confessions

mahur

1. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 1031
  2. takipçi 13
  3. puan 0

Sözlük yazarlarının kendi eserleri

nushirevan
Vardır ama fikir ve sanat eserleri kanunu gereği eserlerimi koruma altına almadığımdan, intihal suretiyle çalınarak insanlara sunuldu. En acayibi de, Çanakkale ile ilgili bir fikrimdi. Kısaca anlatayım:

2016 yılında Diyarbakır Hendek olaylarında görevli özel kuvvetlerden 5 kişilik bir tim, en yeni teknolojik silahlarla hainlerin kurduğu tuzakları bozar, inlerine saklanan teröristleri birer birer avlar. Gece gündüz mücadele içindeki bu bordo bereli tim, mücadelenin son gününde büyük bir patlama ile kendilerinden geçerler. Uyandıklarında Diyarbakır Sur'da değil, oradan geçen bir çobandan öğrendiklerine göre Çanakkale Kirte sırtlarındadırlar. Mühimmat ve kumanyaları da olduğu gibi yanlarındadır. Ekip bu biliçsiz yer değişikliğinin şokunu atlatmadan bir şok daha yaşar: En yakın yerleşim birimine yaklaştıklarında bir şeylerin ters gittiğini ve 1914 yılında olduklarını anlamaları çok uzun sürmez. Tim nasıl olduğunu anlamadıkları şekilde zaman ve mekânda atlamışlardır. Tim lideri ekibini bir mağaraya götürüp olayları sindirmek için vakit ayırmaya çalışır. Bu sırada Çanakkale savaşının eşiğinde olduklarını anlamaları da çok sürmez. Operasyonlarda tek bir beyinle hareket eden, birbirlerini çok iyi tanıyan ve anlaşan ekip üyeleri bundan sonra ne yapacaklarına dair fikir ayrılığına düşerler. Kimileri zamanda yolculuğun ağırlığı ve geri dönüşün imkansızlığına dayanarak Çanakkale savaşına katılmayı savunurken, kimileri zaten kazanılmış bir savaşa dahil olup tarihi aksi yönde değiştirme riskini göze almamayı tartışır. Katılmayı düşünen taraf, bu yeni teknolojik silahlarla savaşta üstünlük sağlayacaklarını iddia ederken, reddeden taraf bunun haksız bir kazanç olduğuna inandığını söyler. Kimisi mağarada oturup zamanda yolculuğun sırlarını bulmaya çalışırken, kimisi de savaşta vefat edecek olan dedelerinin köylerine gidip atalarını görme isteği ile yanıp tutuşur. Nihayet tim lideri, kararı herkesin hür iradesine bırakır. Savaşın patlayacağı güne kadar askeri hayatta kalma prensiplerini gizlilikle uygulayan ekip, sabah uyandıklarında tim liderini bulamaz. Neden sonra bordo bereli ekibin liderinin Çanakkale savaşına yalınayak katılan askerlerin arasına karıştığı anlaşılır. Üzerinde kendi zamanına ait hiç bir şey yoktur ve oradaki gönüllü askerlerin şartlarına uymuştur. Savaş patlak verdiğinde üstün kabiliyetlerini konuşturan liderin, ne yazık ki havada mermilerin çarpışacağı kadar çetin bir savaşın içinde olduğunu anlaması çok sürmez. Karşı mevzide hedefini belirleyen lider, çıkmadan önce yanında bordo bereli askerlerini kendisi gibi dönemin şartlarında görür. Ekip silah ve mühimmatlarını gömmüş ve komutanlarının yanında şehit olmaya gelmişlerdir. Mücadele başlar ve ekip kahramanca savaşmaya başlar. Tim elemanları bir bir yaralanıp düşerken, lider hedefindeki noktayı ele geçirir. Fakat denizden gelen top atışı ile patlama ve ışık içinde kalır. Lider gözlerini bir daha açtığında ekibi ile birlikte Diyarbakır'dadırlar. Yanlarında silah ve mühimmatları yoktur ve üzerlerinde kanlı çanakkale üniformaları vardır. Yaralı ekibini yerden kaldırmaya çalışan lider için bu kez her şey farklıdır. Ne ekibinde ne kendisinde zerre kadar ölüm korkusu yoktur. Öyle ki şehitliği arzu eden bir bakışla karşılarlar liderlerini ekip üyeleri. Bir anda tekrar bir patlama olur ve ışık içinde kaybolurlar.

Televizyonlarda iki haber vardır: Diyarbakır'da bordo bereli kahraman bir timin şehit düştüğü ve Kirte'de bir mağarada bulunan 100 yıllık silah kalıntılarını incelemek üzere bilim adamlarının olay mahaline yönlendirildiği..

Evet sözlük, yukarıdaki sinopsisi bir yapımcıya gönderdim. Çok beğendiğini söyleyen bir mail aldım. Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Yapımcı filmi kendi yaptı. Bordo bereli ekibi bir grup çocuk yaparak hikayeyi değiştirdi ve sinemaya aktardı. Elimde "harikulade bir fikir, bunu değerlendirelim" diyen yapımcının maili var ama noter onaylı telif almadığım için eser bana ait değil.. doluyum sözlük, daha da anlatmayım.
3
nurse nurse
Işık hızıyla okudum. Mükemmel. Başka eserleriniz yok mu hocam
nushirevan nushirevan
Çok var sayın yazar. Toplamda 3 sinema 4 dizi projem vardı. Sinemaların ikisi intihal edildi. İlki yukarıdaki, ikincisi de Türkiye'den Kanada'ya ithal edilen bir bilim kurgu hikayesiydi. Kanadalılar hikayenin orjinaline daha sadık kaldı açıkçası. Yazdıklarımı 2 yıl sonra aynen sinemaya uyarlamışlar. Bu ikisi yüzünden diğer projelerimi yayından kaldırdım. Sayfası 5 bin tl'lik telifleri ödersem yayınlıycam tekrar :)
nurse nurse
Dudak uçuklatan cinsten.

uykulu

nushirevan
Gözleri kapanmak üzere olan kişiye denir.

Ayrıca kütük kulu'da olunca şöyle bir konuşma yaşatmıştır:

-uykuluyum..
+nasıl? kululu musun?
-yea yok kululu değil uykul.. la aslında kululuyum.. ama uykuluyum da.. uykulu kulul.. la uykum kaçtı senin yüzünden.. nası bi söz öbeğinin içine attıysan beni, kaçırdın uykululuğumu..

yalan ve yemin

yeshim
Yalan söylemenin bütün dinlerde kabul görmediği herkesçe bilinen bir gerçektir. Yalan sadece İslâm dininde üç yerde caiz olduğu gerçeğini göze alırsak ki bunlar;
dargınlarin arasını düzeltmek, savaşta düşmanı şaşırtmak ve aile içi sorunu gidermek içindir. Peki ya bunun dışındaki yalanlar küçük ya da büyük sorumluluk gerektirmez mi? Elbette büyük bir sorumluluktur. Bunlardan en kötüsü ve en aşağılayıcı olanı bir insana Allah adına yeminle verilen sözlerin sıradanlaştırılması ve sanki hiç önemi yokmuş gibi davranılması. İşte bu ve buna benzer sözler verip tutmayanlar yalancı ve münafıkların ta kendisidirler. Bir genç kızı evlilik vaadiyle üstelik Allah adına yeminle söz verip, aylarca oyaladıktan sonra sözünü çiğneyerek Allah'ı da yeminine alet ettiğinin farkına varmayan münafık kişiler şayet hem dünyada hem de ahirette başlarına gelecek bela ve azapları bilmiş olsalardı böyle yaparlar mıydı?
Ben hiç söz vermedim, o zaman öyle gerekiyordu deyip yakıp yıktığı kalplerden ve harap ettiği dünyadan habersiz olanlar aldıkları ah'lardan habersiz iki gün sonra ağır bedeller ödemeye başladıklarında umurunda olmayan o kandırdıkları insanları hayatlarının sonuna kadar unutamayacaklar. Daha da kötüsü zerre kadar Allah inancı olanlar yalanlarına yüce yaratıcıyı kattıklarıdan zihnen, kalben ve bedenen asla sağlık ve huzur bulamayacaklar. Dürüst olup, insana yakışır bir hayat sürmek varken, büyük günaha ve azaba düşmek akıl işi değildir Kur'an'ı Kerim'de peygambere hitaben; " Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emri, dürüst, güvenilir ve yalansız bir hayat yaşamak demektir ki, bir anlamıyla da insanları yaşatmak demektir. Kalpleri yakıp yıkmaktan yine o kalplerin sahibi olan Allah'a sığınalım.
Sevgilerimle,

bir anda konuşmayı kesen arkadaş

nushirevan
Kırmızı çizgi olarak kabul edilen olmazsa olmaz kurallarından birinin çiğnenildiğini düşünen ve arayı düzeltmeye bile gerek duymamasından, karşı tarafı hepten sildiğini belli eden kişi.

