confessions

martilara simit atan kadin

kaçın kurası - 2. Nesil Yazar

  1. toplam giri 146
  2. takipçi 5
  3. puan 1038

evlenmeyen erkek

martilara simit atan kadin
kalbi birinde kalmıştır.

eğer bir erkeğin kalbi gerçekten birinde kalmışsa evlenmiyor. pek çok kişide aynı şeye rastladım. aynı durumda olan bir kadın ya zorla evlendiriliyor ya da kendisini idare edebilecek gücü bulunmadığından (toplum baskısı, maddi yetersizlik vs.) evleniyor. mutluluğu tartışılır, huzuru tartışılır ama evleniyor mu? evleniyor.

adile naşit

martilara simit atan kadin


Bu dünyadan bir adile naşit geçti. Hepimiz biliyoruz ki o türk tiyatrosunun en başarılı kadın oyuncularından biriydi. İyi ki var oldu, iyi ki tanıdık... ölümünün 31. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz.

yazar notu: kusura bakma adile teyze, zamanına yetişemedim. sen kuzucuklarım kuzucuklarım diye herkesin adını sayarken ben dünyaya gelebileceğimden bile habersizdim. yine de tekrar verilen programlarda hep ismimi söylemeni bekledim. maalesef hiç duyamadım senin sesinden adımı. Olsun, yanına geldiğimde bir sarılırsın yeter bana. yattığın yer ışık olsun.

sanat ne içindir sorunsalı

martilara simit atan kadin
sanat sanat için midir, toplum için mi? ben her ikisinin de yanlış olduğunu düşünüyorum. nasıl? bugün sanatçılarını bilemediğimiz binlerce keşfedilmiş, keşfedilmekte olan veya keşfedilmeyi bekleyen sanat eserleri bulunmakta. sanatçılarının yada toplumun bunu bilmemesi onların sanat olduğu gerçeğini değiştiremez. bu nedenle sanat toplum için olamaz.

öte yandan sanatın her daim eğitici, öğretici, sanatçının ise 'ben buradaydım' diyen bir yönü olmuştur. bir nevi insana karşı ayna gibidir. sanatçıyı ve insanı; din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı gözetmeksizin farklı duygular uyandırsa da eğitir, öğretir, yol gösterir. bu yüzden sanat, sanat içinde olamaz.

velhasılı kelam sanat, ne sanat içindir ne de toplum için. sanat, insanı insandan ayırmaksızın kişi içindir. anlaşılıp anlaşılamaması sanatı değil, kişiyi bağlar. bu konuda birikim yapmak sanatın değil kişinin işidir.

yengeç burcu

martilara simit atan kadin
Aşırı duygusal, anlayışlı, sempatik, vatansever, evcimen (yemimi suyumu ver ben bir ömür kalırım burada diyecek kadar), kendine acıyan, ihtiyatlı, nazik yapıda olan yengeçler anaçlık bakımından da epey gelişmiştir. Kazık yiyip ertesi gün ''Ama yazık ya!'' diyecek kadar saf olmakla birlikte kesinlikle kinci değillerdir. Ancak yapılanı öyle hemen unutamazlar da... Aslında hiç unutmazlar ancak ender durumlarda görmezden gelebilirler. ''Korkarken fark etmeden ya zarar verirsem!?'' diye fobi geliştirebilecek kadar geniş düşünüp kurabilirler. Kafaları durmadan çalışır ancak bu çalışma genelde soyut ve ütopik şeyler olduğundan gerçekle hayali karıştırabilecek kadar hayalcilerdir. Siz onlara ''Beyaz gömlek'' dediğinizde kafasında 'kullanımı zordur'dan başlar saniyeler içinde olası her tür lekeye karşı koruma ve çözümler üretir, üzerine bir de bu çözümleri hangi şartlarda kullanabileceğini tasarlar. İnatçı değil takıntılıdır. Huylandıysa gitmez, görmez, irtibatı keser. Kendinizi patlatsanız da içine sinmeyen işi yapmaz, yapsa dahi kafanızda paralar, pişman olursunuz. Öfkeleri yanardağ patlamasına benzer. Patladığında şayet hala yaşayan varsa gider ve onu da gözünü kırpmadan öldürür. Buna karşın aşırı sulu gözlüdür. Küçüklük yada düğün gibi mutlu anların fotoğraflarına bakıp bir anda ağlayabilir. Yada aynı hızla birden kahkahaları basabilir. Çoğu zaman kendisi bile bu duygusal değişimleri algılayamaz, akışa kendini bırakır.

kan taşı

martilara simit atan kadin
Diğer adıyla şap; 1640 lı yıllarda Osmanlı'da çok yaygın kullanılmış ve İtalyanlar tarafında alınarak dünyaya yayılmıştır. kılcal damarları büzerek kan akışını önler. Ayrıca cildi gerginleştirir ve sivilcelerin tedavisinde kullanılır. Doğal antiseptik olması nedeniyle sivilce tedavilerinde sıkça kullanılır. Bunun dışında diş macunlarından aşılara kadar pek çok yerde de kullanılmaktadır.

İlginç olan az önce günlerdir kanaması durmayan sivilcenin üzerinde denedim. Bir cacığa yaramadı. Babam traş sonrasındaki kesikleri için kullanırdı. Ama böyle minik minik dokundurarak fazla bastırmadan... neden diye sorduğumda da yaktığını söylerdi. Peki beni niye yakmadı? Tamam sanki sabun köpüğü sürmüşüm gibi karıncalandı ama yakmadı ki... gerçi ben elimi kırdığımda da filmi görene kadar inanmamıştım. O yüzden yakıp yakmadığı konusuna pek güvenemiyorum.
3
0 /