görülmüş en saçma rüya

operation flashpoint
3-4 yıl önce israil filistini bombalamaya başladığı zamanlarda bizim halk bir ara coca cola şişelerini boşaltıp protesto ediyordu bende bundan etkilendim sanırım rüyamda envai çeşit silah, bomba alıp boş bir arazide dizilmiş binlerce coca cola şişesini tarıyoruz ve bombalıyoruz israili protesto ediyoruz. bilinç altı böyle işte.
armady
Uykuya daldığım anda rüya başladı. çok uzun bir sıra var, ne sırası olduğunu bilmiyorum. İnsanlar ofluyor pofluyor, sağa sola bakıyorlar sıra bekliyorlar. Ne ola ki dedim geçtim sıraya. Etraf da bembeyaz, Samanyolu dizileri gibi. Neyse yavaş yavaş sıram geliyor, ben de diyorum \"lan ne sırası bekledim acaba\" diye. Sırası gelenin adı okunuyor ve o kişi sıradan ayrılıyor. En son sıra bana geldi adım okundu, önümde bir tabela var. Tabelayı okudum: Uyanabilirsiniz. Okur okumaz uyandım. Uyanmak için bütün gece sıra bekledim.
uniye niyet sozluge kismet
birkaç hafta önce gördüğüm rüya bunlardan bir tanesidir. rüyamda trabzon havalimanının üsten gören bir yerdeydim ama sırtım oraya dönük. birden bir ürperti hissediyorum ve aniden havalimanına dönüyorum. uçak iniş yapacakken burnu birden 90 dereceyle yere çakılıyor. gözlerime inanamıyorum tekrardan bakıyorum uçak tekrardan düşüyor ve bu böylece sürüp gidiyor. resmen buga girmiş gibi. düşüyor, gözümü açıp kapatıyorum tekrardan düşüyor. sonra bir ürpertiyle beraber uykuya dalıyorum. sabah olunca hiç adetim olmamasına rağmen önce anneme sonra da gün içinde arkadaşıma anlatıyorum rüyayı, hayırdır inşallah diyerek kapatıyoruz olayı. akşamında arkadaşlarla toplanmışız oturuyoruz, gece yarısı civarında saat. arkadaşlardan birisi televizyonu açın trabzon da uçak düşmüş diyor. açıyoruz hemen televizyonu önce habere sonra da uçağa bakıyoruz. gördüğüm yerin tam simetrisinde duruyor uçak, burnu da aynı yerde. arkadaş bana bakıyor ben arkadaşa, hayırdır inşallah diyerek kapatıyoruz olayı.
martilara simit atan kadin
1-1.5 yıl önce gördüğüm bir rüyaya göre gordion otoparkında fideler yetiştirilmeye başlanmış. Her köşe başında çeşitli cinslerde domates, biber, marullar yetiştiriliyormuş. insan zekası nelere çözüm buluyor. Ne güneş var ne temiz hava... Egzoz dumanıyla bayağı bayağı bostan kurmuş adamlar diyorum. Orada neyse uyanınca filancaya bu mümkün mü diye sorarım diyen kendi sesime uyandım.
galen
2 3 yıl önce gördüğüm saçmalık. Boyum 180 ve kilom 100 civarı olmasına rağmen kuşlardan özellikle güvercinlerden korkarım. Neyse işte bi gece rüyamda bi şeyler filan oluyor orayı hatırlamıyorum bana yeşil bi muhabbet kuşu saldırıyor. Baya baya üstüme doğru dalışa geçiyor kuş. O korkuyla uyandım tabi. Sonra ne saçma rüya amk deyip tekrar uyudum.
sans sommeil
Uzay gemisi gibi bir araçtayız yanımda 2 bilim adamı var. Önümüzde renkli renkli tuşlar. Tuşları açıklıyorlar bana, her renk farklı bir özel güç. En son bir tuşu gösteriyor, "bu da fetö" diyorlar. FETÖÖÖÖ diye bağırarak o tuşa basıyorum.

