confessions

horasan

can ciğer kuzu sarması - Onursal Yazar

  1. toplam giri 72
  2. takipçi 5
  3. puan 895

gizli gerçekler 19 mayıs 1919

horasan
"Mustafa Kemal'in milli direnişi örgütlemek için Samsun'a görevlendirilmesi bir devlet operasyonu şeklinde planlanmıştı. Planlayan kişi de Sultan Vahideddin.
Bu önemli görev için devletin elindeki en rahat gemilerden olan Bandırma Vapuru ile 40 bin liralık bir bütçe tahsis edildi. Hatta hazinenin tamamı müttefiklerin kontrolünde olduğu için Sultan kendi cebinden 30 bin lira vermiştir.
Bu makbuz “La Republique Ennchene” gazetesinde de yayınlanmıştır. Hadise, 5 Mayıs 1919'da o devrin resmî gazetesi olan “Takvim-i Vekayî'de” de açıkça işlenmişti.
Ne var ki Sultan Vahideddin bizim ülkenin çocuklarına yıllardır hain olarak tanıtıldı.
Bu nasıl bir vicdansızlıktır bu nasıl bir haksızlıktır, anlamak mümkün değil!
Bu kıymetli Sultan yanına tek devlet malı almaksızın, makbuzlarla istediği tüm hazine eşyalarını teslim ederek vatanını terk etmek zorunda kalmıştı. Ne acı bir durum."
- Milli mücadelenin baş komutanı Sultan Vahideddin'i rahmetle anıyoruz
Saygı ve sevgi ile canlar

#horasan

süleyman mabedi

horasan
Değerli Dostlar,

Yahudi inancına göre en geç 2022 yılına kadar Süleyman Mabedi'nin inşa edilmesi gerekiyor. Şayet bu olmazsa İsrail'in yok olacağını az çok mürekkep yalamış her Yahudi bilir.

Kâhin olmaya gerek yok. 21.yy'ın en büyük savaşı Ortadoğu'da, hemen yanıbaşımızda olacak. Ve bu büyük savaş 3 yıl içerisinde gerçekleşecek!

Irak düştü, Mısır düştü, Libya düştü, Tunus düştü; İran diz çöktü, başta kukla Suudlar olmak üzere Katar hariç tüm Körfez ülkelerini ABD-İsrail yönetiyor. Ve hepsine büyük savaştaki rollerine uygun hazırlık yaptırıyorlar.

Ayaklarının üzerinde durabilen bir tek Türkiye kaldı. Ve tüm güçleri ile tam saha pres yapıyorlar bize.

Akdeniz ağzına kadar savaş gemisi, silah, bomba, cephane doldu. Büyük savaş (Armageddon) öncesi bu yığınak daha da artacak. Ve düğmeye basılması için beklenecek.

Bütün bunlar olup biterken canım ülkemin aylardır hangi gündemle yatıp kalktığını biliyorsunuz. Meclis kapalı, bakanlıklar göstermelik protokol ziyaratleri ile meşgul! Üzülmemek elde değil.

Değerli Dostlar,

"2023" ilk kez 1999 yılında dile getirilmişti. Bir siyasi söylemden ziyade devlet felsefesini izah ediyordu. Devletin derin kodları, 2022'ye kadar İsrail'in 'Vadedilmiş Toprakları' gerçekleştirmek için kıyamet savaşı (Armageddon) da dahil her yolu deneyeceğini biliyor ve bu savaşın kazanan tarafının Türkiye olacağını öngörerek 2022'de yok olacak İsrail'in ardından 2023'te Ortadoğu'da ve dünyada Türkler'in altın çağının başlayacağını hesaplıyordu.

Bu sebeptendir ki kamuoyunun bildiği veya henüz bilmediği onlarca askeri projeye başlandı. Fetö casusluğu ve ihanetleri neticesinde kimi projeler gerçekleştirilemedi. Ve kritik projelerdeki nice mühendisimiz şehit edildi.

Tüm bunlara rağmen millî savunma sanayiinde hayli yol alındı.

Düşman kapıya dayandı efendiler! Suriye'de tepinilecek alan kalmadığı gibi İsrail'inde zamanı kalmadı. Kıyamet savaşının başlaması zannımca artık bir zamanlama meselesi.

Atalarımızın dediği gibi titreyip kendimize dönme vaktidir. Sağcının solcuyu, Alevi'nin Sünni'yi, doğulunun batılıyı kucaklama vaktidir. Bizim Akdeniz'e yığılan silaha, bombaya misliyle karşılık verme gücümüz yok maalesef ama o güçten daha büyük bir gücümüz var. Çanakkale'deki ruh ile her şeye, herkese karşı dururuz.

Sizlerden istirhamım lütfen günlük siyasi tartışmalara kendinizi fazla kaptırmayın. Kardeşliğimize zarar vermeyelim. Komşumuzla, iş arkadaşlarımızla her vakit yüzyüze bakacağımızı unutmayalım. İstanbul seçimleri ne dünyanın başı ne de sonudur. 1876'dan beri nice seçim oldu bu topraklarda. Ve daha nice seçimler olacaktır.

Lütfen büyük resme daha dikkatli bakalım. Mesela bir kaç gün önce Mısır F-16'ları Yunanistan'a konuşlandı. Biz içeride kısır tartışmalarla boğuşurken her gün buna benzer gelişmeler yaşanıyor. Biraz da bunlara kafa yoralım.

Bizim bir tane Türkiye'miz var. Tası tarağı toplayıp sığınacağımız başka bir yer de yok. Lütfen en büyük gücümüz ve gelecek adına umudumuz olan kardeşliğimize zarar vermeyelim. Onu özenle koruduğumuz müddetçe Türk milletine kimse diz çöktüremez.
Saygı ve Adalet le

#horasan

savaş başlıyor

horasan
Para Oligarkları & İstanbul Seçimleri
(Pusuda Yatanlar)

Türkiye Akdeniz'den kuşatılırken, içeriden teslim alma operasyonunu da başlattılar.
İçeriden teslim almanın adını "demokratikleşme" koymuşlar! Şimdi dikkat!
Türkiye'yi finans gücü ile tehdit ederek boğazdan yöneten aileler, İstanbul seçiminin tekrar edilmesini istemiyor.
"Ekrem Kaftancıoğlu'na" hem finans hem medya olarak büyük destekleri var.
Dikkat!
Boğazın kirli sakinleri ile yapılan görüşme bitti. Erdoğan ile yaptıkları son görüşmede açıkça tehdit savurdular.
Kaos ve kriz ile tehdit ettiler.
Kısa vadede Erdoğan'ın görevi bırakmasını istediler.
Yoksa futbol kulüplerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar her şeyi kullanıp isyan oluşturmakla tehdit ettiler.
Bunlar burada dursun.

Hatırlayın.
Gezi eylemlerinde KOÇ Holding eylemcilere hem finansal hem de tıbbi yardımda bulunmuştu.
Erdoğan buna çok kızmıştı. Erdoğan KOÇ ailesini tehdit etmek için çok büyük bir hamle yapmıştı. Dikkat!
Koç Grubu'nun üç şirketini incelemek için, Türkiye tarihinin en büyük "maliye ekibi" kuruldu.
200 kişilik maliyeci bir ekip 3 büyük şirketi denetleyip inceleyecekti. Bu KOÇ'lar için tarihin en büyük tehdidiydi.
Bu üç şirket Koç Grubu'na ait Tüpraş, Opet ve Aygaz...
Denetlemeden sonra polisler baskın da yaptı.
Bu tehditten sonra KOÇ grubu geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Erdoğan da gittikçe büyüyünce bir süre pusuya çekildiler.
Fakat KOÇ ailesi şuan İstanbul seçimlerini fırsat bilip tekrar pusudan kalktı ve saldırıya geçti.
Büyük bir sanatçı grubunu tekrar edecek İstanbul seçimi için finansal olarak destekleyip örgütledi.
Sanatçılar bir anda İmamoğlu'nu destekleyip AKP'ye hakaretler düzmeye başladılar.
Güdümlü sanatçılar hiç bu kadar deşifre olmamıştı.
Tüm bunlara eş güdümlü olarak Avrupa ve ABD basını da ortak oldu.
Bir yandan da eski AKP'lilerin de olduğu AB(D)'ci kanat harekete geçti.
Bir yerden düğmeye basılıp eş zamanlı olarak harekete geçtikleri artık netleşti!

