confessions

mahur

1. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 975
  2. takipçi 13
  3. puan 0

sosyal medyada kendini olduğundan farklı göstermek

nurse
Bence olay şu ki insanlar olmak istedikleri gibi görünmeye çalışıyorlar. Kocasıyla hergün kahkahalı,kahveli,öpücüklü,gezmeli fotoğraf atan bir bağyan nasıl bir hayat istediğini 1 saat arayla paylaştığı gönderilere sığdırıyor Yada kendini zayıf,güzel göstermeye çalışan gençlerimiz iç güzelliğini,muhabbet güzelliğini unutuyorlar. Çok üzücü bir durum. Acaba böyle mi daha havalı,şöylemi daha ilgi çekici düşüncelerine başlar başlamaz doğallık yitip gidiyor birde Bazen görüyorum günde 10 tane kargo alan her aldığını paylaşan insanları.. ben takip ettiğim insanların yatak çarşaflarının ne renk olduğunu,pijama tercihini nasıl yaptığını görmek istemiyorum... ama şunu itiraf etmeliyimki benimde bir blogum var bitki yoğunluklu paylaşım yapıyorum amacım bilgi postları,faydalı olabilmek,bitkisever arkadaşlar bulabilmek ama bazen amacımdan sapar gibi hissediyorum,bazen aşırı meşguliyet gösteriyorum ve gece nöbete gittiğimde keşke kızımla daha çok zaman geçirseydim diye ağlıyorum. Allah aşkına konumuz bu muydu? Nerden nereye geldim..




sosyal medyada kendini olduğundan farklı göstermek

gulurkensandalyedenduseneksicininkafasindakibere
Beni sosyal medyadan tanıyan biri normalde görse tanımaz. Burun küçültme, kaş düzeltme, pürüzsüzleştirme, makyaj, açı, ışık vs vs.. Bir süre sonra fotoğraflardaki beni beğenirken, aynadaki benden nefret eder oldum. Sosyal medyadaki beni arar oldum. Çözüm ise çok basit. Bütün sosyal medya mecralarını bırakıp, hikaye, gönderi derdi olmadan mis gibi yaşamak. Yaklaşık 3 aydır bahsettiğim şeyi yapıyorum. Kendilerine bile itiraf edemeyenlere küçük bir tavsiye..

meditasyonlar

bilgi bilen ile var
descartes'ın, her şeyden şüphe ederek başlayıp, basamaklar halinde, kusursuz bir tanrı'nın varlığını kusursuzluk fikrinin varlığından hareketle ispatladığı eserin adı. ünlü ''düşünüyorum öyleyse varım.'' sözü bu eserde geçmektedir. descartes'ın nihai görüşü bu söz değildir.

insanın ölümü

nushirevan
Ölmeden önce gerçekleştiyse ne mutludur insana!

İnsanın yaradılışı hayatta kalmak üzerine kurgulanmıştır. En küçük hücrenden başlayan bu amaç, bedenin daha uzun süre hayatta kalması için her an mücadele eder. Kafanda canlanan organ nakli, cilt gençleştirici kremler, botokslar, gerdirme ameliyatlarından bahsetmiyorum. Hani o yere düştüğünde kanayan dizinin, bir süre sonra kanamasının durmasından bahsediyorum. Yara zarar görmesin diye üzerinin sert bir kabukla bağlanması ve iyileşene dek bu korumanın ortadan kalkmamasını diyorum.

Hayatta kalmaya odaklı beyin; öyle ustaca programlanmıştır ki, çok üzüldüğünüz, etkisinden zorlukla kurtulduğunuz olaylar silsilesini hafızanızın geri dönüşüm kutusuna atarak, çokça hatırlamamanızı ve yaşama yönelik faaliyetlerinize engel olmamasını sağlar. Örneğin çok mutlu olduğunuz anların detayları, çok üzüldüğünüz bir olaydakinden çok daha net piksellere sahiptir. Bu optimist işletim sistemi bir anlamda beynin de otonom antivirüs yazılımıdır. Çıkar amaçlı ahlaki çöküntülerimiz de, yataktan düşmek üzereyken seni uyandıran dürtü de aynı "hayatta kal" sisteminin birer doğal sonucudur.

Bir meyve ağacı bile, yeşerip meyvesini verir. Meyveyi insan yese de yemese de bir zaman sonra çekirdeği yere düşüp yeni bir meyve ağacı olmaya adaydır.

Peki alemdeki her nesne; hayatta kalmak üzerine programlanmışken, neden "ölmeden ölünüz" denilmiştir?

Mevlana şöyle anlatır:

Vaktiyle bir tüccarın, konuşkan bir papağanı vardır. Kafesteki papağanı gören herkes onun kabiliyeti karşısında hayran kalır. Tüccar durumdan hoşnuttur ama papağan kafeste mahkum olmanın sancılarını da çekmektedir.

Günlerden bir gün, tüccar Hindistan'a yolu düşecektir. Hal lisanı ile kafesteki papağanına bir isteği olup olmayacağını sorar. Papağan derin bir "Aaah.." çeker ve söylenir:

- Hindistana gidince o hür papağanlara de ki "eey hür papağanlar! Bu zavallı mahkum bir tuzağa düştü de ömür boyu hapse düştü. Siz güneşin doğuşunu, seher yelini kanatlarınızın altında hissederken ben burada parmaklıkların ardında çürümeye mahkumum. Bu Allah'tan reva mıdır? Sizlere selam ederim ve bir çare isterim. Bana rehberlik ediniz ki bu zilletten kurtulayım"

Tüccar papağanın haline üzülür ama onu serbest bırakmayı da kabul etmez. Papağanın selamını ileterek vicdanını hafifletmeyi amaçlar.

Nitekim Hindistana gidince, yine aynı hal ile ağaç dallarına konmuş rengarenk papağanlara, kafesteki papağanının acı feryadını iletir. Hikaye bu ya, bunu dinleyen papağanlardan biri o kadar üzülür ki, titrer ve yere düşer. Tüccar bir papağanın ölümüne sebebiyet vermenin korkusuyla hızla evine döner. Kafesteki papağana selamını ilettiğini ve bir papağanın dinlediklerine dayanamayıp, titreyip can verdiğini söyler. Bunu dinleyen kafesteki papağan, titrer ve hareketsiz bir şekilde kafesin dibine düşer..

Tüccar ne büyük bir günaha girdiğini düşünür. İki canlının istemeyerek de olsa ölümüne sebep olmuştur. Vicdan azabıyla kafesteki kuşunu gömmek üzere çukurun yanına koyar. Bir anda canlanan kuş, kanatlarını çırpıp havalanır.

Tüccar kuşuna dönüp:

-Ey benim yoldaşım, ey güzel kuşum. Sen hindistandaki papağandan ne telakki ettin ki bana bu oyunu oynadın? Allah aşkına söyle! der..

Papağan eski sahibine dönüp şöyle der:

- Haberini getirdiğin hind papağanı bana çare oldu. Sessizliği ile bana rehber oldu. Demiş oldu ki "seni kafese koyan dilin! Aklını başına topla, sen de benim gibi öl!" dedi.. Ben de onu yaptım, der.

Hz.Mevlana, papağanın diliyle tüccar'ın nezdinde hepimize nasihat eder:

-Ey efendi! Ben esirlikten ölmeden önce ölerek kurtuldum; şimdi asıl geldiğim yere, vatanıma dönüyorum. Sen de benim gibi yaparsan, ten kafesinden selametle kurtulur, hürriyete kavuşarak asli vatanına, yani baban Hazret-i Adem'in geldiği yer olan cennete dönersin!.. Bu çamur bedenden sıyrılıp ulviyete kavuşursun; çok yücelirsin!..”

8 mart dünya kadınlar günü

nurse
Mutluluk nidaları, kahkaha dolu anılar, eşsiz hayaller, mutlu yarınlar,bahar kokulu günler intihar eden birgenç kızın avucundan okunmamalı, annelerin çocuklarıyla geçirdiği değerli anlar silik bir anı olarak ,yaşamaya söz verdiğimiz günler sadece hayal olarak kalmamalı..
Biz kadınlar en çokda ürettiğimiz kadar güçlüyüz ve üretmek bizim için sınırsız bir eylem. Sahip olduğumuz güç bazen sağladığımız adalette,verdiğimiz tedavide,çizdiğimiz projede bazen kalemimizden çıkan bir cümlede,kaldırdığımız kolide,sildiğimiz tezgahda, bestelediğimiz şarkıda,yaptığımız rolde, kurduğumuz sofrada,bazense yetiştirdiğimiz evlatta..

Biliyorum bugün #8Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü ama ortada kutlanacak ne bir durum nede geçmişte bugünü anmaya değer bir anı yaşanmıştır. Bugün yüzlerce kadının çalışırken öldüğü hüzünlü bir gündür. Yıllar sonra bugün hala ölmeye devam eden kadınlarımız ise cabası. Kimse ölmesin,çocuklar annesiz,babalar ve anneler evlatsız kalmasın..

Renklerin tazeliği kadar güzel ,dökülen yaprak sayısınca değerli,mevsim geçişleri kadar olağan, baharın mis kokusu gibi bir hayatın,hayatım,hayatımız olsun..

Annem, anneannem ve öteki kadınlara...

muhabbet kuşu

nushirevan
Evde bakılması kolay bir kuş cinsidir. Masrafsız, emeksiz, ilgisiz bile bakılır. Yemini, suyunu, taşını koy.. Bakım yapmasan bile kendine bakar. Ha, bakarsan sana arkadaş olur, evin neşesi olur, yaramazı olur o ayrı.

Üniversitede öğrenci evine bir tane yavru bulduk. Yavru o kadar küçüktü ki avucumuzun içine sığıyordu. Çok sevdiğimiz köfteci bi dayı vardı mahallede. Dedik ki avucuna koyalım, ilk olarak nasıl hitap ederse adı o olsun. Misal ayyy mı dedi, adı ay olacak. Harika bişey bu filan dese adı harika bir şey olacak.. Neyse eline verdik bunu, alır almaz "aaa şerefsiz!" demesin mi? E söz sözdür adını şerefsiz koyduk. Şerefsiz aşağı, şerefsiz yukarı baya baya eğittik de hayvanı. Kafessiz yaşıyor, pencere açık oturuyor, omuzumda pazarı geziyordu. Ben ne yersem gelip "bismillah" diyor sofraya oturuyordu. Yıkanma zamanı mı geldi? Koyuyordum bir bardak ılık su, bardağın kenarlarına bacaklarını yerleştirip duş keyfi yapıyordu. Konuşmayı da biliyordu. Bir keresinde saydık 21 kelime dağarcığı, 4-5 kalıp cümlesi vardı. Tabi doğal olarak kendi adını ezberledi şerefsiz. Bir defasında misafirim geldi. Aa ne güzel filan diyor evcil ya? Tam bu "konuşuyor mu?" demesine kalmadı adamın kulağına "şerefsiz! s... git! şerefsiz seni!" demesin mi? Adama "abi şerefsiz hayvanın ismi" dedik "hadi lan özel ögretmişsiniz" diyip alinganlik etti, çıktı gitti.

Beslemek isteyenlere tavsiyem şudur: İlk olarak bu hayvanın evdeki gürültü seviyesi ile yarıştığını unutmayın. Hararetli bir tartışmanin ortasında taraflar sesini git gide yükselten kuşa "aaa sen de bi dur be!" çıkışı yapması doğaldır. Ev sessizse çok bunaltmaz. Gürültü varsa ortalığın anasını ağlatır.

İkincil olarak, eğer ele gelmesini, kafessiz yaşayabilmesini istiyorsanız kafesine yem koymayacaksınız, elinizden yiyecek. Bunun tekrarları, hayvanın size sadakatini arttırıyor. Kuş, cam açık olsa bile sizi bırakamıyor.

Bakın çoğu kişi bunu söylemez: Konuşturmak isterseniz, zaten istemeseniz bile 2-3 ay sonra konuşmaya başlayacaktır. Kuş, tamamen evcilleştiğinde özel bir kusma olayı gerçekleştirir. Bu istifra sonucu kuş, boğaz yapısını insan diline evrimleştirir. Böylelikle önceden c, ş, ç gibi söyleyebildiği harflerden daha fazla ses çıkarabilecektir. Yalnız unutmayın! Bu evrimi gerçekleştiren kuşlar, kolay kolay çiftleşmez. Çünkü bu aşamadan sonra evin bir bireyi olmakla kalmaz, kendisini insan zanneder, aranızda bir hiyerarşi kalmaz. Kafasında "ben de bir bireyim, ben de seninle eşitim" der gibi davranışlar sergiler. Bu yüzden çiftleştireceğiniz kuşa dil ögretmeye kalkmayın, kendi öğrendiği kadarı ile yetinsin. Ki yanına gelen müstakbel eşi "bu nece konuşuyor gı?" demesin.

rahatsız edici gerçekler

nushirevan
Türkiye 'de hayvan haklarının insan halklarından üstün olduğu gerçeği. Misal bir kadını durakta 20 köpek parçaladı, olayın görüntüleri de var, haber dahi olmadı. Twitterda gündem yapılmadı. Sanatçılar duyar kasmadı. Mecliste bahsedilmedi.

Amma velakin bi köpeği zorla tut, şurdan şuraya koy. Aman Allahım! Öyle bir linç yiyorsunuz ki yukarıdaki gerçeği iliklerinize kadar hissedersiniz.

tc no ezberi ile zeka zeviyesi

nushirevan
İnandırıcı gelmeyen bir iddia. Şahsen, ailemin mhrs randevularını ben düzenlediğim için bir çok tc kimlik no'yu ezberime aldığımı farkettim. Sonra bu araştırmaya göz attığımda bir çok kategoriye birden girdiğimi gördüm. Bence bu ezber kısmının 2'li veya 3'lü sırayla değil, tc kimlik no'nuzu ezberleyebileceğiniz kombinasyonlarla ilgisi var. Örneğin 12234.. diye başlayan numarayı 12-23.. diye değil de 122-34 şeklinde ezberliyorsunuz. Öte yandan bir diğer numara 1125.. ise bu sefer 112-5.. değil 11-25.. deyiveriyorsunuz. Yani nasıl ezberleyebiliyorsanız öyle. 1374689.. diye başlayan, yani tekrar etmeyen, 10'luk dilimlere tam bölünmeyen numaranız varsa, yukarıdaki iddia sizinle ilgili olabilir. Ama xxx22xxx numarasında o 22'yi ayıracaksınız illa ben diyim.

sizi sevmeyen birine aşık olmak

gulurkensandalyedenduseneksicininkafasindakibere
Hayatımda yaşadığım en güzel deneyimlerden biriydi diyebilirim. Beni asla sevmeyecek birine aşık olmuştum ve bunun bilincindeydim. Peşinden aylarca koştum. Yüzsüzlüğün dibine vurdum. Defalarca yazdım defalarca karşısına çıktım. Aylarca aşk acısı çektim. Ama o günlerin verdiği heyecanı, üzüntüyü, mutluluğu hiçbir zaman o kadar yoğun hissetmemiştim. Duygularınız zirvedeyken acı veriyor ama zamanla kabullenip, gülüp geçiyorsunuz. Asla pişman değilim sonunu görseydim yine aynı şeyleri yapardım. Tadını çıkarın, ağlayın, üzülün, heyecanlanın. Yaşadığınızı bütün hücrelerinizde hissedin.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol