokul ve ortaokul döneminde asla büyümeyeceğini sanan yada büyüklerinde bir zamanlar çocuk olduğunu kabullenemeyen çocuklara okutulması gerek. Aynı şekilde yetişkinler de bir zamanlar çocuk olduklarını hatırlamak için okumalılar.

hikaye tamamlama

martilara simit atan kadin
Bunlar aklından geçerken limana vardığını fark etti. Gemilere yüklenen tonlarca ağırlıktaki yüklerin Rusya ya gideceğini yılların tecrübesiyle anladı. Bir an, yalnızca bir anlığına gemiye atlayıp o koca kasalardan birinin içinde günler süren o yolculuğa çıkmak istedi. Ne kadar istese de yapamazdı bunu. İçindeki zıpır Ali yi susturup gerisin geriye eve doğru yürümeye başladı. İçinden bir yerden beni unuttun dercesine midesi guruldadı. Acıkmıştı ama canı hiç bir şey yemek istemiyordu. Umursamadan devam etmeye çalıştı ancak her zaman olduğu gibi sinsi bir baş ağrısı sağ şakağından sızmaya başlamıştı. Anladı ki kaçış yok, o yemek yenecekti. Şansına köşedeki seyyar kokoreççi ayyaşların Hızırı gibi açıyordu tezgahı. Hızlı adımlarla kokoreççiye yöneldi. Bir yarım baba Yaşlı adam olanca tontonluğu ile Tabi beyim dedi. Adamcağız beyim dediğinde fark etti halini. Takım elbiseyle geziyordu. İyi de ne işi vardı üzerinde takımın? Yavaş yavaş anımsadı büyük şirketler toplantısı nı... Sonrasında toplantıda ikram (!) edilen içkileri anımsadı. Bu sefer her zamankinden fazla abartmıştı demek. O sırada buyur beyim diyerek kokoreçi kağıda sarmış uzatan adamı fark etti. Teşekkür edip vermesi gereken paranın iki katını tezgahın yanındaki tahta kısıma koyup adamın para üstünü beklemeden uzaklaştı.

hikaye tamamlama

martilara simit atan kadin
İlerledi... Sanki ilerledikçe her şey bitecekti. Hani insan ayrılığın ertesi gününde uyandığında rüya gibi ilk önce anımsar, sonra dank eder ya... Bu da öyleydi işte. Yürüse, buradan limana inse geçecek gibiydi her şey. Koca bir yalan olduğunu düşündü her şeyin. Varlığının, bir anda yok olup gidenlerin, daha bir kaç gün önce geçmişinin bütün hırsını çıkarırcasına birlikte olduğu kadınların... Hiç biri yoktu şimdi. Annesini düşündü. Hayal meyal, fotoğraf karelerini anımsar gibi anımsadığı çocukluğunu. Kim bilir neredeydi şimdi annesi. Acaba hangi adamlarla evlenmiş, hangi çocukları evladım diye sarmalamıştı? İslahevini hatırladı sonra. Yaşamın aslında dev bir kurtlar sofrası olduğunu anladığı, içindeki canavarı cümle aleme göstermezse bir karıncadan daha bedbaht bir ömrü olacağını düşündüğü günleri hatırladı. Onu koruyup kollayan, abilik yapan Sedat ı anımsadı ve tekrar teşekkür etti ona. O olmasaydı okumazdı muhtemelen. Ruhundaki canavarı susturmaz, asi bakışlarını daha da silahlara dayardı. İyi ki vardı Alemin Sadosu Sedat.
0 /
[email protected]