Ekrem Kaftancıoğlu'na KOÇ'tan sonra Sabancı ailesinden de destek geldi.
Para oligarkları bir anda kafalarını çıkarıp başlayan savaşta resmen taraf seçtiler.
Para babaları artık kolayca hükümet düşürüp Cumhurbaşkanı indiremiyorlardı.
Tabi alışmışlardı indirmeye!
Böyle olunca hepsi yabancı vatandaşlığına geçip paralarını yurtdışına taşımaya başladılar.
Büyük bir tehdit algıladılar.

Ve Aydın Doğan!
Erdoğan onu tehdit etmek için milyonları bulan vergi cezası kesti.
Doğan, her seçim öncesi medyası ile ciddi saldırıya geçti.
Tv kanallarını muhaliflerin karargahı haline getirdi.
Erdoğan 2014'te Cumhurbaşkanı seçilince korkup geri adım attı.
Ve geçtiğimiz sene fazla dayanamadı teslim bayrağını çekip hükümetler deviren medyasını devretmek zorunda kaldı.
Ve soluğu Londra'da aldı.
Erdogan'dan intikam almak için faaliyetler yürüttüğü ortaya çıktı.
Tabi gazete manşetleri ile hükümet deviremiyordu artık.
Pusuda yatanlar tek tek saldırıya geçiyor.

Parçaları birleştirin!
Türkiye'deki iş adamları alanen harekete geçti.
Güdümlü sanat dünyasının isimleri kendilerini açık edip saldırıya geçti.
Yunanistan harekete geçirildi.
Gladyo unsurları tekrar ortaya çıktı.
PKK hergün asker şehit etmeye başladı.
CIA çocuğu IŞİD, lideri Bağdadi ile tekrar sahneye çıktı.
İçerideki AB(D)'ci kanat açıkça hükümete başkaldırdı.
Futbol kulüpleri de dahil edildi.
Hepsi demokrasi ve özgürlük istiyor(!)

Ve sır!
İlerleyen süreçte Erdoğan ya Yavuz olup ihanet odaklarını ezip topyekün savaş ilan edecek. Ya da üst düzey bir FETÖ'cünün anlatıp devlet raporuna kaydedilen şu planı uygulayacak. Üst düzey FETÖ'cü şöyle demişti: "AKP tek başına iktidar sayısını yakalayamazsa, AKP içinde ve dışında temiz kadrolardan yeni ve umut veren bir oluşum için müsait zemin oluşturulacak"
Evet bu sırdı..!
Yani Erdoğan'ın yedek ve temiz bir parti oluşum planı var.
Ama bu yapı nasıl ve kimlerden oluşacak bilmiyoruz.
Fakat savaş büyüyor.
Bu savaşta suçu hep zenginler işledi fakat mahkemelerde hep fakirler yargılandı.
Artık suçu işleyen zenginlerin yargılanma vakti geliyor. Gelmeli!
Kalın sağlıcakla....
Saygı ve Adalet le
#horasan

seçimde algı

horasan
🔴 Ekrem'e mazbatayı verin dolar düşecek diyenler şimdi İstanbul'da seçim iptal olursa ekonomi çökecek diyorlar.

Ekrem mazbatayı gaspetti değişen birşey olmadı.

Israrla gerçeğin değil algının peşindeler.

▶️ Ekonomiye saldırının nedenlerini tek tek anlatalım:

🔸️Türkiye; Suriye'de PKK'nın kuracağı terör devletine(!) izin verirse,

🔸️İsrail'in Kudüs ve tüm Filistin topraklarını işgaline sessiz kalırsa,

🔸️Topraklarını savunmasız bırakıp S400 almazsa,

🔸️İran'dan petrol - doğalgaz almazsa,

🔸️Ekonomik saldırı biter. Peki bunları yaparsa Türkiye kalır mı?

Saygı ve Adalet le
#horasan

feminizm

horasan
CHP'DEN ALÇAK TEKLİF..!

Aile yapımızı temelinden yıkmak için çıkarılan 6284 sayılı kanunun tamamen kaldırılması gerekirken, ne yazık ki daha da ağırlaştırılması için alçakca bir kanun teklifi verilmiş.

Oysa ki, geçtiğimiz aylarda Kamu Başdenetçisi Sayın Şeref Malkoç 6284 sayılı kanun için, “Biz eşleri barıştırmak yerine ayrılsın diye kanun çıkarmışız” Demişti.

Bu acı tespite rağmen, Feminizm belasının CHP üzerindeki etkisi nedeniyle, Aile Yıkım Kanunu daha haince bir hale getirilmek isteniyor.

Yeni alçak kanun teklifine göre, eşine şiddet uygulayan adamın boşanması halinde adamın yeniden evlenebilmesi için tedavi alması ve sağlıklı olduğunu raporla belgelemesi gerekiyor.

O halde bu alçak teklifi sunan şuursuz zihniyete şunları sormak lazım.

1-Bir boşanmada şiddete başvuran kadınsa, yeniden evlenecek olduğunda ona neden bir şart yok ?

2- Boşanmada iki eş de birbirine vurmuşsa neden sadece erkeğin bir daha evlenmesi rapor şartına bağlanıyor ?

3- Bir kadın eşini cinnete zorlamış ve bu nedenle adam eşine vurmuşsa, neden sebep olana hiç bakılmadan erkeğe saldırgan bir hayvan muamelesi yapılıyor ?

4- 6284 sayılı kanuna göre Kadının beyanı esas olduğu için, hiç bir delil ve şahit aranmakızın, sadece kadının sözü ile erkek, "Şiddet uygulayan" olarak ceza alıyor. Hal böyle iken bu adam boşanırsa, ispatlanmayan bir iddia için, nasıl olurda o adama bir ruh hastası muamelesi yapılır ?

5- Bu kanun teklifinin ardında hangi terör örgütlerinin desteği var ?
Saygı ve Adalet le
#horasan

cumhuriyet halk partisi

horasan
#BreDensizler
#chpTümKötülüklerinAnasıdır
2 senede 15 bin terörist gebertilmiş ama dillerde çözüm süreci, megri megri...
5 Senede 5 bin taşınmazına el konmuş, 50 bini içeri tıkılmış ama dillerde "FETÖ ile iyiydiniz"...
İsrail'e "One minute' çekmiş, özür diletmiş ama dillerde iade edilmiş olan Yahudi ödülü...
ABD ve Nato Gezi'den bu yana 15 Temmuz darbesi dahil 5 kez alaşağı etmeye uğraşmış ama dillerde" ABD adamı"
Savunma sanayinde çağ atlanmış ama" Patates soğan kaç TL?" !
Yüzlerce kez canına kast edilmiş," Hırsız" denmiş ama dillerde" Yabancıların adamı" lafı
Algı sanatı bu olsa gerek...
En iyi işleri de bu !!
Saygı ve Adalet le Canlar
#horasan

savunma sanayi

horasan
#S400 ÜN önemi.!!!
S-400 NEDEN ÇOK ÖNEMLİ ?

#Türkiye bir NATO ülkesidir. S-400 füze sistemini ise sadece Çin ve Rusya kullanıyor. Yani Nato için S-400 bir düşman teknolojisidir.

Ayrıca Türkiye olarak şu an etkili bir hava savunma sistemine de sahip değiliz. Bir bekâ sorunumuz olduğu ise aşikardır. Bu yüzden S-400 bizim için hayati öneme sahiptir.

Diğer yandan S-400 anlaşmasında Türk Lirası ve Rus Rublesi kullanılacak. Yani bu anlaşma sayesinde aynı zamanda #Dolar'a da ağır bir darbe vurulacak!

Eğer S-400 teknolojisine sahip olursak, Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumu çok daha güçlü olacak. Yani #ABD Ortadoğu'daki gücünü büyük ölçüde kaybedecek.

Velhasıl S-400 hamlesi bizim için çok iyi bir savaş teknolojisi hamlesi olmakla birlikte ayrıca, hem ekonomik hem stratejik hemde psikolojik anlamda çok büyük bir hamledir. Allah yâr ve yardımcımız olsun.

Saygı ve sevgi ile canlar
#horasan

feminizm

horasan
YA ADAM YADA ADEM OLACAĞIZ!