Çoğunlukla yalancılık bunun sebebi olur. İnsanoğlu içgüdüsel olarak yeni tanıştığı kişilerin zekâ seviyelerini kendinden aşağı görür. Konuştukça bu önyargısı değişir veya değişmez. İşte bu aşamada, karakteristik olarak kendini yukarı taşıma ihtiyacı yalanı da beraberinde getirir. Muhatab bunu fark ederse, konuşma bir anda kesilebilir. Çünkü kişi sizin yalancı oluşunuzu bile yüzünüze vurma ihtiyacı duymayacak kadar ilgi yoksunluğu çeker.

Kimi zaman bu kesintinin sebebi anlaşmazlıklar olarak görülür. Siyasi görüş, tutulan futbol takımı, üçüncü şahıslar hakkındaki görüşler, siyah veya beyaz.. Karşıt görüşler birbirine itici bir güçle bağlıdır. İki karşıt karşı karşıya geldiğinde, konuşmaya olan ihtiyaç artarken, arkadaşlık bağı daha da incelir. Konuşmanın harareti artar, tartışılan fikir kişiselleştirmeye dönüşür, hakarete evrilir ve hatta kavgayla sonuçlanabilir. Bu durumda anlaşmazlık yaşayan kişi, pragmatik düşünüp arkadaşıyla konuşmayı keser.

Kimi zaman ise sebebi bilinmez. Hiç lafı eğip bükmeyeceğim. Liseden beri tanıştığım, hatta hayatımın büyük bir evresinde "en iyi arkadaşım" diyeceğim birisinin facebook bildiriminde gördüm bunu. O gün bir ayet paylaşmıştım (hatırlamıyorum ne hakkında idi) Bu arkadaş üzerine mi alınmış ne olduysa bana saçma sapan bir neden sunarak iletişimi kesti. Öyle ki telefon numaramdan, tüm sosyal medya hesaplarıma kadar bağını kopardı. Korona geçirdi arayamadım, ben geçirdim onun haberi bile olmadı.

Gerekçe aynen şuydu: "Kardeş iyi güzel de her gün böyle şeyler paylaşıyorsun, okuyunca sanki ben kafirmişim gibi geliyor"

Kafir değilsin kardeşim ama çok vefasızsın, bu kesin.

öğrenildiğinde insana ufuk katan şeyler

nushirevan
İslam alimlerinden Cüneyd-i Bağdadi vefat ettikten sonra bir dostu onu rüyasında görür. Hasretle ve merakla şu soruyu sorar:

"Üstad.. senin bir çok iyiliğin ve faziletin vardı. Kimbilir rabbim hangi birine ne türden mükafatlar lütfeylemiştir sana?"

Bağdadi'nin cevabı, iş bu başlığın da cevabını oluşturur:

"Hepsi bir yana, seherde kıldığım iki rekat namaz bir yana.."

Fecr-i kazib'ten fecr-i sadık'a esenlik veren rabbe hamdolsun.


babalar günü

nushirevan
her yıl haziran'ın 3. pazar günü; babası olanın normalde selam vermediği halde sosyal medyada piar, olmayanın duyar kastığı bir başka kapitalizm günüdür.

baba olmakı tanımlamak bence şöyle mümkün..

baba olmadan önce:
- yaparım tabe lan
- alıp başımı giderim
- o kim lan öldürrüm valla
- nolcak yea mezara mı götürcen harca
- akşama bi yerlerde oturak hacı
- oo bu çok tatlıymış porsiyon daha yiyeyim

baba olduktan sonra:
+ şimdi yapsam kötü örnek olurum, yapmayayım
+ du bi gitmeden önce ne zaman geleceğimi söyleyim
+ şiddete gerek yok.. memlekette hukuk var, polis var
+ şunları biriktiriyim de küçüğün odasını yenilerim..
+ akşam yemeğine yetişmem lazım kardeş
+ çok güzelmiş bir porsiyon da paket yapar mısın?

love of my life

mavikaranlik
Freddie Mercury tarafından bestelenmiş olan parça. 1975 yılında çıkış sağlayan albümünde yer almıştır. Şarkıyı Mary Austin için yazmıştır.



