confessions

can

muadili işini görür eczacısı - 1. nesil uzman yazar

  1. toplam giri 1415
  2. takipçi 78
  3. puan 17590

gelecek size emanet gençler...

Free Ottoman

Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
15 Temmuz'u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.
Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!
Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul'u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın! Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da artık Fatih'in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla...😢

şaşırtan gerçekler

3k
Günümüz de artık tüm yapılarda bir asansör bulunuyor ve her asansörün de için bir ayna görüyoruz. Peki bu aynanın asansölere konulma amacı nedir. Saçlarınızı ya da elbisenizi düzeltmek mi? Hayır. Asansör'e binerken kabinin yerinde olduğunu görün diye konulmaktadır.
1

baba

merdumgiriz
özellikle doğu toplumunda çocuklarına karşı lüzumsuz mesafeli duruşuyla meşhur ebeveyn. genellikle saygı görmek adına yaptıkları söylenir. acı olan, saygı göreyim derken çocuklarıyla aralarında olan sevgi bağını zedelemeleri ve bundan haberleri bile olmayışlarıdır.

zaman uçurumu

reis
havanın soğuğuna karşı hızlı adımlarla eve giden sokağıma saptım, nefes nefeseydim, soğuğun etkisinden göğüs kafesim ağrıyordu, yüzümü hissetmiyordum. nihayet apartmana girmiştim, içerisi ılıktı ancak binada işinden en erken çıkan ben olduğum için binada benden başka hiçbir ev sahibi evinde değildi. dairemin olduğu kata çıktım ve anahtarımı taktım, çok güçsüz ve halsizdim, ağır ağır anahtarı çevirdim ve nihayet eve gelmiştim, kapıyı kilitledim ve yemekten bile önce çay koydum, açtım ancak ısınmam lazımdı, duş alacak gücüm olmadığı için bir bardak çay içmek gayet iyi gelecekti.

zaman uçurumu

reis
hikaye başlığıma hoş geldiniz! hikaye yazma kararım haddinden fazla spontane gelişti. Yıllardır başka büyük sözlüklerde doğaçlama hikayeler yazdım, güven sözlüğümüz için kolları sıvayacağım gün bugüne kısmetmiş. okuyanlar olur diye kısa kısa yazacağım, hem de mobilde olduğum için kısa kısa yazmak daha az yoracaktır, iyi okumalar. :]

her zaman olduğu gibi, yine iş yerimden çıkmış, günün yorgunluğu ile eve dönüş yolundaydım. henüz güneş batmamıştı ancak hava oldukça soğuktu, üzerimde sadece ince, beyaz bir gömlek vardı. elimdeki evrak çantamı, çok sert esen rüzgara karşı sımsıkı tutuyordum, çocuklar parklarda oyun oynuyor, etraf cıvıl cıvıldı ancak bıçak gibi keskin bir soğuk vardı.

twitter

siyahhanim
Düzgün bir biçimde kullanıldığında kamuoyunda ses getirip hakkınızı alabildiğiniz bir platform.

Üniversite yıllarımda; rektörden randevu dahi alıp meramımızı dile getiremezken,yapılan bir haksızlığı kendisine yüzlerce tweet atarak anlattık ve işimiz çözüme kavuştu... böyle güzellikleri çok var.
Tabi farklı bir konuda ibrahim kalın ile de etkileşime geçebilmem cabası oldu.

twitter

bewater
kopamadığımdır. sosyal medya kullanmaya şiddetli bir şekilde karşı çıktığım, akıllı telefon kullanmadığım dönemlerde bile zaman zaman bir hesap açar, bazı yazarları takip eder çıkardım. kullanmasını bilen için gayet faydalı, müthiş bir platform.

ülkü ocakları

anti
ilköğretim ve lise sıralarında için bulunduğum oluşum.
bazı kendini bilmez ve vatan davası adı altında şahsi menfaatlerini üstünde tutan bir kaç şaklaban yüzünden ocaktan çok çocuk oyuncağı olmuş durumdadır.

şehirler arası otobüs yolculuğu klişeleri

mehmetyildirim
Universitedeyken hemsehrim olan bir kiz arkadasimla yan yana seyahat ediyoruz. O dönemler öyle setralar, neoplanlar veya su anda hangi uc otobüsler var bilmem onlardan falan yok. Bizim neslin hatirlayabilecegi 302 otomarsan otobüslerinden var. Sigaranin daha yasaklanmadigi dönemler. Klima icat olmus ama bunda ki sistem acs. Nedir bu acs? Ac cami serinle! Velhasil kelam. Böyle bir ortamda yolculuk yaparken muavin geldi elinde 1.5 lt sasal su, arkadasima sordu ilk önce
- Hanimefendi su icer misiniz?
+ Hayir, tesekkur ederim.

Bu kez bana döndü ve söyle sordu! (Zebaniden hallice)

- Su iciyon mu?!
+ Zahmet olmazsa bir bardak alayim
- al!

yazarların başına gelen ilginç olaylar

mekanizebakteri
üniversitenin ilk yılları. paramız çıkışmadığı için minibüse binememişiz, otobüs bekliyoruz. hava buz gibi. durağa belki üç belki beşinci minibüs yanaşmış. biz yine binememişiz. hala otobüs bekliyoruz. mendil satan bir çocuk yaklaşıyor. "hava çok soğuk, neden binmiyorsunuz?" diyor. üzerimizde kat kat kıyafet. onun üzerinde incecik bir hırka. burnu, parmak uçları kıpkırmızı. "birkaç kuruş eksiğimiz var, otobüs bekliyoruz." diyoruz. çıkarıp cebinden birkaç lira uzatıyor. şaşırıp kalıyoruz. cebine koysun diye uğraşıyoruz. oturduğumuz yere bırakıp kaçıyor. bir arabanın arkasına saklanıp bekliyor alacak mıyız diye. gözlerimiz dolu dolu. almasak bir dert, alsak bir dert. insanın başına insanlığını bu denli sorgulatacak çok nadir olay gelir.
birkaç ay geçiyor sonra, sürekli o küçük kızı düşünüyoruz. tekrar karşılaşırız diye sürekli aynı durağa gidiyoruz. bir gün geliyor karşılaşıyoruz. hediye almak istediğimizi söyleyip "sen seçmek ister misin?" diye rica ediyoruz. bir mont beğeniyor kendine. "başka bir şey ister misin?" diyoruz. "ben istemem de, ablamın da montu yok." diyor. bir mont da ablasına seçiyoruz, en sevdiği renkten. öyle işte.

fas krallığı

bewater
kuzey afrika'da bir ülke.

bir sorun çıkmazsa bu ayın sonunda okumak için gideceğim yer. biraz heyecanlıyım. fransızca, arapça, ammice karışımı derslerden nasıl anlayacağım? mide rahatsızlığım orada artacak mı? ailemi özleyecek miyim? bilmiyorum.

tek bildiğim bu deneyime ihtiyacımın olduğu. döndüğümde aynı bewater olacak mıyım acaba?

şaka maka iyi kazandım o sınavı da :)

behçet necatigil

merdumgiriz
Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.

şiirinin sahibidir. Aynı zamanda yazar ve çevirmendir. Soyadını almasında divan şairi Necâtî'ye olan hayranlığı etkili olmuştur.

milletler cemiyeti

merdumgiriz
birinci dünya savaşı'nın ardından isviçre'de kurulan, ülkeler arasında yaşanabilecek problemleri barışçıl yollarla çözmeyi amaçlayan örgüttür. Aynı zamanda günümüzdeki -barıştan ziyade savaşa hizmet ettiğini düşündüğüm- birleşmiş milletler'in temeli olarak bilinir.

doktorlar

merdumgiriz
Belli bir dönem yaz tatilinin başladığının habercisi olan, şu sıralar "ben bu ilişkiye olan inancımı kaybettim ela" repliği ile twitter geyiklerine malzeme olan dizi. İlhan Mansız'ın Ömer rolünü canlandırdığı bölümdeki ölüm sahnesini 97987. kez izlerken hâlâ içli içli ağlayabiliyor oluşum tuhaftır.

ilkokulun ilk gününden akılda kalanlar

merdumgiriz
Sıraya oturmuş boş gözlerle etrafı incelerken yanıma gelen çocuğun "Merhaba, arkadaş olalım mı?" Şeklindeki tanışma teklifini sınıftan hiç kimseyi tanımıyor olmama rağmen "teşekkür ederim benim arkadaşım var" deyip reddedişimdir. Bu "cool"luğun bir cezası olacaktı elbette ki günlerden birgün ilâhî adalet tecelli etmiş o çocuğa aşık olmuştum. Çocuk da o günün intikamını alırcasına 8 sene boyunca bana sataşıp durmuştu. Bu da böyle hisli bir anımdır.

gözlüklü şiir

merdumgiriz
bir haydar ergülen şiiridir. eser gökay'ın sesinden dinlemek bambaşkadır.


İyi değiliz gözlük bak durmadan
kırmaya çalışıyorlar bizi hiç iyi
değiliz iki gözüm, bende can, sende cam
bırakmadılar, daha kırılacak ne varsa bizde,
gözlüğü olmayanlar çok mu acımasız oluyor
ne, çekip alıyorlar seni gözümden, öyle
çok eziliyoruz ki gözlük, sen bensiz kırık,
ben sensiz karanlık, nerde insanlık
bizi bu kadar kırmasalar, di' mi cam
dostum, onlara da birer gözlük alırdık!
Ne güzel gözümün önünde olman yine,
sensiz ne gülüşün tadı var ne de bakışın
sen olmayınca kötülük daha kötü görünüyor
gözüme, yumruklar daha zalim, sözler daha
sert iniyor yüreğime, sensiz bu dünya
bomboş görünüyor gözüme, sana gözüm
gibi bakacağım, artık senden başkasını görecek
gözüm yok, bizi görmeyenlere
söyleyecek sözüm yok, bizi çok kırdılar gözlük,
bizi tuzla buz, bizi unufak, bizi cam çerçeve
kırdılar da bakmadılar bir kez olsun can gözüyle,
şimdi hem cana, hem cama göz diktiler,
hem gözden düştük hem sözden, bir daha
kırılamayız gözlük, sonumuz olur kırılmak bir daha,
parçamızı bulamazlar ikimizin de! Ah ne bakacak
göz, ne görecek gönül bırakmadılar bize,
bir güzellik kalsaydı, iki ne dört gözümüzle
titrerdik üstüne, candan içeri olan camdan içeri
derdik demesine de, öyle bakımsız, bakışsız
bıraktılar ki gözümüzü, gönlümüzü, ne can
hevese geldi, ne göresi geldi camın,
biz birbirimize iyi bakalım gözlüğüm, canım,
belki onlar da iyi bakarlar kendilerine,
gözlüğüm, iki gözüm, kemiğim, bu sözlerimle
umarım kırmamışımdır seni, zira çok incesin
kırılırsın, kırılır arkadaşlığın camdan kalbi de!

Sözlük
https://dovizkurlaricanli.com