sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

mavikaranlik
şiir çalışmaları bulunan yazarlarımızın kendi kaleminden olan şiirlerini bırakabilecekleri başlıktır.

"Derin bir çöl burukluğu bu,
Tane tane kumlarda,
rüzgar rüzgar dağılmak bu.
Serapların gölgesinde soluklanmak
Koştukça hedefe, daha çok uzaklaşmak
Bir damla sevgiye,
kana kana susamak bu.

Sorarım; sıcaktan üşür müydü insan?
Bekleyişlere mal olan fırtınalarda,
Çadırsız kalır mıydı insan?
Nasıl bir çilenin nezaketi bu
Ölümü ödül gibi bekler miydi insan?

Gözlerini boyayan kumlardan,
pare pare düş silkelemek midir bu?
Çölde gökkuşağını görüpte,
Siyahı aramak mıdır bu?

Tükenmiş umutların menzilinde,
Bir haykırış! Çiçeği özlemle aramaktır bu!
Ihlamur kokusu sevdasının,
Kaktüslere yem oluşudur bu!

Ey ıssızlığım,
Ey kayboluşların ulu rengi!
Var olda ister düş, ister serap ile.
Kayboluşlarıma yer göster yeter,
Bırak, koştukça sana uzaklaş.
Gerçek olmadığını bile bile,
KOşmassam eğer ta ki son nefesime,
Kuraklığından bir parça hasret verme bile!"
2
aydakigunes aydakigunes
Kaleminize de yüreğinize de sağlık hocam.
mavikaranlik mavikaranlik
çok teşekkür ederim hocam sağolun.
abcde
Gel gelelim bana sevgilim
Özlemekten harap olmuş dilim ve kalbim
En içten misafirdir senin güzel yüreğin
İçtenliğinle beslenir hayatıma ektiğin çiçeklerin

(Anlık dilime gelen, pek edebi değeri olmayan ufak bi kuple) saygılar
mavikaranlik
"Bazen bir şarkı götürür seni geçmişe,
Fark edersin gözlerin nemlenir hafifçe,
Özlem duyarsın çocukluğundaki her şeye,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen bir koku götürür seni geçmişe,
Eski baharları ararsın bakmak çiçeklere,
Güneşi ararsın yaz kokusunu çekmek içine,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen tanıdık bir yüz götürür seni geçmişe,
Sıcak tebessümleri görmek için yüzlerde,
Koşup oynamak çocuklar gibi eğlenmek delice,
Dönmek istersin tekrar yaşamak, nafile

Bazen bir ölüm,ayrılık götürür seni geçmişe,
Bilirsin artık yaşandı bitti her şey güzelce,
Gereksiz boğulmak geçmişin nefesinde
Artık anlarsın ki, hayat acımasız bir endişe."
jean baptiste de la croix
eğer buluşabilseydim seninle,
gerçekten sever miydik birbirimizi?
izlerken martılar bizi,
yüzümü okşar mıydın elinle?

yoksa umduğumu bulamaz mıydım?
gerçekten sana mı aşıktım,
yoksa sana aşık olmaya mı?
bunu nasıl bilebilirim?

yine de dinlemek tatlı sesini,
her şeyden daha güzel.
her şeye rağmen sevmek seni,
tüm aşklardan daha güzel.
mavikaranlik
"Acının tonu, gözyaşına ne kadar da yakın,
Çok fazla renk var ama bize hep siyah düşecek.
Tattığın neşe hep geçicidir, aldanma sakın.
Âlem ki bir gram huzur sunsa, bin keder verecek.

Yüzeceğin o deniz aşk ise, batar sandalın
İçine çektiğin düşlere, nefesin bitecek.
Ölüdür ruhu zaten, yaşanmayan bir hayatın,
Renginden korkma, deniz seni maviyle silecek.

Ne melem bir sınavdır yarım kalan umutların,
Yeryüzüne biraz keder düşse senden bilecek.
Cihana sağanak olup yayılır bakışların,
Yağma! Toprağa bu kadar hüzün fazla gelecek.