Hem #Devlet hemde #Millet olarak #Feminizm belasına teslim olmuş durumdayız! Haliyle erkeklerin ve kadınların, yani insalarımızın fıtratı gün geçtikçe hızla bozuluyor.

Evvela bu elim hakikati kabul etmek gerekir ki, çözüm arayalım.

Bu milletin şanlı tarihinde kadını cepheye sürmek ve ona geçim derdi yüklemek yoktur.

Elbette bir kadın gerçek bir zaruret varsa ve kendi de isterse, ön safa sürülmemek şartıyla savaşada katılabilir.

Ayrıca kadına ihtiyaç olan bir meslekte(Doktor, hemşire, öğretmen vb.) veya mecbursa kadın çalışabilir.

Ama kadın çalışsa bile, aklı başında bir Devlet, kadının asli vazifesi olan anneliğini nazara alarak, ona en fazla yarım gün mesaili ve uygun bir iş ortamı(karma olmayan) ayarlamak zorundadır.

Aksi halde o devlet, evvela sosyal anlamda sonra ahleken, nihayetinde ise tamamen çökmeye mahkümdür.

İçinde bulunduğumuz bu felaketten kurtulmanın çaresi şu maddeler olsa gerek;

1- Aile'nin başıboş serseri bir kurum olmadığı, Aile Reis'nin baba olduğu hem kanunlarımıza hemde hayatımıza yansımalıdır.

2-ilkokuldan üniversiteye kadar isteyen herkese kız-erkek ayrı eğitim alma özgürlüğü tanınmalıdır.

3-İş hayatında kadına mahsus olmayan veya kadın ihtiyacı olmayan işlerin tamamında erkekler çalıştırılmalıdır.

4- İhtiyaç sahibi tüm kadınların geçimi devlet tarafından teminat altına alınmalıdır.

5- Çalışan kadınlar evli olsa bile, onun kazancı tamamen kendine ait olmalıdır. Yani kadın zengin olsa bile, onun geçimini sağlamak kocasına ait olmalıdır.

6-Boşanmalarda kadın zengi olsa bile, varsa çocukların zaruri olan tüm masrafları babaya ait olmalıdır.

7-Dul ve muhtaç olan kadınların nafakası evvela babasından ve yakın erkek akrabalarından alınmalı, onlarda yoksa Devlet karşılamalıdır.

8-Kadın iş hayatında erkeklere imam(lider) olacak pozisyonlara getirilmemelidir.

9-Eğitimde çocukların fıtratına ve yaşına uygun olmayan hiç bir uygulmaya yer verilmemelidir

Eğer bu ve benzeri adımlar atılmazsa hem millet hem de Devlet olarak hızla çökmeye mahküm olacağız.

Yani özet olarak;Ya İslamı referans alarak Adam olacağız yada küfrü örnek alarak Adem(yok) olacağız!
Saygı ve sevgi ile canlar
#horasan

çocukların her yere koşarak gitmesi

horasan
ÇOCUKLARI SOYMAYALIM..!

#Çocuk, Allah'ın en büyük nimeti ve haliyle bir toplumun en kıymetli değeridir. Yani bir çok sadece anne ve babasının malı değildir. Bu nedenle #Anne ve babalarda çocuklar üzerinde sınırsız bir hakka sahip değildir.

Ne yazık ki #23Nisan kutlamaları adı altında çocukları çıplaklığa özendiren bazı çirkin etkinliklere milletçe şahit olduk.

Oysa ki #Çıplaklık hayvanlarda bile yoktur. Zira her hayvanın kendine has fıtri bir kıyafeti vardır.

Aynen öyle de bir insanın kıyafeti tüyler veya kürkler değil, elbiselerdir. Yani elbise giymek insan olmanın fıtri bir neticesidir.

Madem hakikat-i hal böyledir. O halde çocuklarımızı hayvanlarda bile olmayan, çıplaklık halinden uzak tutmalıyız.

Hem #Kıyafet, çocuğun yaratılıştan gelen haya
(Ana karnındaki durma pozisyonu) duygusun da bir gereğidir.

Bu nedenle çıplaklığa alıştırılan bir çocuk, zaman içinde haya duygusunu tamamen kaybebilir.

Hem fıratın bir gereği olan giysiyi, büyük ölçüde ihmal edilerek, yetiştirilen bir çocuğun psikolojiside zarar görür.

Çünkü çocukta zaman içinde kaybolan haya duygusu, onun başka duygularının zarar görmesine de neden olur.

Madem ki çıplaklı bir çocuk için büyük bir tehlikedir. O halde çocukları çıplaklığa özendiren veya zorlayanlara her kim olursa olsun müsade edilmemelidir.

Yani #Sosyal Devlet, çocuğun üstün yararını gözeterek, çocukların çeşitki şekillerde istismar edilmesine müsade etmemelidir.

Yani "Çocuktur ne önemi var. Çocukluğunu yaşasın, isterse çıplak gezsin" demek,o çocuğa hayvandan bile daha aşağı muamele yapmak demektir. Bu zalimliğe ise kimsenin hakkı yoktur.

Hem hiç bir çocuk fıtratı gereğince çıplaklık istemez. Ama etrafındaki kötü örnekler, onun fıtratını bozarak, çıplaklığı normal görmesine neden olabilir.

Ama şuda var ki, henüz #Ergen olmamış bir çocuğa İslam'ın emrettiği tam tesettür hali dayatılmaz. Lakin o hale yakın bir halde olması sağlanmalı ki, #Tesettür ona farz olduğunda çok zorlanmasın.

Allah tüm çocuklarımızın en hayrlı bir şekilde yaşamasını nasip eylesin.
Saygı ve sevgi ile
#horasan

toplumu germek

horasan
🔴 "Toplumu geren politikaların sonucu" cümlesini ne çok ve ne efece kullanıyorlar.

Bir bakalım mesela toplumu geren politikalara...

2002'de aday bile yapılmayan Erdoğan vardı. Seçimi kazanan partinin yöneticileri; eşleri başörtülü diye resepsiyonlara çağırılmadı.

RTE cumhurbaşkanı olmasın diye önce cumhuriyet mitingleri yapıldı sonra e muhtıra geldi.

367 garabeti ile sistem tıkandı. Ordu göreve pankartları, genç subaylar rahatsız manşetleri eşliğinde 2007 seçimlerine gidildi.

Toplumun %46'sı "cahil, makarnacı, bidon kafalı" ilan edildi. Cumhurbaşkanının eşi "başı kapalı" diye Gata'ya bile alınmadı.

Erdoğan'ın annesi vefat ettiğinde atılan tweetlerde insanlığımızdan utandık.

Sonra Cumhuriyet tarihinin en yüksek icraat en düşük faiz günlerinde Gezi olayları çıktı. Yazılan ve atılan sloganların hepsi hafızalarda. 17-25 Aralık döneminde Feto'nun gönüllü erleri olundu.

Yasadışı ve uydurma kayıtlar meclis grubunda canlı yayında dinletildi. Sosyal medyada "fetö yayınlar" diye tape nöbetleri tutuldu.

Yine başörtüsü duzenlemesinde 411 el kaosa kalktı manşetleri eşliğinde AYM'ye gidildi.

Sonra çözüm sürecinde "Kürtler bizi sattı mı?" yazan gazeteciler, "bu Tayyip barışı sağlarsa daha da gitmez" korkusu yaşayan Akpkk diyen siyasiler; süreç bitince hendek teröründe ve patlayan bombalarda katil aklayıp sarayın terörü dediler. Terörist cenazelerine gittiler, Mit tırlarına haber yapıp Işid ile hükümeti işbirliği içinde göstermeye çalıştılar, bunu Avrupa gezilerinde utanmadan dillendirdiler.

Bir savcı katledildiğinde teröristlere biz de sizi seviyoruz diye heşteg kasıp gazetelerde mecbur bırakıldığımız yöntemdir diye akladılar.

Darbe öncesi fetö ile mücadeleye demokrasiye saldırı gibi gösterip dayanışma için medya medya organlarında yattılar, ne silahlı örgütü deyip dalga geçtiler.

Darbe sabahı tankların ezdiği insanları bırakıp boğazı kesilen er muhabbeti yaptılar. Tiyatro, kontrollü darbe dediler. Müezzin dövenlere sahip çıktılar. Sırtını kandile yaslayanlar ile açıktan ittifak yapıp; terörist yancısını il başkanı, din düşmanını vekil yaptılar.

Daha onlarca örnek bulabilirsiniz.

Tüm bunları yapanlar toplumu germedi de bi tek Ak Parti toplumu gerdi.
Tek tip prototip insan oluşturmaya çalışanlar kenarda oturdu öyle mi?
Faşizan lık insanı boğar canlar
Saygı ve Adalet le


Tebrikler güzel izan anlayışı...
#horasan

21 nisan 2019 kılıçdaroğlu'na saldırılması

horasan
#Analiz
Bu saldırı nın altından kötü kokular geliyor. Vakit Manidar!!! İmamoğlu Maltepe de miting de Kılıçdaroğlu cenaze törenine niye gitsin!!! Bunu çok iyi ayıklamalı Stratejist ler.! Niye mi Hani Karadeniz de Pkk saldırmıştı ya Kılıçdaroğlu na ki asla inanmıyorum Sadece Gündem değiştirme adına yapılan bir kurgu idi O!! Bu günde yaşanan tamda O nunla alakalı bir durum!!! #YSK nu her şekilde baskı altında tutmak.!!! Çünkü onlar da anladılar seçim in dalavare olan yerlerde iptal olacağını.! Maltepe miting ide o yüzden YSK ya gözdağı vermek için.!!! Unutmayalım #İnönü bile kendini taşlattırmıştı.! Çünkü bunlar için varacağın yere her türlü varmak #MÜBAH tır. Saygı ve Adalet le Canlar #horasan

dönen dolaplar

horasan
DEVLET GİZLİ PLANI ARAŞTIRMALI...

Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı'ndaki verileri kopyalatmak istemesi terörist bir eylemdir.

Zira bu veriler içinde İstanbul Kent Bilgi Sistemi verileri gibi hayati öneme sahip, kişi, konum ve adres vb. bilgileri bulunmaktadır. Bu nedenle bu bilgilerin sadece Belediye Veri tabanında bulunması gerekir.

Ayrıca bahse konu bilgiler her an değişime açık olduğu için, alınan kopyalar hızla güncelliğini kaybedecektir. Yani o verilerin yedekleme amacıyla kopyasının alınmış olması söz konu değildir.

Zira verilerin yedeklemensi için yapılması gereken, verilerin kopyasını almak değil, yedek bir veri tabanı oluşturmak ve ana veri tabanında yapılan her deşimin, yedek veri tabanına eş zamanlı olarak akmasını sağalamaktır. Bu da zaten Belediye sisteminde mevcuttur.

Velhasıl kopyası alındıktan sonra zaman içinde güncelliğini yitirecek olan bir bilgi, ancak bir plan için, harici bir proğramda kullanılmak amcıyla alınmış olabilir.

Bu nedenle sadece kopyalama kararının durdurulması yeterli olmaz. Bu durdurma kararı sadece bir başlangıç olmalı ve asıl planın ne olduğu Devletimiz tarafından araştırılmalıdır.

Bu hukuksuz ve hatta terörist eylemin soruşturulması aşamasında güvenlik nedeniyle Ekrem İmamoğlu'nun yerine kayyum atanması veya soruşturma bitene kadar görevden elçektirilmesi gerekir.
İlk atılacak adım ın sonra atılmaması dilediğiyle saygı ve Adalet le
#horasan

seçim analizi

horasan

Görünen o ki #FetoTerörörgütü yaptığı fırıldak lar ile TÜRKİYE ye operasyon çekerek bir çok ilde ve ilçe lerde Oylar çalınarak #Milletittifakı lehinde oyları hanelerine yazmış lardır. Yani şu ki benim attığım oyu #Hain lerin hanesine yazılmasıdır. Olan!!! #YSK da bu işin bir kenarından tutmuş gibi gözüküyor.!!! Nasılmı? Çifte standart kararlar vererek.! Yüzde 10 oyların sayılması ile 29 binden 12bine düşen oy!!! Yani yüzde 90 sayılmadı! Peki neden? Çünkü Sadece #Maltepe deki oyların tamamı sayılacak dendiğinde aradaki fark 12.binde kalır diyen bir İmamoğli ile karşı karşıyayız. Yani kişi ne kadar çaldığını da biliyor.ve inanın oyların hepsi sayılsa idi kaç oy ile kaybedeceğini de söylerdi #İmamınoğli ve maalesef #YSK burada devreye giriyor ve sayılmamasını sağlıyor.!!! Çünkü öyle veya böyle YSK da biliyor katakulli ile seçim kazanıldığını #Vesselam !!!
Saygı ve Adalet le Canlar
#horasan

imamoğlu gerçekleri

horasan
🔸️ Bankadaki paranızı çekerken görevli size 4.149.667₺ verse, bu miktar size az geldiği için itiraz edince birileri size 'Özür dileriz efendim bir yanlışlık olmuş. 17.000₺'niz yanlışlıkla Ekrem Bey'in hesabına geçmiş' dese ne yaparsınız?

Siz tam 'Nasıl olur öyle bir şey? Derhal detaylı hesap özeti istiyorum' dediğinizde Ekrem gelse ve 'Banane kardeşim yanlış hesaptan! Benim hesabımı derhal kapatıp güncel paramı verin' dese ne yaparsınız?

Siz iyice sinir olup Ekrem'e 'Oğlum bak, git' derken yanınıza gelen iş arkadaşlarınızdan bazıları 'Tamam uzatma, rezil oluyorsun.Hem Ekrem'e de ayıp oluyor. Al paranı git. Hem öbür bankalardaki kredibiliten yükselir böylece' derse ne hissedersiniz?

Sizi bilmem ama ben banka müdürü, Ekrem ve eski iş arkadaşlarımı üst üste koyar, belimdeki kemerle dinlene dinlene döverim.

'Şirket kurdunuz beni mi koparıyorsunuz lan?' diye bağırmalarımı yan banka personeli duyar, o derece.
Müdafa soyadını niye değiştirmiş? Ona sorun bakalım ne cevap Alacak sınız?
Saygı ve Adalet le #horasan

muhtar

horasan
MUHTARLIK TARİH OLMALI...

#Türkiye'de 53 Bin muhtar var. Diğer bir tabirle Türkiye'de Tarım ve Hayvancılık bakanlığı personeli kadar muhtar var. Tüm Muhtarların Devlet'e maaliyeti ise yılda yaklaşık 2 milyar TL'dir.

Bu para ile yılda 600 ilkokul yapılabilir. Veya 100 Bin nufüsü içine alacak büyük bir ilçe inşa edilebilir.

Zaten artık muhtara olan ihtiyaç yok denecek kadar azalmıştır. Sadece köylerde kısmen ihtiyaç olabilir. Hatta Köylerdeki muhtarlık vazifesi imamlara verilebilir. Sonuç olarak Sayın Bahçeli'nin "Muhtarlık kaldırılsın" fikri gayet makul ve hatta zaruridir. Adalet dağıtanlar Direk MİLLET olmalıdır. Her fert adil olursa Muhtar a gereksinim zaten olamaz. Saygı ve Adalet le #horasan

akdeniz savaşı

horasan
Akdeniz Savaşı Başlıyor & Mersin Cephesi

Türkiye önemli bir yol ayrımına girdi!
Mersin, Akdeniz'de devam eden küresel çekişmede Türkiye için çok önemli jeopolitik konuma sahip.
Anlatacağız.
ABD, geliştirdiği en büyük teknolojilerden birini Akdeniz'in içine yerleştirdi.
Yanlış duymadınız, karaya değil Akdeniz'in içine, suya, denize yerleştirdi.
NSA'nın ürettiği bu teknoloji denizlerin en büyük kulağı olarak biliniyor.
Dünyadaki tüm denizlerdeki hareketlenmeyi dinleyip görüntüleyebilecek bir teknoloji…
Bu teknoloji sayesinde denizlerden gelebilecek her türlü tehlikeyi önceden öğrenip önlem alabiliyor.
Bu ön bilgi burada dursun. Devam…

ABD Akdeniz'de Rusya ile önemli bir çekişme halinde. Türkiye bu kavganın tam ortasında kaldı.
ABD'nin Türkiye sınırında PKK-PYD'ye bir devlet kurdurup Akdeniz'e kadar ulaştırma planı Türkiye'nin yaptığı kara operasyonları ile çöktü.
Fakat Akdeniz fokurduyor! Kavga büyüdü. Emperyal güçler denize indi. Türkiye safdışı bırakılmak isteniyor.
Türkiye içeride kaosla oyalanıp bu kavgadan uzak tutulmaya çalışılıyor. Yerel seçimler bu kaos için büyük fırsattı.
İstanbul ve Ankara seçimlerinin sonucu ile bu oyalamanın fitilini yaktılar.
HDPKK'ya verilen görev ise İstanbul, Ankara, Mersin, Antalya, Adana ve İzmir'de yerel seçimde kaosa hizmet edecek şekilde oy vermeleri ve politika izlemeleriydi.
CHP bu illeri HDPKK oyları sayesinde kazandı. Özellikle Mersin'de HDP'nin 200.000 oyu var.
Mersin'de aday çıkarmadılar. Ve sonunda HDPKK-CHP ittifakı %5 farkla kazandı.
Akdeniz Savaşı öncesi özellikle Adana, Mersin ve Antalya illeri çok stratejik konumda. Pür dikkat!