Şarkı Sözleri:

Love of my life, you've hurt me
You've broken my heart, and now you leave me
Love of my life, can't you see?
Bring it back, bring it back
Don't take it away from me
Because you don't know
What it means to me
Love of my life, don't leave me
You've taken my love, and now desert me
Love of my life, can't you see?
Bring it back, bring it back
Don't take it away from me
Because you don't know
What it means to me
You will remember
When this is blown over
And everything's all by the way
When I grow older
I will be there at your side to remind you
How I still love you (I still love you)
Back, hurry back
Please, bring it back home to me
Because you don't know
What it means to me
Love of my life
Love of my life
Ooh, ooh


Türkçe Çevirisi:

Hayatımın aşkı - beni incittin
Kalbimi kırdın ve şimdi beni terkediyorsun
Hayatımın aşkı, görmüyor musun?
Onu geri getir, onu geri getir
Onu benden uzağa götürme çünkü bilmiyorsun
Benim için ne anlama geldiğini

Hayatımın aşkı, beni bırakma
Aşkımı aldın, sen şimdi beni bırakıyorsun
Hayatımın aşkı, görmüyor musun?
Onu geri getir, onu geri getir
Onu benden uzağa götürme çünkü bilmiyorsun
Benim için ne anlama geldiğini

Hatırlamayacaksın
Her şey sakinleştiğinde
Ve her şey yoluna girdiğinde bu arada
Ben yaşlandığımda
Orada senin yanında olacağım hatırlatmak için
Hala seni nasıl sevdiğimi - Seni hala seviyorum

Geri gel, aceleyle geri gel
Lütfen onu tekrar evine, bana geri getir
Çünkü bilmiyorsun benim için ne anlama geldiğini
Hayatımın aşkı
Hayatımın aşkı

duygu durumu değişikliği

nurse
Yakın duygular arası geçişler çok problem oluşturmayabilir fakat bir gülüp bir ağlama, bir sevgi pıtırcığı olup bir süre sonra herkesten nefret ediyor olmak pek de normal sayılmaz. Toplumun pek normal sayılmayan grubunda yer aldığımız bir gerçek.

sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

nushirevan
(bkz:#75824) numaralı giri'de biraz duygusal yazmış olabilirim. Belki de yazmamam gerekirdi. Hastalıklar, hem bu dünya hem de ukba için birer imtihandır. İş odur ki imtihanı geçmeye gayret edelim, sınavı tamamlayalım. Eklemlerim tutmaz olduğu bir dönem şu şiiri yazmıştım:

Eyyub'tan katre kadar ibret almadım sanma
Bilmem şifa dilemek sabırdan imtina mı?
Hikmetinden de sual olunmaz derler ama
Rahmetinden ötürü bitmez mi imtihanı?

Kana boğuldu yine karanlık dehlizlerim
Seccade görmez oldu eğilmeyen dizlerim
Allah'a ayan ama kullarından gizlerim
Sanki yıllardır bünye sıhhate aşina mı?

Şişme ey nefsim şişme, var bunun da kötüsü
Eklemden fakirsen de sağlam tut menisküsü
"Bilemedim ben" dedi, hekim ordinaryüsü
Her hasta onuldu da benimki mutena mı?

Bakma; etmem şikâyet, kabullendim hilkati
Şükretmeli bugüne, sürse de meşakkati
O lütfu hoş olanın, kahırda hakikati
Ya Şafi kabul eyle aciz hamdüsenamı

ey yazar dök içini

nushirevan
Birbirinin tedavisini imkânsiz kılan hastalıklarım var. Birini tedaviye götürdüğümde, öteki aşılmaması gereken o sınırı aşmak zorunda kalıyor. Ötekini tedavi ettirsem, beriki kalıcı hasar alıyor ve tedavi edilemez hale geliyor. 2 tane majör, 3'ten fazla da "hani şu 10 binde 1 kişide görülebilecek tarzda" enteresan rahatsızlıklarım var. Hepsini vereceğim son nefese kadar beden kafesindeki maphus arkadaşlarım olarak görüyorum. Yoksa bu hayat çekilmez olurdu. Buna da şükür.
2
nurse nurse
Çok geçmiş olsun demek geçirseydi keşke her hastalığı ama yinede biz geçmiş olsun diyelim
nushirevan nushirevan
Sağolun sizlerden uzak olsun

israil

nurse
Bildiğiniz sattığı çikolata,şeker,kolayla zengin olmuş tüm dünyaya kafa tutan bir topluluk. Soykırımın alasını yapan içindeki insani duyguları yitirmiş, öldürdüğü çocukların,bebeklerin, annelerin,babaların katili diyebileceğimiz bir avuç terörist. Herkesin gözü önünde işlenen bu kadar cinayetin mahkemesi ahirete kalmış gibi görünüyor. Ne kadar acı. Ölen insanların, o minik çocukların, uzuvları bulunamayan ,tanınamayacak haldeki ölü evlatların kanında boğulsun inşallah.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol