okuldan kaçmak

reis
zehirli ok biri tarafından atılır (o biri hep bendim) ardından heyecanlı bir şekilde plan yapılır,
tabii herkesin kulağında prison break müziği,
ben michael scofield gibi cebimden buruşturduğum bir kağıt çıkarırım ve planı tüm mahkum arkadaşlarıma anlatırım. tenefüs bitiminden sonra ders dinleniyormuş gibi yapılır ve kağıtlarla veya kendi aramızda kurduğumuz işaret diliyle ders arası planda ufak değişiklikler aktarılırdı.
ve dersin sonunda hoca "bu derslik bu kadar." dediği an hepimiz saatlerimizi kontrol ederdik. çünkü bu cümlenin anlamı, dersin bitmesine 5 dakika kaldı idi. saatler kontrol edildikten sonra göz koordinasyonları sağlanır ve hafiften masanın üzerindeki eşyalarımızı hocaya ve ispiyoncu öğrencilere hissettirmeden soğukkanlılıkla çantamıza yüklerdik. mahkum arkadaşlardan biri plana uygun olarak ağzını tutarak bir anda ayağa kalkar ve diğer arkadaşı da "hocaaam arkadaş kusacak, ben de yanında gideyim yardımcı olurum" derdi ve operasyon resmen başlardı.

bu 2 arkadaşımız, bahçenin arkasına açılan yasaklı kapının yüksek demirlerine tırmanarak kapının diğer tarafına geçer ve içerden kapının kilidini açardı. bunu tenefüste yapmamız imkansızdı çünkü kapıda her tenefüs nöbetçi öğretmen beklerdi. bu yüzden bu iki arkadaştan biri kapıyı içerden ayarlar ve gizlenir, diğeri ise tenefüs olduğunda kapıyı hafif aralı olarak bırakır ve hocanın yakalamaması için bahçenin ortasında kıvranıyormuş gibi yapıp dikkat çekerdi, hatta bunun için evden karbonat getirirdi ve kıvranmadan önce ağzına doldurur, daha sonra köpükler çıkmasını sağlardı.

zil çalar, hoca dersten çıkar, öğrencilerde tenefüs yaparken sınıf boşalınca çaktırmadan çantalarımızı ve diğer 2 arkadaşın çantalarını kucaklardık, ben çantamı arkadaşıma yüklerdim çünkü etrafı kolaçan edip onlara koridorun durumu hakkında bilgi vermem gerekiyordu, eğer bir hocaya veya bir idareciye yakalanırsak cezamız disiplindi. zamanında çok fazla amatör öğrenci bu nedenle disiplinli olmuştu ancak bizim yöntemimiz kusursuzdu ve hiç fire vermedik. olur da bir katta bir nöbetçi hocayla karşılaşacak olursak hemen çantam olmadığı için hocanın yanına gider, sorular sorar, hatta arkadaşların gitmesi gereken yolun önünü açmak için hocayı yürütür ve kendime odaklardım.

bahçeye başarılı iniş gerçekleştikten sonra 2 arkadaşımızdan biri kapıyı açmış, hoca ve öğrenciler bizim diğer elemanın başına üşüşmüş, biz ise krizi fırsata çevirerek diğerleriyle kapıdan hızlıca kaçardık ancak bununla sınırlı kalmazdı. bu noktada bir kişi kıvranan arkadaşın kaçmasını sağlamak için kapının ardına saklanırdı ve ders saati gelince nöbetçi hoca dersine giderken o onun kaçışını sağlardı. kapıdan geçtikten sonra ellerimizi basamak haline getirip birbirimizi yukarı çıkarırdık çünkü duvarlar çok yüksekti ve üstünde uzun demirler vardı, hapishane halt etmiş anlayacağınız. çıkan kişiye çantası itinayla, demirlerin delmeyeceği şekilde havaya savrularak ulaştırılırdı ve bu böyle sürerdi, en sonunda saklanan arkadaşın yanında ben beklerdim, diğerleri ise kaçar ve buluşma noktasına giderlerdi. boyum uzun olduğu için onları yukarıya ulaştırır, daha sonra çantamı onlara fırlatıp, zıplayarak demirlerden tırmanıp çıkardık ve koşarak buluşma noktasına giderdik çünkü bazen dersi boş olan hocalar okulun dış kapısının önünde sigara içerlerdi.

buluşma yerimiz parktı, parka gittikten sonra özgürdük ancak küçücük çocuklar olduğumuz için vizyonsuzduk, dersten kaçıp parkta sohbet ederdik daha sonra sıkılıp evlerimize dağılırdık.
mahur
Okuldan kaçmak, kopya cekmek vs vs, hiç yapamadığım şeyler. Inek demek bile ineklere hakaret olur, ot desek daha uygun.
3k
Okulu oldum olasi sevmedim, her fırsatta kaçtım. İyiki kaçmışım, şimdi kaçmadığım günlere yanıyorum.
Sözlük
https://dovizkurlaricanli.com