Girdiğin roman yanlış, hiç değişmeyecek yazın,
Sığındığın sayfalar bile haline gülecek!
Hep bir imtihan bir keder, bu mudur yoksa hakkın?
Düşersen kalkma sakın! Hayat hep seni seçecek…"
mavikaranlik
( bu çok çok eski, ergenlik dönemlerimde kaleme aldığım şiir (bkz:swh) )

Gecenin en kör vakti ve gizemli dolunay,
Bulutlar süzülürken önünden sessizce ruh gibi,
Sonsuz bir son saklı hasret dolu ay,
Büyülü tılsım gibi sensizlik, dehşet verici!
Titriyor gökyüzü incileri döküyor birer birer,
Gözümde parıldayan ay ışığı seninle kaplamış,
Dışı mavi renkli, ince, parlayan değerli bir mücevher,
Gönlüm bir sarraf sana nasıl bir değer biçer,
Iki damla gözyaşı belki biraz acı yeter?
cetinkrc
İkimizde çocuktuk biz
Sen kollarını açarken aşka
Bense alışmaz sanıyordum.
Yıllar kayıp giderken, zaman!
Senin gideceğini bilmiyordum.
Nasıl toplanılacağını bilmezken anıları
Ben kalemi sevdim.
Kırılgan bir yürekle, adressiz mektuplar yazıyorum sana.
Cebimdeki umutlarla seni,
Okyanusların maviliklerine gömdüm.
Tarifini yapamadığım anılarımın,
Hiçliğine sevdiğim yarınlarımın,
Hüzün dolu yağmurları.
jean baptiste de la croix
-kleopatra-

belki marcus antonius değilim,
ya da julius caesar,
olamam da zaten.

ama yine de, keşke,
bana gelen hediye,
sen olsaydın eğer,
çok güzel olmaz mıydı?

ne güzel hayal aslında,
seninle beraber başbaşa,
tüm nil'i baştan aşağıya,
gezmek, kaygısızca.

2
kleopatra kleopatra
bir adet marcus antonius Editi rica ediyorum :)
jean baptiste de la croix jean baptiste de la croix
aah karışmış )):
mavikaranlik
"Uzaklaştıkça ölümden, belirir aniden,
Hissedilebilir çaresizliğin artçıları.
Yeltenmek istersin yaklaşmaya içinden,
O an tutar seni umutsuzluğun sancıları.

Sığınağın olan hayaller, kayar elinden.
Gerçeklere alışmak bitirir baharları.
Aldığın tek nefes zorlayınca mâzîden.
Gittikçe seversin kapandığın karanlıkları.

Anlaşılmaz bir sitemdir bu gökyüzünden,
Söndürür içinde ki maviyi, saklıları.
Renksiz kalan bir ruhun solması derinden,
Taze bir bedenle, çürütmektir hayatı."
hippizibidi
Yüzüne mıhlanmış derin bir sancı
Yüzünde gülücükler açmayan viran bahçeler!

Ah!!!!!!!!!
O ve bakışları..
Göz kapaklarımı delip delip içimde gezintiye çıkan gözleri:

Neden çıkış yolu bulmak için anüsüme hücum etti?

Şimdi oturduğum yerden güller bitiyor

Sebebi sen miydin?

jean baptiste de la croix
hürriyet, eşitlik, kardeşlik;
işte budur cumhuriyet.
her milleti kurtardı,
başındaki tirandan.

kadınlara tecavüz edilirken,
ingiliz asteğmen, türk paşasına
"sağa dön!" diye emir verirken,
neredeydi sevr'i imzalayanlar?

yuvasına sinip,
kaçmadı mı işgalcilerle?
madem kurtuluşa hizmet etti,
öyleyse korkusu neydi?
christian rosenkreuz
hep istedim senin gibi,
mavi gözlü bir sevgili,
çıktın karşıma sonunda,
hiç ummadığım bir anda.

keşke bana verdiğin kek,
saklanbilse bozulmadan,
dursa masada kurtlanmadan.
ama elbet bozulup kurtlanacak.

belki çoktan unuttun beni,
başka birinin kollarında,
kısa sürede olsa sevdin beni,
yeter bana, o da...
christian rosenkreuz
karanlık bir gecede yağan kar gibi,
karanlık gecemi aydınlattın.
karanlık olsa da, ay ışığı gibi,
karmaşıklığı gösterdin, karanlığın içinde.

solgun halin bile,
solgun güneşten daha sıcak.
sormak istedim ama soramadım,
sonsuza kadar sevip sevmeyeceğini.
christian rosenkreuz
şimdi benden çok uzakta,
belki de başka biri için,
yapıyorsun, tatlı kekini,
gecenin bir vakti mutfakta.

ne bahtsızım ki,
tadamayacağım ellerinden.
ama haklısın yine de,
gelemeyiz yan yana.
christian rosenkreuz
"güzellik" bir değerdir,
başkalarına verdiğimiz.
sevginin olmadığı yerde,
güzellik de yoktur.

bilir aslında yevgeni onegin,
bir köylüye aşık olduğunu.
ama prensestir o kadın,
aşık olduğu için.
nushirevan
Suriyeli bir gençten dinlediğim şeylerden dilime dolananlar..

Süleyman'a...

Çorba pişiriyordu kısık ateş üstünde
Bombalar uçururken zalim kalleş üstünde
Harabe bir binanın eviydi sundurması
Bulguru ekmek idi, soğan cennet hurması
İki kızı bi oğlu dayamışlar sırtını
Bir taş duvar yastık, karton sarmış altını
Kızları sarılmışlar ısınmak için güya
Hava öyle soğuk ki sarılmak bile rüya
Oğlan en küçük ama eller cepte ve mağrur
Erzağı getirmiş ya, delikanlıda gurur
Yaşın dokuz Süleyman! savaş büyük yaşından
Eve sahip çıkmayı atsa küçük başından
Yardım kamyonlarını kovalamakta ömür
Süleymanın gözleri, elleri bile kömür
Bir keresinde asker doğrultmuş da silahı
Geri durmak bilmemiş, "durma" demiş Allah'ı
Şahadet getirip de yürümüş üzerine
Tehdidini duymamış, bakmamış mavzerine
Asker tedirgin olmuş, korkmuş bu Süleyman'dan
Süleyman anlatıyor, dinliyorlar yalandan
Bu çorba ısınmadan içleri ısınıyor
Biraz da Süleyman sabırları sınıyor
"Yapma be Süleymanım! Asker geri durur mu?
Kıyamamıştır sana, korkan asker olur mu?
Süleyman kızar ama ablalarına kıymaz
Zira onlar yerine kimsecikleri koymaz
Ablaları da bilir Süleyman yüreğini
O asker görse korkar yüreğin çeyreğini
İki kızcağız cılız kollarını sarmışlar
Un ufak umutları, kardeşliğe karmışlar
Gülsüm ile Alime henüz on beşindeler
Tavansız dört duvarı ev yapma peşindeler
Sabah Alime bulmuş iki örtü getirmiş
Veriyor Gülsüm'üne, neymiş? onlar gelinmiş
Gülsüm'e yeter zaten kırık ayna parçası
Örtünüp dönüyor şöyle, sanki bir ay parçası
Plastik kasalardan mutfak yapmışlar bi de
Vidaları kuşbaşı, levha oluyor pide
Hayal dünyalarında kimseden etmez talep
Zira hayallerine dünyada yetmez Halep
Kızlar büyümüş ama ne de olsa çocuklar
İmanları tamsa da yetkinlikte buçuklar
Anaları olmasa kim pişirir çorbayı?
Laf dinler mi Süleyman? kim giydirir urbayı?
Bir şehir yıkılır da kalır ya hep camisi?
Öyle bir ana Minel, çocukların hamisi
Yetmiş iki milletin askerleri içinde
Amerikalısı gelmiş, Fransızı da Çin de
Musallat olmadan bir günleri geçmezdi
Her gün bomba yağdırır; kadın, çocuk seçmezdi
Kızları büyüyünce hepten bozuldu niyet
Yoksa yılar mı Minel, caydırmazdı eziyet
Köpekler gibi yer onların enikleri
