confessions

can

psikolojiktir o geçer doktoru - 1. nesil uzman yazar

  1. toplam giri 1502
  2. takipçi 78
  3. puan 18768

idrar

nushirevan
(bkz:çiş)

Öyle bir sıvıdır ki bünyeniz hakkında anında bilgi verir. Çok afedersiniz şu sekilde bir ağaca işediğinizi farz edelim:



İşediğiniz toprağın etrafına karıncalar toplanıyorsa;
DİYABET (şeker) hastasısınız

Ağacın dibine değilde ayağınıza işiyorsanız;
PROSTATsınız

İşediğiniz yerden işkembe bağırsak yani sakatat gibi kokular geliyorsa;
KOLESTEROLünüz (yani kanınızda yağlanma) var

İdrar rengi açık sarıysa;
İYİ DURUMDASINIZ
İdrar rengi koyu sarıysa;
BOL BOL SU İÇİN

İşediğiniz yer köpükleniyorsa;
SİROZ (karaciğer yağlanması) vardır

Yanınızdan geçeni görmüyorsanız,
KATARAKT (gözde perde) oluşmuştur.

Size "utanmıyor musunuz ağaca işenir mi" diye sesleneni duymuyorsanız, SAĞIRsınız (İşitme engelli)

İşiniz bitti, dönüş yolu üzerindeki çocuklar sizi amca amca dükkânı açık unutmuşsun diye uyardılarsa vay halinize;
ALZHEİMER (unutkanlık) başlamış demektir. (bkz:Bgv)

osmanlı devleti

martilara simit atan kadin
Mimarisi her dönem özenli olmuştur ancak Çelebi Mehmet döneminden sonraki dönemlerde bu özenin yanında ihtişam da yer alır. Erken dönem yapılarında eski Bizans yapılarından devşirme malzemeler kullanılmış, Bu şekilde hem maliyet azaltılmış hem de süsleme açısından kolaylık sağlanmıştır. Edirne'nin başkent oluşu ile beylik dönemi sona ermiş, imparatorluk yolu açılmıştır. Bu mimaride yığma taş ve devşirme malzeme geleneğinin yavaş yavaş azalmasına neden olmuştur. Ancak devşirme malzeme geleneği genel kanının aksine asla tamamen yok olmamıştır. Osmanlı imparatorluğunun son döneminde dahi yıkılan kilise ve manastırdan alınan devşirme malzemeler kullanılmıştır. İstanbul'un fethi ve onu takip eden yıllarda devşirme malzeme ve yapı kullanımı oldukça artmıştır. Bunun sebebi ise hem Fatih Sultan Mehmed'in kültürel birikiminden kaynaklı sanata ve sanatçıya verdiği değer hem de söz konusu malzeme ve yapıların kalitesi, sağlamlığı ve dayanıklılığıdır. Mimar Sinan dönemi Osmanlı mimarisi için bir zirve noktasıdır. Gerek dini mimarideki namazgah açıklıkları, minareler, kubbe tasarımları; gerek sivil mimarideki işlevsellik; hatta yapı malzeme tercihleri ve süsleme teknikleri açısından büyük yenilikler yapılmıştır. Sinan sonrası dönemde sinan etkileri sürmüş, ancak hiç bir zaman tam anlamıyla sinan estetiği yakalanamamıştır.

Şahsen Osmanlı barok mimarisine hayranım. Taş ve mermer kullanımı, süsleme motifleri beni inanılmaz derecede etkiliyor. Elimde ne iş varsa bırakıp yalnızca izlemek istiyorum.

erkek yapınca normal kadın yapınca anormal olan şeyler

anti
(bkz:aldatma) eylemi.
Erkek eşini, sevgilisini, nişanlısını, sözlüsünü diye uzar da uzar uzun lafın kısası başka birisiyle kısa süreli ya da uzun süreli bir ilişkide erkek tarafına çapkın, kazanova diye isimler takılırken, kadın tarafına süt ürünlerinden başlayıp kaşar,yollu, bu işlemden para almamasına rağmenorusp*uu hatta eyşan denmektedir.

14 şubat sevgililer günü

nushirevan
Çiçek satışlarının tavan yapacağı günde uykularından uyanamayan esnafın kayıp günüdür. Mahallemdeki çiçekçi iyi okusun: Bilader ben 08:30'dan 09:00'a kadar bekledim, dükkanı açan olmadı. Allah bol kazanç versin ama "erken kalkan yol alır" gibi de bi sürü laf var.. Bi daha sokağına uğramam mesa ben..

14 şubat sevgililer günü

martilara simit atan kadin
birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır.

Bir rivayete göre Valentine, öldürüleceği günden bir gün önce (14 Şubat) gardiyanın kız kardeşine "Valentine'ninden" imzalı bir aşk notu vermişti. Öldürülmesinin sebebi ise Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde; gizlice evlenmelerine yardım etmiş olmasıdır.

Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılır. Ve bu ay Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.

Antik Roma'da 15 Şubat (yani gamelyon ayının son günü), bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.

Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat'ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca 'çift' olma alışkanlığı vardı. 469'da Papa bu gayri-Hristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil azizlerin isimlerini yazılıydı.

24 ocak 2020 elazığ depremi

batuhanxo
Yeni yeni kendime gelmişken aradan haftalar geçti fakat halen aynı korku ve bulanıklaşmış o psikoloji içerisindeyim. 24 ü o gece 20.55 ve sonrası o felaket tablo...
Sürsürü de oturuyorum ve iki sokak ötemde enkazlar yıkıntılar gürültüler feryatlar...
İnsanlığın çaresiz kaldığı o tabloya bizzat şahit olan biri olarak daha ekipler gelmemişken insanların kendi çabalarıyla çıkmaları etrafta biz giblerin yardımlarıyla çıkarılanlar.
çok uzun 1-2 saat geçirdim fakat o enkazda sadece o korku ve boş bir ruh haliyle ufak bir kız çocuğuna yardım edebildim kucağıma alıp ambulansa götürürken bir yandan dizlerim bağı kopmuşken o ufak kızın kucağımda ki o feryadı 'ALLAHIM NE OLUR BANA YARDIM ET BABAMI BUL'.
Çöktüm kaldım. Oturdum bir taşa ve dakikalarca ağladım elim ayağım tutmadı ve en sonunda babası 2 saat sonra ölü çıkarıldı.
O günden sonra tek şeye karar verdim ki siz dostlarıma tavsiyemdir. N'olur sevdiklerinize sahip çıkın dinleyin anlatın son günmüş gibi sarılın çünkü yarın yok hiçbir zaman var olmadı da.

24 ocak 2020 elazığ depremi

fearless sidd
24 Ocak deprem anında Urfadan hareket ettik hemen Elazığ a Kızılay ekibi olarak Sürsürü de sadece onbeş yaşında ki bir kız ve babası takıldı aklımıza tek kelime eşim ve çocuğumu bulun dedi afad hemen çalışma başlattı ve günler geçtikçe umutlar azaldı ve su boruları patlamış enkaz sular altında hep umut olarak kimse varmiiiii diye bağırdılar iki gün boyunca annesinin enkaz altında kalan canlı çıkması için annesini ve kardeşi umutla hep baktı olmaz olsun ne yapalım yalan dünya deyip durduk hayat sadece kısa bir zaman ve her saniye titiriyor Elazığ ve acaba ........

işaret dili

martilara simit atan kadin
sertifikalı bir eğitmen olarak ilk söyleyeceğim şey 'insanlara dik dik bakmayı kesin. acıyan gözlerle onları göz hapsine almanız kulaklarını açmayacak',
ikinci şey internetten öğrenmeye çalışmayın. internetten masum düşüncelerle öğrendiğiniz en basit kelimelerle bile küfredebilirsiniz. pek çok belediye, halk eğitim merkezi ve özel kurslar temel seviye ve ileri seviye tercümanlık dersi veriyor.
üç; sakin olun. siz onlara bir şeyler anlatmak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz ama sadece onlar sizinle isterse iletişim kurar. dışarıdan bir anda sohbetin içine dalanları oldukça kaba ve görgüsüz buluyorlar.
dört; öğrenmeden önce kol egzersizleri yapıp kollarınızı sürekli harekete alıştırın. kulağa komik geliyor olabilir ama dersin ortasında 'ama ben yoruldum' diye sızlanmanızı istemeyiz.

işaret dili

kaptan jack sparrow
Ülkemizde yaklaşık 4 milyon insan sağır ve dilsizdir. İşaret dili bu arkadaşlarımızın hem kendi arasında hem de bizimle iletişim kurmasını sağlayan jest, mimik ve işaretlerdir. Eğitimi alınmalı diye düşünmekteydim. Düşündüm ve daha fazlası gerek diyerek bir işitme engelliler derneğinde gönüllü olarak eğitim koordinatörü olarak çalışmaya başladım. bir hafta öyle güzel duygular yaşadım ki anlatamam, tarif edilemez resmen. Birilerine yardımcı olmak gerçekten harika bir his. İnsanın yaşamına anlam katıyor. Herkesi bu tarz kurumlarda yada bağımsız bir şekilde gönüllü olarak çalışmaya davet ediyorum. Belki para kazanmazsınız ama parayla satın alamayacağınız duygular hissedersiniz.

ilk sevgili

abcde
En masum zaman,tabii torpidodan fırlamış ergen füzeleriniz patlamamışsa şayet güzel zamanlardır.

İlk sevgilimi 6. sınıfta yapmıştım kız ne kadar güzel anlatamam anlatırımda "abartma be olum" diceğinizi düşünerek es geçiyorum.
Kızı bi dönerciye götürmüştüm param o kadarına yetiyodu gelçi şimdide adana dürüme anca yetişebiliyorum ama olsun
Geldik mekana dönerin başında olan abiye
-abi bize 2 tane tam döner dedim
Kız bana bi baktı bozuldu sonra dönüp param olmadığını anlarmışçasına gelçi çok belli ettim siparişi değiştirip tabakta döner istetti pilavlı patates kızartmalı falan hesabıda kendisi ödedi sonra 1 ay sonra ayrıldık ama yaptığı hala aklımdan çıkmadı sonra aramıza ufak mesafeler girdi falan bundan 2 sene önce instagramdan profiline baktım kız bilmemne ogularının şirketinde staj görüyo falan babasının şirketi be ağa bende evde gofretin jelatinini kemiriyorum vay anasını dedim ilk ilişkinde fareyi kapmışsın dedim güzel zamanlardı.


Yalnız aklıma takılan ben bu entrye niye girdim eğer okuduysanız çaldığım zamandan ötürü yaptığım boşluktan ötürü özür dilerim...:)

pişşş pişşş sesi

nurse
Tüm bebekleri sakinleştiren milli ninnimizdir..

Geçen gece kızımı yatağına uzatıp bende yatağıma uzandım. Hala hareketli olduğunu görünce pişşşpişşş diye uyumasını bekledim. Ben Susunca bidaha hareketleniyor. Ehh bende yoruldum pişpişş demekten.bende her klasik anne gibi herşeyin hazırı vardır diyerekten Sevgili YouTube a başvurdum ve arkada melodi olsada pişşpişş sesini buldum. Hemen açtım, baktım kızımda hareketlilik yok. Tamam dedim beğendi demekki. 10 dk geçti baktım sesi çıkmıyor uyuduğunu sandım. Yatağına baktığımda birde ne göreyim o karanlıkta oturmuş alkış çalıyor bir yandanda sağa sola sallanıyor. Güleyimmi ağlayayımmı.

sözlük yazarlarının aramıza katılma hikayeleri

merdumgiriz
- 1. nesil yazar alımları başlamıştır. Sözlük sistemini bilmiyorsanız hiç sorun değil! Gelin birlikte öğrenelim.
- amaaan! kim uğraşacak şimdi hesap açmakla. kullanıcı adı bul, e posta doğrula falan. neyse hâllederiz bir ara.

- 1. nesil yazar olma fırsatını kaçırmayın!
- amaaan! kim uğr...

- 1. nesil yazar alımları için son günler!
- amaaan!

- 2. nesil yazar alımları başlamıştır.
- olalım bakalım hemen üye.

sözlük yazarlarının aramıza katılma hikayeleri

mahur
Benim sözlük denen olgudan hiç haberim yoktu. Bilirsiniz 1000kitap diye kitap uygulaması vardır. Onu bir süredir kullanıyordum ama çok fazla değildi. Kullananlar bilir orada akis cok hizlidir. Dakikada binlerce ileti akar. iste o yogunlukta bende sözlük ile ilgili bir bildiri belkide paylastiklari ilk bildiri olabilir, Ona denk geldim. Neymis diye bir girdim. Hala burdayim. Yavas yavas da ogrendik. Burdaki sahsina munhasir herkesi beğenerek takip ediyorum. Inşallah da boyle ozel bir yerde devam etmek nasib olur. Olsa olsa buna tevafuk denir.

(bkz:tevafuk)

taksim

nurse
Dil bilgisindeki eğik çizginin diğer ismidir.
*Tarih yazarken gün ay ve yılı ayırmak için kullanılır.
*Matematikte bölme işlemini simgeler.
*Adres bilgilerini yazarken il ve ilçe arasına konur.
Bla bla bla

24 ocak 2020 elazığ depremi

nurse
Hayatımda hissettiğim en belirgin ve uzun depremdi.. enkaz altındaki vatandaşlarımızın acısını en derinden yaşıyorum.. rabbim ailesine sabır versin.. eşimde toplum sağlık örgütünde çalıştığından dolayı şuan elazığa gitti. Rabbim onu ve tüm çalışanları, vatandaşlarımızı korusun.

sözlük yazarlarının anıları

mahur
Bundan yıllar önce, sanırım daha 17 yaşındayım. Ben lise son sınıfta, kardeşimde lise bire gidiyordu. Ramazan ayıydı. Kardeşimin sınıf arkadaşlarını iftara almıştık. iftara çok az bir vakit kalmıştı. Televizyonda açıktı ve haberleri izliyorduk. Haberde ramazan dolayısıyla yardım paketleri dagitiliyormus, ve izdiham çıkmış, bir sürü kavga falan. Bize de bunu haber niyetine sunan bir basın: tam türk medyası basın örneği. Bende tam bir boşboğaz olarak düşünmeden, yorumumu yapıştırdım; " kesin bunlar çingenedir, Bunlar hep böyle zaten" minvalinden sözler sıraladım. Ama o anda yer yarılsaydı da içine girseydim (cidden) daha iyiydi diye düşünmeden edemiyorum. Başımdan kaynar sular döküldü. Gelen misafirlerin içinde o cemiyete mensup bir kızda vardı. Ağızdan laf bir kere çıktı mi donduremiyorsun. Öylece kala kaldım. Dedim bir kere. O gece o kadar üzüldüm ki o kızın yüzüne bir daha bakamadım. Keşke özür dileseydim ama daha mi kötü olurdu, bilemiyorum. Şimdilerde ne zaman karşılaşsak halini hatrini sormadan geçmem. Belki gönlünü böyle alabilirim diye. Insan konuşurken bir defa değil birkaç defa düşünmeli. Ama insaniz işte.

allahaısmarladık

mahur
faruk nafiz çamlıbel'in bir şiiridir.

Allahaısmarladık

Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...
Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı
Andırıyor ışıksız evinde pencereler.
Biraz yeşermek için beklesin artık kışı
Çağlayansız yamaçlar,suyu dinmiş dereler.

Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.

Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.

Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü
Daha candan görürüm senden uzaklaşınca.
Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü:
Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.

Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

uçurtma uçurmak

mahur
Uçurtma denen oyuncak yada alet denen nesneyi havaya çıkartmak ve onu orada tutmayı başarabilmektir. En incesinden iki tane, En az iki tane çıtanız olmalı. Ben bir kere beş çıtadan yıldız şeklinde bir uçurtma yapmıştım. Ne güzel olmuştu. çıtayı bağlarsın sonra bolca ipte lazım. Birde biz poşetlerden oturur kuyruk yapardik. Baya bir emektir uçurtma. denge önemlidir o olmazsa yerden bile kaldıramazsın. Sonra en son olarakda rüzgar lazımdır. Ama bizim memlekette dört mevsim rüzgar olduğu için bu konuda hiç zorlanmazdik. Aksine bizim uçurtmalar aşırı rüzgardan ya kaçıp giderler yada denize çakılırdı. Geçen bahar çocuklara hazır uçurtma aldık, uçurduk. Beş dakika sonra canları sıkıldı. Biz niye hiç bıkmazdık, hayran hayran bakardık, suratımızda gülen bir ifade ile. uçurtmayı uçurmayı başarmak bizi mutlu ederdi, yeterdi bize. Belkide şimdilerde herşey hazır olduğu içindir. Emek yok.

yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları

batuhanxo
Mahalleler arası taso turnuvası var tabi ben ve arkadaşım bu Şampiyonlar Ligi'nde favori takımız. Güzelce gidiyoruz milleti eze eze sonra çoğu kişiyi yendik yanımızda bi kavanoz taso götürdük fazla taso olduğu için kolay çekilmiyoruz. Sonra neyse turnuva bitti eve gidiyoruz karlı bi maç oldu sağlam tasoları topladık birden karşımıza adi iki tane çocuk çıktı bıçak çekti tüm kavanozu ve cebimde ki nadir ash brook gibi nadir tasoları da aldı gitti şerefsizin evlatları ya günlerce ağladım kendime gelemedim . Ağlama istiyorum aklıma geldi yine.

yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları

mehmetyildirim
Renkli televizyonun türkiye'de ilk ciktigi yillar, o zamanlar mahallenin en zengin ailesi konumundayiz. Bizim malikaneyi degnekle gösterirlerdi "ahhanda surasi yildirimlar malikanesi" diye o bicim yani!
Sadede geleyim; daha 6-7 yaslarindayim babacim almis hemen renkli tvyi, vitrinin orta tarafina koyulmus ki erisemeyelim! Neyse ki benim (bkz:kames) futbol topum vitrinin en üstünde de almak icin tv'ye dokunmam gerekmiyor! Topumu almak icin vitrine tirmandigimda elim yanlislikla tv'ye degiverdi ve 1 saniye sonra "pofff" diye bir ses geldi! (bkz:aman tanrım didim). Hemen 53 metre ötedeki kurtarici yüce insana kostum yani babaanneme. Ortaligi sakinlestirdiler falan. O zamanda tamirci falan yok ki renkli tv yeni gelmis kimse anlamiyor ekran tamirinden...
Yenisini aldi tabi kiyamaz ogulcuguna... uzatmayayim yine kamesimi vitrinin üstüne koymuslar ben napim olum! Velhasil kelam 2 adet yepyeni gicir gicir renkli tv patlattim mis gibi... ve hic dayak yemeden yirttim babaannem sagolsun
Tamamen gercektir.

yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları

serendipity
Birkaç dönem üstümüzde bulunan, yarı felçli yani tekerlekli sandalyeye mahkum ablamız vardı okulda. Engelinden dolayı kimse kendisiyle yani yaşıtları arkadaş olmamışlar. Biz daha okula yeni başladık, şu anki çizgimiz neyse insan kayırmamak noktasında, o günün şartlarında 6 yaşında olan ben ve arkadaşlarım bu güzel kalpli arkadaşımıza sahip çıktık. Neredeyse her teneffüs birbirlerimizi görmek için can atıyorduk. Başımızda bir abla olması bizi daha heyecanlı kıldı belki de. Yine akşam oldu, okuldan çıkarken hepimiz birbirimize “iyi akşamlar” dileyip ablamızı da okulun çıkışında bıraktık. Ailesi okul çıkışı her zamanki beklediği kapıdan alıyordu.
Ertesi gün oldu, okulda bir soğuk, kasvetli hava, kimsenin yüzü gülmüyordu. Okula çok erken saatlerde geldiğim için hemen ablamın sınıfına çıkarak ona selam verirdim. Sınıfına çıktım, Sırasında yoktu. Hayret ki; o da hep erken gelirdi. Biraz bekledim, kimse çıtını çıkartmıyor! Bu derin sessizliğe mana bulamıyordum. Öğretmenler bile sus pus, “hadi yavrum sınıfına git!” diyorlardı.
Derin sessizlik yerini, ozon tabakasının delici karanlığında vaveylaya dönüşüyor, etlerimin lime lime olduğunu hissediyordum, (bkz:boğazımda düğümlenen hıçkırık) belki de ilk kez o gün başladı..
Ablamız artık yoktu..
Son görüşmemizmiş meğer...
Akşam onu ailesine bıraktığımızı teslim ettiğimizi düşünürken, okulun “sapık” hademesine teslim ettiğimizi görememişiz meğer...
Engelini fırsat bilip, bir şekilde bu küçük kız çocuğunu okula sokmayı başarmış Ve bu adi insanlık suçuna teşebbüs etmiştir.
O küçücük bedeniyle olan bitene anlam bulamadan, gururuna yediremeyen, Daha da ileriye gitmeye teşebbüs eden sapığa, saklandığı odanın kapısını kilitleyerek karşı koymuş. Ancak o korkuyla karışık akıl karışıklığında üstüme gelmesin diye bulunduğu mahaldeki camı açıp kendini derin yükseklikten koyvermiştir.
Bu olayın üst mercilerce usulca üstü kapatılmış, öğrencinin kendi hür iradesiyle intiharı şeklinde olay son buldurtmuşlardı. Bu dünyada sapıklar hür gezerken, öbür dünyadaki adaletin sıcaklığı bedenimi sarıyor Ve teselli buluyordum...
(bkz:çok özledik seni sevgili ablacım)

saç ekimi

tor
Çalıştığım ortamda bir arkadaşımız bu işlemi yaptı. Yani şaşırdım adamın kafası saçlardan görünmüyor.
Maddi durumu olan kişi/kişilere öneriyorum...

sözlük yazarlarının 2020 hedefleri

tor
İlk başta her halime şükür kelimesini (kalıplaşmış olanı değil!) binlerce kez kullanmak istiyorum.
Hali hazırda bulunan iş yerimde çalışmaya devam edip, akabinde başkalarını zengin edeceğime kendime çalışıp kendimi zengin etme yoluna koyulmak istiyorum.
Günümüzün iş potansiyeli yüksek olan yazılım üzerine yoğunlaşıp hedefim olan şirketi kurmak beni bir hayli mutlu edecek...
Ve sonra ufak sıcak bir yuva güzel olur diye düşünüyorum.
Sözlük
kuluçka makinesi One Hit Wonder Likit Smok Nord