Akdeniz Savaşlarında Mersin Türkiye'nin en büyük savunma hattı ve cephesidir.
Ah Mersin!
Kıbrıs'ta bir büyük deniz üssümüz henüz olmadığından bu boşluk Mersin tarafından doldurulmaktadır.
Hatırlayın, 45 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'nda deniz ve kara kuvvetlerimiz 16 Temmuz 1974 sabahından itibaren enerjisini Mersin'de toplayıp, 96 saat içinde Kıbrıs çıkartması ile hem emperyal güçlere hem de maşaları olan Yunanlara derslerini verip KKTC'yi kurmuştuk.
Kıbrıs'a silah başta olmak üzere tüm sevkiyat Mersin'den olmuştu.
Mersin düşmeden Türkiye'yi Akdeniz'den asla kuşatamazlar.
Emperyal devletlerin en tehlikeli ajanları şuan Mersin'de dolaşıyor.
Bazılarını tanıyıp isimlerini biliyorsunuz burada yazmayacağım.
Birçoğu da farklı kılıklar altında dolaşıyor. Devlet birçoğunu farklı kılıklar altında paketlemeye devam ediyor.
Mersinde hareketlilik var. Devam…

ABD tüm donanmalarını Akdeniz'e indiriyor.
Bir yandan Yunanistan'ı Kıbrıs ve Türkiye'nin üzerine salarak Türkiye'nin hem fikri hem fiziki enerjisini emiyor oyalıyor.
Eş zamanlı olarak Yunanistan da harekete geçirildi.
Türkiye mesaj vermek için Akdeniz'e petrol ve doğalgaz arama gemisini saldı.
Bu atak petrol ve doğalgaz aramaktan öte stratejik bir mesajdır. Tabi ki arama da yapacak…
Şimdi pür dikkat!

Türkiye'de seçimler bitti. İstanbul ve Ankara'daki belirsizlik tam ABD'nin istediği tarzda.
ABD bu hafta içinde teklifini yaptı:
“Türkiye'de 2 hafta içinde büyük kaos çıkarabilirim. Sokakları hareketlendiririm. Bunu istemiyorsanız Suriye, Irak ve Akdeniz'deki çıkarlarımıza engel olmayacaksınız!”
Şuan Türkiye'de ABD'nin istediği kaos şartları oluştu.
Türkiye önemli bir yol ayrımına girdi.
CHP, İP, SP ve AKP içine yuvalanmış ABD yanlısı unsurlarla ülkenin bekası ve ekonomisine yönelik ciddi saldırılar yapması olasıdır.
Türkiye ABD tarafından stratejik olarak yalnızlaştırıldı.
İsrail, ABD, Yunanistan, Ermenistan, Mısır, Arabistan ittifakı Türkiye'yi ciddi tehdit altında bıraktı.
Mesele PKK-DAEŞ-PYD-FETÖ değil, mesele Akdeniz'de bulunan dev doğalgaz ve petrol yatakları.
Bu örgütler doğalgaz ve petrol yataklarının kontrolünü sağlamak için ABD için güvenlik gücü ve boru hattı!
ABDÜLHAMİD HAN ı Anlayamayanlar bunu kesinlikle analiz edemezler.!!!
NOT: Mersin'e dikkat. Silifke, Gülnar, Anamur, Erdemli, Mut ve Tarsus'a selam olsun…
Saygı ve Adalet le
#horasan

milli irade

horasan
CHP'NİN İSTANBUL'U ALMASINI KABULLENMELİ MİYİZ?
Bu kez bir dost umun yaptığı analizi Paylaşıyorum. Ve yüzde yüz katıldığım için bunu yayınlıyor ve bu konuda yazmayacağım için dostuma teşekkür ediyorum. Eline sağlık Dostum
Muhalifler diyor ki; "Bir oyla da kazansak bunun adı demokrasidir, kabullenmek zorundasınız"

Seçimde yapılan hileleri, hırsızlıkları bir kenara bırakıyorum.

İstanbul'da İmamoğlu'nun başkanlığını neden kabul etmek istemediğimi anlatmadan önce, kazandıkları zaman ortaya koydukları bu demokratik(!) tavra bir hatırlatma ile cevap vermek istiyorum;

Siz değil miydiniz biz, Müslümanların karşısına çıkan engelleri her kaldırmak istediğimizde, milletin ezici çoğunluğu onaylasa dahi "Ama laik devlet ideolojisine, Cumhuriyet değerlerine ve kurucu iradeye aykırı" diyerek karşı çıkan, buna kalkışan partileri kapatan, siyasileri yasaklayan?

O zaman demokrasi yok muydu?
İşinize gelmeyenleri istediğinde adamdan saymadığınız Cumhur'un kıymetini şimdi mi anladınız?
Biz, "Milletin çoğunluğunun istediğinin değil de, kurucu iradenin/ideolojinin dayattıklarıyla yönetilen rejime Cumhuriyet denir mi?" dediğimizde bizi Cumhuriyet düşmanı yapan siz, şimdi hangi yüzle Milletin oyu adına bize fiyaka yapıyorsunuz?

Ama ben yine de sizin bu antidemokratik tavrınıza aynı şekilde karşılık verdiğim için kabullenmiyor değilim İstanbul seçimlerini.

Evet, eğer gerçekten CHP ve İYİPARTİ'lilerin sandıktan zaferle çıktıklarına inansaydım, sizin yaptığınızı yapmaz, bağrıma taş basar, "demek ki millet bunu istedi" der kabullenirdim sonucu.

Amaaa...

Zafer çığlıklarına kulak kabarttığımda duyuyorum ki o sandıklardan çıkanlar sadece CHP ve İP'liler değil.
Sosyal medyadaki paylaşımlara, gazetelerdeki yazılara, televizyonlardaki beyanatlara baktığımda anlıyorum ki İstanbul'u yönetecek olan sadece CHP ve İP'liler değil.

Bu seçim sonucunda;
FETÖ, PKK ve bilimum TÜRKİYE DÜŞMANLARI şehirlerin yönetimine ortak olmuştur.

Hepsi CHP ve İP'in daveti ve onayı üzerine onlara destek vermiş, karşılığını almak ve yönetimde olmak üzere CHP ile kirli bir ittifak yapmıştır.

Evet ben bu seçim sonuçlarını kabul etmiyorum. Demokrasi içinde, bir oyla kasanılsa dahi kabul edeceğim seçimlere, PKK ve FETÖ dahil olduğu için, CHP'nin kazandığı şehirleri onlarla birlikte yöneteceğini bildiğim/gördüğüm için bunu bir BEKA SORUNU olarak görüyorum.

Seçim sonuçları MİLLİ İRADEYE ve DEVLET BEKASINA aykırıdır.

Yapılan usülsüzlükleri, hileleri, hırsızlıkları ortaya çıkarıp bu seçimleri hükümsüz kılmak, devletin her kurumunun boynuna borçtur ve bu vatana yapılabilecek en büyük hizmet olacaktır.

Nokta!!
Alıntıdır.!!!
#horasan

ysk

horasan
YSK'DAN HUKUK VE VİCDAN DIŞI KARAR!

Ne yazık ki, #YSK'daki FETÖ yapılanması, bir şekilde İstanbul'da tüm oyların sayılması talebinin reddedilmesini sağladı.

Ancak görünen o ki, aynı YSK, sahtekarlığın ayyuka çıktığı 51 sandığın(örnek olarak verilen) tamamının sayılmasını formalite icabı kabul etmiş.

Oysa ki yarım akıllı bir adam dahi, mevcut gidişata göre oyların tamamı sayılırsa, Binali Yıldırım'ın öne geçeceğini tahmin eder.

Bu nedenle bu karar; Devlete kafa tutmak, milli iradeyle dalga geçek, adâletle eğlenmek ve hukuku ayaklar altına almaktan başka bir şey değildir!

Velhasıl, ya YSK içinde ciddi boyutta bir FETÖ yapılanması var. Yada YSK üyeleri FETÖ'nün tehdit ve şantjına maruz kalmışlar. Bu nedenle bu garabetin üzerine gidilerek, suçluların bir an evvel yargıya teslim edilmesi bir beka meselesidir. Zira YSK, milli irade tecellisinin tescillendiği hayati öneme sahip bir kurumdur.
Sakın ha Benim attığım oy Hainlere yazıldı. Bir daha beni sandığa çağırmayın!!! Önce YSK daki Feto cu ları temizleyin Saygı ve Adalet le
#horasan

Sırf seçimleri kazanmak için karşıt görüşlü partilerin koalisyonu

horasan
YSK İÇİN TEK SEÇENEK VAR...

Ak Parti İstanbul'da tüm ilçelerde oyların yeniden sayılması için YSK'ya başvuru yaptı. YSK Dört sebeple bu başvuruya olumlu cevap vermek zorundadır.

1-Şimdiye kadar yapılan itirazların Ak Parti lehine sonuçlanıyor olması
2- Bir çok sandıkta Ak Parti aleyhine oyların kaydırılmış olması
3-Bir çok sandıktan alınan sonuçların YSK sistemine yanlış girilmiş olması
4- Kamu vicdanın tam olarak tatmin olması

Eğer YSK bu başvuruyu olumlu karşılamazsa, kamu vicdanında, YSK'nın organize suç şebekesinin içinde olduğu kanaati oluşacaktır.

Elbette her ne olursa olsun, Devletimiz bu hain şebekenin peşini bırakmayacaktır.
Takipçisi olacağız bilesiniz zıllet ciler
Saygı ve Adalet le
#horasan

kazanan türkiye olacak

horasan
15 temmuz'da organize bir darbe girişimi yapıldı. Bir darbe hazırlığı olduğu, bir çok kişi tarafından önceden yazılıp çizilmişti. Elbette ki devletin ve istihbaratın da bu hazırlıklardan haberi vardı.

Belki önleyici tedbirler alınabilir, darbe hiç başlayamadan bitirilebilirdi. Ama o durumda darbeyi yapacak, destekleyecek ve sonrasında devleti ele geçirecek olan fetöcü kadrolar ortaya çıkarılamayabilir, fetö ile mücadele konusunda yeterli halk desteği ve siyasi birlik sağlanamayabilirdi. Ve o gün için darbe önlense de, önünde sonunda çok daha etkili, kanlı ve başarılı bir şekilde sonuca ulaşırdı.

Devlet bekledi, önleyici değil, karşılayıcı tedbirler aldı. Elbette bu tedbirler yüzde yüz başarılı olamazdı. Elbette darbe girişiminde istemediğimiz bir çok sonucu oldu. Ama sonuçta 15 Temmuz ve sonrasındaki süreçte büyük bir ihanet şebekesi, en azından bir daha bu çapta bir kalkışmaya asla yeltenemeyecek hale getirildi.

Darbe girişimi, devletin risk aldığı, aldığı risk karşılığında ise FETÖ'yü büyük bir tuzağa çekip, sonunda da kazandığı bir destana dönüştü.

15 temmuz ve sonrasındaki süreç tek başına, fetö'yü devletin ve ülkenin etkili alanlarından tamamen söküp atmaya yetemezdi, yetmedi. Hala kripto kalabilen ya da tespit edilen ama konjonktürel sıkıntılar sebebiyle müdahale edilemeyen Fetöcüler, bugüne kadar varlıklarını ve çalışmalarını bir şekilde sürdürdü.
Asker, polis ve yargı içindeki fetöcülere büyük oranda dokunulsa da devlet hala tam manasıyla temizlenememiş, özellikle siyasi ayağa yeterince dokunulamamış ve teşkilat içindeki fetöcüler kripto kalmayı başarmıştı.

31 mart'ta yapılan seçim çok önemliydi. Bu seçim belki de fetö'nün son şansıydı ve bu sebeple devlet, fetö'nün seçimlere mutlaka müdahale edeceğini, bunu da özellikle siyasi partiler içindeki hala kripto kalabilen elemanlarıyla yapacağını çok iyi biliyordu.

Tıpkı 15 temmuzdaki gibi, yapılacak bu kalkışmayı, seçim darbesini de engelleyebilirdi. Ama o zaman yine fetöyle istediği şekilde mücadele edebilmiş olamayacak, temizliği gerektiği şekilde yapamayacaktı.

Önleyici değil, karşılayıcı tedbirler alındı. Oyları istedikleri yönde manipüle etmeleri engellenmedi ama bunu yapanlar tek tek fişlendi, etiketlendi.

Yakında itirazlar sonucu yapılan tekrar sayımlar tamamlanacak ve İstanbul seçimleri sonuçlanacak.

Seçimi inşAllah AK Parti kazanmış olacak. Ama bu olmasa bile, asıl kazanan devlet, asıl zafer fetö'ye ve kalan kripto fetöcülere 15 temmuz'dan sonraki vurulmuş en büyük bu darbe olacak.

Seçimlere müdahale etmek için kullanılan fetö kırıntıları tespit edilip temizlendiğinde, Türkiye daha güvenli ve daha bağımsız bir ülke olacak. Yeni dönemde planlanan büyük adımlar, bu son seçim operasyonu sayesinde çok daha emin, çok daha sağlam atılacak.
Saygı ve Adalet le
#horasan