Çoğu geceler aç yatarken minikleri
Göçülür müydü yurttan; naçar, ata, babasız
Kalınır mıydı burda, aç açıkta sobasız?
İki taşın üstünde kaynayan çorba bile
Eski bir tenekeden, geliyor hurda dile
"Ey kadın ne işin var, burda safi sübyanla
Evine dönsen ya sen, kaldın börtü çıyanla?
Yaptığın çorba yavan bi soğanı olsa ya?
Dört duvarlı yerdesin, bi tavanı olsa ya?
Ateş beni yakıyor, üşüyorum yine de
Sen ateşten bu yükü taşıyorsun sinede"
Minel ne desin ona, hikayesinde hüzün
Baharın son demleri, on yedisinde güzün
Şehadet şerbetini içmemişti kocası
"Gülüm" diyordu ona, o da gülün goncası
Sabah çıktıktan beri gelmemişti haberi
Yatsı ezanı gelir, bozmamıştı ezberi
Sabaha kapısında toplanınca komşular
Kadınlar ağlamaklı, simsiyahtı poşular
Çocuklar görmesin diye Minel çıktı dışarı
Kötü haberdi gelen, gerekmedi işarı
Ak çarşafa sarılı, kan kırmızı bir beden
Evin direği idi, kalkmalıydı yeniden
Yere konuldu şehit, kan boyandı eşiği
Göğsündeki mermiler, sırtı bıçak deşiği
Düşmüş de bıçaklanmış yetmemiş ki mesule
Sakalının üstünde gülümsüyor Resul'e
Hayale dalıp giden Minel'i uyandıran
Duruşuyla atayı, babasını andıran
Süleyman diyor "Ana! Bu çorba bitmedi mi?
Sabahtan beri açız, bu zillet yetmedi mi?"
"Gelin çocuklar gelin, afiyet olsun size
Bu soğukta bi çorba, kebap olur evsize"
Çocuklar kor ateşin etrafına toplandı
Minel'in göğüsüne tuhaf bir ok saplandı
"Hayırdır inşallah" dedi çorbayı kaşıkladı
Işık patlamaları, kulakları çınladı
Döküldü sıcak çorba paylaşılan kepçede
Dağıttılar hayali Halep'te bir bahçede
Gözlerini kapayan iki gelinlik kızın
Hayalleriyle canı, ölüm aldı ansızın
Süleyman da susardı dağlar düşse üstüne
Ama ana kokusu, olmaz çorba üstüne
Asla çıkarmadığı ak türbanı açılmış
Parçalanmış merhamet sağa sola saçılmış
İkiye katlanmış acı, ayrı düşmüş belleri
Gülsüm'ün ellerinde Alime'nin elleri
Süleyman'a dağ yıkın, yıkın yükü sırtına
Devirebildi ancak ki bugünkü fırtına
Çıkardılar oğlanı taşların arasından
İntikam hırsı çıktı, ağırdı yarasından
"Allahu ekber!" diyor bütün ehl-i imanı
Türk yurduna verdiler, yaralı Süleyman'ı
Kardeşlerin üstünde yine eski örtü var
Gözlerinden gitmeyen tavansız bir dört duvar
Yılları geçse dahi değişmedi bi günde
Ellerini cebinden çıkarmıyor bugün de
Ama hep kafasında o soruyla sarsıldı
"İçebilseydim tadı, o çorbanın nasıldı?"

Süleyman'ı dinledim, soğuk bir kış vaktinde:
"Vaadi var Allah'ın, duracaktır akdinde
Elbet bir gün şehitlik bize de nasip olur
Ata yurdumdur Halep, böyle münasip olur
Ama yaşım tutmuyor, bir asker ocağına
Yoksa gitmek isterim, anamın kucağına
Yaralıları sarar, sarmalar iyi niyet
Evsize kucak açmak, ödenmesi zor diyet
Lisanı bilinmeyen topraklar yabancıdır
Ne de olsa biz yolcu, sizler daim hancıdır"