Rüyamda fetöcü olmuştum. Ahdkcjss
finite infinite
Daha 4 gün önce bir ufo gördüm rüyamda. Hayır kaçırılma hikayelerindeki rüya sanrılarını düşünündükçe hafiften tırsar oldum. Alınıp, birşeyler yaşamış ve bunu rüya zannediyor olabilir miyim ki, acaba?
reis
biraz uzun olacak, şimdiden özür diliyorum, aslında pek rüya gibi değildi, o kadar gerçekçiydi ki hala yaşanmış bir olay gibi durur hafızamda.

bir anda irkilerek daire kapısının dibinde, üst kata çıkmak için yapılan merdiven basamağının en ucunda bayılmışken uyanıyorum, her taraf çok eskimiş, merdiven trabzanlarının yarısı kopmuş hatta basamakların bazıları yoktu, oturduğum evin daire kapısı çok hırpalanmıştı, çeşitli işaretler vardı, elimi cebime soktum, anahtarı çıkardım ve kapının kilidini açtım, odaların hepsinde pencereler açıktı, koltuklar, sehpahalar, televizyon her şey yerle birdi, tüm mutfak dolapları açıktı ve çok sert bir rüzgar esiyordu, gök yüzü alabildiğince karanlık ve sisliydi ancak gündüzdü. gördüklerim karşısında hiç tepki vermiyor, odama doğru ilerliyordum.

odama girince, bilgisayarımın açık olduğunu gördüm, flash belleğimi bilgisayara taktım ve birkaç belgeyi flash belleğe attım, odamda boydan boya cam var, rüyamdaki odam ile şu anki odam aynı, bilgisayar başına oturunca bu cam arkamda kalıyor, rüyamda dosya atımı gerçekleşirken sürekli arkama bakıyordum, dışarıyı yokluyordum, kimse yoktu.
dosya atıldıktan sonra belleği bilgisayardan söktüm ve banyoda bulunan seyyar merdiveni açtım, balkondan aşağıya doğru uzattım. sokağa inmiştim, bir araba durdu önümde, pek itimat etmedim ancak attığım her adımda aynı hızda beni takip ediyordu, beyaz, eski model bir araçtı. bunun üzerine aracın ön kapısını açtım ve bindim, aracın sürücüsü yoktu, gaz pedalına küçük bir taş koyulmuş ve araç yavaş yavaş ilerliyordu, taşı kaldırdım, arabayı sürmeye başladım.

çevreye göz attığımda, her yer metruk hale gelmiş, terk edilmişti, bir insan dahi yoktu çevremde. rüya ya, nasıl olduysa arabayı bilinmeyen bir istikamete sürdükten sonra araçtan indim ve kendimi cumhurbaşkanlığı köşkünde buldum, sanırım tek düzgün ve gıcır olan bina o binaydı, binanın bahçesinde bulunan park halindeki araçların hepsi düzgün, hasarsız araçlardı, içeriye girdikten sonra, resepsiyon tarzı bir yer gördüm ve başına geçtim, çekmeceleri karıştırıyordum ve bir evrak buldum, içine hiç bakmadan evrağı aldım ve koşarak çıktım, aracıma bindim ve bir ganyan bayiisine gittim.

ganyan bayiisinde televizyon açık, çaylar kaynıyor ancak hiç insan yoktu içeride, biraz oturdum ve aniden kalkarak, lavabonun olduğu yere doğru yöneldim, çok küçük bir bayii idi zaten, lavaboya girdiğimde boydan boya bir ayna vardı, cebimden silahımı çıkardım ve aynayı paramparça ettim, mahzen gibi bir koridor çıktı önüme, koridorda yürürken ayak seslerim yankı yapıyordu, çok ama çok zayıf, loş bir ışık vardı, koridorun sağında ve solunda demir parmaklıklar vardı, ilerledim ama bir türlü bitmek bilmiyordu yol, yürüdüm ve koridorun sonunda tamamen deri kaplama, büyük bir kapı ile karşılaştım, cebimden yine evimi açtığım anahtarı çıkardım ve odaya girmek için anahtarı kullandım ve kapı açıldı. bir makam odasıydı, yerde kırmızı, değişik desenli halılar, masanın üzeri tozlu evraklarla dolu, sabit bir telefon ve küçük, telefona benzeyen bir cihaz vardı. evrakların başlıklarına baktıktan sonra küçük cihazı aldım ve elimdeki belleği cihaza taktım ve sabit telefona yönelerek bir numarayı aradım. telefonla arama yaptığım esnada uyandım ve rüya bu şekilde kaldı, her gece bu olayları düşünerek uyurum, belki rüyanın devamını görürüm diye, uyandıktan sonra, bu rüyayı en ince ayrıntısına kadar hatırlıyor olmam açıkçası beni biraz ürkütmüştü.

buraya kadar okuyan değerli sözlük yazarlarımıza teşekkürü borç bilirim, selametle.
broken_inside
kırmızı tofaş kartal'ın direksiyonundan bana el sallayan eski arsenalli thierry henry.

rönesans tablosu gibi rüyaydı harbiden. sürrealizmin babası oldum çünkü anasını belledim. o geceden sonra erdim sanırım, hayatımın olağan akışı son buldu, hiçbir şey eskisi gibi olmadı zira.
nushirevan
bir tımarhanede kendimi görüyorum ama başka bir bedende. üstelik zihinsel olarak konuşabilmeme rağmen özürlü bir bedende hapis olmuşum sanki. benimle beraber bir kaç hasta daha var. herkesin fiziksel olarak yapabildikleri sınırlı. sonra fark ediyorum ki zihnimde benimle konuşan biri var. öteki odadan onu duyuyorum zihnimde. bir mafya babasıymış, içeri alınmış. bu yeteneğin nerden geldiğini o da bilmiyor ve onun da bedeni farklı. hatta o tekerlekli sandalyeye mahkum yaşlı bir kadın bedeninde. bense kel, ağzından saylalar akan, eli ayağı yamuk duran bir bedendeyim.

neyse efenim, zihnimde konuştuğum mafya babası tipli adamla planlar yapıyoruz. önce ben çevremdeki zihinsel özürlü arkadaşların fiziksel kapasitelerini kullanarak bulunduğum odanın kapısını açıyorum. özürlü bir bedenin idaresi zor. ilk defa zihnim bedenimden hızlı hareket ediyor. odadan çıkınca herkes dağılıyor doğal olarak. mafya babasının olduğu odanın kapısını açıyorum zorlukla. bakıyorum ki tekerlekli sandalyede bir teyze. zihnimdeki ses, erkek sesi ve bedenin ona ait olmadığını söylüyor. onun da saldalyesini iteliyorum.

mafya babası bi kadının daha böyle konuşabildiğini söyleyince onu da kurtarmaya gidiyoruz. bu sırada diğer deli arkadaşlar çoktan ortalığı birbirine katmış, alarmlar çalıyor. neyse efenim o kadının sesini de takip ediyoruz ve 6-7 yaşlarında bir kız çocuğu buluyoruz. kadına göre kendisi 36 yaşında..

saçmalıklar bu kadarla da bitmiyor. üçümüz bir araya gelince bir şekilde fiziksel özrümüz azalıyor ve hareket kabiliyetimiz daha da artıyor. nihayet bizi tutan tesisin kalın demir kapısına geldiğimizde zihin aracılığı ile konuşan bu üçlü, telekinetik güçlere sahip olduğumuzu fark ediyoruz. bir anda demir kapıyı uçuruveriyoruz. kapı açılınca dışarıda mavi renkte bir duman olduğunu fark ediyoruz. sis bombası atılmış gibi ama rengi mavi. dışarıda tam teçhizatlı özel askerler bize doğru nişan almışlar. gürültüyü duyup koşan diğer deliler kapıdan dışarı çıkmaya başlayınca bu ekibin onları öldürdüğünü fark ediyoruz. ağzından salyalar akan ben, yaşlı bir kadın bedeninde mafya babası, 6-7 yaşlarında bir çocuk gibi görünen 36 yaşındaki bir teyze siper alarak, telekinetik güçlerimizi kullanarak ilerliyoruz.

ancak korkunç gerçekle o an karşılaşıyoruz. bütün tesis mavi bir gaz bulutunun içindeki cam bir kubbe içinde. kubbenin dibinde son vuruşu yapıyor ve kaçıyoruz. biraz uzaklaşınca meseleyi bir şekilde kavrıyoruz.

meğer devlet, ölüme mahkum edilmiş idamlıkları, kanser hastalarını ve ötenazi isteyen gönüllüleri almış bu tesise. über zengin dayılar, bizim genç bedenlerimize geçerken, istasyon beden olarak da zihinlerini kullanamayan bu zavallı akıl hastalarını kullanmış ve zihinlerimizi bunlara aktarmış. ancak projede bir şey ters gitmiş ve biz bu özürlü bedenlere geçerken, zihinsel kapasitelerimiz aşırı yükselmiş. bu yüzden bu güçlere sahipmişiz..

evet çok film izliyorum ve yatmadan önce 4 lahmacun gömünce böyle oluyor..
finite infinite
Hangisini anlatsam bilemedim şimdi. Zaten eli yüzü düzgün rüya görsem kendimden şüphe edecek durumdayım. Çevremdeki insanlar bazen "aman anlatma, senin rüyan da duan da çıkıyor" diyor. Çıkıyor mu? Abdal mıyım, aptal mıyım, bilmem ama
Çıkıyor ne yalan söyleyeyim.
nurse
Yenidoğan yoğunbakımda çalışmaya başladığım ilk aylarda bana sürekli pre ex(ölüme bir çay kaşığı mesafe kalmış) bebekler geliyordu tesadüfen. her gece rüyamda kalp masajı yapıyor olarak görürdüm kendimi.
Sözlük
https://dovizkurlaricanli.com