başka şey yokmuş gibi her fırsatta siyaset konuşanlar

horasan
"Benim inandığım dava bu duruma düşmemeli, düşürülmemeliydi" diyorum. "Binali Bey'i beş bin, on bin, on beş bin oyun hesabını yapacak konuma düşürmemeliydik. Çalınan oylara rağmen Binali Bey ezip geçmeli ve tarihî bir fark atmalıydı. Bu aşamadan sonra 5 bin, on bin oy farkıyla kazanılması beni kesmez, mutlu etmez" diyorum.
Ve bence hiç kimse böyle bir sonuçtan dolayı mutlu olmamalı...
Ancak; Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı açıklansa dahi, kimse bu durumdan dolayı mutsuz ve umutsuz olmamalı.
Çünkü eğer inanabilirsek, böylesi bir kayıp, gelecek olan zaferin habercisi olacak.
Bizler, sırtını yalnızca Allah'a yaslayan ve kaderin üzerinde bir kader olduğuna inanan bir davanın mensupları değil miyiz? Bizler, göklerden gelen bir karar olduğuna iman etmiş insanlar değil miyiz? Bizler, tam da o şiirde söylendiği gibi, yenilgi yenilgi büyüyen zaferlere imza atmış bir topluluk değil miyiz?
Şunu bin kere söyledim, bir kere daha söyleyeceğim. Hak davasında yenilgi yoktur, imtihan vardır. Eğer bizler, bu partinin hak davasını savunduğuna tüm kalbimizle inanıyorsak, bu imtihanı başarıyla atlatacak ve başarıyla taçlandıracağız.
İsyan etmenin, pes etmenin, mutsuz ve umutsuz olmanın zamanı değil. Başarılı olabilmek için aşağılık insanların kötü emellerine alet olanların kazandığı sahte zaferlere üzülmenin sırası değil.
Allah bize böyle zaferler nasip etmesin!
Çünkü aramızda dağlar kadar fark var.
Onların küçük ve kirli zaferleri, Amerika, Almanya, Fransa, Yunanistan gibi dünya barbarlarını sevindirir.
Bizim destansı zaferlerimiz Pakistan'dan Malezya'ya, Sudan'dan Kazakistan'a, Azerbaycan'dan Umman'a, Lübnan'dan Bosna'ya, Katar'dan Filistin'e, Mısır'dan Afrika'ya, Türkmenistan'dan Suudi Arabistan'a kadar bir ümmeti ayağa kaldırır.
Aramızda fark var.
Onlar; Selahattin Demirtaş'la, Figen Yüksekdağ'la, Can Dündar'la, Mine Kırıkkanat'la, Müjdat Gezen'le yürür.
Bizler; Ömer Halisdemir ve Fethi Sekin gibi vatan evlatlarıyla, vatanını canından aziz bilen şehitlerle, vatanı için canından bir parça kaybeden gazilerle yürüyoruz.
Varsın onlar, milletine darbe yapan, ülkesini bombalayan hain FETÖ'cülere "Mehmetçik" desin. Bizler; "Hedefimiz Kızılelma" diyen, cenge koşarken, "Bizi beklemeyin" diyen Peygamber Ocağı'nın şerefli mensuplarıyla yürüyoruz.
Çünkü; biz, terör örgütleriyle iş tutan, "Gelin ülkemize darbe yapın" diyerek Avrupalıların ayak suyunu içen, "Türkiye güvenli değil, sakın gelmeyin" diyerek ülkesini karalayan sefillerle yürümüyoruz.
Biz, Pakistan'da güllerle, Kosova'da türkülerle, Arakan'da nidalarla, Filistin'de dualarla, Sırbistan'da alkışlarla, Amerika'da, İngiltere'de Almanya'da ay yıldızlı bayraklarla karşılanan bir adamın arkasından yürüyoruz.
Biz, vatan hainlerine adalet getirmek için Ankara'dan İstanbul'a yürüyen birinin değil...
Somali'de posterlerle, Sudan'da tekbirlerle, Tunus'ta ilahilerle, Çad'da tebriklerle selamlanan bir liderin ardından yürüyoruz.
Makedonya'da halife, Kosova "Sultan oğlu Sultan" unvanlarıyla anıldığı için...
Azerbaycan'da "Can kardeş", Bosna'da "Candan öte" karşılanan, kanın oluk oluk aktığı İslam coğrafyasında "Ümmetin umudu" olarak görülen bir adam oğlu adamın ardından gidiyoruz.
Eğer biz, yeniden biz olduğumuzu ve daha da önemlisi kim olduğumuzu hatırlarsak, başarabiliriz.
Cumhurbaşkanımızın anlattığı Kadıhan ile Hülâgü hikâyesini hatırlayın. Kadıhan, şehrini istila eden Hülâgü'nün, "Beni buraya getiren sebep nedir?" sorusuna nasıl cevap vermişti hatırlayın:
“Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Allah'ın bize verdiği nimetlerin kıymetin bilemedik. Esas gayemizi unutup makam, mevki mal mülk peşine düştük. Zevk ve sefaya daldık. Cenab-ı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi” demişti ve eklemişti:
"Biz, benliğimize dönüp, kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, haramdan ve israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen buralarda duramazsın!”
Biz şu an bu gerçeği bütün dehşetiyle bir kez daha yaşıyoruz. Unutmayalım ki biz, yeniden biz olduğumuzda bunlar burada duramayacak!
Bu uğurda birbirimizi kıracağız, inciteceğiz ama daima doğruyu ve hakkı konuşacağız. Yanlış yapanı söylemlerimizle üzeceğiz ama itmeyecek, kapı dışarı etmeyeceğiz. Darılmak, küsmek, kapıyı çekip gitmek olmayacak.
Haksızlık nereden gelirse gelsin karşısında dikileceğiz. Hırsız bizdense, hesabını soracağız. Yanlış yapanın yanlışını gözüne sokacak, doğru yola çağıracağız. Birbirimize iftira atmayacak, kara çalmayacak, yerine göz dikmeyeceğiz.
Şunu ya da bunu değil, sadece ama sadece Allah'ı memnun etmeye çalışacağız.
Bizim gibi düşünmeyenlere kem sözlerle saldırmayacak, küfrü ve hakareti bir tarafa bırakacağız. "Makarna da veriyor musunuz?" diyen edepsizlerin karşısında edep timsali Yusuf Özoğul gibi olabilirsek, başaracağız.
Biz, biz olduğumuzda "Katı CHP'li" olmasıyla bilinen Savcı Sayan gibi insanları bu davanın neferi hâline getirebiliyoruz. Biz, biz olduğumuzda Süleyman Soylu gibi aslanları bulup sahaya sürebiliyoruz.
Yapmamız gereken şey çok ama çok kolay!
İşbaşı yapan yeni belediye başkanlarını göz hapsinde tutacağız. Milletvekillerine gerekirse nefes aldırmayacağız. Yeri geldiğinde onlarla beraber çalışıp koşturacağız. Ehliyetin ve liyakatin olmadığı, rantın, rüşvetin ve yolsuzluğun olduğu yerlerde isyan çığlıkları atacağız.
Bırakın parti içindeki yanlış insanlardan yana dert yanmayı. İçimizdeki yanlışları da yanlış insanları da düzeltmek bizim elimizde. Onlar bu davanın neferi olamıyorsa, biz olacağız.
Biz, Hazreti Ömer'i hata yaptığı anda kılıcıyla düzelteceğini söyleyen Eshab-ı kiram gibi, Yavuz Sultan Selim'e, "Yanlışını görürsem halline fetva veririm" diyen Zembilli Ali Cemali gibi davrandığımız an düzlüğe çıkacağız.
Biz, istersek yeniden başarabiliriz!
Bizler, kaderi birbirine mühürlenmiş insanlarız. Bu ülkeye yapılan onlarca ihanetin canlı tanıklarıyız. Yeni ihanetlerin karşısında dimdik durabilmek ve başarabilmek için yapmamız gereken tek şey Erdoğan'a, "24 yıl önce başladığın gibi, yeniden başla Usta" diyebilmek. Saygı ve sevgi ile
#horasan
1

seçim analizi

horasan
İSTANBUL'DA HAİNLER TETİKTE BEKLİYOR!

#İstanbul'da başlatılan tekrar sayımlarda 3 ilçe tamamen(500 bin oy) 15 ilçeninde geçersiz oyları(120 bin oy) olmak üzere toplamda yaklaşık 620 bin oy yeniden sayılıyor..!

Gelen bilgilere göre Binaili Yıldırım fark atarak öne geçecek. Buna karşılık CHP ve HDP ortalığı karıştırmayı planlıyor. Bu yüzden gayet sakin olmalı ve asla bir taşkınlığa mahal vermemeliyiz. Allah'ın izniyle Devletimiz gerekeni en hızlı bir şekilde yapacaktır. Unutulan İmamınoğlu nun şehir şehir dolaşacağım demesinin altındaki asıl gerçek.! Millet i sokağa çağırıp kaos planlayan bu fetoşgil ve mr Pinokyo nun asıl amacı seçim değildir... Ana maksat kaos yapmak TÜRKİYE nin önünü tıkamaktır. Ve YSK eli ile bir Darbe dir. Ortaya konan şu Menem olay.!!! Tüm olaylar bitene kadar Tüm il ve ilçe seçim kurullarında çalışan kim varsa başta İmamınoğlu olmak üzere Yurtdışı yasağı konulmalıdır. Çünkü malum sonra istemesi gelmesi zor oluyor.!!!
Saygı ve Adalet le
#horasan

büyük strateji

horasan
ÇOK MÜHİMDİR

SOYAĞACI GERÇEĞİ ILE TÜRKIYE'DE GEÇMIŞI (ASIL SOYU) BELLİ OLANLAR NEDEN KUDURDULAR?
(ERDOĞAN' ın MÜTHİŞ OYUNU)
YAHUDİ ASILLILAR NASIL DEŞİFRE EDİLDİ

■ Uzun yıllardır Başbakanlık arşivinde çalışan bir hocamla sohbet ederken , Sn Recep Tayyip Erdoğan'ın arşiv merakından bahsetmiş... "Asıl amacı devletin geçmişini öğrenmek" demişti.

■ Öncelikle 1934 yılında yapılan soyadı kanununu ele alalım.

■ Arasıra benim de faydalandığım Başbakanlık arşivi halka açılmadan önce, Erdoğan soyağacı ve soyadı ile ilgili tüm arşivleri araştırıp dijital ortama aktarılmasını tamamlattı.

■ Tabi ki bu Türkiye'deki SOYSUZLARI HEM RAHATSIZ ETTİ, HEM DE PANİKLETTİ.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Yunanistan ve Avrupa'daki 100.000 lerce Yahudiyi Türkiye'ye getirip bunlara Ahmet, Mehmet , Ali , Zeynep, Fatma ... isimlerini vererek, bizlerden birileri gibi kamufle edip, başta İstanbul ve Batı illeri ağırlıklı olarak Türkiye'ye yerleştirip yaydılar. Bir de soyadı kanunu ile bunlara Türk ve İslamî soyadları vererek gizlediler..

■ Türk Sanayisini , en verimli toprakları ve en güzel semtleri de bunlara teslim ettiler.
90 yıldır da Türk Sanayisi bunların elinde. Hiç bir şekilde kendilerine rakip olacak milli sanayicilere izin vermediler. Hem kendi güçlerini kullandılar; hem de Devletin gücünü kullanarak milli ve yerli sanayiyi hep kontrolde ve alt seviyede tuttular..

■ İkincisi Üniversitelerimiz ve Medya hep bunların kontrolleri altında kaldı.

■ Bu sayede Türk toplumunu hep kontrolleri altında tuttular.

■ Ta ki ARŞİVLER AÇILINCAYA KADAR.
Sn Erdoğan'ın Soyağacı çalışması bunları çokça rahatsız etti..

■ Tüm Kripto Yahudiler iyot gibi ortaya çıktılar... iki göbek öncesi yahudi oldukları ortaya çıktı.
Bu da bunların çıldırmalarına yetti.

■ Aslında bu olaydan sonra Sn. Erdoğan'a birçok kez meydan okudular.
Artık kendilerini gizlemeye gerek duymuyorlar sanki, biz daha güçlüyüz imasını açıkça belirtiyorlar.

■ SON TÜSİAD başkanlık seçimi bunun açık bir örneğidir.
Artık gizlemiyorlar. Hatta Türk bile olmayan Avrupa'lı bir Yahudiyi TÜSİAD a başkan seçerek açıkça meydan okuyorlar.
Neyse biz konumuza dönelim.

■ Erdoğan bu durumu öğrendikten sonra ne yaptı :

1-) Bunların egemenliğindeki Medyayı sessiz ve sakince ellerinden aldı, medya güçlerini azalttı.

2-) Ellerindeki sanayi gücüne karşı yeni bir milli sanayi gücü oluşturdu.

3-) Savunma sanayindeki hiç bir çalışmayı bunlara teslim etmedi.

Gün geçtikçe etkilerini azalttı ve azaltmaya devam ediyor. ..

Bir de siyasi bir hamle yaparak tüm bu bilgi ve belgeleri Sn. Devlet Bahçeli'ye açarak Milli ve Güçlü bir cephe oluşturdu.

■ İŞTE BU DURUM İÇERDE VE DIŞARDA SİYONİST YAHUDİLERİ ÇILGINA ÇEVİRDİ. Ellerinden gelse bu ülkeyi yakıp yıkacaklar ama güçleri yetmiyor...

■ En büyük hayal kırıklığı da Türkiye'nin Başkanlık sistemine geçmesiyle oldu.

■ Şimdi bu hainler ve içerideki piyonlarının tek ümitleri kaldı. O da 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur ittifakını yenilgiye uğratmak..
Onun için CHP -IP-SP-HDP ortaklıgında milyonlarca yalan iftira havada uçuşuyor.

Yoksa mı ?

BU İSLAM BELDESİNDE KURDUKLARI SALTANAT 31 MART'ta yıkılacak..Mutlaka saltanatları yıkılmalıdir. Yıllarca bu halkın sırtından geçindiler.
Medyanin bir kismi ellerinden gidince "yandaş medya" yakiştirmasi cikarildi, bütün bunlar Erdogan'in haklılıgını bir kez daha ortaya cikti. Bu durumda Erdogan'ı ve Cumhur ittifakını desteklemek üzerimize FARZ oldu, farz varken mekruha veya Haramilere -ihanetçilere -zillete gerek yoktur-UYAN TÜRKIYEM
Uyanalım
Uyandıralım
Allahını seven kendini buna mecbur hissetmeli. DOSTLAR, bu ülke bizim, GEVŞEMEYELIM-YOLA DEVAM EDELIM
Saygı ve sevgi ile
#horasan

türkiye gerçekleri

horasan
Öyle mi gerçekten?👇👇👇

Erdoğan gelmeden bu ülke güllük gülistanlıktı.
Kürtler refah içinde özgür ve mutlu idiler
Aleviler saklanma ihtiyacı duymadan kendilerini özgürce ifade ediyorlardı.
Dindarlar inançlarından ötürü hiç bir baskıya,zulme,haksızlığa uğramıyordu.
Memurlar,öğretmenler geçim derdinde,ay sonunu nasıl getireceğinin tasasında değillerdi.
Hiç bir memur ikinci bir işte çalışma ihtiyacı duymadan,otomobil alabiliyor,tatile çıkabiliyordu.
Emekliler,dullar maaş kuyruklarında gavur eziyeti çekmiyordu.
Pazar yerlerine akşam saatlerinde gidip,pazarcıların bıraktıkları sebzelerin içinden bir kısmı yenebilir durumda olanları seçmek zorunda kalmıyorlardı.
Hastaneler yetersiz değildi,miting meydanını andıran kalabalık kuyruklar olmuyordu
İsteyen istediği hastaneye randevu ile gidiyor,röntgen çekilmek için,MR çekilmek için aylarca sıra beklemek zorunda değillerdi.
Okullar açılırken anne babaları kitap sancısı tutmuyordu,veliler ikinci el pazarlarından çocuklarına kitap almak durumunda kalmıyordu.
Şehirler arası yolların tek şeritli ve bakımsız olmasından ötürü, canları,malları,vakitleri ziyan olmuyordu.
Yılın 6 ayı kar yüzünden ulaşım imkanı olmayan köylerde hastalar,hamile kadınlar ölüp ölüp gitmiyorlardı.
Üniversite okumak isteyen gençler mutlaka büyük şehirlere gidip binbir zahmetle,ailesine büyük külfetler getirerek okumak zorunda değillerdi.
Aldıkları burs ve krediler ihtiyaçlarını karşılayacak düzeydeydi.
Uçakla seyahet sadece imtiyazlı azınlığın faydalandığı bir lüks değildi,işçi,köylü,memur,asker,öğrenci herkes uçakla seyahat konforunu yaşıyordu.
Ülkede ne terör bombaları patlıyor,ne askere gönderdiğimiz körpecik yavrularımız eğitimli canilerin karşısına çıkartılıp telef ediliyordu.
Kimse etnik kökeninden,inancından,mezhebinden dolayı dışlanmıyordu.
Milletvekilleri ehil kimselerden oluşur,bakanlar yolsuzluğa asla bulaşmazdı.
Ülkenin kaynakları bir avuç baronun emrine amade değildi,bütün halkın hayatını kolaylaştırmak için harcanırdı vergilerimiz.
Hukümetler halka söven kibirli gazetecilerin evlerinde kurulmaz,gazete patronları üreme organını kaşıyarak başbakan karşılamazdı.
Ne zaman ki Erdoğan geldi,ülkenin düzeni allak bullak oldu.
Erdoğan giderse o eski huzurlu,mutlu,müreffeh ve barış içinde yaşadığımız günlerin geri geleceğinden emin olabilirsiniz.
Haydin o zaman, Kandil'deki, Pensilvanya'daki vatanseverlerin dediği gibi "Sandıklara koşup Erdoğan'dan kurtulalım."
Saygı ve Adalet le
#horasan

hak yol islam yazacağız

horasan
GEVŞEMEK BİZE HARAMDIR..

Düşünsenize... 50 müslümanı katlediyorlar! Bu sayede kendi saflarında zannettiklerinden yaklaşık 1000 kişi bir hafta içinde #İslam'la şereflenerek, #Müslüman oluyor. Bu onlar için ne de korkunç bir netice olsa gerek...

Demem o ki, küffar bizden çok korkuyor. Bu yüzden İslam, küffar için en büyük tehdit olarak görünüyor. Haliyle İslam alemi üzerinden İslam'ı kötü göstermek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Ama ne yazık ki, biz bunun tam olarak farkında değiliz!

"Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz."(Âl-i İmran, 3/139)
Saygı ve sevgi ile
#horasan
0 /
[email protected]