Ağladı da Süleyman, gözyaşı düşmez kara
Acısı dinse dahi, şuncadır pişmez yara
Yabancıdır Süleyman "kim kime kardeş ola?"
Ne hakkı var ki onun, kardeşe tebelleş ola?
Deftere yazsa bir gün yaprak koparmasın mı?
Gönül borcu artar da, defter kabarmasın mı?
Sıcak yemeği, aşı, pişiyor yamacında
"Ensar" olmuş rızayı kazanmak amacında
Çıplak ayaklara bot, eldiven parmaklara
Zira şimdiden talip, cennette ırmaklara
Kırmızı bir hilalin himayesinde çadır
Kucak açmış mazluma, uzun boylu bahadır

On iki olmuş yaşı o yetim Süleyman'ın
Türkün kardeşi olmuş; arabın, müslümanın
Kardeş biliyor çocuk, kaybettiği yerine
Top oynuyor sokakta, bakmadan hem terine
Sokaklarda işitmiş: "hemen defolsun gitsin!"
"Suriyeliler doldu, gönderin olsun bitsin!"
Kaçarken uğursuzdan, çakalından kurdundan
Nizip'te batan güneş, farklı değil yurdundan
İşgalden kaçan çocuk, kadınlar ve yaşlılar
Gözlerine baksana, mahçup, eğik başlılar
Karanlık bir bez çadır, iki yatak döşeli
Kapısının önünde çamur, batak, eşeli
Bize kadim hainlik edenlerin tesiri
Bizi bizden ayıran nedenlerin esiri
Komşun açlık çekerken, tokluğa razı mıyız?
Kessinler bizi hadi, biz de kırmızı mıyız?
Yokluğu görmeyenler, varlıkta tatmin olmaz
Yoklukta var bulmayan, kalbi mutmain olmaz
Hani onlar bir zaman vilayetindi senin?
Hani Resul'u kabul, riayetindi senin?
Kabir ziyaretini sanırsın mücahitlik
Bak onların yurduna: topyekün bir şehitlik!
"Hemen yerleşmesinler, bilebilmeli yâdı"
Ülkemde istenmiyor, Suriyeli'ymiş adı
Bak yurdumun gavurla vicdan türdeşliğine!
Ne zaman halel geldi iman kardeşliğine?

nushirevan
lawyer x
Rüyamda yazdığım bir dörtlüğü iliştireyim. Gerçekten ne manaya geldiğini öğrenmek isterdim. Rüya yorumundan anlayan arkadaşlar yardım edebilirler.

Ayşegülcüm üzgünüm
Zaman doldu
37 hapım vardı
36 kaldı

nushirevan
Şu gönlümün işine akıl erdiremedim
Aklımın erdiğine gönlü sevdiremedim
Dar alanda dolaşan iki tilki kuyruğu
Kırka yükseldiler de yine değdiremedim

Dünya işleri zordur, çalarken zamanını
Zaman eskitir bile padişah fermanını
Musa değse asayla kıpkızıl yüzümüze
Vururdu alnımıza mühr-ü süleymanını

Derdimiz güzel bir ev, mümkünse lüks araba
Balığı mezesini vurduk muydu şaraba
Şu taştan mezarlara çevirdik yönümüzü
Hutbeyi sorduk ama dönemedik mihraba

Akıl elden gitti mi kalır yağlı bir beden
"Açım!" diyor nefesi, soluyor işkembeden
Sebebini unutma, şükret çünkü hamd O'na
Bir şey olduysa eğer esbabımucibeden

Fethi mübarek olsun, nerede beyaz atlı?
Resulün müjdesine kurtardı payitahtı
Şimdi görse halini, döker mi şahi topu?
Hilali, al sancağı diker mi Ulubatlı?

Ne idik de ne olduk, neden kuyuya düştük?
Neden günah leşine karga gibi üşüştük?
Kuyudan çıkan Yusuf, sultan oldu Mısır'a
Bizde halen maphusluk, sakil çürütülmüşlük

Nerede bozuldu bu kadim yoğrulan maya?
İpe un serildi mi, düdük bakar paraya!
Yoğurdu tutturmaya inanç kaldı mı göle ?
Kazan doğurmadı da, sezaryen kaldı hayâ!

Nuşverani sakınma sözünü hak olandan
Gönülünden düşürme gözden ırak olandan
Niyeti temiz olan işte varsa bir hayır
El çekmeli o zaman şerre ortak olandan

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol