türkiye'den basıp gitmek

serendipity
Toplumun değerlerini görmezden gelip, üstenci tavırlarıyla bağnazlık kurup, her fırsatta yapıcı olmak yerine sürekli eleştirel tutum sergileyip, boş laf safsatasıyla gündemi oyalayan, saygı göstermediği varmış gibi saygı bekleyen, başka ülke vatandaşlığının özentiliğinden salya akıtanların olduğunu görmemek mümkün değil! Bu toprakların gerçek sahipleri olan bizler adına (sahip olduğumuz renk, din, kültür vb. ayırt etmeksizin) şu anda bizlerin hakkını koruyup, bizden sonraki nesillerimizi de koruyup, faydalı olabilmek adına; içinizdeki süveyda ile başkalarının gölgesi altında yaşamayı kabul edip, kimliklerinin önünde ki 'Türkiye Cumhuriyeti' ibaresinden rahatsız olan her kim varsa, bir an önce özür dilemeden yazıyorum; 'cemil cümlenizle def olup gidiniz!'

*Yazar burada üstüne alınması gerekenleri kastetmiştir.
1
mavikaranlik
Montenegro'dan uygun fiyatlar ile çalışma ve oturma izni alabileceğiniz gibi biraz daha ek ücret ile vatandaşlık dahi alıp "basıp" gidebileceğiniz eylemdir.
Çok düşünüyorum bana lazım diyenler için avukat arkadaşlara yönlendirme yapabilirim. Parası neyse verip gidin.
consensus
kimse duyar kasıp milliyetçilik duygularıyla yorumlamasın gitmek isteyenleri ki aksini iddia edenleri samimi bulmuyorum tabii ki malum güruhtan değilse.ülke bana göre normalleşmeden çok uzaklaştı istediğimiz özgürlük ve gelişmişliğe ulaşabilmemizin yolu her geçen gün daha da zorlaşıyor imkanını bulsam 1 dakika beklmem arkama dahi bakmam.
herkes kendi öz yurdunda yaşayıp ölmek ister bu en doğalıdır ama az çok söylemek isteyipte söyleyemediklerimizi tahmin ediyorsunuzdur.
martilara simit atan kadin
Sık sık düşündüğüm konu.

Edit: sanırım sebebini açıklamalıyım. Başka bir ülkeye gittiğimde vatandaş muamelesi görmeyeceğimden eminim. Zaten öyle bir beklentim de yok. Başka bir ülkede yaşama prosedürlerini pek çok 'Türk vatandaşı'ndan iyi bildiğime de eminim. Maalesef ki Almanya, Kanada, Fransa, İngiltere, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Avusturya, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Osetya, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede 'göçmen' olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Bilmemek ve öğrenmeye mecbur hissetmemek isterdim. Ama bu isteğim hiçbir şeyi değiştiremiyor. Peki ben bu hale nasıl geldim?

1) Gecesini gündüzüne yazını kışına katıp ülkenin 'en iyi' dediği üniversiteye girmek için yarışan, mezun olan pek çok kişinin 3 yıl atanamayıp Burger'e kasiyer olduğunda; bir de üzerine 'artık işsiz değilim' diye sevindiğinde;

2) Kasabın önünden içini çeke çeke geçen bir memur çocuğu gördüğümde;

3) Sürekli beli ağrıdığı için gözleri dolu dolu yer silen gencecik kadının evinde yatacak bir yatağı olmadığı için belinin ağrıdığını öğrendiğimde;

4) Burs alsın diye çağdaş yaşamı destekleme derneğine götürülen liseli kızın 'derslerinde başarılı olursan seni geziye de götürürüz' dendiğinde 'ay gerçekten mi' diyip sevinçten ağladığında;

5) Her gün televizyonda damacanaya tecavüz, kadına şiddet, pedofili ve inşaatta oluşan göçük yüzünden ölen işçi ailesine “takdir-i ilahi”, ölen şehit annesine “bilmiyor muydun öleceğini” diyen yetkilileri gördüğümde;

6) Mahkemeye verileceğini öğrenen sapığın “ne yapacaksınız? Hapse mi atacaksınız? Komik olmayın, burası Türkiye” dediğinde bu ülkeden gitmeyi düşündüm.

Televizyonu her açtığımda da düşünüyorum. Siz tecavüzcüleri, ihmalkar yetkilileri, her felaketi kanıksamış toplumu garipsemiyor, şehitlere üzülmüyor olabilirsiniz. Ama ben o haysiyet yoksunu yaratıkların yaptıklarını öğrendiğimde midemin bulanmasına engel olamıyorum. O şehit annelerin her gözyaşında yüreğimin yandığı gerçeğini 'aman benim babam, abim, çocuğum mu' diyip gözardı edemiyorum. Evine ekmek götürebilmek için yerin dibinden kömür çıkaran insanların emeğinin yok sayıldığı gerçeğine inanmak istemiyorum, bunu duymaya bile tahammülüm yok. Bunların tamamını olağan karşılayan insanların varlığıyla yaşamak da beni mutsuz ediyor. Metroda, otobüste, avmlerde yüzleri asık insanlar görmek beni olumsuz etkiliyor.

Siz kabullenebilirsiniz bir takım şeyleri, ben kabul etmek istemiyorum. Çünkü kabul edersem biliyorum bu çığ daha da büyüyecek.

Ben sokakta korkusuzca uçurtma uçuran çocuklar, yalnızca çok beğendiği o topuklu ayakkabının numarası kalmadığında üzülen kadınlar görmek istiyorum. Ne var yani bir erkeğin en kötü günü 25 yılda bir kere mesaiye kalmış olması olamaz mı?
kisiselbakim
nereye ?
gitmek isteyen arkadaşlar hangi vasıf ile gittikleri yerde 1. sınıf vatandaş muamelesi göreceğini düşünüyor !

Elinizde üstün bir yetenek yoksa eğer gittiğiniz yerde de aradığınız mutluluğu bulamayacaksanız. uyandırayım ! sonuçta kimliğiniz TC ve dışarıda sevilmiyoruz. bilin istedim. sanmayın ki Avrupa yada başka bir medeniyet ! abidesi açmış kucağını sizi bekliyor. istenmiyoruz arkadaşlar farkında mısınız ?

ayrıca var olan düzene ve sisteme karşı içinizde oluşan bu savaşmadan kaçma isteği ile Türkiye'de ki Suriyelilerden ne farkınız kalacak. hani diyoruz ya, korkaklar ülkelerini savunmadan kaçtılar, burada nargile tüttürüyorlar diye. hah işte sizde vasıf olarak gittiğiniz ülke dışında ki her toprakta böyle karşılaşacaksınız. yok bunlar beni bozmaz, yeter ki Türkiye'den basıp gideyim. orada tuvalette temizlesem de olur. o zaman bak tam şuradan siktir git.
muskulpesent
Her sohbette muhakkak konusu açılan, daha çok gençliğin içinde bulunduğu işsizlik veya tatminsizlik sebebiyle bir çözümmüş gibi üzerinde uzun uzun konuşulan, benimde gerçekleştirmek istediğim hayal.
dilemma
Çok istediğim ama maddi durumumun bana nanik çektiği düşünce. Ne olurdu bi norveç ya da isveç'te yaşasaydım dedirtiyor insana.
ola
İyi ülkelere gitmek için beyin göçü ya da sermaye göçü ile mümkün olabilmektedir. Kötü ülkelere gitmek için kas gücü ile emek sunma ile mümkün olabilmektedir. Ülkeniz sizin kolayca basıp gitmenizi istememektedir. Bu sebeple zorlaştırmaktadır. Çünkü sizden vergi almaktadır.
mahur
Bulunduğu konum, cevre, konu komsu, patron, anne, baba, kayinvalide, coluk cocuk, ogretmen, bakkal amca, borc harc, para kısacası herturlu zorluktan kaçmanın başka bir adi...
Çıktığı kabuğu beğenmemek...
Hosnutsuz insan turu, bilmiyor mu ki kaçtığı o dertler kuyruğuna teneke bağlanmış kedi gibi peşinden suruye suruye onu takip edecek...
Sözlük
https://dovizkurlaricanli.com